Okuma Parçası
← Ünite 8

Ünite 8: Cumhuriyet Dönemi, 1960-1970 Dönemi Tiyatromuz — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

BİR OYUN

Bay Turgut Özakman’ın anlattığı olay, gösterdiği kişiler, ilgilendirmedi beni, sarmadı. Canlı diri olduklarına inanamadım o kişilerin. Gerçekte yok mu öyle kişiler? Var. Ancak Bay Turgut Özakman onlara şöyle bir bakmakla yetinmemiş, kavrıyamamış onları, yeniden yaratamamış. Bu oyunun konusu da, kişileri de birden bire doğuvermemiş yazarın içinden, kendilerini duyurmamışlar ona, ‘bizi yaz, göster’ diye rahatsız etmemişler. Bay Turgut Özakman bir oyun yazmak istemiş, bir konu aramış, bir olay kurmuş, sonra o olay için gerekli kişiler uydurmuş, daha sonra da oyunun iki buçuk saat sürmesi için birtakım tartışmalar bulmuş. Kendi de söylüyor böyle yaptığını, Devlet Tiyatrosu dergisinde çıkan yazısında... Böyle baştan aşağı kurmaca bir oyun olmaz demiyorum, ama büyük bir ustalık ister. O ustalığı da yalnız genç bir yazardan değil, görmük dörütünün (tiyatro sanatının) daha gelişmemiş bir ülkede yaşlı yazarlardan da bekliyemeyiz. Bundan başka Bay Özakman’ın şimdilik bir türetme (icat) gücü olduğunu da sanmıyorum. Beni en çok Bay Özakman’ın tıkıştırmaları sıktı. Oyunun bir güldürü yanı var. Güldürecek, eğlendirecek. Ama bu güldürücülük kişilerin huylarından, yaratılışlarından gelmiyor...Yazar birtakım hoş, tuhaf sözler düşünmüş oyunundaki kişilere - yeri olsun olmasın- söyletiyor onları... Görüyorsunuz, okul çocuklarına yakışacak yutturmaca çeşidinden sözler... Hayır beğendim diyemiyeceğim bu oyuna. Beğenmedim de diyemeyeceğim. Doğrusu bir saygı duydum. Bay Turgut Özakman bayağı bir karı-koca hikâyesi, aldatılmış sevgili hikâyesi almamış ele. Gitmemiş öyle şeylere. Bir soru var oyununda. Günümüz şairlerinin, hikâyecilerinin boyuna parmak bastıkları köy sorusu, açlık-tokluk sorusu filan değil, onlardan çok üstün, çok önemli bir konuya dokunmuş. “Bu ülkede düşünce kahramanı yok, toplumumuz yetiştiremiyor onu. Bir düşünceye bağlanıp o uğurda sıkıntıyı göze alacak bir kişi yetişmiyor aramızdan. Böyle bir dilek hemen alayla, türlü engellerle karşılanıyor” diyor... Beğenmedim Bay Turgut Özakman’ın oyununu ama sevdim, bende umutlar uyandırdı. Yazar bir acemilik çağı geçirecek belki daha da iyi acemi olmasını dilerim, bir gün yazacağı oyunların kişilerini de, olaylarını da içinde duysun, uydurmaktan, tıkıştırmalar aramaktan kurtulsun. İyi bir yol tuttuğunu sanıyorum, bırakmasın o yolu, bu toplumda görmek istediği kahramanı kendinde yetiştirsin. Bunun içindir ki sıkılmış olmama aldırmadan o oyunu görmüş olmama seviniyorum, yazarına ‘iyi etmişsiniz bunu yazmakla, yarın daha iyilerini yazacaksınız’ diyorum