Özet
← Ünite 12

Ünite 12: Kanatlı Hayvanların ve Arıların Önemli Viral Hastalıkları — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Giriş ve Sektörel Önem

İnsanlığın beslenme tarihinde arı ve kanatlı ürünleri her dönem vazgeçilmez bir yere sahip olmuştur. Günümüzde arıcılık sadece geleneksel bal üretimiyle sınırlı kalmayıp; polen, propolis ve arı sütü gibi sağlık açısından faydaları bilimsel olarak kanıtlanmış katma değerli ürünleri de pazara sunmaktadır. Ancak arıcılık faaliyetlerini sekteye uğratan ve büyük ekonomik kayıplara yol açan birçok viral etken bulunmaktadır. Bu nedenle arı hastalıklarıyla mücadele ulusal politikaların bir parçası haline gelmiştir.

Kanatlı sektörü ise artan nüfus ve protein ihtiyacına paralel olarak devasa bir endüstriye dönüşmüştür. Kırmızı et fiyatlarındaki artışa alternatif olarak daha ekonomik ve sağlıklı bir protein kaynağı sunan tavuk eti ve yumurtaya olan talep her geçen gün artmaktadır. Bu talebi karşılamak amacıyla geleneksel açık alan yetiştiriciliğinden uzaklaşılarak, kapalı alanlarda on binlerce hayvanın bir arada barındırıldığı entansif kümes sistemleri kurulmuştur.

Kapalı ve sıkışık ortamlarda yürütülen bu üretim modeli, salgın hastalıkların yayılma riskini ve hızını dramatik bir şekilde artırmaktadır. Tek bir kümeste başlayan viral, bakteriyel veya paraziter bir enfeksiyon, çok kısa sürede tüm sürünün yok olmasıyla sonuçlanabilmektedir. Bu durum, ticari işletmelerin sürdürülebilirliği açısından aşılama ve biyogüvenlik önlemlerinin eksiksiz uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

2Avian Influenza (Kuş Gribi, Tavuk Vebası)

Avian Influenza, kanatlı hayvanların solunum ve sindirim sistemlerini hedef alan, yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden, akut ve oldukça bulaşıcı bir viral hastalıktır. Hastalık başta tavuk, hindi, ördek, kaz, bıldırcın olmak üzere yabani kanatlı türlerini de etkiler. Orthomyxoviridae ailesine üye olan bu virus, zarflı bir yapıya sahip olup genomu kapsid içerisinde 8 segment (parça) halinde organize olmuştur.

Segmentli genom yapısı, virusun mutasyonlara ve genetik değişimlere olağanüstü derecede açık olmasına yol açar. Farklı alt tiplere sahip iki influenzavirusun aynı konakçı hücresini enfekte etmesi durumunda, replikasyon aşamasında genom parçaları karşılıklı olarak yer değiştirebilir. Bu olaya 'reassortment' adı verilir. Reassortment sonucunda virus, yeni konakçılara bulaşma yeteneği kazanabilir veya çok daha ölümcül suşlara dönüşebilir; nitekim insanlarda görülen ölümcül kuş gribi ve domuz gribi salgınları bu mekanizmayla açıklanmaktadır.

Virusun yüzeyinde hemaglutinin (H1-H18) ve nöyraminidaz (N1-N11) adı verilen glikoprotein çıkıntıları bulunur. Kanatlılarda hastalık oluşturmayan birçok influenza tipi bulunmasına rağmen, özellikle H5 ve H7 gibi bazı tipler yüksek patojenite göstererek 'highly pathogenic avian influenza' tablosuna yol açar. Göçmen kuşlar, su kaynaklarında diğer türlerle temas ederek bu virusu dışkılarıyla dünyaya yayarlar. Hastalıkta hırıltılı solunum, ibiklerde morarma (siyanoz), deri altı kanamaları ve yumuşak kabuklu yumurta üretimi tipik klinik bulgulardır. Hastalığa karşı geliştirilmiş bir aşı yoktur, ihbarı mecburi ve tazminatlıdır.

3Newcastle Enfeksiyonu (Yalancı Tavuk Vebası)

Newcastle enfeksiyonu, evcil ve yabani kanatlılarda çok hızlı yayılan, solunum, sindirim ve sinir sistemlerini etkileyen akut ve ölümcül bir viral hastalıktır. Paramyxoviridae ailesinden avian paramyxovirus serotip 1 tarafından oluşturulur. Zarflı bir RNA virusu olan bu etken, kanatlı eritrositlerini hemaglutine etme (çöktürme) yeteneğine sahiptir. Bu biyolojik özellik, laboratuvarlarda Hemaglutinasyon İnhibisyon (HI) testi ile teşhis ve bağışıklık düzeyinin belirlenmesinde aktif olarak kullanılır.

Hastalığın şiddeti; virusun patotipine (5 farklı patotip bulunur), alınan virus miktarına ve sürünün bağışıklık durumuna göre değişir. Özellikle genç hayvanlarda bulaşma oranı %90'a, ölüm oranı ise %100'e kadar ulaşabilir. Solunum, sindirim, deri veya konjonktiva yoluyla vücuda giren virus, 2-15 günlük bir kuluçka süresinden sonra solunum güçlüğü, öksürük, yeşilimsi ishal, kafa ve ibikte ödemli şişlikler ile kendini gösterir.

Enfekte hayvanlar virusu salgıları (sekret) ve dışkıları (ekskret) ile çevreye saçarlar. Bulaşık yem, su, ekipmanlar ve bakıcı çizmeleri yayılımda birincil rol oynar. Newcastle hastalığı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ihbarı mecburi ve tazminatlı hastalıklar listesine alınmıştır. Mücadelede sıkı dezenfeksiyon ve biyogüvenlik önlemlerinin yanı sıra, saha suşlarıyla uyumlu aşıların kullanılması hayati önem taşır.

4İnfeksiyöz Bronşitis

İnfeksiyöz Bronşitis, Coronaviridae ailesine ait zarflı bir RNA virusu tarafından oluşturulan, tavuklara özgü, son derece bulaşıcı akut bir enfeksiyondur. Virus temel olarak üç ana sistemi hedef alır: Solunum sistemi, reprodüktif (üreme) sistem ve üriner sistem (böbrekler). Her yaştan tavuğu etkileyebilmekle birlikte, özellikle civcivlerde çok daha ağır ve ölümcül seyrederek %30'lara varan mortaliteye neden olabilir.

Solunum yoluyla alınan virus, 18-36 saat gibi çok kısa bir kuluçka süresinin ardından solunum yollarında yangıya (bronşit) ve böbreklerde ciddi hasara (nefrit) yol açar. Klinik olarak hırıltı, öksürük, burun akıntısı ve yüzde şişlik görülür. Üreme sisteminin etkilenmesi durumunda ise yumurta verimi ve kalitesinde dramatik düşüşler yaşanır; yumurtalar şekilsiz, pürüzlü veya yumuşak kabuklu olur. Genital kanal hasarı nedeniyle tavukların sergilediği 'penguen oturuşu' bu hastalık için oldukça tipik bir klinik duruştur.

Hastalığın şiddeti, ortamda E. coli veya Mycoplasma gibi sekonder bakteriyel etkenlerin bulunması durumunda katlanarak artar. İlaçla tedavisi mümkün olmayan bu enfeksiyonda, teşhis için ELISA ve RT-PCR yöntemleri kullanılır. Korunmada en etkili yol, biyogüvenlik tedbirlerinin sıkılaştırılması ve sürüye uygun serotipteki aşıların zamanında uygulanmasıdır.

5Marek Hastalığı

Marek hastalığı, tavukların lenfoproliferatif, tümöral ve oldukça öldürücü bir enfeksiyonudur. Hastalığın etkeni Herpesviridae ailesinden Gallid herpesvirus 2 (GaHV-2) veya yaygın adıyla Marek's Disease Virus'tur (MDV). Zarflı bir DNA virusu olan bu etken, konakçıda latent (sessiz) enfeksiyon oluşturma ve hücreleri tümörleştiren onkojenik karakter taşıma özelliklerine sahiptir. Marek virusu, tıp ve veterinerlik tarihinde etkili bir aşısı geliştirilen ilk onkojenik virus olma unvanına sahiptir.

Solunum yoluyla bulaşan virus, konakçının tüy foliküllerindeki epitel hücrelerinde replike olur ve dökülen deri epitel hücreleri ile kepekler vasıtasıyla çevreye saçılır. Tozlu ve kirli kümes ortamları virusun yayılmasını kolaylaştırır. Hastalık karaciğer, dalak, böbrek, yumurtalık gibi iç organlarda T-lenfosit birikimiyle karakterize tümörler oluşturur. En belirgin klinik tablosu ise sinir sisteminin etkilenmesiyle ortaya çıkan felçlerdir.

Etkilenen hayvanlarda kanat ve bacaklarda tek veya çift taraflı felçler şekillenir. Bir bacağın öne, diğerinin arkaya uzatıldığı 'balerin oturuşu' Marek hastalığının en spesifik klinik görüntüsüdür. Ayrıca gözdeki iris tabakasının grileşmesi (gri göz) ve boyun bükülmesi de sık görülür. Tedavisi olmayan bu hastalıktan korunmak için kuluçkahaneden çıkışta civcivlere aşılama yapılması ve yabani kuşlar ile kemirgenlerin kümese girişinin engellenmesi gerekir.

6Gumboro Enfeksiyonu (İnfeksiyöz Bursal Hastalık)

Gumboro hastalığı, özellikle genç civcivlerde akut seyreden, bulaşıcı ve bağışıklık sistemini doğrudan çökerterek ağır ekonomik kayıplara yol açan viral bir enfeksiyondur. Birnaviridae ailesine ait çift iplikçikli ve segmentli bir RNA virusu olan Infectious Bursal Disease Virus (IBDV) tarafından oluşturulur. Hindi ve ördekler de virüsü taşıyabilmekle birlikte, klinik olarak hastalanan tek kanatlı türü tavuklardır.

Virus, kanatlılara özgü bir birincil lenfoid organ olan ve kloaka yakınında bulunan bursa fabricius'u hedef alır. Bursa fabricius, antikor üretiminden sorumlu B lenfositlerinin olgunlaştığı merkezdir. Virusun buradaki hücreleri tahrip etmesi, hayvanda şiddetli bir immun supresyona (bağışıklık yetmezliğine) neden olur. Bağışıklığı çöken civcivler, normalde hastalık yapmayan fırsatçı patojenlere (E. coli, reovirus, adenovirus vb.) karşı tamamen savunmasız hale gelir ve aşılara karşı da bağışıklık yanıtı geliştiremezler.

Sindirim ve solunum yoluyla bulaşan hastalıkta kuluçka süresi 2-3 gün gibi çok kısadır. Klinik olarak hayvanların kendi arkalarını gagalamaları, kirlenmiş arka tüyler, kötü kokulu beyaz ishal ve bacak-göğüs kaslarında yaygın kanama alanları gözlenir. Nekropside bursa fabricius'un büyüdüğü, kanamalı ve nekrotik bir hal aldığı tespit edilir. Tedavisi olmayan bu virusa karşı koruyucu aşılama ve kümeslerin titizlikle dezenfekte edilmesi tek mücadele yöntemidir.

7Tavuk Çiçeği (Fowl Pox)

Tavuk çiçeği, Poxviridae ailesine ait çok büyük ve zarflı bir DNA virusu olan avian poxvirus tarafından oluşturulan, yavaş yayılan bulaşıcı bir hastalıktır. Virus, dış ortama ve fiziksel etkenlere karşı oldukça dirençlidir; yara kabukları içerisinde aylarca canlılığını koruyabilir. Hastalık temel olarak iki formda seyreder: Deri formu (kuru çiçek) ve mukozal form (ıslak/difterik çiçek).

Deri formunda, vücudun tüy barındırmayan ibik, sakal, göz çevresi ve gaga kenarı gibi bölgelerinde önce kızarıklıklar, ardından içi sıvı dolu veziküller ve son olarak patlayarak kuruyan kalın kabuklu lezyonlar oluşur. Mukozal formda ise ağız, dil, yemek borusu ve soluk borusunda yalancı zarlar ve tıkaçlar şekillenerek hayvanın beslenmesini ve nefes almasını engeller, bu durum ölümlere yol açar.

Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur, ancak ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla antibiyotiklerden yararlanılabilir. Korunmada 6-8 haftalıktan büyük hayvanlara aşı uygulanır. Aşılamada kanat zarına çift kanüllü iğne ile batırma (wing-web) veya bacak tüyleri yolunarak fırça ile sürme yöntemi tercih edilir. Kümes içi stres faktörlerinin azaltılması da hastalığın ortaya çıkışını engellemede etkilidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

8Arıların Önemli Viral Hastalıkları ve Varroa İlişkisi

Arılar, sosyal yaşam düzenine sahip, koloni halinde yaşayan omurgasız canlılardır. Birbirleriyle sürekli temas ve besin alışverişi (trofalaksi) halinde olmaları, viral hastalıkların kovan içinde çok hızlı yayılmasına zemin hazırlar. Arılarda bugüne kadar 24 farklı virus tespit edilmiş olup, bu virusların büyük bir kısmı tek iplikçikli RNA yapısındadır. Arıların dolaşım sıvısı olan hemolenf, virusların vücut içinde yayılmasında ana mecradır.

Arı viral hastalıklarının patogenezinde ve yayılmasında en kritik aktörlerden biri Varroa destructor adı verilen dış parazittir. Varroa, arıların ve larvaların hemolenfiyle beslenirken enfekte bireylerden aldığı virusları kendi tükürük bezlerinde biriktirir ve daha sonra sağlıklı arılara aktarır. Bu yönüyle Varroa, arı virüslerinin en önemli biyolojik vektörüdür. Varroa mücadelesi yapılmayan kovanlarda viral salgınlar kaçınılmaz hale gelir.

Arı virüsleri kovan içinde hem yatay (horizantal) yolla yani beslenme, temas ve ortak petek kullanımıyla; hem de dikey (vertikal) yolla yani ana arıdan yumurtaya (transovarial) veya erkek arıdan sperm yoluyla bulaşabilir. Viral enfeksiyonlar kolonilerde ani sönmelere, iş gücü kaybına ve bal veriminde dramatik düşüşlere yol açarak arıcılık sektörünü tehdit etmektedir.

9Deforme Kanat Virusu ve Siyah Kraliçe Hücre Virusu

Deforme Kanat Virusu (DWV), Iflaviridae ailesine ait zarsız bir RNA virusudur ve dünyada en yaygın görülen arı virüsüdür. Bulaşmasında Varroa paraziti birincil derecede rol oynar. Eğer virus arıya dikey veya yatay yolla bulaşırsa genellikle belirtisiz (persiste) bir enfeksiyon şekillenir. Ancak bulaşma Varroa ısırmasıyla doğrudan hemolenfe olursa, genç arılarda kanatlarda buruşma, kısalma, vücut boyutunda küçülme ve ani ölümlerle karakterize ağır klinik tablo ortaya çıkar.

Siyah Kraliçe Hücre Virusu (BQCV) ise Dicistroviridae ailesine ait zarsız bir RNA virusudur ve özellikle kraliçe arı yetiştiriciliğini hedef alır. Bu virusun kovan içindeki yayılımı, arıların bağırsaklarında parazitlenen Nosema apis ile doğrudan ilişkilidir. Bakıcı işçi arıların bağırsaklarındaki Nosema apis, virüsü salgılarla birleştirerek kraliçe larvalarına oral yolla bulaştırır.

Enfekte olan kraliçe pupaları gelişimini tamamlayamaz, torba şeklinde sarı bir renk alır ve petek gözü içinde siyahlaşarak ölür. Hücre duvarlarının da siyah bir renk alması bu hastalık için oldukça spesifik bir bulgudur. Her iki virüsle mücadelede de temel strateji, virüslere doğrudan etki eden bir ilaç olmadığından, vektörlük yapan Varroa ve Nosema parazitlerine karşı zamanında ve etkili antiparaziter mücadele yürütmektir.

10Arı Felci Virüsleri (Akut, Kronik ve İsrail Akut)

Arılarda felç, titreme ve ani ölümlerle seyreden başlıca üç virüs bulunmaktadır: Akut Arı Felci Virusu (ABPV), Kronik Arı Felci Virusu (CBPV) ve İsrail Akut Arı Felci Virusu (IAPV). Akut Arı Felci Virusu, Dicistroviridae ailesine ait olup, ağız yoluyla bulaştığında hastalık yapması için çok yüksek miktarda virus gerekirken, Varroa aracılığıyla doğrudan hemolenfe 100 adet virus partikülünün girmesi felç tablosunu başlatmak için yeterlidir.

Kronik Arı Felci Virusu ise henüz bir aileye atanmamış, anizometrik simetriye sahip özgün bir RNA virusudur. CBPV bulaşması, arıların kütikula tabakasındaki yaraların enfekte vücut sıvılarıyla teması sonucu gerçekleşir. Hastalık iki sendromla seyreder: Tip 1 sendromunda arılarda karın şişliği, kanat düşmesi ve kovan önünde titreyerek yürüme görülür. Tip 2 sendromunda ise vücut kılları tamamen dökülür ve arılar parlak siyah bir renk alır (kılsız siyah arı sendromu).

İsrail Akut Arı Felci Virusu (IAPV) da benzer şekilde kanatlarda titreme, felç ve koloninin aniden sönmesiyle karakterizedir. Bu felç virüslerinin kovan içinde yayılmasını önlemek için kovan içi nüfus yoğunluğunun dengelenmesi, stres faktörlerinin (nektar azlığı, soğuk vb.) azaltılması ve hasta kovanların karantinaya alınarak üretim dışı bırakılması gerekmektedir.

11Tulumsu Yavru Çürüklüğü ve Bulanık Kanat Enfeksiyonu

Tulumsu Yavru Çürüklüğü (Sacbrood), arılarda keşfedilen ilk viral hastalıktır. Iflaviridae ailesine üye zarsız bir RNA virusu tarafından oluşturulur. Hastalık temel olarak larvaları etkiler. Bakıcı arıların hipofarengeal bez salgılarıyla besin yoluyla larvalara bulaşan virus, larvanın pupa dönemine geçmesini engeller. Ölen larvaların derisi sertleşir ve içi sıvı dolu bir tulum veya torba halini alır. Petek gözlerine yukarıdan bakıldığında düzensiz boşluklar içeren 'bulmaca görüntüsü' oluşur.

Bulanık Kanat Virusu (Cloudy Wing Virus) ise arıların kanatlarındaki doğal saydamlığın kaybolarak opak ve bulanık bir renk almasıyla karakterize, genellikle hafif seyirli bir enfeksiyondur. Bulaşma yolları tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, Varroa ile ilişkisi saptanmamıştır. Genç arılarda belirti göstermeden sadece ömrün kısalmasına yol açarken, erişkin arılarda kanat opaklaşması belirgindir.

Tulumsu yavru çürüklüğünde transovarial (yumurta yoluyla) bulaşma riski bulunduğundan, yeni kraliçe arıların mutlaka sağlıklı kolonilerden seçilmesi gerekir. Bulanık kanat enfeksiyonunda ise patojenite düşük olduğundan koloni sönmelerine rastlanmaz, ancak kovan hijyeni ve iyi bakım şartlarının sürdürülmesi genel direnç açısından önemlidir.