Sesli Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Çağdaş Azerî Edebiyatı-1 — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Çağdaş Azerî Edebiyatı-1. XX. yüzyılın başlarında Azerbaycan tiyatrosu; oyun yazarları, modern tiyatro salonları ve profesyonel oyuncular açısından oldukça gelişmiş, kurumsal bir görünüme kavuşmuştur. 1905 yılında Rusya'da yaşanan Meşrutiyet'in getirdiği görece hürriyet havası, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin, özellikle de tiyatronun hızla yaygınlaşmasına büyük bir zemin hazırlamıştır. Bu dönemde sahnelenen eserlerin temelleri çoğunlukla XIX. asrın sonlarında atılmış, yüzyılın başıyla birlikte profesyonel bir karakter kazanmıştır. XIX. yüzyılın sonlarında kaleme aldığı eserlerle dikkat çeken Neriman Nerimanov, aslen doktor olmasına rağmen yazar ve siyaset adamı kimliğiyle Azerbaycan tarihinde derin izler bırakmıştır. 'Nadanlık' (1894), 'Dilin Belası' (1895), 'Şamdan Bey' (1899) ve 'Nadir Şah' (1899) gibi önemli dram eserleri kaleme almıştır. Özellikle 'Nadir Şah', Azerî tiyatrosunun klasikleri arasına girmiş tarihi bir dramdır ve eserdezalim Şark feodallerinin tipik bir örneği başarılı bir şekilde sergilenmiştir. Neriman Nerimanov, Rusya'daki eğitimi sırasında sosyalist düşünceden etkilenmiş ve doğrudan siyasete atılarak Azerbaycan Bolşeviklerinin lideri konumuna gelmiştir. 1920 yılında Azerbaycan'ı yöneten ilk Bolşevik başkan olan Nerimanov, Moskova ile kurduğu yakın ilişkiler neticesinde Rusların 'Kızıl emperyalizm' ideallerini çok geç fark etmiştir. Tiyatro alanındaki kurumsal gelişmeler ise 1906 yılında 'Müselman Dram Artistlerinin Şirketi' adıyla ilk profesyonel topluluğun kurulmasıyla hız kazanmış, kısa sürede topluluk sayısı üçe çıkmıştır. Molla Nesreddin mizah dergisinin kurucusu ve yöneticisi olan Celil Memmedguluzade, mizahi yazıları ve küçük hikâyelerinin yanı sıra kaleme aldığı güçlü dram eserleriyle de döneme damgasını vurmuştur. Öğrencilik yıllarından beri tiyatroya büyük ilgi duyan yazar, Rus edebiyatını yakından tanımaktadır. 'Çay Destgâhı' (1889), 'Kişmiş Oyunu' (1892), 'Ölüler' (1909), 'Anamın Kitabı' (1919), 'Kâmança' (1920) ve 'Deli Yığınçağı' (1926) gibi çok sayıda önemli esere imza atmıştır. Yazarın başyapıtı kabul edilen 'Ölüler', fantastik bir kurguya; bir şeyhin kerametle ölüleri diriltmesi ve insanların buna inanması temeline dayanır. Ancak eserin asıl odak noktası, herkesin bir 'ölünün dirilmesinden' korkmasıdır, çünkü her diri insanın aldattığı, hakkını yediği bir ölü mutlaka vardır. Eser, ferdi eleştirmekten ziyade cemiyetin iki yüzlülüğünü, menfaatçiliğini ve sahtekârlığını en sert şekilde teşhir eder. Toplumda dürüst olan tek kişi ise halkın iç yüzünü bilen ancak çare bulamayarak içkiye sığınan aydın İskender'dir. 'Anamın Kitabı' adlı piyesinde ise Celil Memmedguluzade kendi siyasi ve sosyal görüşlerini gözler önüne serer. Eserde üç farklı ülkede (Türkiye, Rusya, İran) eğitim görüp dönen üç kardeşin çatışması işlenir; kız kardeşleri ise en doğru yolun kendi öz vatanları olan Azerbaycan'ın yolu olduğunu savunarak yazarın sentezci anlayışını yansıtır. 'Ölüler', 'Deli Yığınçağı' ve 'Danabaş Kendinin Mektebi' gibi eserler toplumun bozuk yönlerini gözler önüne sermede birbirini tamamlar. Celil Memmedguluzade ile aynı dönemde eserler veren Ebdürrahim Bey Hagverdili, Molla Nesreddin ekolünün en önemli mensuplarından biridir. Küçük yaşlardan itibaren tiyatro sahnesiyle iç içe olan yazar, Tiflis ve Petersburg'da aldığı eğitimle tiyatro kültürünü ve görgüsünü geliştirmiştir. On beşten fazla tiyatro eseri kaleme alan Hagverdili, halk tiyatrosunu derinlemesine incelemiş ve eserlerini bu milli zemin üzerine kurmaya özen göstermiştir. En tanınmış eserleri arasında 'Dağılan Tifak' (1896), 'Behtsiz Cavan' (1900), 'Ağa Mehemmed Şah Gacar' (1907) ve 'Millet Dostları' (1905) yer alır. Sovyet döneminde ise 'Ağaç Kölgesinde', 'Edalet Gapıları' ve 'Yoldaş Koroğlu' gibi oyunlar yazmıştır. 'Ağa Mehemmed Şah Gacar'da Shakespeare, 'Köhne Dudman'da ise Schiller'in etkileri açıkça hissedilirken, 'Peri Cadu' adlı eserinde sembolist dram türünü denemiştir. Hagverdili, dönemin tiyatrosunu hem teorik hem de pratik olarak en iyi bilen aydınlardan biridir. Eserlerinin ana eksenini toprak ağaları, mülkedarlar ve beylerin yaşam tarzı oluşturur. Demokratik ve Batı kültürü yanlısı bir entelektüel olarak, Azerbaycan cemiyetini modernleşme yolunda dönüştürmeyi amaçlamıştır. 1905 ihtilalinden sonra Azerbaycan kültür hayatına yön veren en parlak simalardan biri yazar, gazeteci ve bestekâr Üzeyir Hacıbeyli'dir. Bu üç mesleği aynı anda üstün bir başarıyla yürütmesi onun dâhiane yeteneğini kanıtlar. 'Leyli ve Mecnun' (1908), 'Er ve Arvad' (1909), 'O Olmasın Bu Olsun' (Meşedi İbad, 1909), 'Şeyh Sen'an' (1909), 'Rüstem ve Söhrab' (1910), 'Arşın Mal Alan' (1912-1913) gibi ölümsüz eserleri bizzat yazıp bestelemiştir. Hacıbeyli, bu eserleriyle Azerî sahnesinin ilk operalarını yaratmıştır. Komedi ile musıkinin kusursuz bir uyumla iç içe geçtiği bu yapıtlar, sadece birer opera olmanın ötesinde, Azerbaycan Türkünün bireysel ve toplumsal hayatının en duru aynasıdır. Eserlerde hiçbir zorlama olmaksızın halkın gerçek yaşamı, gelenekleri ve zihniyeti tüm doğallığıyla gözler önüne serilmektedir. Üzeyir Bey'in eserleri, ilk sahnelendikleri günden bu yana rekor kırarak sahnelerden inmemiş, Sovyetler Birliği'nin pek çok farklı bölgesinde farklı dillerde sahnelenmiştir. Hatta 1919 yılında Türkiye'ye gelen bir Azerbaycan tiyatro topluluğu, 'Meşedî İbad' ve 'Arşın Mal Alan'ı İstanbul'da sahneleyerek iki kardeş ülke arasındaki kültürel bağları güçlendirmiştir.