Okuma Parçası
← Ünite 7

Ünite 7: Tarih Felsefesi Eleştirileri 2: Pozitivizm Karşıtı Tarih Felsefeleri — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

Böyle bir bilimin olanaklı olduğu kuşku götürmez. Ama ona ilişkin iki saptamada bulunmak gerek. İlkin, böyle bir bilime doğa bilimi benzeşimine dayalı bir değer biçmek tümüyle yanlışa götürür. Doğa bilimindeki genellemenin değeri fizik bilimi verilerinin algıyla verilmesine dayanır, algılama ise anlama değildir. Dolayısıyla, doğa biliminin ham maddesi, gözlenen ama anlaşılmayan, algılanmış tekliği içerisinde bakıldığında kavranmaz olan “salt tekler” dir. Öyleyse, bu teklerin genel tipleri arasındaki ilişkilerde kavranabilir bir şeyi keşfetmek, bilgide gerçek bir ilerlemedir. Kendi başına ne oldukları, bilim adamlarının bıkıp usanmadan bize hatırlattıkları gibi, bilinmeden kalır; ama hiç değilse içerisine girdikleri olgu örüntülerine ilişkin birşeyler bilebiliriz. Tarihsel olgulardan genellemeler yapan bir bilim çok farklı bir durumdadır. Burada olguların veri olarak işe yaraması için önce tarihsel olarak bilinmesi gerekir; tarihsel bilgi ise algı değildir, olayın iç yanı olan düşüncenin ayırt edilmesidir. Tarihçi böyle bir olguyu genellenecek bir veri olarak zihin bilimcisine teslim etmeye hazır olduğunda, onu zaten bu biçimde içerisinden anlamıştır. Anlamadıysa, olgu daha hakkıyla “belirlenmeden” , genellenecek bir veri olarak kullanılıyor demektir. Ama anladıysa, genelleme yapmak için hiçbir değeri kalmaz. Napoléon’un devrim Fransa’sında saygınlığını neden ve nasıl kazandığını tarihsel düşünme yoluyla zaten anlıyorsak, benzer şeylerin başka yerlerde de olduğu ifadesinin (doğru olsa bile) o süreci anlamamıza hiçbir katkısı olmaz. Böyle ifadelerin ancak belli bir olgu kendi başına anlaşılamadığı zaman değeri vardır. İkincileyin, böyle bir bilimin genellemelerinin nereye kadar geçerli olduğunu sorarsak, bu bilimin tarih alanına üstünlük sağlama iddiasının temelsiz olduğunu görürüz. Aynı türden zihinler aynı türden durumlara yerleştirildiği sürece, davranış tipleri kuşkusuz yinelenir. Bir feodal baronun ıralayıcı davranış-örüntüleri, feodal bir toplumda yaşayan feodal baronlar olduğu sürece, kuşkusuz pek değişmezdi. Ne ki, yapısı bir başka türden olan bir dünyada bunlar boşuna aranacaktır. Öyleyse, böyle bir pozitif zihin bilimini tarih alanının üstüne yükselen, insan doğasının kalıcı ve değişmez yasalarını ortaya koyan bir bilim diye görmek, ancak tarihsel bir çağın geçici koşullarını insan yaşamının sürekli koşullarıyla karıştıran bir kişi için olanaklıdır. Bu görüşlerdeki ortak yanılgı, geçmişin yerini şimdiye bırakarak ölüp gittiği bir doğal süreç ile, geçmişin, tarihsel olarak bilindiği sürece, şimdide yaşadığı bir tarihsel sürecin birbirine karıştırılmasıdır. İnsan başkalarının deneyiminden yararlanabilen bir hayvan diye tanımlanmıştır. Bedensel yaşamı konusunda bu hiç doğru olmaz: bir başkası yemek yiyince o da beslenmiş ya da bir başkası uyuyunca o da dinlenmiş olmaz. Ama zihinsel yaşamı bakımından doğrudur bu; bu yararın gerçekleşmesi de tarihsel bilgiyle olur. İnsan düşüncesinin ya da zihinsel etkinliğinin bütünü bir ortak mülktür ve zihnimizin yaptığı hemen hemen bütün işlemler, yapmayı onları daha önce yapmış olanlardan öğrendiğimiz işlemlerdir. Zihin ne yapıyorsa o olduğundan ve insan doğası -bu gerçek birşeyin adıysa- insan etkinliklerinin adından başka bir şey olmadığından, belirli işlemleri yapabilmenin edinilmesi belirli bir insan doğasının edinilmesidir. Demek ki, tarihsel süreç, insanın mirasçısı olduğu geçmişi kendi düşüncesinde yeniden yaratarak kendisi için şu ya da bu çeşit insan doğasını yaratması sürecidir.