XV. yüzyılın ilk yarısından XVII. yüzyılın ortalarına kadar Avrupalı gemicilerin Avrupa ve Akdeniz dışına yaptıkları keşif ve macera dolu yolculuklar sonucunda yeni kıtaları, okyanusları ve ticaret yollarını bulmaları sürecidir. Bu keşifler sonucunda ilk deniz aşırı imparatorluklar kurulmuş ve Avrupa ekonomik açıdan kalkınmıştır.
Hindistan ve Uzakdoğu'dan başlayarak Mısır ve Suriye limanları üzerinden Akdeniz'e ve oradan Avrupa'ya uzanan, tarçın, karabiber, karanfil gibi kıymetli baharatların taşındığı tarihi ticaret yoludur. Avrupalılar, bu yolun Osmanlı kontrolünde olması ve aracılar yüzünden pahalılaşması nedeniyle alternatif deniz yolları aramıştır.
Keşifler döneminde geliştirilen, açık denizlerdeki zorlu hava şartlarına ve dalgalara son derece dayanıklı, hızlı hareket kabiliyetine sahip yelkenli gemi türüdür. Bu gemilerin inşası ve denizcilikte kullanılmaya başlanması, okyanus aşırı uzun yolculukların yapılabilmesini mümkün kılmıștır.
Ortaçağ'da kilisenin tekelinde bulunan, Kudüs merkezli ve Hristiyan dünya algısına göre çizilmiş olan bilimsel temelden uzak dönemsel haritalardır. Bu haritalar kıyı ötesini yanlış gösterdiği için okyanus aşırı seyahatlerde yetersiz kalmıştır.
1487 yılında Portekizli kaşif Bartelmeu Dias tarafından keşfedilen ve ilk olarak Fırtınalar Burnu adı verilen Afrika'nın en güney ucundaki stratejik burundur. Bu burnun keşfi, Vasco de Gama'nın Afrika'yı dolaşarak Hint Okyanusu üzerinden doğrudan Hindistan'a ulaşmasının yolunu açmıştır.
1494 yılında İspanya ile Portekiz arasında imzalanan, yeni keşfedilen toprakların paylaşılmasını öngören antlaşmadır. Bu antlaşmayla belirlenen meridyenin doğusu Portekizlilere, batısı ise İspanyollara bırakılmış, örneğin Brezilya bu yolla Portekiz etki alanına girmiştir.
Kristof Kolomb'un Amerika kıtasını keşfetmesinin ardından, İtalyan kaşif Amerigo Vespucci'nin buranın Asya olmadığını ve yepyeni bir kıta olduğunu kanıtlaması üzerine Avrupa'da Amerika kıtasına verilen isimdir. Bu kıta kısa sürede Avrupalı devletlerin sömürge alanı haline gelmiştir.
Meksika bölgesinde yaşayan, patates, mısır, fasulye yetiştiren ve baharat üretimi yapan Amerika'nın köklü ve ileri medeniyetlerindendir. İspanyol kaşif Hernan Cortes tarafından katliamlara uğratılmış ve medeniyetleri yıkılarak İspanyol kolonisi haline getirilmiştir.
Peru bölgesinde ileri düzeyde tarım yapan, patates üreten, büyükbaş hayvan olarak lamaları kullanan ve düzenli yollara sahip büyük tapınaklar inşa eden Güney Amerika uygarlığıdır. Francisco Pizarro tarafından 1532 yılında işgal edilerek ortadan kaldırılmıştır.
Hollanda ve İngiltere gibi devletler tarafından Uzakdoğu ticaretini ele geçirmek ve sömürge faaliyetlerini organize etmek amacıyla kurulan dev ticari ve askeri yetkilere sahip şirketlerdir. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, Hindistan'dan Japonya'ya kadar olan bölgede İngiltere adına devasa bir sömürge ağı kurmuştur.
Osmanlı Devleti'nin, Portekizlilerin Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hindistan çevresinde Müslüman tüccarlara ve Osmanlı ticaretine zarar vermesi üzerine 1538-1557 yılları arasında düzenlediği askeri deniz seferleridir. Bu seferlerden istenilen kesin sonuç alınamamıştır.
Kelime anlamı 'yeniden doğuş' olan, 14. yüzyılda İtalya'da başlayıp 16. yüzyıl sonuna kadar Avrupa'da sanat, edebiyat, bilim ve felsefe alanlarında Orta Çağ skolastisizminden kopuşu ve Antik Yunan-Roma kültürünün yeniden canlanmasını temsil eden tarihsel dönemdir. Örneğin, Jacop Burckhardt bu dönemi bilim, sanat ve siyasetin aydınlanma çağı olarak tanımlamıştır.
Antik Yunan ve Roma'nın dil, edebiyat ve değerlerini yeniden yorumlayan, insan doğasını ve aklını yücelten, bireyin potansiyelini ön plana çıkaran bir Rönesans akımı ve öğrenme yöntemidir. Örneğin, hümanistler skolastik düşüncenin aksine eski metinleri orijinal dillerinden inceleyip akıl yürütme yoluyla değerlendirmişlerdir.
Avrupa'da keşifler ve ticaretle zenginleşen burjuva ve aristokrat sınıfından gelerek, sanata ilgi duyan, sanat eserlerinin üretimini destekleyen ve sanatçıları ile bilim insanlarını maddi/manevi olarak koruyan kimselerdir. Örneğin, Floransalı Medici ailesi dönemin en önemli mesen aileleri arasında yer almıştır.
Orta Çağ boyunca Katolik Kilisesi'nin dogmatik öğretilerine bağlı kalan, akılcılığa ve hür düşünceye izin vermeyen, kilisenin bildirdiği bilgiyi tek mutlak doğru kabul eden düşünce sistemidir. Örneğin, Rönesans ile birlikte bu felsefe yerini deney, gözlem ve akılcı bilimsel düşünceye bırakmıştır.
Rönesans döneminde eski Yunan, Helenistik ve Roma kültür ve medeniyetlerine verilen genel addır. Örneğin, bu döneme ait unutulmuş çok sayıda edebi ve felsefi eser hümanist çabalarla gün yüzüne çıkarılmıştır.
Kilisenin yozlaşmış uygulamalarını eleştiren, Hristiyanlığın saf kökenlerine dönülmesini ve İncil'in özünün akıl süzgecinden geçirilerek anlaşılmasını savunan entelektüel akımdır. Örneğin, Hollandalı bilgin Erasmus bu akımın öncüsü olarak Protestan Reformu'na zemin hazırlamıştır.
Hümanist eğitimin dayandığı beşeri bilimler müfredat programıdır. Latince dilbilgisi, güzel konuşma (retorik), şiir, tarih ve ahlak felsefesi bu müfredatın ana odak noktalarını oluşturur.
Yüksek Rönesans döneminde sanatta biçimsel kusursuzluk, kompozisyon, eşsiz oran, uyum ve görkeme ulaşmak amacıyla benimsenen yüksek sanat üslubudur. Örneğin, Leonardo'nun 'Son Akşam Yemeği' tablosu bu tarzın ilk örneklerindendir.
Nicolaus Copernicus tarafından öne sürülen ve dünyanın değil güneşin evrenin merkezinde sabit olduğunu savunan güneş merkezli astronomi sistemidir. Örneğin, bu sistem skolastik felsefenin dünya merkezli evren anlayışını sarsmıştır.
Katolik Kilisesi'nin para karşılığında günahları bağışlama belgesi vererek uyguladığı ve zamanla büyük bir yozlaşma ve tepki odağı haline gelen uygulamadır. Örneğin, Martin Luther'in 95 Tezi bu uygulamayı sert bir şekilde eleştirmiştir.
Thomas More tarafından 1516 yılında kaleme alınan, bireyin ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığı, eşitlik, inanç özgürlüğü ve ortak mülkiyet esasına dayalı ideal devlet tasarımıdır.
Jean Bodin tarafından 'vatandaşlar üzerindeki en yüksek, en mutlak ve en sürekli güç' olarak tanımlanan, gücünü teolojiden değil siyasal birimlerin birliğinden alan mutlak devlet erkidir.
1494-1559 yılları arasında Fransa ve Habsburg hanedanları (İspanya/Kutsal Roma Germen) arasında İtalya toprakları üzerinde hâkimiyet kurmak için yapılan bir dizi yıkıcı savaştır. Örneğin, bu savaşlar İtalyan şehir devletlerini zayıflatarak Rönesans'ın sonunu hazırlayan etkenlerden biri olmuştur.
Katolik Kilisesi'ni eleştirmek ve Kitab-ı Mukaddes'i temel almak suretiyle Hristiyanlığın aslına dönülmesini savunan, XVI. yüzyılda tüm Avrupa'yı etkileyen dinsel yenilenme hareketidir. Latince 'reformare' kelimesinden türemiştir.
Hristiyanlıkta işlenen günahlardan dolayı dünyada çekilecek cezanın belirli şartlar ve nakit bedel karşılığında kilise tarafından affedilmesi belgesidir. Luther bu uygulamayı Doksan Beş Tezi ile sert bir şekilde eleştirmiştir.
Kilise hukukuna göre yetkili dini şahsiyetler veya meclisler tarafından suçlu görülen bir Hristiyan'ın cemaatten çıkarılmasıdır. Büyük aforoz, kişiyi tüm sosyal haklardan ve Hristiyanlıktan meneden ağır bir cezadır.
Papa veya ruhbanların, kişileri, toplulukları hatta bütün bir ülkeyi kiliseden, vaftiz, nikâh ve cenaze gibi dini hizmetlerden belirli bir süre mahrum etmesi uygulamasıdır.
Dinsel sapkın, dinden çıkmış veya resmi kilise öğreti ve kurallarına karşı gelen kimse demektir. John Wycliffe ve Jan Hus bu suçlamayla karşı karşıya kalmıştır.
Martin Luther'in öncülüğünde Katolik Kilisesi'nin yozlaşmış uygulamalarına ve papalığın otoritesine karşı çıkanların oluşturduğu yeni Hristiyanlık mezhebidir.
Jean Calvin tarafından Cenevre'de örgütlenen, 'ikili kader' öğretisini savunan ve laik otoritenin dinsel otoriteden üstün tutulduğu Protestanlık koludur.
İngiltere Kralı VIII. Henry'nin Roma Katolik Kilisesi'nden ayrılarak papanın yetkisini reddettiği ve kralın kilisenin başı kabul edildiği İngiltere'ye özgü mezheptir.
Katolik Kilisesi'nin Protestan hareketine karşı kendi birliğini korumak ve iç sorunlarına çözüm bulmak amacıyla 1545-1563 yılları arasında topladığı önemli konsildir.
Katolik Kilisesi bünyesinde XVI. yüzyılda kurulan, bütün insanlığı yeniden Katolikleştirme ve inançları koruma amacı güden cemiyettir.
Alman İmparatoru V. Karl'ın baskılarına ve Protestanların üzerine yürümesine karşı 1531 yılında Luther'i destekleyen Alman prensleri tarafından kurulan askerî ve siyasi birlikteliktir.
1555 yılında İmparator, prensler ve reformcular arasında imzalanarak Protestanlığı resmen tanıyan ve prenslere mezhep seçme özgürlüğü getiren antlaşmadır.
1555 Augsburg Antlaşması ile 1648 Vestfalya Antlaşması arasındaki dönemi ifade eder. Bu dönem, Avrupa'da Katoliklik ile Protestanlık arasındaki derin dinsel çatışmalara, iç savaşlara ve mezhepsel mücadelere sahne olmuştur.
16. yüzyılda Kuzey Avrupa'da ve özellikle Almanya'da Martin Luther öncülüğünde Katolik kilisesinin dogmatik yapısına, mali sömürüsüne ve din anlayışına karşı yapılan dini değişim ve dönüşüm hareketidir.
Bir Hristiyan'ın Katolik kilisesi tarafından cemaatten ve dinden kovulmasıdır. Örneğin Papa X. Leo, kiliseyi eleştiren Martin Luther'i aforoz etmiştir.
1521 yılında çıkarılan ve Martin Luther'i sapkın ilan ederek eserlerinin yakılmasını emreden imparatorluk fermanıdır. Protestan hareketin siyasi ve dini etkilerini sınırlandırmak amacıyla çıkarılmıştır.
1530 Augsburg Meclisi kararlarından memnun olmayan Alman Protestan prenslerinin, Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken'e karşı 1531 yılında kurdukları askeri ve siyasi birlikteliktir.
1555 yılında imzalanan ve 'hükümdarın dini neyse, ülkesinin dini de odur' ilkesiyle Protestanlığı resmi olarak tanıyan antlaşmadır. Bu antlaşma din temelli savaşları geçici olarak yasaklamıştır.
Fransa'da yaşayan Kalvinizm mezhebini benimsemiş olan Protestanlara verilen isimdir. Fransa'daki din savaşlarında Katoliklerin büyük baskı ve katliamlarına maruz kalmışlardır.
1598 yılında çıkarılan ve Fransa'daki uzun süreli Katolik-Protestan savaşlarına son vererek Huguenotlara (Protestanlara) dini serbestiyet ve haklar tanıyan fermanıdır.
1618-1648 yılları arasında Kutsal Roma Germen İmparatorluğu başta olmak üzere Avrupa'nın farklı devletlerinin katıldığı, dini ve siyasi nedenlerle çıkan dört büyük savaşın bütününü ifade eder.
1648 yılında imzalanan ve 30 Yıl Savaşları'nı bitiren, ulus devletlerin doğuşuna zemin hazırlayan, modern diplomasinin ve Avrupa Devletler Sistemi'nin temeli kabul edilen barış antlaşmasıdır.
Ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik ve hukuksal bütün güçlerinin ve yetkilerinin tek bir kişinin, yani kralın elinde toplandığı yönetim biçimidir. Metinde, Fransa kralı XIV. Louis'nin 'devlet benim' anlayışıyla bu durumu en üst seviyeye çıkardığı belirtilmektedir.
Orta Çağ'dan kalma, toprak sahiplerinin köylüler üzerinde mutlak hakimiyet kurduğu ve siyasi otoritenin parçalandığı bir sistemdir. Fransa'da merkezi krallıklar kurulmasına rağmen feodalite izleri gümrük duvarları ve asillerin ayrıcalıklarıyla sürmüştür.
XVIII. yüzyılda akıl, bilim, doğa, mutluluk, erdem ve faydacılığın ön plana çıktığı, devlet yönetimi ile birey haklarının sorgulandığı düşünsel dönemdir. Fransa bu akımın en çok geliştiği ve Montesquieu, Voltaire gibi filozofların yetiştiği merkezdir.
Fransa'da asiller, rahipler ve halk temsilcilerinden oluşan, yasama yetkisi olmayıp sadece krala mali destek ve danışma amacıyla toplanan meclistir. 1789'da mali iflası önlemek için 1614'ten sonra ilk kez toplanması ihtilali tetiklemiştir.
Asiller ve rahipler sınıfı dışındaki bankacı, tüccar, sanayici, memur, doktor, avukat ve köylülerden oluşan ayrıcalıksız üçüncü sınıftır. Ülkenin tüm vergi yükünü sırtında taşıyan bu sınıf, ihtilalin ana dinamiğini oluşturmuştur.
Milli Meclis ilan edilen halk temsilcilerinin 9 Temmuz 1789'da adını değiştirerek anayasa hazırlamak üzere yetkilendirdiği meclis organıdır. Feodal ayrıcalıkları kaldırmış ve İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi'ni ilan etmiştir.
Paris'te bulunan ve aynı zamanda hapishane olarak kullanılan, Fransa'da mutlakiyetin ve baskının en büyük sembolü olan kaledir. 14 Temmuz 1789'da halk tarafından basılarak ateşe verilmesi Fransız İhtilali'nin fiili başlangıcı kabul edilir.
Yasama Meclisi'nin ardından 20 Eylül 1792'de toplanan ve ilk iş olarak krallığı kaldırıp Cumhuriyeti ilan eden meclistir. Bu dönemde kral XVI. Louis idam edilmiş ve Terör Yönetimi uygulanmıştır.
1795 Anayasası ile kurulan, yürütme yetkisinin meclis tarafından seçilen beş üyeli bir kurula (direktöre) verildiği 1795-1799 arasındaki yönetim dönemidir. İç politikada başarısız olunca Napolyon'un darbesiyle yıkılmıştır.
Napolyon'un 9 Kasım 1799 darbesiyle Direktuvar yönetimini yıkarak kurduğu, üç konsülden oluşan ve birinci konsül olarak tüm yetkinin Napolyon'da toplandığı dönemdir. 'Despotik cumhuriyet' olarak nitelendirilmiştir.
Napolyon döneminde çıkarılan ve Fransa'nın ilk kapsamlı medeni kanunu olma özelliğini taşıyan yasal düzenlemedir. Fransa'da hukuk birliğini ve devrim sonrası toplumsal dönüşümü güvence altına almıştır.
Napolyon'un denizlerde mağlup edemediği İngiltere'yi ekonomik açıdan çökertebilmek amacıyla 21 Kasım 1806'da ilan ettiği ve Avrupa devletlerinin İngiltere ile ticaret yapmasını yasaklayan ambargodur.
Fransız İhtilali sonrasında yayılan, her milletin kendi devletini kurma hakkına sahip olduğunu savunan fikir akımıdır. Bu akım özellikle çok uluslu Avusturya-Macaristan ve Osmanlı gibi imparatorlukların yıkılışında ana rol oynamıştır.
İnsan ve hayvan gücüne dayalı üretim tarzından makineleşmeye geçiş sürecini ifade eden, tekstil, demir, çelik ve ulaştırma alanlarındaki buluşların üretimi kökten değiştirdiği 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başı arasındaki döneme denir. Örneğin, İngiltere'de el tezgahlarının yerini buhar gücüyle çalışan büyük iplik fabrikalarının alması bu devrimin en somut göstergesidir.
Sanayi İnkılabı terimini ilk defa 1837 yılında literatüre kazandıran Fransız ekonomisttir. Çalışma ekonomisi, iktisat tarihi ve iktisat düşünce tarihi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınmıştır.
Toplumun kabullendiği katı kurallara ve geleneksel şartlara eleştirel bir gözle bakmadan uymayan kimselerdir. İngiltere'de bu kesimlere merkezi yönetim yolu kapandığı için dönemin icatlarının ve teknik buluşlarının büyük bir kısmını bu kişiler gerçekleştirmiştir.
1780'lerde Jenny iplik tezgahı ile su tezgahının birleştirilmesiyle oluşturulan ve kısa süre sonra buhar gücüyle çalıştırılan eğirme makinesidir. Bu cihaz, pamuk liflerini aynı anda çekip son bükümünü vererek yüksek kalitede ipliğin büyük ölçekli üretimini sağlamıştır.
Newcomen motorunun verimsizliğini görerek ayrı bir yoğunlaştırma odası tasarlayan James Watt tarafından geliştirilen buhar makinesidir. Bu makine, düşük basınçla çalışmasına rağmen dakikada belirli sayıda dönüşü sabit bir güçle veren ilk düzgün dairesel hareketli buhar makinesidir.
Henry Bessemer tarafından 1856 yılında keşfedilen ve neredeyse bir yüzyıl boyunca çelik yapımında kullanılan en önemli tekniklerden biridir. Sanayileşmenin ikinci evresinde çeliğin demiryolları ve inşaat alanında yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Bilgisayarın icadı, üretimde robotların kullanılması ve internet erişimi ile iletişim ve iş yapabilme gücünün ilerlediği dijitalleşme sürecidir. Üretimde elektronik ve bilgi teknolojilerinin hakim olduğu günümüz dünyasını kapsamaktadır.
Sanayi İnkılabı ile doğan işçi sınıfının doktrini olup, burjuvazinin kapitalist sistemine ve liberal öğretisine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin işçi sınıfını sömürmesine karşı çıkarak toplumsal eşitliği savunmuştur.
Fransız mikrobiyolog Louis Pasteur tarafından geliştirilen, şarap, bira, meyve suyu ve özellikle sütün uzun süre bozulmadan saklanabilmesini sağlayan ısıl işlem (konserve) yöntemidir.
Charles Darwin'in yaban hayatı ve fosiller üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda 1838'de tasarladığı ve 1859'da Türlerin Kökeni kitabında yayımladığı evrim teorisinin temel mekanizmasıdır. Ortama uyum sağlayan canlıların hayatta kalıp üremesini, uyum sağlayamayanların ise elenmesini ifade eder.
Henry Ford tarafından 1908 yılında kurulan ve seri üretim sürecini kökten değiştiren sistemdir. Parçaların sırayla birleştirildiği bu bant sistemi sayesinde efsanevi Model T otomobilin hızlı ve ucuz üretimi gerçekleştirilmiştir.
Güçlü devletlerin anavatanları dışındaki bölgelerde ticaret, politika ve din unsurlarını hâkim kılmak amacıyla kurdukları ekonomik ve siyasi egemenliktir. Tarihsel olarak sömürgeciliğin en eski adıdır; örneğin Eskiçağ'da Fenikeliler ve Yunanlar tarafından akdeniz çevresinde koloniler kurularak başlatılmıştır.
Üstün askeri güce ve ileri teknolojiye sahip gelişmiş devletlerin, az gelişmiş ülkelerin zenginlik kaynakları ve halkı üzerinde ekonomik ve siyasi tahakküm kurmasıdır. Metinde belirtildiği üzere, 1850'lerden sonra kullanılmaya başlanan bu kavram, farklı insan topluluklarına hükmetme ve toprak genişletme anlamı taşır.
Batı dışındaki kıtalarda bulunan Yakın Doğu ve Uzak Doğu toplumlarının kültürlerinin, dillerinin, dinlerinin, tarihlerinin ve sosyal yapılarının incelendiği Batı kökenli araştırma alanlarının tümüdür. Avrupalı devletler sömürgeleştirecekleri coğrafyaları tanımak ve strateji geliştirmek için bu alandan yararlanmışlardır.
Osmanlı Türkçesinde 'sömürge' kelimesinin karşılığı olarak kullanılan terimdir. Güçlü devletlerin egemenliği altında tuttuğu, ekonomik kaynakları anavatana aktarılan bağımlı bölgeleri ifade eder.
Eskiden Britanya İmparatorluğu'na ya da İngiliz Milletler Topluluğu'na bağlı olan özerk statüdeki ülkeleri belirten terimdir. Örneğin Güney Afrika'daki bazı özerk yapılar zamanla bu statüyle İngiliz Birliği'ne katılmıştır.
Uluslararası ilişkilerde güçlü bir devletin, zayıf veya az gelişmiş bir devleti tek taraflı olarak koruma ve denetim altına alması durumudur. Fransa bu yöntemi Kuzey Afrika'daki Tunus ve Fas gibi bölgelerde uygulamıştır.
Hristiyanlık dinini yaymak amacıyla din adamlarının ve derneklerin yürüttüğü faaliyetlerdir. XIX. yüzyılda sömürgecilik faaliyetlerinde bu faaliyetler, sömürge halklarını barış vaatleriyle uyutmak, beyaz efendilerin hizmetine hazırolda tutmak ve dinsel meşruiyet üretmek için bir araç olarak kullanılmıştır.
İngiltere Kraliçesi tarafından Hindistan ve yakın bölgesinde ticaret yapmak üzere 1600 yılında imtiyaz verilen tüccarlar ortaklığıdır. İngiltere, 1857 Hintli İsyanı'na kadar Hindistan'ı bu acımasız ticari şirket aracılığıyla yönetmiştir.
Afrika'da kuzey-güney yönlü ilerleyen İngiltere ile doğu-batı yönlü ilerleyen Fransa'nın, Beyaz Nil Nehri üzerindeki Faşoda (Kodok) mıntıkasında karşı karşıya gelmesiyle çıkan ve savaşın eşiğinden dönülen krizdir. Fransa savaşı göze alamayarak bölgeden çekilmiş ve İngiltere Nil Nehri'nin kontrolünü ele geçirmiştir.
Güney Afrika'da yaşayan ve Hollandalı göçmenlerin soyundan gelen yerli çiftçilerdir. 1899-1902 yılları arasında İngiliz hâkimiyetine ve asilere yardım ettikleri suçlamasıyla kamplara kapatılmalarına karşı üç yıl süren kanlı bir savaş yürütmüşlerdir.
Hindistan'da bölgesel ve feodal yönetimleri elinde bulunduran yerel yöneticilere verilen unvandır. İngiltere, bu yöneticilerin varis bırakmadan ölmesi durumunda topraklarını doğrudan kontrol altına alma politikası izlemiştir.
Fransa'nın Güneydoğu Asya'da sömürge alanını genişletmek amacıyla 1887'de Tonkin, Annam ve Kamboçya topraklarında kurduğu, daha sonra 1893'te Laos'un da katıldığı sömürge federasyonudur.
Afrika toprakları üzerinde hak talebinde bulunan ve anlaşmazlık yaşayan Avrupalı devletlerin düzenlediği uluslararası konferanstır. Bu konferansta Afrika'nın paylaşılması ve sömürge bölgeleri kurulmasının hukuki ve meşru temelleri uluslararası düzeyde kabul edilmiştir.
Trablusgarp Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti ile İtalya arasında imzalanan antlaşmadır. Bu antlaşmayla Trablusgarp ve Ege'deki On İki Ada geçici olarak (veya sömürgeleştirilmek üzere) İtalya'ya bırakılmıştır.
Napolyon Bonapart'ın savaşlarla altüst ettiği Avrupa haritasını, sınırları ve güçler dengesini yeniden düzenlemek amacıyla 1814-1815 yılları arasında toplanan uluslararası kongredir. Bu kongreyle çok devletli güçler dengesinin temeli atılmış, ancak halkların hakları göz ardı edilerek mutlakıyetçi statüko yeniden kurulmuştur.
Avusturya Başbakanı Klemens von Metternich'in öncülüğünde kurulan, Viyana Kongresi kararlarını ve Avrupa'nın mevcut statükosunu korumayı amaçlayan siyasi sistemdir. Bu sistem Fransız İhtilali'nin yaydığı liberalizm ve milliyetçilik akımlarına karşı polis baskısı, kongreler ve askeri müdahalelerle mücadele etmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla birlikte topraklarının paylaşılası, Hıristiyan azınlıkların durumu ve Türklerin Avrupa'dan çıkarılması süreçlerini ifade etmek için Viyana Kongresi'nde diplomasi literatürüne giren kavramdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışına kadar uluslararası politikanın merkezinde yer almıştır.
Rus Çarı I. Aleksandr'ın öncülüğünde, Hıristiyanlık prensiplerine ve İncil'in barış/adalet ilkelerine dayalı olarak Rusya, Avusturya ve Prusya arasında 1815 yılında kurulan mistik ve siyasi birlikteliktir. Amaacı kralların dinî yetkilerini korumak ve devrimci hareketlere karşı ortak duruş sergilemektir.
Kutsal İttifak'ı yetersiz ve hukuki fondan yoksun bulan Metternich'in girişimiyle Avusturya, İngiltere, Rusya ve Prusya arasında 1815'te imzalanan gerçekçi ve uygulanabilir güvenlik anlaşmasıdır. Aix-la-Chapelle Kongresi'nde Fransa'nın katılımıyla Beşli İttifak'a dönüşmüştür.
Napolyon Savaşları öncesinde tahtta bulunan meşru hanedanların ve kralların haklarının iade edilmesini savunan ilkedir. Fransa Dışişleri Bakanı Talleyrand tarafından Viyana Kongresi'nde ülkesini korumak ve koalisyonu parçalamak amacıyla ustalıkla ortaya atılmıştır.
Viyana Kongresi kararları doğrultusunda, İngiltere'nin Fransa'ya karşı tampon bölge oluşturmak amacıyla Hollanda ve Belçika'nın birleştirilmesiyle kurduğu yapay krallıktır. Halkın dinî, kültürel ve dilsel açıdan tamamen farklı olması nedeniyle 1830 İhtilali ile parçalanmıştır.
Avrupa'da Yeniçağ'dan beri gelişen antik Yunan uygarlığını inceleme ve hayranlık duyma merakının 19. yüzyılda aldığı siyasi ve romantik biçimdir. 1821 Rum ayaklanmasını eski Yunan site devletlerinin özgürlük savaşı olarak gören Avrupalılar, Yunan bağımsızlığına bu akım doğrultusunda büyük destek vermiştir.
ABD Başkanı James Monroe tarafından Verona Kongresi sırasında ilan edilen ve Amerika kıtasının dış politikamızı çerçeveleyen temel belgesidir. ABD'nin Avrupa işlerine karışmayacağını, buna karşılık bir Avrupa devletinin de Amerika kıtalarına müdahalesini düşmanca sayacağını taahhüt etmiştir.
Fransa'da Kral X. Charles'ın anayasayı ihlal ederek basına sansür getirmesi ve seçmen sayısını düşürmesi üzerine Paris halkının, öğrencilerin ve liberallerin gerçekleştirdiği ayaklanmadır. X. Charles'ın devrilmesiyle sonuçlanmış ve liberal eğilimli Louis Philippe iktidara gelmiştir.
Prusya'nın önderliğinde bazı Alman devletçikleriyle 1 Ocak 1834'te kurulan ekonomik birlikteliktir. Ticari engelleri kaldırarak ekonomik bütünleşmeyi sağlayan bu birlik, ileride kurulacak olan birleşik Alman devletinin temeli ve en önemli adımı kabul edilmiştir.
İngiltere ve Fransa gibi Batılı devletlerin, başka ülkelerde (örneğin Belçika'daki liberal ayaklanmalarda) çıkan iç isyanlara ve devrimlere askeri müdahalede bulunmama politikasını ifade eden diplomatik terimdir.
Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1833 yılında imzalanan ve Rusya'nın bir saldırıya uğraması halinde Osmanlı'nın Boğazlar'ı yabancı savaş gemilerine kapatmasını öngören antlaşmadır. Bu anlaşma uluslararası alanda Boğazlar Meselesi'ni ortaya çıkarmıştır.
Özellikle Rusya gibi doğu ülkelerinde köylülerin toprakla birlikte alınıp satıldığı, kişisel hak ve hürriyetlerden yoksun olduğu kölelik düzenine yakın ağır feodal bağımlılık statüsüdür. 19. yüzyıl boyunca Rusya'da varlığını sürdürmüştür.
Bireysel özgürlükleri, serbest piyasa ekonomisini, özel mülkiyeti, anayasal düzeni ve parlamenter sistemi savunan, 19. yüzyılda burjuvazinin desteğiyle güçlenen temel ideolojik akımdır.
Fransız İhtilali'nin ardından yayılan, her ulusun kendi kaderini tayin etmesi, kendi devletini kurması ve bağımsız yaşaması gerektiğini savunan, 19. yüzyıl imparatorluklarını sarsan en önemli siyasi akımdır.
Sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan aşırı fakirlik, düşük ücretler ve eşitsizliklere tepki olarak doğan; üretim araçlarının toplumsal mülkiyetini ve ekonomik adaleti savunan fikir akımıdır.
1815 Viyana Kongresi ile kurulan, Napolyon Savaşları öncesi mutlakiyetçi ve monark yapıları korumayı amaçlayan siyasi düzendir. Bu düzen, halkın özgürlük ve anayasa talepleri doğrultusunda 1830 ve 1848 ihtilalleriyle sarsılarak yıkılmıştır.
Fransa'da 1848 İhtilalleri öncesinde kral Louis Philippe ve baskıcı rejiminden memnun olmayanların siyasi eleştiriler yapmak ve örgütlenmek amacıyla düzenledikleri yemekli toplantılardır. Bu toplantıların sıkıyönetimle yasaklanması Paris'teki kanlı ayaklanmaları tetikleyen son damla olmuştur.
1848 ihtilalleri sırasında Avusturya'ya karşı ayaklanan ve hareketin bastırılması üzerine Osmanlı Devleti'ne sığınan Lajos Kossuth ve beraberindeki binlerce Macar ile Polonyalı mültecilerin iade edilmemesi kriziydi. Osmanlı Devleti, Avusturya ve Rusya'nın baskılarına rağmen mültecileri vermemiş, bu durum Osmanlı-Rus ilişkilerini gererek Kırım Savaşı'na zemin hazırlamıştır.
Fransa'ya sığınan Cumhuriyetçi Giuseppe Mazzini tarafından kurulan, İtalya'daki tüm küçük prensbikleri ve yabancı egemenliğini bertaraf ederek İtalya'yı tek bir cumhuriyet çatısı altında birleştirmeyi amaçlayan devrimci gizli bir örgüttür.
Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti'nin zayıflaması ve dağılması sürecinde topraklarının paylaşılması, boğazların kontrolü ve Hristiyan tebaanın korunması gibi çıkar çatışmalarını ifade eden uluslararası politik bir terimdir.
Osmanlı topraklarındaki Kudüs bölgesinde bulunan kutsal mekânların yönetimi ve Hristiyan mezhepleri (Katolikler ve Ortodokslar) üzerindeki koruyuculuk hakları nedeniyle Fransa ile Rusya arasında çıkan ve Kırım Savaşı'na yol açan anlaşmazlıktır.
İtalya'da yabancı (özellikle Avusturya) baskısına ve mutlakiyete karşı mücadele eden, Fransa Kralı III. Napolyon'un da gençliğinde üye olduğu gizli İtalyan milliyetçi derneğidir.
Fransa İmparatoru III. Napolyon ile Piyemonte Başbakanı Kont Cavour arasında 20 Temmuz 1858'de Fransa'nın kaplıcalarıyla meşhur Plombieres kasabasında yapılan gizli anlaşmadır. Bu görüşmede Avusturya'ya karşı yapılacak savaşın planları ve kurulacak yeni İtalya haritası kararlaştırılmıştır.
Piyemonte-Fransa-Avusturya Savaşı sonrasında III. Napolyon'un İtalya'nın aşırı büyümesinden endişelenerek Avusturya ile tek taraflı yaptığı ve Lombardiya'nın alınıp Venedik'in Avusturya'da bırakıldığı ön barış antlaşmasıdır.
Piyemonte'nin İtalya birliğini kurma yolunda Fransa'dan aldığı askeri ve siyasi destek karşılığında, Plombieres vaatleri gereği Nice ve Savoie bölgelerini Fransa'ya devrettiği 1860 tarihli anlaşmadır.
Prusya'nın öncülüğünde 1834 yılında Alman devletleri arasında ticari gümrük duvarlarını kaldırmak ve ekonomik bütünleşmeyi sağlamak amacıyla kurulan, Almanya'nın siyasi birliğine zemin hazırlayan gümrük birliği sistemidir.
Schleswig, Holstein ve Lauenburg bölgelerini kapsayan, Germen Konfederasyonuna dâhil olmakla birlikte Danimarka'nın da hak iddia ettiği ve Prusya ile Avusturya'nın 1864'te Danimarka'ya karşı savaş açmasına neden olan stratejik dükalıklardır.
3 Temmuz 1866 tarihinde Prusya ordusunun Helmuth Moltke'nin taktikleriyle Avusturya ordusunu mutlak bir yenilgiye uğrattığı ve Alman birliğinin önündeki en büyük askeri engelin kalktığı savaştır.
İspanya tahtına Prusya hanedanından birinin aday gösterilmesi üzerine Fransa ile Prusya arasında çıkan gerginlikte, Prusya Kralı Wilhelm'in Fransa'nın taleplerini reddettiği telgrafı Başbakan Bismarck'ın basına ve kamuoyuna savaş çığırtkanlığı yapacak şekilde servis etmesi olayıdır.
1 Eylül 1870'de Fransa ile Prusya arasında yapılan ve Prusya'nın zaferi, Fransa İmparatoru III. Napolyon'un ise esir düşmesiyle sonuçlanan, Fransa'da İkinci İmparatorluk dönemini kapatan savaştır.
Zengin kömür ve demir yataklarına sahip olması nedeniyle sanayi açısından hayati ön taşıyan, Fransa-Prusya Savaşı sonrasında Frankfurt Antlaşması ile Almanya'ya geçen ve I. ile II. Dünya Savaşlarının çıkmasında temel neden olan bölgedir.
1870 yılında Fransa ile Almanya arasında yapılan ve Fransa'nın ağır bir yenilgiye uğrayarak Alsace-Lorraine bölgesini kaybettiği savaştır. Bu savaş, Alman birliğinin kesinleşmesini sağlarken Fransız-Alman düşmanlığının da temelini oluşturmuştur.
Alman Şansölyesi Bismarck’ın öncülüğünde 1881 yılında Almanya, Avusturya-Macaristan ve Rusya arasında kurulan siyasi birlikteliktir. Avrupa'daki mevcut statükoyu korumayı ve olası bir Fransa savaşında tarafsızlık sağlamayı amaçlamıştır.
1870 Sedan Savaşı sonrasında Frankfurt Barışı ile Fransa'dan alınarak Almanya'ya bağlanan stratejik ve zengin maden yataklarına sahip bölgedir. Bölge, I. Dünya Savaşı öncesinde Fransız dış politikasının başlıca geri alma hedefi olmuştur.
II. Wilhelm’in tahta çıkmasından sonra Almanya'nın izlemeye başladığı 'dünya politikası' dır. Almanya'nın Avrupa içine sıkışıp kalmayıp küresel sömürgecilik yarışına girmesini ve deniz aşırı pazarlarda söz sahibi olmasını hedeflemiştir.
1882 yılında Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya arasında imzalanan savunma antlaşmasıdır. Bloğun temel amacı Fransa'yı tecrit etmek ve olası bir Fransız saldırısına karşı ortak savunma hattı oluşturmaktır.
1904 yılında İngiltere ve Fransa arasında imzalanan ve iki devlet arasındaki sömürge rekabetini bitirerek dostane ilişkiler kuran anlaşmadır. Bu anlaşma, daha sonra Rusya'nın da katılmasıyla Üçlü İtilaf bloğunun temelini oluşturmuştur.
1904-1905 yılları arasında Rusya ile Japonya arasında Mançurya ve Kore'de hakimiyet kurmak için yapılan savaştır. Rusya'nın deniz ve karada ağır bir yenilgi alması, ülkeyi Uzak Doğu'dan uzaklaştırarak yeniden Balkanlar'a yöneltmiştir.
Rus-Japon Savaşı sırasında modern zırhlı gemilerin kullanıldığı ve Japon donanmasının Baltık'tan gelen Rus donanmasını neredeyse tamamen imha ettiği deniz savaşıdır. Bu yenilgi Rusya'nın uluslararası prestijini sarsmıştır.
1907 yılı itibariyle İngiltere, Fransa ve Rusya arasında şekillenen ve Üçlü İttifak'a karşı denge unsuru oluşturan bloktur. Blok, I. Dünya Savaşı'nda müttefik olarak merkezi devletlere karşı savaşmıştır.
19. yüzyılın sonlarında kimya, elektrik, çelik üretimi ve içten yanmalı motorlar alanındaki teknolojik gelişmelerle karakterize edilen dönemdir. Avrupa'nın ekonomik ve askeri üstünlüğünü zirveye taşımıştır.
1905 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm’in Fas’ı ziyaret ederek Fransa'nın bu bölgedeki imtiyazlarına ortak olmak istemesiyle çıkan krizdir. Kriz, İngiltere ve Fransa'nın dayanışmasını artırmış ve Algeciras Konferansı ile çözülmüştür.
1908 yılında Avusturya-Macaristan'ın Berlin Antlaşması ile geçici olarak yönettiği Bosna-Hersek'i resmen ilhak ettiğini açıklamasıyla çıkan krizdir. Sırbistan ve Rusya'nın tepkisine yol açmış ancak savaş çıkmadan diplomatik yolla aşılmıştır.
1911 yılında Fransa'nın Fez şehrini işgal etmesi üzerine Almanya'nın Panther savaş gemisini Agadir limanına göndermesiyle yaşanan krizdir. Almanya'nın Kongo'dan toprak almasıyla çözülmüş, İngiltere'nin Fransa'yı destekleyeceği kesinlik kazanmıştır.
I. Dünya Savaşı sonrasında galip devletler tarafından kurulan uluslararası statükoyu ve barış antlaşmalarının şartlarını adaletsiz bularak değiştirmeyi amaçlayan politik duruştur. Metinde Almanya, İtalya, Macaristan ve Bulgaristan gibi devletler bu politikayı izlemiştir.
Alman ordusunun iki cepheli savaş riskini ortadan kaldırmak üzere hazırladığı, Fransa'yı en kısa sürede Belçika üzerinden kuşatarak devredışı bırakmayı ve ardından Rusya'ya yönelmeyi öngören askeri stratejidir. Metinde I. Dünya Savaşı'nın başında Almanya tarafından uygulanmıştır.
Ulusların kendi siyasi durumlarını, ekonomik ve sosyal geleceklerini dış müdahale olmaksızın özgürce belirleme hakkıdır. Metinde Paris Barış Konferansı'nda ABD Başkanı Wilson tarafından savunulan temel ilkelerden biri olarak geçmektedir.
I. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası barışı korumak, devletler arası anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek ve iş birliğini geliştirmek amacıyla 1920 yılında kurulan küresel örgüttür. Metinde zayıf yapısı ve manda sistemine yasal dayanak olması nedeniyle eleştirilmiştir.
1922'den itibaren İtalya'da Benito Mussolini liderliğinde hakim olan, aşırı milliyetçi, otoriter, bireysel hakları reddeden ve devleti kutsayan resmi siyasi rejimdir. Metinde Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurma idealiyle hareket etmiştir.
19. yüzyıl coğrafyacısı Friedrich Ratzel tarafından ortaya atılan, milletleri canlı birer organizma olarak görerek onların büyümesi için yeni topraklara ve kolonilere ihtiyaç duyduğunu savunan yayılmacı doktrindir. Metinde Hitler döneminde Nazi Almanyası'nın dış politikasının temel temeli olmuştur.
Bir ülkede enflasyon oranının yıllık yüzde 200'ü aşarak paranın alım gücünün çok hızlı bir şekilde sıfırlandığı ekonomik kriz durumudur. Metinde 1923 yılında Almanya'da 1 doların 4.2 trilyon marka ulaştığı dönem bu kavramla açıklanmıştır.
Almanya ve Avusturya'nın siyasi ve coğrafi olarak birleşmesini ifade eden Almanca terimdir. Metinde Versailles Antlaşması ile yasaklanmış olmasına rağmen 1938 yılında Hitler tarafından gerçekleştirilmiştir.
1936 yılında Almanya ve İtalya arasında imzalanan paktla kurulan, daha sonra Japonya'nın da katıldığı askeri ve siyasi bloktur. Metinde II. Dünya Savaşı öncesi kurulan bu ittifak revizyonist devletleri bir araya getirmiştir.
Genellikle bir toprak parçasının hangi ülkeye bağlanacağı veya önemli anayasal konularda halkın iradesini belirlemek için yapılan genel halk oylamasıdır. Metinde Versailles Antlaşması ile Saar bölgesinin geleceğinin belirlenmesi için öngörülmüştür.
I. Dünya Savaşı sonrasında kendi kendini yönetme yeteneğinden yoksun olduğu iddia edilen halkları gelişmiş büyük devletlerin denetimi altında yönetme sistemidir. Metinde Milletler Cemiyeti aracılığıyla galip devletlerin sömürgeciliğine hukuki kılıf olmuştur.
İngiltere ve Fransa'nın, Hitler ve Mussolini'nin agresif toprak talepleri karşısında yeni bir savaşı önlemek amacıyla taviz vererek onları tatmin etme stratejisidir. Metinde bu politikanın Alman saldırganlığını cesaretlendirdiği vurgulanmıştır.
Ekim 1922'de İtalyan faşist milisleri Kara Gömlekliler'in Napoli'den başkent Roma'ya gerçekleştirdiği güç gösterisidir. Metinde bu yürüyüşün Benito Mussolini'ye başbakanlık yolunu açtığı belirtilmiştir.
3 Mart 1918'de Sovyet Rusya ile İttifak Devletleri arasında imzalanan ve Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesini sağlayan ağır şartlı antlaşmadır. Metinde Rusya'nın topraklarının ve nüfusunun büyük kısmını kaybetmesine yol açtığı ifade edilmiştir.
27 Ağustos 1928'de Paris'te ABD, Fransa, İngiltere ve diğer devletlerin katılımıyla imzalanan, ulusal politikanın aracı olarak savaşı yasaklayan ve sorunların barışçıl yollarla çözülmesini öngören uluslararası antlaşmadır. Metinde bağlayıcılığının olmadığı belirtilmiştir.
I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzeninden rahatsız olan ve mevcut sınırların değiştirilmesini savunan devletlerdir. Metne göre Almanya, İtalya ve Japonya revizyonist devletler grubunu oluşturmaktadır.
I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası dengeleri ve mevcut sınırları korumaya çalışan devletlerdir. Bu grubun başında İngiltere ve Fransa yer almaktadır.
Almanya'nın II. Dünya Savaşı'nda uyguladığı, ani ve hızlı saldırılarla düşmanın düzenli savunma yapmasını engelleyip lojistik hatlarını çökerterek ölümcül darbeyi indirmeyi amaçlayan savaş taktiğidir. Almanya bu taktiği Polonya işgalinde başarıyla uygulamıştır.
SSCB ve Komintern'in yürüttüğü komünist faaliyetlere karşı Almanya ve Japonya arasında kurulan, daha sonra İtalya'nın da katılımıyla Berlin-Roma-Tokyo Mihveri'ne dönüşen ideolojik ve siyasi iş birliği paktıdır.
Fransa'nın 1930'lu yıllarda Almanya sınırını korumak amacıyla inşa ettiği ancak aşılmaz olarak nitelendirilmesine rağmen Alman tankları ve mekanize güçleri tarafından geçilerek Fransa'nın düşmesine engel olunamayan savunma hattıdır.
Almanya'nın Fransa'yı işgal etmesinin ardından ülkenin güney kesiminde Mareşal Philippe Petain liderliğinde kurulan ve Almanya ile iş birliği yaparak yenilgiyi kabul eden Nazi yanlısı hükümettir.
Almanya, İtalya ve Japonya tarafından 27 Eylül 1940'ta imzalanan; Avrupa ve Asya'da yeni düzenin kurulmasında birbirlerine yardım etmeyi ve ABD'yi savaş dışında tutmayı amaçlayan askerî ve siyasi antlaşmadır.
Almanya'nın 22 Haziran 1941 tarihinde SSCB'ye karşı başlattığı ve Moskova, Leningrad ile Kiev yönünde üç koldan ilerlemeyi hedeflediği taarruz harekâtının adıdır.
ABD'nin henüz savaşa girmeden önce, 11 Mart 1941'de çıkardığı; güvenliğini garanti altına almak isteyen ve Almanya'ya karşı savaşan ülkelere yiyecek ve savaş malzemesi dahil her türlü yardımı yapmasını öngören kanundur.
Japonya'nın 7 Aralık 1941'de ABD'nin Pasifik'teki en büyük deniz ve hava üssüne düzenlediği ani baskındır. Bu olay ABD'nin resmen savaşa girmesine ve savaşın Uzak Doğu ile Pasifik'e yayılmasına neden olmuştur.
Churchill ile Stalin arasında 9-20 Ekim 1944'te Moskova'da gerçekleştirilen görüşmede Balkan topraklarının hangi devletin nüfuzunda ne oranda kalacağını belirleyen antlaşmadır.
ABD Başkanı Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Churchill'in 9-14 Ağustos 1941 tarihlerinde Kanada açıklarında bir gemide imzaladıkları ve hürriyet ile demokrasi esaslarını içeren, Birleşmiş Milletler Demeci'nin temelini oluşturan bildiridir.
II. Dünya Savaşı'nda Almanya, İtalya ve Japonya'nın önderliğinde kurulan, dünya hakimiyetini ve yayılmacı politikaları savunan devletler bloğudur.
Mihver Devletlerin agresif ve emperyalist politikalarına karşı dünya barışını korumayı hedefleyen; İngiltere, Fransa, SSCB, ABD ve Çin gibi devletlerin oluşturduğu gruptur.
1945-1990 yılları arasında ABD ve SSCB liderliğindeki iki blok arasında sıcak çatışmadan kaçınılarak yürütülen gerginlik, rekabet, propaganda ve istihbarat mücadelesidir. Bernard Mannes Baruch tarafından 1947'de ilk kez betimlenmiştir.
SSCB'nin kontrolü altındaki Doğu Avrupa ülkeleri ile Batı dünyası arasındaki siyasi, ekonomik ve ideolojik ayrışmayı ifade eden kavramdır. Winston Churchill tarafından 1946 Fulton konuşmasında popülerleştirilmiştir.
George F. Kennan'ın 'Uzun Telgraf'ında ve makalelerinde temellerini attığı, Sovyet komünizminin yayılmasını uzun süreli ve kararlı bir şekilde sınırlandırmayı amaçlayan ABD dış politika stratejisidir.
ABD Başkanı Harry Truman tarafından 12 Mart 1947'de açıklanan, Sovyet baskısı altındaki Türkiye ve Yunanistan'a askeri ve ekonomik yardım yapılması öngören dış politika belgesidir.
ABD Dışişleri Bakanı George Marshall tarafından 1947'de önerilen, Avrupa ülkelerinin ekonomik olarak kalkınmasını ve Sovyet etkisinden korunmasını amaçlayan ekonomik yardım programıdır.
İki süper gücün (ABD ve SSCB) sahip oldukları devasa nükleer cephanelikler nedeniyle olası bir savaşta tarafların karşılıklı olarak tamamen yok olacaklarını bilmelerinden kaynaklanan caydırıcılık durumudur.
ABD Başkanı Richard Nixon ve Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın, Sovyet-Çin ayrılığından yararlanarak Washington-Pekin yakınlaşmasını sağlayıp Moskova'yı baskı altına alma stratejisidir.
Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt döneminde başlatılan, Doğu Bloku ülkeleriyle diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan dış politika açılımıdır.
ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın Orta Doğu'daki taraflar (İsrail, Mısır, Suriye) arasında barışı sağlamak için başkentler arasında defalarca seyahat ederek yürüttüğü uzlaştırma faaliyetidir.
ABD'li Senatör Joseph McCarthy öncülüğünde yürütülen, Amerikalı bilim insanı, sanatçı ve siyasetçilerin SSCB ile işbirliği yaptıkları iddiasıyla baskı gördüğü, işten atıldığı antikomünist cadı avı hareketidir.
Mihail Gorbaçov tarafından SSCB'de başlatılan, resmi ideolojinin sorgulanmasına, basında sansürün kalkmasına ve toplumun şeffaflık kazanmasına yönelik reform politikasıdır.
Mihail Gorbaçov'un Sovyet ekonomik ve idari sistemini tıkanıklıklardan kurtarmak, sosyalist sistemi çökertmeden reforme etmek amacıyla başlattığı yeniden yapılandırma hamlesidir.
II. Dünya Savaşı sonrasında Doğu ve Batı bloklarına katılmayarak üçüncü bir yol izleyen, Tito, Nehru ve Nasır liderliğinde kurulan bloksuz ülkeler hareketidir.
ABD Başkanı Jimmy Carter'ın 1980'de ilan ettiği, Basra Körfezi'ne yapılacak olası bir saldırının ABD'nin yaşamsal çıkarlarına yöneltilmiş kabul edileceğini belirten stratejik bildiridir.
ABD Başkanı Ronald Reagan yönetimi tarafından 1983'te tasarlanan, uzaydaki uydulardan gönderilecek lazer ışınlarıyla Sovyet balistik füzelerinin havada imha edilmesini amaçlayan savunma projesidir.
Mihail Gorbaçov tarafından SSCB'de başlatılan 'açıklık' politikasıdır; yönetimdeki yolsuzluklarla mücadele etmeyi ve basında ile toplumda açık eleştirinin önünü açmayı amaçlamıştır. Örneğin, 1986'daki 27. Kongre ile Komünist Parti içinde açık eleştirinin yolu bu politika sayesinde açılmıştır.
Gorbaçov döneminde SSCB'nin ekonomik ve toplumsal yapısını canlandırmak için uygulanan 'yeniden yapılanma' programıdır. Eski merkezi planlama ekonomisinin zaaflarını gidermeyi hedeflese de sistemin çöküşünü tetiklemiştir.
SSCB'nin dağılmasının ardından eski Sovyet cumhuriyetlerinin ekonomik ve siyasi işbirliğini sürdürmek amacıyla 21 Aralık 1991'de Almatı'da kurduğu uluslararası birliktir. Gürcistan hariç tüm eski birlik cumhuriyetleri bu yapıyı onaylamıştır.
1949 yılında komünizmin ekonomik ilkeleri çerçevesinde Doğu Avrupa ülkelerini SSCB'ye bağlamak için kurulan Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi'dir. SSCB'nin dağılışının ardından 28 Haziran 1991'de Budapeşte'de feshedilmiştir.
NATO'ya karşı olarak 14 Mayıs 1955'te SSCB ve Doğu Avrupa'daki komünist devletlerin katılımıyla kurulan ortak savunma örgütüdür. Doğu Bloku'nun çöküşüyle birlikte 1 Temmuz 1991'de Prag'da imzalanan protokolle son bulmuştur.
Çekoslovakya'da Helsinki Nihai Senedi'nin ardından Vaclav Havel ve diğer aydınlar tarafından 1 Ocak 1977'de insan haklarını savunmak üzere imzalanan muhalif bildiridir. Ülkenin demokrasiye geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı olmuştur.
Polonya'da 1980 yılında Gdansk tersanesi işçilerinin başlattığı ayaklanma sırasında Lech Walesa öncülüğünde kurulan bağımsız sendikal ve siyasi harekettir. Batı bloku tarafından desteklenerek ülkedeki komünist rejimin tasfiyesinde kilit rol oynamıştır.
7 Şubat 1992'de Hollanda'nın Maastricht kentinde imzalanıp 1 Ocak 1993'te yürürlüğe giren ve Avrupa Topluluğu'nu Avrupa Birliği'ne dönüştüren temel antlaşmadır. Ortak para birimi, dış politika ve vatandaşlık gibi alanlarda entegrasyonu sağlamıştır.
22 Haziran 1993 tarihindeki Kopenhag Zirvesi'nde belirlenen, AB'ye üye olmak isteyen aday ülkelerin karşılaması zorunlu olan siyasi, ekonomik ve müktesebat uyumuna yönelik kurallardır.
AB üyesi bazı devletlerin aralarındaki sınır kontrollerini kaldırarak ortak seyahat alanı oluşturdukları ve ilk olarak 26 Mart 1995'te uygulamaya koydukları antlaşmadır.
Birleşik Krallık'ın (İngiltere) Avrupa Birliği'nden ayrılma sürecini ifade eden ifadedir. 2016 referansıyla başlayan süreç, 31 Ocak 2020'de ülkenin resmi olarak birlikten ayrılmasıyla tamamlanmıştır.
Bosna-Hersek'teki kanlı iç savaşı sona erdirmek amacıyla 21 Kasım 1995'te ABD'nin Dayton kentinde imzalanan barış antlaşmasıdır. Ülkenin tek devlet çatısı altında Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olarak ikiye bölünmesini öngörmüştür.
Gürcistan'da 2003 parlamento seçimlerine hile karıştırıldığı gerekçesiyle Eduard Şevardnadze'ye karşı başlatılan halk gösterileri sonucunda iktidarın el değiştirmesini sağlayan devrimdir.
Moldova'nın 1990'da bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Rus nüfusun yoğun olduğu Transdinyester bölgesinin tek taraflı bağımsızlık ilan etmesiyle ortaya çıkan ve günümüze kadar çözülemeyen dondurulmuş bir etnik ve siyasi krizdir.
Türkiye'nin girişimiyle Karadeniz çevresindeki ülkeler arasında ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla 1992 yılında İstanbul'da temelleri atılan uluslararası ekonomik örgüttür.
Eski adıyla AGİK olan, 1994 Budapeşt Zirvesi'nde teşkilata dönüştürülen; insan hakları, hukukun üstünlüğü ve güvenliğin üç boyutunda standartlar geliştirmeyi amaçlayan uluslararası platformdur.
Marksist-Leninist ideolojide kapitalizmden komünizme geçiş aşamasında işçi sınıfının siyasi iktidarı elinde tutmasını ifade eden kavramdır. Gorbaçov dönemindeki 27. Kongre'de kapitalizmden sosyalizme geçişte bu şartın aranmayacağı kabul edilmiştir.
Soğuk Savaş döneminde Doğu ve Batı blokları arasındaki yumuşama sürecinde 1975 yılında imzalanan, Avrupa'da sınırların dokunulmazlığı ve insan haklarına saygı ilkelerini içeren belgedir. Doğu Avrupa'daki muhalifler hak arayışlarında bu senedi dayanak yapmıştır.
SSCB'de yasama organı olan Yüksek Sovyet'in çalışma süresi dışında onun yetkilerini kullanan ve devlet başkanlığı işlevini gören en üst düzey kolektif liderlik organıdır.