Sesli Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Tatar Türkçesi — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Tatar Türkçesinin temelini İdil Bulgarcası oluşturmaktadır. İdil Bulgarları, Türkçenin iki büyük dil grubundan bugünkü Çuvaş Türklerinin devam ettirdiği r-l grubuna dâhildirler. Ancak 920 yılında Bulgar hanı Almas Silke’nin halkıyla birlikte İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte Bulgar Türkleri Arap alfabesini kabul etmişler ve dillerinde meydana gelen değişmeyle de z-ş grubuna geçmişlerdir. Zengin bir kültür hayatına sahip olan İdil Bulgar Türklerinden günümüze kalan en önemli eserler, İdil Bulgar Türkçesi, Tatar Türkçesi ve Arapça olarak yazılmış mezar taşlarıdır. Büyük Bulgar Devletinin dağılmasından sonra İdil-Ural bölgesinde kurulan ve İdil Bulgarları diye adlandırılan devlet; Hazar, Bulgar, Kıpçak ve Fin-Ugor kabilelerinden meydana gelmiştir. İlim ve edebiyatta önemli bir yere sahip olan Bulgar Türkleri aynı zamanda 922 yılında İslamiyet’i kabul eden ilk Türk boyudur. Bu dönem edebî eserleri içerisinde en önemlisi Kul Ali’nin yazmış olduğu Kıssa-i Yusuf adlı eserdir. Ayrıca Büyük Bulgar Devletinin mirası, sonraki dönemde Altın Ordu ve Kazan Hanlığı gibi yapıların kültürel zenginliğine zemin hazırlamıştır. Bugünkü Tatar Türkçesinin üç ayrı ağzı bulunmaktadır. Bunlar Orta, Batı (Mişer) ve Doğu ağızlarıdır. Bu ağızlar coğrafi dağılımlarına ve konuşucu kitlelerinin özelliklerine göre tasnif edilmiştir. Dilin standart ve edebî yapısını belirleyen temel kollar bu ağızlar üzerinden şekillenmiştir. Orta Ağız, Tatar Türkçesinin bugünkü edebî dilini oluşturan merkez ağzıdır. Bu ağzın temsilcileri Kazan Türkleridir. Bunlar çoğunlukla Tataristan, Başkurdistan ve Ural dağlarının batısındaki bölgelerde yaşamaktadırlar. Edebî dilin temeli bu merkeze dayanır. Batı (Mişer) Ağzının temsilcilerini Mişer Tatarları oluşturur. İdil grubu Tatarlarına dâhil olan bu ağzın temsilcileri Samara, Ulyanovsk, Sarıtav (Saratov), Penza, Ryazan, Tüben Novgorod, Orenburg, Volgograd, Astrahan bölgelerinde ve Tataristan, Mordov, Çuvaşistan, Udmurt, Başkurdistan cumhuriyetlerinin bazı kesimlerinde yaşamaktadırlar. Doğu Ağzını konuşanlara Sibirya Tatarları denir. Doğu ağzının temsilcileri Batı Sibirya’nın Baraba, Tomsk, Tümen, Tobol ve Tara bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bu ağız coğrafi olarak diğer kollardan farklı bir sahada gelişme göstermiştir. Tataristan Cumhuriyeti, Doğu Avrupa ovasının doğu bölgesinde Kama ve İdil nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş, 67.836 km2 yüzölçümüne sahip bir Türk cumhuriyetidir. Batısında Çuvaşistan, doğusunda Başkurdistan, kuzeybatısında Mari Cumhuriyeti, kuzeyinde Kirov bölgesi, kuzeydoğusunda Udmurt Cumhuriyeti, güneydoğusunda Orenburg bölgesi, güneyinde ise Samara ve Simbir bölgeleri yer alır. Ülke genel olarak engebeli bir ovayla kaplıdır ve ortalama rakım iki yüz metre dolayındadır. Bölgede karasal iklim hâkimdir; yazlar sıcak ve bazen kurak, kışlar ise çok soğuktur. Ülkenin en büyük akarsuları İdil ve Kama ile Kama’nın kolları olan Belaya ve Vyatka ırmaklarıdır. Ülke topraklarının yüzde 16’sı ormanlarla kaplıdır. Başkenti Kazan olup yaklaşık dört milyonluk bir nüfusa sahiptir. Şubat 1994’te yapılan bir anlaşmayla muhtar cumhuriyet statüsüne kavuşmuştur. 1992 verilerine göre 3.705.000 kişinin yaşadığı Tataristan’da nüfusun etnik dağılımı şöyledir: Tatar Türkleri %48, Ruslar %43.5, Çuvaş Türkleri %3.7. Halkın %74’ü şehirlerde, %26’sı köylerde yaşamaktadır. Tataristan çok güçlü ekonomik bir potansiyele sahiptir. Millî gelir içerisinde sanayinin payı %53.3, tarım %20.2, inşaat %13, ulaşım ve haberleşme %7.2, ticaret ve diğer alanların payı ise %6.3’tür. Ülke petrol, doğalgaz ve elektrik üretimi yönünden oldukça zengindir. Ülkede yılda 35 milyon ton petrol, 1.3 milyar m3 doğalgaz ve 36.5 milyar kw/saat elektrik üretilmektedir. Rusya petrolünün %13’ünü İdil-Ural bölgesi petrolleri karşılamaktadır. Petrole bağlı yan endüstri ürünleri, kimyasal elementler ve işletilmeyen altın yatakları ekonomide büyük yer tutar. Bütün Rusya taşımacılığının %80’ini meydana getiren Kamaz kamyon fabrikası, Alabuga şehrindeki yıllık üretimi 250.000’i aşan otomobil fabrikası, askerî ve sivil amaçlı uçak, tank ve helikopter fabrikaları Tataristan ekonomisinin omurgasını oluşturur. Tarımsal üretim kolhoz ve sovhozlar tarafından yapılır, toprakların %70'e yakını tarıma elverişlidir. Kuzey ya da Kıpçak grubu lehçelerinden olan Tatar Türkçesinin oldukça zengin bir edebiyatı vardır. Bu edebiyat tarihçileri tarafından dört ana devreye ayrılır: Eski ve Orta Asır Tatar Edebiyatı, 19. Asır Edebiyatı, 20. Asır Başı Edebiyatı ve Sovyet Dönemi (1917’den sonra). En uzun devre olan Eski ve Orta Asır Tatar Edebiyatı kendi içinde alt bölümlere ayrılır. Bu alt bölümler; En Eski ya da Ortak Türk Edebiyatı (12.-13. yüzyıla kadar), Bulgar Devri Edebiyatı (13. yüzyılın ortalarına kadar), Altın Ordu Devri Edebiyatı (13. yüzyıl ortalarından 14. yüzyıl ortalarına kadar), Kazan Hanlığı Devri Edebiyatı (15. yüzyıl ortalarından 16. yüzyılın sonuna kadar), 17. Yüzyıl ve 18. Yüzyıl Edebiyatıdır. Altın Ordu dönemi Tatar edebiyatının önemli bir merhalesidir. Rabgûzî’nin Kısasü’l-Enbiyâ’sı, Harezmî’nin Muhabbetnâme’si, Kutb’un Hüsrev ü Şîrîn’i, Kerderli Mahmud’un Nehcü’l-Ferâdîs’i, Seyf-i Sarâyî’nin Gülistan Tercümesi ve Hüsâm Kâtib’in Destân-ı Cümcüme Sultan’ı bu dönemin önemli ürünleridir. Kazan Hanlığı Devri, Tatar edebiyatının millî bir renk kazandığı dönemdir. Hasan Kaygı, Kaztugan, Muhammedyar, Kulşerif ve Kemal Ümmî gibi isimler bu döneme damga vurmuştur. 1552’de Kazan Hanlığı’nın yıkılması büyük sosyal yaralar açmış, 17. yüzyılda tasavvuf cereyanı güçlenmiştir. 19. yüzyıl, Tatar Türklerinin Rus idaresinde koloni olarak yaşadığı, ancak bilim, ticaret ve edebiyatta bir rahatlama bulduğu bir devirdir. 1804’te Kazan Üniversitesinin kurulmasıyla matbaalar çoğalmış, Batı ve Doğu klasikleri çevrilmiştir. Abdünnasır Kursavî, Şehabettin Mercanî, Kayyum Nasırî ve İsmail Gaspıralı bu dönemin fikir hareketlerine yön vermiştir. 20. Yüzyıl Başı Edebiyatı 1900’lü yılların başından 1917 Bolşevik İhtilali’ne kadarki dönemi kapsar. Millî bağımsızlık hareketinin güçlendiği, okulların, medreselerin, gazete ve dergilerin çoğaldığı bu dönem, Tatar ve Türk edebiyatının en büyük şairlerinden Abdullah Tukay’ın yetiştiği devirdir; bu yüzden 'Tukay Çağı Edebiyatı' olarak da anılır. Abdullah Tukay, iki ciltlik şiirlerinin yanı sıra fıkra ve siyasi makaleler de yazmış; aşk, milliyetçilik, hürriyet ve çocuk eğitimi konularını işlemiştir. Bu dönemde Aliş İshakî, Derdemend, Fatih Emirhan ve tiyatro alanında Ali Asker Kemal gibi önemli isimler de yetişmiştir. 1917 Bolşevik İhtilali’nden sonra yeni yönetim eşitlik ve özgürlük vaatleriyle Tatar Türkleri arasında taraftar bulmuştur. Ancak 1920’lerden sonra edebiyat tamamen partinin denetimine girmiş, 1929’da burjuva edebiyatı denilerek önceki eserler dışlanmıştır. Stalinizm dönemi alfabe değişiklikleri, okulların kapatılması ve aydınların (Alimcan İbrahimov, Kerim Tınçurin vb.) idam edilmesiyle en ağır kayıpların verildiği yıllar olmuştur. II. Dünya Savaşı döneminde Tatar yazarlar vatan aşkı ve azatlık temalarını işlemiş, Musa Celil, Fatih Kerim ve Nur Bayan gibi otuzdan fazla yazar cephede hayatını kaybetmiştir. Musa Celil, mahpushanede yazdığı şiirleriyle ölümsüzleşmiştir. 1960’lı yıllardan itibaren rejimin yumuşamasıyla kişisel ve millî konulara ağırlık verilmiş, yasaklı eserler basılmıştır. Ravil Feyzullin, Gerey Rehim, Tufan Minnullin gibi isimler günümüz Tatar edebiyatının en önemli temsilcileri olarak eserler vermektedir. Tatar Türkçesinde dokuz ünlü vardır: a, e, å, ı, i (özel işaretli i), o, ö, u, ü. Türkiye Türkçesinden farklı olarak 'å' ve dar/kısa 'o, ö' sesleri mevcuttur. Ayrıca Rusçadan giren uzun ō, î, ē ünlüleri yabancı kelimelerde okunur. Ünlü uyumlarında Büyük Ünlü Uyumu oldukça düzenli iken, Küçük Ünlü Uyumu ilk hece dışındaki darlaşma ve düzleşme temayülleri nedeniyle sağlam değildir. Ünsüz sisteminde 27 ses işareti bulunur. Türkiye Türkçesinden farklı olarak hırıltılı 'x', damak 'ñ', çift dudak 'v' (w) ve belirgin bir 'g' sesi yer alır. Türkçe asıllı sözlerin başındaki g->k-, d->t- dönüşümleri, b->m- baş ses değişimleri (mñ, mn) ve kelime başı v- sesinin b- olması Tatar Türkçesinin karakteristik ses kanunlarındandır. Ünsüz uyumu oldukça sağlamdır; ünlü ve tonlu ünsüzlerden sonra tonlu, tonsuzlardan sonra tonsuz ekler gelir. Ancak -çı/-çå, -çık/-çåk gibi bazı yapım eklerinin tek şekilli olması uyumu bozabilmektedir. İsim çekimlerinde çokluk eki +lAr'dır, ancak m, n, ñ burun ünsüzlerinden sonra -nar/-ner biçimine girer. İlg (+nIñ) ve yükleme (+nI) hâl eklerinin yuvarlak ünlülü şekilleri yoktur. Ayrılma hâli ekleri burun ünsüzlerinden sonra benzeşerek +nAn olur. Vasıta hâli ekleşmeden kullanılan 'bålen' kelimesiyle yapılır. Fiil çekimlerinde öğrenilen geçmiş zaman (-gan/-gen), görülen geçmiş zaman (-dı/-då), şimdiki zaman (-a/-e, -y), gelecek zaman (-açak/-eçek) ve geniş zaman (-ar/-er) ekleri kullanılır. Gereklilik kipi -rga/rge + kerek veya tıyâş kelimeleriyle kurulur. İstek kipi ise -ası kerek veya -makçı ekleriyle ifade edilir. Tatar Türkçesinde birleşik fiil çekimleri rivayet (ken ile), hikâye (dâ ile) ve şart (bul- ile) yardımcı fiilleriyle kurulur. İsim çekimlerinde şahıs ekleri, -ken ve -dâ yardımcı fiilleri geniş ve geçmiş zaman anlamı katar. Tatar Türkçesinde yapım eklerinin büyük bölümü Türkiye Türkçesi ile aynıdır, ancak yuvarlak şekiller yerine dar şekiller (örneğin +lık/+låk, +çı/+çå) yaygındır. İsimden isim, isimden fiil (+lâ-, +lan-, +laş-), fiilden isim ve fiilden fiil yapım ekleri dilin işlek türetme araçlarıdır. Sıfat-fiiller (-a torgan, -açak, -ar, -ası, -gan, -mas, -uçı) ve zarf-fiiller (-a, -gâç, -gançı, -gandâ, -mıyça, -ıp) cümle içinde yan cümleecikler kurarak anlatımı zenginleştirir. İsmin yerini tutan zamirler (kişi, dönüşlülük, işaret, belgisizlik ve soru zamirleri) ile sıfatlar ve zarflar dilin zengin söz varlığını yansıtır. Edatlar ünlemler, bağlaçlar (hem, ve, bålen, ye ki, amma, lekin vb.) ve son çekim edatları (bålen, öçen, kâbâk, kader, taba vb.) olarak üçe ayrılır. Bu unsurlar kelimeler arası mantıksal ve gramatik ilişkileri kurmada kritik rol oynar.