Yapılarına Göre Cümleler-2. Bağımlı sıralı cümleler, hem anlam yönünden hem de ögelerinin ortak olmaları bakımından birbirine sıkı sıkıya bağlı olan cümle yapısıdır. Bu tür cümleleri oluşturan her bir cümle, yalnız başına kullanıldığında da tam bir anlam ve yargı taşır; ancak bir araya geldiklerinde aralarındaki anlam ilişkisinin yanı sıra ortak cümle ögelerine de sahip oldukları görülür. Bu cümle türünde öge ortaklıkları çeşitlilik gösterebilir. Yüklemi ortak olan sıralı cümlelerde, birden fazla yargı tek bir yükleme bağlanır. Örneğin 'Duvarı nem, insanı gam yıkar' atasözünde iki ayrı yargı ortak yüklem etrafında birleşir. Benzer şekilde ortak özne, ortak nesne, ortak yer tamlayıcısı (dolaylı tümleç) veya ortak zarf tümleci barındıran bağımlı sıralı cümleler de Türkçede sıklıkla karşımıza çıkar. Sıralanan bağımsız yargılar arasında bazen sadece ortak ögeler değil, kip ve şahıs eklerinin ortak kullanımı da görülür. Özellikle hikaye ve rivayet anlatımlarında, birleşik çekim eki genellikle sıralı cümlelerin hepsinde tekrarlanmaz, yalnızca son cümleye getirilerek ortak bir yapı oluşturulur. Bazen de sıralanan cümleler arasındaki ilişki, ortak ögelerle değil, doğrudan anlam paralelliği ve anlam sürekliliği ile sağlanır. Bağımlı sıralı cümlelerin cümle çözümlemesinde, sıralanan cümlelerin ögeleri ayrı ayrı bulunarak gösterilir. Ortak ögeler, ilgili cümlelerin çözümlemelerinde hem ait oldukları yerde gösterilir hem de cümlenin genel yapısı tahlil edilirken bu ortaklık vurgulanır. Bu durum, dilin en az çaba yasasının ve ifade ekonomisinin bir yansımasıdır. Bağlı cümle, cümle başı bağlaçları ile birbirine bağlanan ve aralarında bu bağlacın işlevine bağlı bir anlam ilgisi bulunan cümlelerin kurduğu yapısal birlikteliktir. Cümle başı bağlaçları, başlarında bulundukları cümleleri kendilerinden önce veya sonra gelen cümlelere bağlar. Bu cümleler, yapıca birbirinden bağımsız olsalar da anlamca birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Cümle başı bağlaçları iki cümle arasında açıklama, sebep, sonuç, benzerlik, üsteleme, şaşırma, istek gibi çeşitli anlam ilişkileri kurar. Örneğin 'eğer' ve 'şayet' sözcükleri şart ifadesi taşıdıkları için bağlı cümle kuruluşunda yer almazlar; daha çok şartlı birleşik cümlelerde şart ifadesini kuvvetlendirmek amacıyla kullanılırlar. Buna karşılık 'da/de' kuvvetlendirme edatının '-dığı hâlde, -masına rağmen' işleviyle iki cümleyi bağlayarak bağlı cümle oluşturduğu görülebilir. 'Ve' bağlacının da bazı cümleleri '-dığı için, böylece, bu yüzden' ifadeleriyle birbirine bağladığı görülür. Bu kullanımlarda 've' bağlacı, art arda oluş veya eş zamanda oluş ilgisi kuran bir sıralama bağlacı değil, anlamca sebep-sonuç ilişkisi kuran bir cümle başı bağlacı durumundadır ve bu yapılar da bağlı cümle olarak değerlendirilir. Bağlı cümlelerde cümle çözümlemesi yapılırken bağlaçtan önceki ve sonraki cümleler ayrı olarak ele alınır. Bağlaçlar cümle dışı öge olarak kabul edilir ve bağlanan cümleler kendi yüklemleri ve diğer ögeleri belirtilerek ayrı ayrı çözümlenir. İster basit ister birleşik yapılı olsun, bir cümlede anlamı daha iyi belirtmek ve anlama açıklık kazandırmak için cümlenin içine giren ve cümlenin yapısında herhangi bir değişiklik yapmayan kelime grubu veya cümle yapısındaki dil birliklerine ara söz veya ara cümle adı verilir. Bu dil birlikleri cümleye açıklama veya ek bilgi katmak amacıyla girer. Ara sözler veya ara cümleler cümleden çıkarıldıkları zaman cümlenin anlamında veya yapısında temel bir eksiklik oluşturmaz. Cümlenin ögeleri arasına girerler; ancak kendileri bağımsız bir öge olarak değerlendirilmezler. Yazıda genellikle iki virgül veya iki kısa çizgi arasında gösterilirler. Ara sözlü cümleler anlatımı zenginleştirir, yazarın okuyucuya doğrudan seslenmesini veya konuyu detaylandırmasını sağlar. Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mustafa Kemal Atatürk gibi yazarların eserlerinde bu yapıların işlevsel örnekleri sıklıkla görülür. Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir cümle nesnesinin, yükleminin veya bazı ögelerinin eksiltilerek kullanılması, en az çaba yasasının dile yansımış bir şeklidir. Özellikle sözlü dil kullanımında, atasözlerinde, deyimlerde ve günlük konuşmalarda bu tür yapılara sıkça rastlanır. Eksiltili cümlelerde yüklem kullanılmasa bile cümlede bir yargı anlamı vardır. Yargı ifadesi söz veya metin bütünlüğü içinde, dinleyenin veya okuyanın algılamasına bırakılır. Bu yapı, daha ziyade tamamlanmış bir cümleden sonra bu cümledeki bir ögeyi açıklamak veya tamamlamak üzere kullanılır. Eksiltili cümlelerin sonunda noktalama işareti olarak üç nokta (...), ünlem işareti (!) veya soru işareti (?) kullanılır. Ünlemler, ret ve kabul sözleri de tek başlarına kullandıklarında eksiltili cümle gibi değerlendirilir. 'Mükemmel!', 'Aferin!', 'Buyurun!..', 'Evet...', 'Hayır...' gibi ifadeler bu kapsamdadır. Okuyucuya eksik ögeyi tamamlattıran bu cümleler duygusal anlatımlarda ve diyaloglarda büyük bir anlatım değeri taşır.