
TÜİK ve benzeri kurumlar sadece son dönemde aktif iş arayanları işsiz kabul eder. Ev işleri, çocuk bakımı veya ayrımcılık nedeniyle iş aramaktan vazgeçen ancak çalışmak isteyen milyonlarca kadın işsiz istatistiklerine yansıtılmamaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde kadınların %60'ından fazlası tarım dışı enformel alanlarda çalışmaktadır. Esnek üretim süreçlerinde fason üretim zincirinin en altında yer alan kadınlar, evlerinde parça başı işler yaparak güvencesiz ve çok düşük ücretlerle çalışmaktadır.
Parsons'ın yapısal işlevselci kuramına göre, aile içindeki kadın-erkek rol ayrışması toplumsal denge için şarttır. Kadının ekspresif (duygusal/bakım), erkeğin ise enstrümantal (araçsal/geçim sağlayan) rolü üstlenmesi ailenin ve toplumun devamlılığını sağlar.
Kuram, kadınların düşük ücret almasını kendi rasyonel tercihleri ve eğitime az yatırım yapmalarıyla açıklar. Ancak bu yaklaşım, kadınların eğitim almasını engelleyen ataerkil yapıları ve aynı eğitime sahip kadınların maruz kaldığı ücret ayrımcılığını görmezden gelir.
Piyasa birincil (güvenceli) ve ikincil (güvencesiz) olarak ikiye ayrılır. İşverenler, kadınların evlilik ve çocuk nedeniyle işi bırakabileceğini varsayarak onlara yatırım yapmaz ve kadınları düşük ücretli ikincil piyasaya yönlendirir.
Tekelci kapitalizmde işlerin basitleştirilmesi ve rutinleştirilmesi, vasıflı işgücüne olan ihtiyacı azaltmıştır. Bu süreç, işverenlerin daha düşük ücretlerle çalışmaya razı olan kadın emeğini üretim sürecine çekmesini kolaylaştırmıştır.
Beechey'e göre kadınlar, aile içindeki konumlarından dolayı esnek ve geçici çalışmaya daha uygundur. Ekonomik büyümede ucuz işgücü olarak piyasaya çekilirler, kriz dönemlerinde ise ilk olarak işten çıkarılıp eve geri gönderilirler.
Hartmann, kapitalizm ve ataerkilliğin ortak çıkar ilişkisi içinde olduğunu savunur. 'Aile ücreti' sistemi sayesinde erkek evde kadının ücretsiz hizmetinden yararlanırken, kapitalist de kadının ucuz emeğinden ve erkeğin işe bağlılığından faydalanır.
Walby, emek piyasasında erkeklerin kadın emeğini denetlemek için 'dışlama' ve 'ayrışma' stratejilerini kullandığını belirtir. Kadınlar ya yüksek gelirli erkek işlerinden tamamen dışlanır ya da düşük statülü kadın işlerine hapsedilir.
Ev içi emeğin görünmez olmasının üç temel nedeni vardır: Sevgi ve annelik temelinde doğallaştırılması, mesai saati ve sınırının olmaması (24 saate yayılması) ve karşılığında hiçbir ücret ödenmemesidir.
Delphy'ye göre kadınların baş düşmanı kapitalizmden ziyade ataerkilliktir. Evlilik sözleşmesi, kadının ev içi emeğinin aile reisi olan erkek tarafından ücretsiz olarak gasp edilmesini yasallaştıran ataerkil bir sömürü aracıdır.