Köktürk alfabesinden sonra kullanılan Uygur alfabesi Sogd yazısının hızlı türünden doğmuştur. Doğu Türkistan'da IX. yüzyılda devlet kuran Uygurlardan kalma el yazmalarında kullanılmış, Fatih Sultan Mehmet'in sarayında da yer bulmuş ve XII. yüzyılda Uygurlardan alan Moğollar tarafından XX. yüzyıla kadar kullanılmıştır.
Standart Türkiye Türkçesinde sesbirim olmayan kapalı e (/ė/) sesinin anlam farkı yaratmadığı ve alfabede ayrı harfi olmadığı bilinmektedir. Buna karşılık Azeri Türkçesinde ve bazı ağızlarda bu ses anlam ayırıcı bir fonemdir ve iki ayrı harfle gösterilmektedir.
Titreşim (akustik) ses bilim araştırmalarına göre, erkek ses tellerinin saniyedeki titreşim sayısı 65-262 arasında değişirken, bu sayı kadınlarda 128-523 arasındadır. Bu kişisel fiziksel farklılıklar sayesinde sesin kime ait olduğu akustik olarak belirlenebilir.
Yansıma sözcüklerde bir dereceye kadar nedensellikten söz edilse de, dünya dillerinde yansıma seslerin birebir örtüşmediği görülür. Örneğin Türkçede kedi sesi için "miyav" denirken, İngilizcede "miau" (/m yaw/) denmesi yansımaların da dilin ses yasalarına göre şekillendiğini gösterir.
SSCB dağıldıktan sonra kurulan Türk Cumhuriyetlerinde ve bölgelerinde konuşulan Türk dili ve dialektlerinin hepsi uzun süre Kiril alfabesi ile yazılmıştır. Günümüzde ise bu Türk Cumhuriyetlerinin birçoğunda yeniden Latin alfabesine geçme çalışmaları yürütülmektedir.
Ünlüler sınıflandırılmasında süre ve boğumlanma özellikleri incelenirken, /ı/ ünlüsünün diğer ünlülere göre daha kısa sürdüğü ve yabancı dillerle olan temas ve ilişki durumlarında Türkçenin en fazla etkilenen ünlüsü olduğu tespit edilmiştir.