← Ünite 9

Ünite 9: Bazı Gelişmiş Ülkelerin Ekonomik Coğrafyadaki Yeri — Sesli Özet

Metni oku

Herkese merhaba. Bugün sizlerle İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyadaki bazı gelişmiş ülkelerin ekonomik coğrafyadaki yerini ve geçirdikleri büyük değişimleri konuşacağız. Aslında savaştan hemen sonra herkes büyük bir bunalımın tekrar edeceğinden çok korkuyordu ama öyle olmadı. Kırklı yılların ikinci yarısından itibaren Batı dünyasında inanılmaz bir ekonomik büyüme başladı. Fransa, Almanya, İngiltere, Japonya ve Amerika gibi ülkeler sağlam ekonomik yapılarıyla küresel ölçekte başrole oturdular. Tabii her ülkenin izlediği yol, tarihi süreci ve devleti ekonomiye müdahale biçimi birbirinden farklıydı. Gelin önce Fransa'yla başlayalım. Fransa'da devlete müdahale köklü bir gelenektir ve kökeni tarihteki Colbert’e dayanır. Savaş sonrasında bu anlayış Yeni Colbertizm adıyla canlandırıldı. Millileştirmeler yapıldı, sosyal güvenlik sistemi kuruldu ve merkezi planlamaya geçildi. Jean Monnet öncülüğünde hazırlanan planlar sayesinde ekonomi çok iyi büyüdü. Seksenlerin başında ise sosyalist hükümetin politikaları dış açıkları artırınca Fransa biraz daha Alman modeline kaydı. Güçlü frank politikası ve enflasyonla mücadele ön plana çıktı, firmalar maliyetleri düşürüp daha nitelikli mallar üretmeye yöneldi. Sırada Almanya var. Bin dokuz yüz kırk beşli yıllarda tam bir felaket yaşayan Almanya, on beş yıl gibi kısa bir sürede Avrupa'nın zirvesine çıktı ki buna haklı olarak Alman Mucizesi deniyor. Tabii bu süreçte parasal reformla Deutsche Mark’ın getirilmesi enflasyonu kırdı. Almanya'nın uyguladığı Sosyal Piyasa Ekonomisi modeli çok önemlidir. Bu model, serbest piyasa içinde tam rekabetin devlet tarafından korunmasını savunur. Yani piyasa kendi işini yapar ama devlet haksız rekabeti önler ve sosyal dengeleri gözetir. Zamanla lüks otomobil ve ileri teknoloji üretiminde uzmanlaşan Almanya, sekizli yılların sonunda iki ülkenin birleşmesiyle doğu bölgesine yapılan büyük transferler yüzünden bir süre bütçe sıkıntıları da yaşadı. Peki, Sanayi Devrimi'nin beşiği İngiltere'de neler oldu? Savaş sonrasında İşçi Partisi iktidara gelince geniş çaplı millileştirmeler ve sosyal devlet uygulamaları başladı. Sağlık hizmetlerinden madenlere kadar pek çok alan devletleştirildi. İngiltere'de muhafazakarlar ve işçiler iktidarı sürekli değiştirdi ama temel politikalardaki sürekliliğe Butskellizm dendi. Ancak Fransa ve Japonya'ya göre İngiltere'de planlama zayıf kaldı, yatırımlar düşük seyretti. Sterlinin rezerv para olması ülkeye finansal yük getirdi. Bin dokuz yüz yetmiş dokuzda Margaret Thatcher iktidara gelince özelleştirmeleri ve vergi indirimlerini içeren çok sert, ultra liberal bir programı hayata geçirdi. Gelelim Uzak Doğu'nun muazzam hikayesine, yani Japonya'ya. Savaşta büyük yara alan Japonya, ellilerle yetmişler arasında tarım ülkesinden dev bir çelik ve otomobil ihracatçısına dönüştü. Tarım reformu yapıldı, nüfus kontrolü uygulandı. Kore Savaşı sırasında Amerikan askeri siparişleri Japon sanayisine adeta can suyu oldu. Yüksek tasarruf oranları, eğitime verilen önem ve devletin kılavuzluk işlevi bu mucizenin arkasındaki asıl güçtü. İç piyasasını sıkı şekilde koruyan Japonya, doksanlı yıllardan sonra ise kayıp on yıllar olarak anılan şiddetli bir durgunluk yaşadı. Bankalar ile şirketler arasındaki sıkı bağlar eleştirildi ve diğer Asya ülkelerinin rekabeti işleri zorlaştırdı. Ve son olarak Amerika Birleşik Devletleri. Savaşın en karlı çıkan ülkesi olan ABD, göç eden bilim insanlarının da katkısıyla teknolojik ve askeri üstünlük elde etti. Dolar, küresel sistemin anahtar para birimi oldu. Altmışlarda Kennedy döneminde uygulanan politikalar Keynesçiliğin altın dönemiydi ancak sonrasında Vietnam Savaşı ve bütçe açıkları enflasyonu tetikledi. Seksenlerde Reagan döneminde vergiler düşürüldü ama bu kez ikiz açıklar ortaya çıktı ve ABD dünyanın en borçlu ülkelerinden biri haline geldi. Doksanlarda teknolojiye verilen destekle ekonomi yeniden canlandı. İki bin sekiz krizinden sonra ise hayata geçirilen büyük canlandırma programları sayesinde ekonomi resesyondan çıkarıldı ve işsizlik oranları ciddi şekilde düşürüldü. Gördüğünüz gibi, her ülkenin hikayesi kendi iç dinamikleriyle bugünkü küresel ekonomiyi şekillendirdi.