Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Batı Türkçesinin söz dizimi (sentaksı), genel olarak Türkçe temel cümle yapısı olan 'özne + tümleç + yüklem' dizisi içinde şekillenmektedir. Ancak Osmanlı Türkçesi yazı dilini biçimlendiren en belirgin özelliklerden biri, bağımsız cümlelerin birbirine -up/üp zarf-fiil ekleri ve bağlaçlarla bağlanarak oldukça uzun, zincirleme yapılar oluşturmasıdır. Bu durum, dönemin metinlerinde tasvir ve tahkye (hikâye etme) unsurlarını güçlendiren temel bir üslup eğilimidir.
Osmanlı Türkçesi sentaksında Arapça ve Farsça tamlama kalıplarının yazı dilinde yoğun biçimde yer alması cümlelerin iç yapısını karmaşıklaştırır. Özellikle Farsça terkip yapısı içindeki sıfat ve isim tamlamaları ile Arapça kurallı tamlamalar, metinlere hem estetik bir derinlik kazandırmakta hem de cümle boy uzamasına doğrudan zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda Evliya Çelebi Seyahatnamesi gibi eserler, dönemin tipik cümle mimarisini gözler önüne seren en zengin kaynaklardır.
Cümleler arası geçişlerde ve anlatımın akışında bağlaçların rolü büyüktür. 'Ve' bağlacı ile -up/üp ulaçları, günümüzdeki nokta veya virgül işaretlerinin işlevini üstlenerek ardışık yargıları birbirine bağlar. Bu yapılar bazen sebep-sonuç, bazen durum, bazen de zaman sırası bildirerek basit cümle yapısının genişlemesine ve sıralı cümlelerin ortaya çıkmasına neden olur.
Dönem metinlerinde kelime grupları oldukça çeşitlidir. Tekrar grupları, bağlama grupları, sıfat tamlamaları, iyelik ve isim tamlamaları, atlık grupları, birleşik isim ve fiiller, unvan grupları, ünlem grupları, sayı grupları, edat grupları, son çekim edatı grupları, isnat, datif, lokatif, ablatif, fiil, partisip, gerundium ve kısaltma grupları Osmanlı Türkçesinin kelime kadrosunu ve söz dizimsel zenginliğini oluşturan başlıca unsurlardır.
Osmanlı Türkçesinde cümleler yüklemlerinin türüne göre fiil cümlesi ve isim cümlesi olarak ikiye ayrılır. Fiil cümlesi, yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir; burada eylem ve hareket ön plandadır. İsim cümlesi ise yüklemi isim veya isim soylu bir kelime grubu olup ek-fiil alan cümlelerdir. Bu dönemde henüz ek-fiilsiz isim cümlesi oluşmamıştır; 3. tekil şahıs ek-fiil formu çoğunlukla -dur/dür şeklinde yuvarlak ünlülerle kullanılırken, yavaş yavaş küçük ünlü uyumunun etkisiyle -dır/dir dar ünlülü şekilleri de görülmeye başlanmıştır.
Yapılarına göre cümleler incelendiğinde basit cümle, yan cümlesi olmayan ve tek bir yüklem ya da hüküm bildiren cümleler olarak karşımıza çıkar. İsim-fiil, ulaç ve sıfat-fiillerle kurulmuş bazı yapılar anlamca birleşik cümleye benzese de yapı bakımından basit cümle kabul edilir. Örneğin "Yine sadede rücû' edelim" cümlesi bu yapının net bir örneğidir.
Sıralı basit cümleler, öznesi aynı olan, birden çok yüklemli ve -up/üp ulaçlarıyla birbirine bağlanan basit cümlelerdir. Osmanlı yazı dilinin tasvir ve tahkye alanında en yaygın kullandığı cümle çeşididir. Yüklemler art arda sıralanırken en sondaki çekimli fiilin zaman ve şahıs özelliklerini taşırlar; aralarında anlam ilişkileri (sebep-sonuç, durum) bulunsa da yapısal olarak basitlik devam eder.
Devrik cümleler, yazılı belgelerde çok fazla başvurulmasa da konuşma dilinde ve canlı anlatımlarda kendine yer bulur. Soru cümleleri ise hem soru ekleri (mı/mi) hem de soru kelimeleri (kanda, kandan, kanı, neçevedür vb.) yardımıyla kurularak çeşitli duygusal tonlar ve merak unsurları barındırır.
Bağımsız birleşik cümleler, birbirini açıklama, kabul, karşıtlık, öneri, sebep-sonuç ve seçenek gibi bağlarla bağlayan, her biri kendi içinde mantıksal bütünlük gösteren cümlelerdir. İkinci cümle genellikle ammâ, ancak, lâkın, yoksa/yohsa, zîrâ gibi bağlayıcı edatlarla başlar ve fikir dizgesi bakımından ilk cümleyle sıkı bir birliktelik kurar.
Bağımlı birleşik cümleler, bağımlı yan cümlelerin ana cümleye bağlandığı yapılardır. Bunların en önemlilerinden biri şartlı birleşik cümle olup, yan cümlenin ana cümleyi şart, zaman, derece veya durum bakımından açıkladığı yapılardır. Genellikle (eğer/şâyed)… se veya -sa/se ekleriyle kurulur ve koşul-sonuç ilişkisini somutlaştırır.
Ki'li birleşik cümleler, Farsça kökenli 'ki' (kim) edatının Osmanlıcadaki geniş kullanım alanını yansıtır. 'Ki'li yan cümleler ana cümlenin yüklemini, öznesini, nesnesini ya da sıfat ve zarflarını açıklayabilir. Bazen 'ki' edatının düştüğü (aksettirilmediği) yapılar da görülmekle birlikte, çünki, gûyâ ki, tâ ki gibi kalıplaşmış yapılar zarf işlevleriyle cümleye zenginlik katar.
İç içe birleşik cümleler ise eydür, eytdüm, dedi, deyüp veya deyü gibi ifadelerle ana cümleye bağlanan alıntılanmış iç cümlelere sahip yapılardır. Bu cümleler genel olarak ana cümleyi durum, kaynak, sebep, sonuç veya zaman bakımından zarf görevini üstlenerek açıklarken, karma birleşik cümleler içinde birden çok bağımlı ve yan cümle barındıran daha karmaşık sentaks yapılarıdır.
Leksikoloji (sözcükbilim), kelime, kelime grupları, kök ve ekleri kapsayan morfem birimlerinin anlam özelliklerini, anlam genişlemelerini ve değişmelerini dilin kültürel yapısıyla birlikte inceler. Anlambilim (semantik) ise kelime ve kelime birliklerinin anlam özelliklerini sosyal ve psikolojik bağlamları dikkate alarak ele alır. Osmanlı Türkçesinde bu iki alan, dilin zengin leksikal yapısını anlamak için kritik bir önem taşır.
Osmanlı Türkçesinin en belirgin özelliklerinden biri eş anlamlılıktır. Dinî, sosyal ve tarihî sebeplerle Türkçe kelimelerin yanı sıra Arapça ve Farsça kökenli kelime ve tamlamalar çok yoğun kullanılmıştır. Aynı anlama gelen farklı kökenli kelime öbeklerinin birbirinin yerini alabilmesi, metinlerde zengin bir eş anlamlılık havuzu yaratmıştır (örneğin ba'de / ba'dehu, bûs etmek / öpmek, keştî / gemi).
Yardımcı fiiller ve birleşik fiiller, Osmanlı Türkçesinde fiil kadrosunu genişleten en önemli unsurlardır. İsim + fiil (şâd eyledî, ziyaret eyleyecek, karar etmek) veya fiil + fiil şeklinde kurulan yapılar, anlatıma hem hareket hem de resmî/edebî bir üslup kazandırır. Ayrıca tekrar grupları (aynen, eş/yakın anlamlı, zıt anlamlı tekrar grupları) söyleyişe âhenk ve pekiştirme katmaktadır.
Dönem metinlerinde şahıs zamirlerinin kullanımı ve hitap biçimleri de dikkat çekicidir. 'Ben' zamirinin yanı sıra 'hakîr', 'bende', 'bendeniz' gibi alçakgönüllülük bildiren kelimelerin tercih edilmesi, Osmanlı kültür kodlarının dile yansımasıdır. Büyük sayıların 'yüz bin'in katları ve 'kerre' kelimesiyle ifadesi, Batı'dan gelen kelimelerin eklemlenmesi ve farklı üslup özellikleriyle birlikte Osmanlı Türkçesinin leksikal dokusunu tamamlar.