İnfografik
← Ünite 7
Sosyolojiye Giriş

Ünite 7: Din ve Toplum

Din ve Toplum - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 227
Marx ve Engels'in Din Tanımı ve 'Halkın Afyonu' Tezi
Marx ve Engels, tüm dinlerin kaynağını insanların gündelik yaşamlarını kontrol eden doğa güçlerinin zihinlerindeki yansımaları olarak görürler. Dini bir yanılsama ve 'halkın afyonu' olarak nitelendirirken, aynı zamanda ezilmiş yaratığın iniltisi, kalpsiz dünyanın kalbi ve gerçek sıkıntıya karşı bir protesto olduğunu vurgulamışlardır.
Weber'in Beş Dünya Dini Sınıflaması
Max Weber; Konfüçyüsçülük, Hinduizm, Budizm, Hristiyanlık ve İslam'ı 'dünya dinleri' olarak adlandırmış; Yahudiliği ise ayrı bir kategoride Hristiyanlık ve İslam üzerindeki etkileri bağlamında incelemiştir. Weber'in analizindeki can alıcı nokta, bu dinlerin hangi sosyal sınıf ve statü grupları tarafından taşındığıdır.
Durkheim'ın Totemizm ve Toplumsallık Analizi
Durkheim, bilinen en elverişli ilkel din olarak ele aldığı totemizm üzerine yaptığı antropolojik incelemelerde, totem ayinlerinde kutsanan şeyin bizzat toplumsal yaşamın kendisi olduğuna hükmetmiştir. Tanrı imgesi toplumun soyut ve şekilsel bir ifadesidir ve ayinler kişiyi gruba sıkıca bağlar.
Kehrer'in 1940'lar ABD Kilise ve Tabaka Verileri
Kehrer, Amerika'daki denominasyonların farklı tabakalara dağılımını incelemiştir. Kongregasyonalist kilisede üst tabaka %24, orta tabaka %43, alt tabaka %33 iken; Baptist kilisede üst tabaka %8, orta tabaka %24, alt tabaka %68 oranında temsil edilmektedir.

Anahtar Kavramlar

SekülerleşmeDinin bütün yaşam alanlarından çekilmesi, küçülmesi ve kamusal/özel hayat üzerindeki etkisinin azalması sürecidir. Berger'e göre bu süreç kurumsal boyutun yanı sıra 'bilinç sekülerleşmesi' adı verilen öznel bir boyutu da barındırır.
Laiklik (Laicite)Devletin resmi bir dininin olmaması, politik söylemin dinden arındırılması ve din ile siyaset arasında kesin bir ayrım yapılması ilkesidir. Özdalga'ya göre laisizm, toplumda dinin sınırlı bir rol oynamasını savunan bir doktrindir.
TeodiseKötülüğün varlığı ve gerçeği karşısında Tanrı'nın iyilik ve adaletinin onaylanması çabasıdır. Weber, dünya dinlerinin bu dünyada telafi, ötede telafi, düalizm ve karma doktrini olmak üzere dört rasyonel teodise türü sunduğunu belirtmiştir.
Asetisizm (Çilecilik)Dünyevi zevklerden el etek çekme, bedensel ve ruhsal hazları sınırlama eğilimidir. Weber, bu kavramın dünyayı reddeden biçimlerinin yanında 'dünya-içi asetisizm' formlarının da bulunduğunu vurgulamıştır.
Mistisizm (Gizemcilik)Tanrı ile doğrudan ruhsal bir bağ kurma ve aşkın bir deneyim yaşama arayışını merkeze alan dinsel yönelimdir. Weber tıpkı çilecilikte olduğu gibi mistisizmde de dünya-içi ve dünyayı reddeden ayrımlar yapmıştır.
Hierophany (Kutsalın Tezahürü)Eliade'ın yaklaşımında kutsallığın zihinde temellenerek dünyayı ve evreni anlamlandırması, derecelendirmesi ve kaotik görünümü ortadan kaldırması sürecidir.
Kast SistemiHindistan alt kıtasının eski istikrarlı toplumsal düzeninde görülen, tabakalaşmanın doğumla belirlendiği ve değişmez eşitsizlik ilkesine dayanan kapalı toplumsal tabakalaşma biçimidir.
DenominasyonHristiyanlık içinde belirli bir ad, yapı ve doktrin altında var olan, ancak tek bir tabakaya indirsterilemeyen tanımlanabilir dinsel bütünlüklerdir (Örn. Katolik, Protestan ve Anglikan kiliseleri).
Karizmatik OtoriteWeber'in sosyolojisinde bir kimsenin olağanüstü yeteneklerine (gerçek, yakıştırma veya iddia) dayanan, peygamberler veya ruhani liderler aracılığıyla yönlendirilen otorite biçimidir.
ConcordatKilise ile devlet arasında tarafların özerk alanlarını tanıyan ve karşılıklı hakları düzenleyen uylaşım veya anlaşma modelidir (Örn. İtalya'daki model).
Clerucus / LaikosDin adamı sınıfı (clerucus) ile din adamı dışındaki sıradan halk kesimini (laikos) ifade eden, dinlerin teşkilatlanma biçimlerini kıyaslamada kullanılan Pace'ye ait analitik ayrımdır.
Protestan EtiğiKalvinizm ve püritenliğin vaaz ettiği dürüstlük, dakiklik, çalışkanlık ve tutumluluk gibi değerleri içeren, lüks ve müsrif tüketimi sınırlayarak sermaye birikimine yol açan çalışma etiğidir.
EndogamiAynı toplum veya grup içinde evlenme kuralıdır; din sosyolojisinde dinî normların grup içi evlilikler üzerindeki etkisini incelemede kullanılır.
ExogamiBaşka bir gruptan veya dışarıdan eş seçme kuralıdır; Hristiyanlığın din bakımından endogam, geniş akrabalık grubu bakımından exogam evlilikler önermesiyle ilişkilendirilir.
Kolektif TemsillerHeller'e göre dinlerin sunduğu 'ideal toplum' imgesi etrafında farklı sosyal sınıfların ortak iletişim kurmasını ve ittifaklar oluşturmasını sağlayan toplumsal temsillerdir.

Diğer Önemli Bilgiler

Fransa ve Türkiye'de Laiklik Modelleri

Avrupa'da saf laisist ayrılma modelinin en önemli iki temsilcisi Fransa ve Türkiye'dir. Fransa'da kilise ile devlet ayrımı 1905'te gerçekleştirilmiş, laiklik ilkesi 1945'te kabul edilmiştir. Türkiye'de ise hilafetin 1924'te kaldırılması ve 1937'de laikliğin anayasaya girmesiyle tarihsel-öncü nitelikte seküler bir model evrilmiştir.

İran İslam Devrimi ve Şii Clerucus Yapısı

İran'da gerçekleşen İslam devrimi, Şii İslam'ın Tanrı'nın işaretlerini okuma yetkisine sahip olduğu kabul edilen Ayetullah kavramına ve özerk bir clerucus sınıfına sahip olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu durum, Sünni hilafet geleneğinden farklı olarak İran'a özgü bir toplumsal dinamik oluşturmuştur.

Weber'in Kalvinizm ve Kapitalizm Paradoksu

Weber, Hristiyan çileciliğinin bunu hedeflemediği halde ortaya çıkardığı sermaye birikimi ve çalışma etiği ile kapitalizmin ruhuna hizmet etmesini paradoksal bulmuştur. Püriten rahip Baxter'ın çalışmayı emreden ve müsrif tüketimi sınırlayan vaazları modern kapitalist zihniyetin doğuşunu tetiklemiştir.

Lenski'nin Detroit Çocuk Eğitimi Araştırması

Lenski'nin Detroit'te çocukların eğitiminde ebeveynlerin öngördüğü değerler üzerine yaptığı araştırmada, Katolikler arasında 'itaat', Protestanlar arasında ise 'entelektüel bağımsızlık' ve 'geleceğe yönelme' değerlerinin baskın olduğu tespit edilmiştir.

Şerif Mardin ve Türkiye'de Ümmet Hissiyatı

Şerif Mardin'e göre, Türkiye'de Cumhuriyet rejimi sırasında da ümmet hissiyatı din meselelerinde gücünü kaybetmemiştir. Yeni rejimin din karşısında tamamen dışlayıcı olmadığı, aksine İslam'ın sınıfsız toplum yaratma idealine dayanarak ümmete benzer bir toplumsal hissiyatı toplum bağı olarak sürdürdüğü belirtilmiştir.

Pace'nin 'Evet, Ama' Peygamberlik Modeli

Pace'nin Luhmann'ın sistem teorisinden ilham alan iletişimsel yaklaşımına göre peygamberler birer 'evet, ama' kişisidir. Kehf suresinde uykudakilerin sayısı örneğinde olduğu gibi, önceki inanç sistemlerini kısmen olumlar ve yeni sosyal çevrenin gereksinimlerine göre yeni açıklamalar getirirler.

Türkiye'de Askerlik ve Sekülerleşme İlişkisi

Türkiye'de zorunlu askerlik hizmetinin bütün sosyal sınıflardan erkeklere uygulanması İslam dininin eşitlik ruhuna uygun bulunurken; ordunun laikliğin en güçlü savunucusu olması, Türk tarihinde sekülerleşmenin 1700'lerde toprak kayıplarına çare arayan ordu kurumunda başlamış olmasıyla açıklanmaktadır.

Sınavda Dikkat Et

  • Marx ve Engels'in dini üstyapıda konumlandırdığını, bir yanılsama ve 'halkın afyonu' olarak gördüğünü ancak aynı zamanda ezilenlerin protestosu olarak değerlendirdiğini unutmayın.
  • Weber ile Marx'ın yönünün zıt olduğunu kavrayın: Weber dinî etiğin ekonomik tarza uygunluğuna bakarken (Protestanlık-Kapitalizm), Marx ekonomik tarzdan (piyasa sistemi) yola çıkarak dinin ideolojik rolünü açıklar.
  • Laiklik (laicite) ile sekülerleşme arasındaki temel ayrıma dikkat edin: Laiklik politik bir ilke ve devlet mantığıdır, sekülerleşme ise dinin küçülmesini ifade eden tarihsel bir süreçtir.
  • Durkheim'ın din tanımında 'kutsal ve dindışı' ayrımının kilit rol oynadığını ve totemin aslında toplumun ta kendisi olduğunu savunduğunu unutmayın.
  • Pace'nin iletişimsel yaklaşımındaki peygamberlerin 'evet, ama' yöntemiyle önceki inançları güncellediği kuralını akılda tutun.
  • Kehrer'in aile ve din ilişkisinde belirttiği endogami, exogami, çocuk sayısı ve eğitim değerleri (Katoliklerde itaat, Protestanlarda entelektüel bağımsızlık) başlıklarını karıştırmayın.
  • Türkiye'deki sekülerleşme ve laiklik deneyiminin kökenlerinin 1700'lerdeki ordu reformlarına dayandığını ve Fransa'dan farklı olarak kendine özgü tarihi bir arka plana sahip olduğunu göz ardı etmeyin.