Sesli Özet
Ana Sayfa » Atatürk Üniversitesi ATA AÖF » Sağlık Yönetimi Lisans Programı » Sağlık Kurumlarında Maliyet Yönetimi
← Ünite 12

Ünite 12: Sağlık Kurumlarında Faaliyet Tabanlı Maliyetleme — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Metni oku

Sağlık kurumları, teşhis, tedavi, bakım ve rehabilitasyon gibi süreçlerin eş zamanlı ve karmaşık bir şekilde yürütüldüğü, kaynak kullanımı yoğun işletmelerdir. Bu kurumlarda kullanılan ileri teknolojiye sahip tıbbi cihazlar, uzmanlaşmış nitelikli iş gücü, sürekli artan ilaç ve malzeme giderleri ile geniş altyapı harcamaları, maliyet yapısını yönetilmesi zor bir hale getirmektedir. Dolayısıyla, doğru ve güvenilir maliyet bilgisine ulaşmak sadece finansal raporlama için değil, hizmet kalitesini artırmak ve kaynakları etkin kullanmak için de kritik bir öneme sahiptir. Uzun yıllar boyunca sağlık kurumlarında da kullanılan geleneksel maliyetleme yöntemleri, maliyetleri genellikle üretim hacmine dayalı tek bir ölçüte göre dağıtmaktadır. Ancak bu yaklaşım, karmaşık ve çok boyutlu hizmet süreçlerinin maliyetlerini gerçekçi biçimde yansıtmada yetersiz kalmaktadır. Bu yetersizliği aşmak amacıyla geliştirilen Faaliyet Tabanlı Maliyetleme (FTM) yöntemi, maliyetlerin sebep-sonuç ilişkisine dayalı olarak daha doğru ve ayrıntılı hesaplanmasına imkan tanıyan çağdaş bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. FTM yönteminin temel felsefesi, kaynakların faaliyetler tarafından tüketildiğini, ürün veya hizmetlerin ise bu faaliyetleri kullandığını esas almasıdır. Sağlık kurumları gibi poliklinik muayenesi, laboratuvar tetkikleri, ameliyathane hizmetleri ve yataklı servis uygulamaları gibi çok çeşitli ve karmaşık faaliyetlerin bir arada sunulduğu yapılarda, FTM yöntemi yöneticilere stratejik karar alma süreçlerinde büyük bir destek ve rekabet avantajı sağlamaktadır. Faaliyet Tabanlı Maliyetleme (FTM) yöntemi ilk kez 1971 yılında George Staubus’un 'Activity Costing and Input-Output Accounting' adlı eserinde gündeme getirilmiştir. Yöntemin asıl gelişimi ve yaygınlaşması ise 1980'li yıllardan itibaren hız kazanmıştır. Bu dönemde küreselleşme, rekabetin yoğunlaşması ve üretim teknolojilerinde yaşanan otomasyon odaklı hızlı değişimler, işletmelerin maliyet yapısını kökten dönüştürmüştür. Geleneksel maliyetleme yöntemlerinde direkt işçilik maliyetlerinin yüksek, genel üretim giderlerinin (endirekt giderlerin) ise düşük olduğu varsayılırken; modern süreçlerde otomasyonun artmasıyla işçilik maliyetleri azalmış, genel üretim giderleri ise büyük bir artış göstermiştir. Bu durum, endirekt giderlerin ürün ve hizmetlere doğru bir şekilde yüklenememesine yol açarak klasik sistemlerin yetersiz kalmasına neden olmuş ve FTM'nin doğuşunu tetiklemiştir. FTM yönteminin üç temel stratejik amacı bulunmaktadır: Bunlardan birincisi, işletme karlılığının gerçek kaynağı olan doğru maliyetleri raporlamaktır. İkincisi, faaliyetlerin daha etkin yürütülmesi için faaliyet maliyetlerini ayrıntılı olarak tanımlamaktır. Üçüncüsü ise gelecekteki ürün veya hizmet taleplerini karşılamak için gerekli kaynak ihtiyaçlarını önceden belirlemektir. Ayrıca, katma değer yaratmayan faaliyetlerin elenmesi ve yöneticilere güvenilir karar desteği sunulması da bu yöntemin ana hedefleri arasındadır. Geleneksel maliyetleme yöntemi ile Faaliyet Tabanlı Maliyetleme yöntemi arasında yapısal ve felsefi açıdan çok önemli farklar bulunmaktadır. Geleneksel yöntemde maliyetleri etkileyen tek faktörün üretim hacmi olduğu varsayılırken, FTM yönteminde kaynak tüketimini etkileyen laboratuvar test sayısı, ameliyat süresi veya hasta günü gibi çok sayıda farklı faktörün varlığı kabul edilir. Maliyet havuzlarının sayısı açısından bakıldığında, geleneksel maliyetlemede tüm genel üretim giderleri tek bir havuzda toplanıp dağıtılırken; FTM'de her farklı faaliyet için ayrı maliyet havuzları (örneğin laboratuvar, ameliyathane, poliklinik havuzları) oluşturulur. Dağıtım anahtarlarında ise geleneksel yöntem tek bir ölçüte (işçilik saati, makine saati vb.) dayanırken, FTM her faaliyet havuzunun doğasına uygun farklı ve sebep-sonuç ilişkisine dayalı maliyet sürücüleri kullanır. Ürün ve hizmetlerin maliyetlendirilmesi sürecinde geleneksel yöntem, maliyetleri doğrudan tek bir dağıtım anahtarıyla ürünlere yükleyerek hatalı veya çarpıtılmış sonuçlara yol açabilir. FTM ise önce faaliyetlerin kaynakları tükettiğini, ardından ürün veya hizmetlerin bu faaliyetleri tükettiğini esas alarak iki aşamalı ve gerçeğe en yakın maliyet hesaplamasını gerçekleştirir. Bu durum özellikle sağlık kurumlarında FTM'nin tercih edilme nedenini açıklar. FTM yönteminin sağlık kurumlarında etkin bir şekilde uygulanabilmesi, kurumun kendi yapısına uygun olarak tasarlanmış altı adımdan oluşan iki temel aşamalı bir süreci gerektirir. İlk aşamada faaliyetlerin tükettiği kaynaklar belirlenirken, ikinci aşamada bu faaliyetlerin maliyetleri ile nihai ürün veya hizmetler (maliyet nesneleri) arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulur. Sürecin ilk adımı, kurumda yürütülen faaliyetlerin ve benzer faaliyetlerin toplandığı faaliyet merkezlerinin belirlenmesidir. İkinci adımda, kaynakların faaliyet merkezlerine aktarılmasını sağlayan birinci aşama maliyet sürücüleri (kaynak etkenleri) seçilir. Üçüncü adımda, kaynak maliyetleri seçilen bu sürücüler aracılığıyla faaliyet merkezlerine aktarılır. Dördüncü adımda ise her bir faaliyet merkezinin (örneğin laboratuvar veya ameliyathane) toplam maliyeti hesaplanarak kesinleştirilir. Beşinci adımda, faaliyet merkezlerinde biriken maliyetleri nihai hizmetlere yüklemek amacıyla ikinci aşama maliyet sürücüleri belirlenir. Son adım olan altıncı adımda ise, faaliyet maliyetleri belirlenen yükleme oranları ve kullanılan maliyet etkeni miktarları formüle edilerek nihai maliyet nesnelerine (hizmetlere/hastalara) yüklenir. Böylece her bir hizmetin gerçek ve şeffaf birim maliyeti ortaya çıkarılmış olur.