İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar üretimde insan sağlığına zararlı olduğu bilinen yaklaşık 50 kimyasal madde kullanılırken, günümüzde endüstride ve günlük yaşamda kullanılan kimyasal maddelerin sayısı 1 milyona yaklaşmıştır. Bu maddelerin büyük kısmının insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri henüz bilinmemektedir.
Tekstil sektöründe çalışan işgörenlerin pamuk tozuna maruz kalması sonucu 'Bisinosis' adı verilen kronik bronşit ve anfizem rahatsızlığı ortaya çıkmaktadır. Bu durum, tekstil fabrikalarında toz emme ve havalandırma sistemlerinin önemini gösteren somut bir meslek hastalığı örneğidir.
Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (NIOSH) verilerine göre, ABD'de 1980-1988 yılları arasında meydana gelen iş yeri ölümlerinin %12'sini iş yerinde işlenen cinayetler oluşturmuştur. Bu istatistik, iş yerinde şiddetin koruma işlevi kapsamına alınmasının önemini kanıtlamaktadır.
4'üncü Avrupa Çalışma Koşulları Anketi verilerine göre, kadınlar iş yerinde cinsel taciz davranışlarıyla erkeklerden üç kat daha fazla karşılaşmaktadır. Cinsel tacizden en çok etkilenen ülkeler arasında Çek Cumhuriyeti %10, Norveç %7, Türkiye ve Hırvatistan ise %6 oranına sahiptir.
1990'lı yıllarda Sabancı Holding Genel Merkezinde Özdemir Sabancı ve iki çalışma arkadaşının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan terör eyleminde, teröristlerin binaya sızmış bir temizlik çalışanından destek aldığı belirlenmiştir. Bu olay, İKY kadrolama sürecinde referans ve geçmiş araştırmalarının hayati önemini gösteren en somut örnektir.
Lefkoşa-İstanbul seferini yapan Atlasjet uçağının iki hava korsanı tarafından kaçırılması olayında, pilotların Antalya'ya iner inmez kokpit camından atlayarak uçağı terk etmesi, mürettebata kriz anlarında nasıl davranılması gerektiğine yönelik standart eğitimlerin yeterli düzeyde verilmediğini gösteren çarpıcı bir örnektir.
Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıklarının işletmelere ve ülke ekonomisine getirdiği toplam doğrudan ve dolaylı maliyetin yılda yaklaşık 4 katrilyon Türk Lirası (eski para birimiyle) olduğu tahmin edilmektedir. Bu bütçenin bir kısmı iş yerindeki şiddet olaylarından kaynaklanmaktadır.
ABD'de Federal İş Güvenliği Yasası (OSHA) uyarınca, tutulması gereken kayıtları ve raporları bilinçli olarak tahrif ederek yanlış bilgi veren işverenlere 10.000 dolara kadar para cezası ve 6 aya kadar hapis cezası uygulanmaktadır. Türkiye'de ise iş güvenliği ihlallerinde hapis cezası öngörülmemiştir.
6331 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca, iş sağlığı ve güvenliği kurullarını kurmayan veya kurul kararlarını uygulamayan işverenlere 2.000 TL, çalışan temsilcisi atama yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere ise ihlalin türüne göre 1.000 TL ile 1.500 TL arasında idari para cezası uygulanmaktadır.
İş Kanunu'nun 25. maddesinin 2. fıkrasının (i) bendi uyarınca, işçinin kendi savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi veya iş yeri ekipmanına 30 günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasar vermesi durumunda, iş sözleşmesi tazminatsız ve ihbarksız olarak feshedilebilir.
20 Ekim 2006 tarihinde Enka'nın Kazakistan Tengiz petrol arıtma şantiyesinde Türk ve Kazak işçiler arasında çıkan şiddetli kavgalar sonucunda yüzlerce Türk işçisi yaralanmıştır. Olayların öncesinde şantiyede gerilimin yüksek olması nedeniyle şantiye şefinin dört kez değiştirildiği bildirilmiştir.
2000-2005 yılları arasında Türkiye'de grev nedeniyle yılda ortalama 185.522 iş günü kaybedilmişken, iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle kaybedilen yıllık ortalama iş günü sayısı 1.879.034 olarak kaydedilmiştir. Bu veri, iş kazalarının grevlere kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla iş gücü kaybına yol açtığını göstermektedir.
2005 yılı verilerine göre Türkiye'de yılda 73.923 iş kazası meydana gelmiş, bu kazalar sonucunda günde ortalama 2,47 çalışan hayatını kaybederken, yaklaşık 4 çalışan bir daha çalışamayacak şekilde sürekli iş göremez (sakat) kalmıştır.
Ulusal Bilimler Akademisi'nin 2001 yılı araştırmasına göre, kas-iskelet bozuklukları ve sırt yaralanmaları ABD'de yılda yaklaşık bir milyon çalışanın iş kaybına neden olmakta ve işverenlere yıllık maliyeti 50 milyar dolara ulaşmaktadır.
Kaza Ağırlık Oranı (KAO) hesaplamalarında, ölüm veya tam daimi iş göremezlikle sonuçlanan her bir kaza olayı için istatistiksel kayıplara standart olarak kaza başına 7500 gün kayıp süresi eklenmektedir.
İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar üretimde insan sağlığına zararlı olduğu bilinen yaklaşık 50 kimyasal madde kullanılırken, günümüzde sanayide ve günlük yaşamda kullanılan kimyasal madde sayısı 1 milyona yaklaşmıştır.
Tekstil sektöründe çalışan işgörenlerin pamuk tozuna maruz kalması sonucunda akciğerlerinde 'bisinosis' adı verilen kronik bronşit ve anfizem benzeri meslek hastalığı ortaya çıkmaktadır.
4'üncü Avrupa Çalışma Koşulları Anketi verilerine göre, kadın çalışanlar iş yerinde cinsel tacize erkeklerden 3 kat daha fazla maruz kalmaktadır. Bu oran Türkiye ve Hırvatistan'da %6, Norveç'te %7, Çek Cumhuriyeti'nde ise %10 seviyesindedir.
1990'lı yıllarda Sabancı Holding binasında Özdemir Sabancı ve iki çalışma arkadaşının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan terör eyleminde, saldırganların iş yerine sızdırılan bir içerideki personelden destek aldığı saptanmış, bu durum referans kontrolünün önemini ortaya koymuştur.
18 Ağustos 2007 tarihinde Lefkoşa-İstanbul seferini yapan Atlasjet uçağının iki hava korsanı tarafından kaçırılması olayında, pilotların uçağı terk etmesi ve yolcuların tesadüfen kaçması, kriz anı eğitimlerinin yetersizliğini gösteren somut bir örnek olmuştur.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 26. maddesine göre, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almayan veya iş güvenliği kurullarını kurmayan işverenlere her bir ihlal için 2000 TL idari para cezası uygulanmaktadır.
ABD'deki federal iş güvenliği yasası (OSHA) uyarınca, tutulması gereken kayıtları tahrif ederek bilinçli olarak yanlış bilgi verenlere 10.000 dolara kadar para ve 6 aya kadar hapis cezası verilebilirken, ölümlü ihlallerde müebbet hapse kadar cezalar uygulanmaktadır.
20 Ekim 2006 tarihinde ENKA şirketinin Kazakistan Tengiz petrol arıtma şantiyesinde yerli ve yabancı işçiler arasındaki ücret adaletsizliği ve kötü barınma koşulları nedeniyle çıkan olaylarda yüzlerce Türk işçi yaralanmış ve işler tamamen aksamıştır.
2005 yılı Sosyal Sigortalar Kurumu istatistiklerine göre, Türkiye'deki iş kazalarının %2'si iş yerinde meydana gelen öldürme, yaralama ve kasıtlı şiddet eylemleri sonucunda gerçekleşmiştir.
İşçinin kendi savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi veya iş yerindeki makinelere 30 günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasar vermesi durumunda, işverene tazminatsız ve ihbarksız fesih hakkı tanınmaktadır.
İş kazaları ve meslek hastalıklarının Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı olarak getirdiği yıllık toplam mali yükün yaklaşık 4 katrilyon Türk Lirası (eski para birimiyle) düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.