Sesli Özet
← Ünite 7

Ünite 7: Ücret Farklılıkları — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Metni oku

İşgücü piyasasının en kritik değişkenlerinden biri olan ücret; istihdam, işsizlik, çalışma süreleri ve işgücü arz/talep dengesine göre sürekli değişim göstermektedir. Günlük hayatta ücretler sadece farklı sektörler veya işyerleri arasında değil, aynı sektörde hatta aynı işyerinde aynı işi yapanlar arasında dahi farklılaşabilmektedir. Klasik iktisadın temel varsayımlarına ve rekabet koşullarına göre, benzer işi yapan benzer işgörenlerin benzer ücretler alması ve bir işgücü piyasası dengesinin oluşması gerekir. Adam Smith, ünlü eseri Milletlerin Zenginliği'nde, işgücü piyasalarında hareketlilik olması durumunda parasal ve parasal olmayan tüm avantajların uzun dönemde eşitleneceğini ileri sürmüştür. Neo-klasik iktisatçılar da tam rekabet, kâr maksimizasyonu ve işçilerin homojen olduğu varsayımlarına dayanarak ücretlerin eşitlenmesi gerektiğini savunur. Ancak gerçek hayatta bu teorik model ile pratik uyuşmamaktadır. Ücret farklılıklarının temel kaynağı iki ana gruba ayrılır: İşin ya da işyerinin özellikleri ve işçinin temel özellikleri/nitelikleri. Piyasadaki işler ve çalışma koşulları homojen değildir; bazı işler temiz, modern ve güvenliyken, bazıları tozlu, gürültülü ve tehlikelidir. İşgücü piyasasının bu heterojen yapısı tek bir ücretin oluşmasını engeller ve farklılıkların eşitlenmesi teorisi, telafi edici ücret farklılıkları ile etkin ücret teorisi bu durumu açıklar. Adam Smith'e göre herkes en çok tercih edilen işleri talep edip en az tercih edilenlerden kaçar. İşverenler işgücünü elinde tutmak için istenmeyen işlerin ücretini artırırken, cazip işlerde rekabet ücretleri düşürür ve böylece net avantajlar eşitlenir. Smith ücret farklılıklarına yol açan beş neden belirlemiştir: İşin kabul edilebilirliği, işin öğrenme maliyeti, istihdamın sabitliği, yüksek güvenirlik gerektiren işler ve işlerin başarı olasılığı. Örneğin, kömür madeninde çalışan bir işçi ile hastanede temizlik yapan bir işçi arasında 'işin kabul edilebilirliği' nedeniyle ücret farkı oluşur. Benzer şekilde, mühendislik eğitimi uzun ve maliyetli olduğu için (öğrenme maliyeti), mevsimlik veya düzensiz çalışanlar sabit çalışanlara göre, toplumun güvenini ve hayatını emanet ettiği doktor ve askerler yüksek güvenirlik gereği daha yüksek ücret alırlar. Telafi edici ücret farklılıkları teorisi, kabul edilemez veya dezavantajlı özelliklere sahip işlerin, diğer koşullar sabitken daha yüksek ücretlerle telafi edilmesi gerektiğini savunur. Örneğin temiz, güvenli ve 5 TL ödeyen X işvereni karşısında, kirli ve gürültülü çalışma koşulları sunan Y işvereni işçi çekebilmek için 5 TL'nin üzerinde (örneğin 5.5 TL) ücret ödemek zorundadır. Bu ücret farkının iki temel sosyal görevi vardır: İlki kirli ve tehlikeli işleri yapacak insanları teşvik etmek, ikincisi ise bu zor koşullara katlanan çalışanlar için bir ödül görevi görmektir. Gece vardiyasında çalışanların normal gündüz çalışanlara göre yaklaşık %4 ile %10 arasında değişen ek primler alması bunun somut bir örneğidir. TEÜF'ün miktarı arz ve talep faktörlerine bağlıdır ve konjonktürel dalgalanmalardan etkilenir. İşsizlik oranı yükseldikçe, alternatif iş bulma imkânı azalan işsizler tehlikeli ve kötü koşullardaki işlerde düşük TEÜF ile hatta TEÜF olmaksızın çalışmaya razı olurlar. Teorinin geçerli olması fayda maksimizasyonu, işçilerin iş hakkında yeterli bilgisi ve işçilerin mobilitesi varsayımlarına dayanır. Leibenstein, Akerlof, Katz ve Weiss tarafından geliştirilen etkin ücret teorisi, gayri iradi işsizlik varsayımı altında ücretlerin neden düşmediğini açıklar. Firmaların piyasa denge ücretinin üzerinde ödeme yapması emek maliyetlerini artırıyor gibi görünse de işçilerin verimliliğini artırarak kârı yükseltir. Etkin ücret politikasının ilk ve en ünlü uygulaması 1914 yılında Ford Motor şirketi tarafından günlük ücretlerin 5 dolara çıkarılmasıyla hayata geçirilmiştir; bu politika kaytarma oranlarını düşürmüş ve verimliliği %51 oranında artırmıştır. İşverenler uzun vadede düşük ücretin getirdiği gizli maliyetlerden (hırsızlık, sabotaj, düşük moral) kaçınmak için bu yola başvurur. Literatürde etkin ücreti açıklayan beş temel model bulunmaktadır: Kaytarma modeli (denetim maliyeti yerine yüksek ücretle iş kaybetme maliyetini artırmak), işgücü devri modeli (yüksek devir ve eğitim maliyetlerini azaltmak), ters seçim teorisi (yüksek ücretle nitelikli adayları çekmek), sosyolojik modeller (adil ücret algısının hediye-çaba takasıyla verimliliği artırması) ve sendika tehdidi modeli (endüstriyel barışı korumak ve sendikalaşmayı önlemek). İşgücü piyasasındaki heterojenliğin ikinci kaynağı, emek arz edenlerin özelliklerindeki farklılıklardır. Beşeri sermaye teorisi, ücret farklılıklarını verimlilik farklılıklarının bir sonucu olarak açıklar. Hyclak ve arkadaşlarına göre beşeri sermaye; bireyin sahip olduğu bilgi, beceri, kabiliyet, eğitim ve öğrenim stokudur. Eğitim ve öğrenim maliyetlerine katlanarak beşeri sermayesini artıran bireylerin marjinal verimliliği ve dolayısıyla kazançları yükselir. Fiziki sermayeden farklı olarak beşeri sermaye sahipliği devredilemez niteliktedir. Lise, üniversite veya lisansüstü gibi farklı eğitim düzeyleri, birbiriyle doğrudan rekabet edemeyen işgücü gruplarının oluşmasına ve aralarında ücret farklılıklarının doğmasına neden olur. Bireyler yaptıkları beşeri sermaye yatırımları (örneğin bir satış danışmanının hukuk fakültesini bitirip av olması) sayesinde bu gruplar arasında geçiş yapabilir ve gelir düzeylerini artırabilirler. Hedonik ücret teorisi, işçilerin iş seçim sürecini hem arz hem de talep yönüyle ele alır. Özellikle işyerindeki yaralanma riski gibi olumsuz unsurların ücretler üzerindeki etkisini kayıtsızlık eğrileri ve eş kâr eğrileri yardımıyla inceler. İşçiler riske karşı hassasiyetlerine göre farklı eğimlerde kayıtsızlık eğrilerine sahiptir; riske karşı hassas olanlar risk artışına karşılık daha yüksek ücret talep ederler. İşverenler açısından ise güvenlik yatırımları maliyetlidir ve rekabet edebilmek için sıfır kâr eş kâr eğrileri çerçevesinde hareket ederler. Güvenliği daha az maliyetle sağlayabilen X firması ile güvenliğe yüksek değer veren A işçisi eşleşirken; yüksek riskli çalışarak maliyet tasarrufu sağlayan ve yüksek ücret ödeyen Y firması ile riske daha az duyarlı B işçisi eşleşmektedir. Rosen'in geliştirdiği hedonik fiyat teorisine göre, çok boyutlu iş özelliklerinin (yaralanma riski, çalışma temposu vb.) piyasayı dengeleyen örtülü fiyatları ve sarmal denge eğrileri bulunmaktadır; bu sayede işçi tercihleri ile işveren teknolojileri piyasada en uygun şekilde eşleşmektedir.