Sesli Özet
← Ünite 7

Ünite 7: Sovyetler Birliği Dönemi — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Sovyetler Birliği Dönemi. Birinci Dünya Savaşı ve devrim süreçlerinin yarattığı büyük ekonomik ve insani krizin ardından Bolşevikler iktidarı ele geçirmiş, ancak ülkede 3-4 yıl süren yıkıcı bir iç savaş yaşanmıştır. Rakiplerini tasfiye eden Vladimir Lenin, ekonomiyi canlandırmak ve halkı rahatlatmak amacıyla 1921 yılında Yeni Ekonomik Plan'ı (NEP) yürürlüğe koymuştur. NEP sayesinde köylülerin üretim yapmasına imkan tanınmış, küçük ölçekli özel teşebbüslere izin verilerek kıtlık ve ekonomik çöküntü ortamından çıkılmaya çalışılmıştır. Bu politika, rejim için önemli bir başarı olmuş ve halkın tepkisini azaltarak Bolşeviklerin iktidarını pekiştirmiştir. Lenin, Marksizm öğretisini geniş halk kitlelerinin tam olarak kavrayamayacağını savunarak, proleterleri idare edecek ve komünizme taşıyacak öncü bir siyasi partinin şart olduğunu belirtmiştir. Bu anlayışla şekillenen parti, Rusya Sosyal Demokrat İşçiler Partisi adıyla kurulmuş, 1903'teki kongrede Bolşevik ve Menşevik olarak ikiye ayrılmıştır. Lenin'in ölümünden sonra Genel Sekreterlik görevine gelen Stalin, beş yıl içinde parti ve devlet yönetiminde mutlak hakimiyet kurmuş ve tarım ülkesi olan Rusya'yı etkili bir sanayi ülkesine dönüştürmüştür. 1928 yılında ilan ettiği Beş Yıllık Kalkınma Planı ile kısa sürede devasa endüstriyel yatırımlar gerçekleştirmiş ve ulusal geliri katlamıştır. Başlangıçta kalifiye mühendis ve teknisyen eksikliği yaşanmasına rağmen, teknik eğitime ağırlık verilerek bu açık kapatılmış ve milyonlarca genç kalifiye iş gücüne dönüştürülmüştür. Ural bölgesindeki Magnitogorsk Çelik Fabrikası, Grozni-Tuapse petrol boru hattı ve Türkistan-Sibirya demiryolu bu dönemin en önemli projeleridir. Kolektif tarıma geçişle birlikte köylüler kolhoz (kolektif çiftlikler) ve sovhozlarda (devlet çiftliklerinde) çalıştırılmış, özel mülkiyet neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu dönüşüm, milyonlarca insanın çalışma kamplarına sürülmesi ve 'kulak' olarak adlandırılan varlıklı köylülerin cezalandırılması gibi büyük trajedilere ve insan hakları ihlallerine sahne olmuştur. Sovyetler Birliği'nde rejim muhaliflerini ve 'halk düşmanlarını' izlemek amacıyla ÇEKA, NKVD ve KGB gibi korku salan gizli servisler faaliyete geçirilmiştir. Stalin dönemi, en yakın çalışma arkadaşlarının dahi çalışma kamplarına (Gulag) gönderildiği veya idam edildiği derin bir terör ortamına dönüşmüştür. Devlet Çalışma Kampları Yüksek İdaresi olan GULAG sisteminde mahkumlar; kerestecilik, madencilik ve inşaat gibi en ağır ve insan sağlığına zararlı işlerde çalıştırılmıştır. Yüksek üretim kotaları, aşırı açlık, dondurucu soğuklar ve yetersiz sağlık koşulları nedeniyle kamplardaki ölüm oranları %80'lere ulaşmıştır. 1929-1953 yılları arasında milyonlarca insan Gulag kamplarından geçmiş, yüz binlerce siyasi tutuklu kurşuna dizilmiş veya kamplardaki insanlık dışı şartlarda hayatını kaybetmiştir. Bu sistem, topluma korku salmak ve rejim mutlakiyetini korumak için bilinçli bir yönetim aracı olarak kullanılmıştır. Stalin, farklı etnik unsurları ve ulusal kimlikleri ortadan kaldırarak ortak bir 'Sosyalist Sovyet İnsanı' yaratmak amacıyla toplu sürgünler organize etmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında pek çok halk, düşmanla işbirliği yaptığı suçlamasıyla vatanlarından koparılmıştır. 1941'de Volga Almanları Sibirya ve Orta Asya'ya sürülmüş, Volga Almanları ÖSSC'si lağvedilmiştir. Benzer şekilde Kalmuklar, Kırım Tatarları, Çeçenler, İnguşlar, Karaçaylar, Balkarlar, Ahıska Türkleri, Baltık halkları ve Romanya'dan sürülen topluluklar hayvan katarlarıyla ücra bölgelere gönderilmiştir. Bu sürgünler sonucunda milyonlarca insan yollarda ve kamplarda hastalık ve açlıktan hayatını kaybetmiştir. Bu politikanın temel amacı, potansiyel tehlike olarak görülen azınlıkları cezalandırmak ve farklı toplulukları karıştırarak milli bilinci zayıflatmaktır. 23 Ağustos 1939'daki Sovyet-Alman Saldırmazlık Paktı'nın ardından SSCB, Doğu Avrupa'da toprak kazanmış ve Baltık ülkelerini ilhak etmiştir. Ancak 22 Haziran 1941'de Hitler'in 'Yıldırım Savaşı' (Blitzkrieg) taktiğiyle başlattığı ani saldırı Sovyetleri unprepared yakalamıştır. Alman orduları Moskova ve Stalingrad'a kadar dayanmış, ancak katı kış şartları, Kızıl Ordu'nun direnci ve Stalin'in liderliğinde organize edilen milli direniş sayesinde durdurulmuştur. Stalingrad muharebesi savaşın dönüm noktası olmuş, 1945'te Berlin'in düşmesiyle Nazi Almanyası mağlup edilmiştir. Savaş sonucunda SSCB, Doğu Avrupa'da kendi kontrolünde sosyalist rejimler kurarak süper güç haline gelmiş; ancak 25-26 milyon insan kaybetmiş, endüstrisi ve altyapısı büyük yıkıma uğramıştır. Stalin'in ölümünden sonra iktidara gelen Nikita Hruşçov, Stalin'in şahıs kültünü yıkarak terör politikasını yumuşatmış ve sürülen bazı azınlıkların iadesini gündeme getirmiştir. Ancak Macaristan müdahalesi ve Küba Füze Krizi gibi dış politika gerilimleri de bu döneme damgasını vurmuştur. Leonid Brejnev döneminde 18 yıl boyunca endüstri ve madencilikte büyük artışlar sağlanmış, halkın yaşam seviyesi yükselmiştir; ancak 1973'ten sonra ekonomik durgunluk başlamış ve Afganistan'ın işgali gibi maliyetli askeri çıkmazlar ülkeyi yıpratmıştır. 1985'te göreve gelen son lider Mihail Gorbaçov, ekonomik ve siyasi durgunluğu aşmak için 'Glasnost' (şeffaflık) ve 'Perestroyka' (yeniden yapılanma) reformlarını başlatmıştır. Ancak bu reformlar sistemi kurtaramamış, artan milliyetçilik talepleri ve darbe girişimleri sonucunda 1991 yılı sonunda SSCB resmen dağılmıştır. Sovyetler Birliği'nde tüm idari mekanizma, ideolojik tekeli elinde bulunduran Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin (SBKP) kontrolünde yürütülmüştür. Partinin en üst organı olan Politbüro ve Genel Sekreterlik, devletin tüm kademelerine yön veren gerçek karar merciidir. Devlet teşkilatının temelini oluşturan 'Sovyetler' (şuralar), teoride halkın temsilcisi olarak parlamento işlevi görse de pratikte tamamen parti direktiflerine göre hareket etmiştir. Yüksek Sovyet, Prezidyum ve Bakanlar Sovyet'i gibi kurumlar bu merkeziyetçi yapının uygulayıcıları olmuştur. Federal sistem kağıt üzerinde eşit cumhuriyetlerden oluşsa da, gerçekte Moskova'dan gönderilen Rus yöneticiler eliyle sıkı bir merkezi kontrole tabi tutulmuş, özellikle Türk-Müslüman cumhuriyetler 'güvenilmeyen' kategorisinde değerlendirilerek merkezi denetimde tutulmuştur. Anayasa vatandaşlara geniş ekonomik ve sosyal haklar (ücretsiz sağlık, eğitim, iş güvencesi) tanırken, fikir ve inanç özgürlüğü sosyalist sistemin çıkarlarına ve ateizm propagandasına bağlı olarak sıkı bir idari ve hukuki kontrole tabi tutulmuştur. Glavlit (Devlet Sırlarını Koruma Baş Yönetimi) aracılığıyla basım ve yayın üzerinde ağır bir sansür uygulanmıştır. Eğitim sistemi, uzmanlaşmış enstitüler (VUZ) ve İlimler Akademileri aracılığıyla teknik ve tabii bilimlere öncelik verecek şekilde yapılandırılmıştır. Bu sayede SSCB, ağır kayıplara rağmen nükleer alanda ilerlemiş ve 1957'de Sputnik 1 ile başlayıp Yuri Gagarin'in uzaya çıkışı ve Mir uzay istasyonuna kadar uzanan süreçte uzay teknolojisinde dünya lideri olmuştur. Kültür ve sanat hayatı 'Sosyalist Gerçeklik' ilkesine göre yönlendirilmiş, sanatçılardan komünist idealizmi yansıtan eserler vermesi istenmiştir. Buna rağmen dünya çapında tanınan pek çok yazar, şair, müzisyen ve bilim insanı yetişmiş, bir kısmı Nobel ödüllerine layık görülmüştür.