Sesli Özet
← Ünite 6

Ünite 6: Cumhuriyet Dönemi, 1923-1946 Dönemi Tiyatromuz — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Cumhuriyet Dönemi, 1923-1946 Dönemi Tiyatromuz. Türkiye Cumhuriyeti, 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve 1930'daki Serbest Fırka denemelerinin kısa sürmesi ve kapatılması sonrasında, yaklaşık 25 yıl boyunca Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) liderliğinde tek partili bir siyasal sistemle yönetilmiştir. Bu erken dönem muhalefet denemeleri kısa ömürlü olsa da, ileride iktidarı ele geçirecek olan liberal-sağcı kadrolar ve Demokrat Parti (DP) yöneticileri için adeta bir siyasi okul işlevi görmüştür. 1945 sonrasında çok partili hayata geçiş zorunluluk haline gelmiştir. Bu durumun arkasında hem içeride bürokrasinin vesayetinden kurtulmak isteyen tüccar-eşraf ittifakının baskıları ve halkın ekonomik/sosyal bunalımları hem de dış dünyadaki gelişmeler yer almıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkan ve 'hür dünya' olarak adlandırılan Batı bloğunun (özellikle ABD'nin) lideri olarak çok partili rejimi şart koşması, Türkiye'nin bu yönde adım atmasını kaçınılmaz kılmıştır. 21 Temmuz 1946'da yapılan ilk çok partili seçimlerde CHP iktidarını korurken, Demokrat Parti 66 milletvekilliği ve çok sayıda belediye başkanlığı kazanarak büyük bir başarı elde etmiştir. Bu süreçte Truman Doktrini ile Türkiye-ABD ilişkileri hızla gelişmiştir. Ancak artan toplumsal ve ekonomik hoşnutsuzluklar CHP'yi kurtaramamış, 16 Mayıs 1950 seçimlerinde oyların %50'sinden fazlasını alan DP, 408 milletvekili çıkararak iktidara gelmiş ve İsmet İnönü'nün 'Milli Şef' dönemi sona ermiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında uygulanan ekonomik tedbirler ile 1946'dan itibaren gelişen Türk-Amerikan ilişkileri, Türkiye'nin toplumsal ve ekonomik yapısında köklü dönüşümlere yol açmıştır. İzmir İktisat Kongresi'nde alınan özel girişim öncülüğündeki kalkınma politikası başarısız olunca, savaş yıllarında ücretlerin dondurulması, karların serbest bırakılması, grev hakkının yasaklanması ve ağır vergi yükünün çalışanlara yıkılması gibi sert politikalar izlenmiştir. Tüm bu olumsuzlukların faturası 'devletçilik' uygulamalarına kesilmiştir. Demokrat Parti, iktidara hazırlık sürecinde Amerikan yardımıyla yürütülecek, yabancı sermayeye açık, devlet kontrolünün azaltıldığı liberal bir ekonomi vadetmiştir. 1950'li yıllarda ABD ve Dünya Bankası uzmanlarının tavsiyesiyle Türkiye'nin tarıma dayalı bir ekonomi ile kalkınacağı benimsenmiş; tarım potansiyeli öncelikli çıkış noktası yapılmıştır. Karayolu, baraj ve enerji yatırımlarının artması sanayileşme ve kentleşmeyi hızlandırmış, 1950-1954 yılları arasında halk açısından kısmi bir ekonomik rahatlama dönemi yaşanmıştır. Ancak 1954 seçimleri sonrasında tablo tersine dönmüştür. DP'nin ilk yıllardaki başarısı CHP'ye ve muhalif basına karşı bir tahammülsüzlüğe dönüşmüş, gazeteciler hapis cezalarıyla susturulmaya çalışılmıştır. Tarımda tefecilik, tarlaların tekelde toplanması, ırgatlaşma ve şehre göç sorunları baş göstermiş; sanayi ve ticaret alanında ise karaborsa, mal darlığı ve uzun kuyruklar ortaya çıkmıştır. 1957 seçimlerinde oyları azalan DP'nin baskıları artırması, 1958'den itibaren ekonomik bunalımı doruğa ulaştırmış ve süreç, 27 Mayıs 1960'ta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasıyla sonuçlanmıştır.