Gordon Allport ve Leo Postman'ın 1947 tarihli 'The Psychology of Rumor' adlı eseri, söylenti ve dedikoduların kulaktan kulağa yayılırken nasıl biçim değiştirdiğini psikolojik deneylerle incelemiştir. Çalışma, dışsal bir uyarıcı olan söylentinin bireysel algı süzgeçlerinden geçerken nasıl törpülendiğini, detayların nasıl elendiğini ve çarpıtıldığını ortaya koymuştur.
Harold D. Lasswell, 1948 yılında yayımladığı makalesinde iletişimi 'Kim, neyi, hangi kanaldan, kime, hangi etkiyle?' (Who, says what, in which channel, to whom, with what effect?) sorularıyla formüle etmiştir. Bu beş soruluk doğrusal model, iletişim araştırmalarını kaynak, içerik, kanal, izleyici ve etki analizi olmak üzere beş temel uzmanlık alanına bölerek kurumsallaştırmıştır.
Claude Shannon ve Warren Weaver, 1949 yılında telekomünikasyon mühendisliği problemleri için geliştirdikleri 'Matematiksel İletişim Modeli'ni sunmuşlardır. Bilgi aktarımını kaynak, verici, kanal, gürültü, alıcı ve hedef doğrusal hattında açıklayan bu model, daha sonra sosyal bilimciler tarafından iletişimin teknik ve gürültü boyutunu açıklamak için yaygınca benimsenmiştir.
İngiltere'de 1964 yılında kurulan Birmingham Çağdaş Kültürel Çalışmalar Merkezi (CCCS), iletişim araştırmalarında çığır açmıştır. Richard Hoggart, Raymond Williams ve Stuart Hall gibi isimlerin öncülük ettiği merkez, elit kültür anlayışını reddederek popüler kültürü, gençlik altkültürlerini ve medyanın hegemonik yapısını nitel yöntemlerle incelemiştir.
David Morley'nin 1980 yılında yayımlanan 'The Nationwide Audience' adlı çalışması, Stuart Hall'un kodlama/kod açımlama kuramının ilk büyük ampirik uygulamasıdır. Morley, farklı sosyo-ekonomik ve sendikal geçmişe sahip grupların aynı televizyon programını tamamen farklı şekillerde yorumladığını göstererek izleyicinin aktif ve bağlamsal doğasını kanıtlamıştır.
Philip N. Howard ve Muzammil M. Hussain'in 2013 tarihli 'Democracy's Fourth Wave?' adlı çalışmaları, Arap Baharı sürecinde dijital medyanın rolünü analiz etmiştir. Çalışma, Twitter ve Facebook gibi platformların muhalif örgütlenmede, sansürü aşmada ve küresel kamuoyu oluşturmada nasıl kritik birer alternatif iletişim kanalı haline geldiğini somut verilerle ortaya koymuştur.
Raşit Kaya'nın 1985 yılında yayımlanan 'Türkiye'de Basın ve İktidar' adlı eseri, Türkiye'deki iletişim araştırmalarında eleştirel ekonomi politik yaklaşımın en önemli köşe taşlarından biridir. Kaya, Türk basınının tarihsel gelişimini, holdingleşme süreçlerini ve siyasi iktidarlarla olan karşılıklı bağımlılık ilişkilerini ekonomik yapılar üzerinden analiz etmiştir.