Amerikalı psikolog Paul Ekman, 1992 yılındaki çalışmalarında yüzümüzde bulunan kırktan fazla kasın koordineli hareketleriyle yaklaşık on bin farklı yüz ifadesi ve mimik oluşturabildiğini bilimsel olarak kanıtlamıştır.
Kuzey Amerikalıların benimsediği monokronik (tekli) zaman anlayışında zaman çizgisel bir yol olarak görülür; planlama, dakiklik ve işlerin belirli bir sırayla yapılması profesyonelliğin en temel şartıdır.
Doğu toplumlarında yaygın olan polikronik (çoklu) zaman anlayışında zaman son derece esnektir; insanlar aynı anda birden fazla işi yürütebilir ve randevularda dakiklikten ziyade insan ilişkileri ön plandadır.
Proksemik iletişim çalışmalarına göre, Türkiye'de bireylerin 'mahrem alanı' yaklaşık 25 cm çapında bir bölgeyi kapsar ve bu alana sadece çok yakın aile üyeleri, eş veya sevgilinin girmesine izin verilir.
17. yüzyılda Avrupa'daki Engizisyon mahkemeleri, sanıkların suçluluğunu ve gerçekliğini yüz ile beden yapıları üzerinden tespit etmeye çalışmış, ancak bu yöntemler kehanet ve falcılıkla ilişkilendirilerek bilimsel kabul görmemiştir.
William Benham, 1932 yılında yayımladığı 'Bilimsel El Okumanın Kuralları' adlı kitabıyla kiroloji alanına önemli katkılar sağlamış ve el yapısının karakter analizindeki yerini kurallaştırmaya çalışmıştır.