Fiyatlar genel düzeyi yükseldiğinde toplam talep edilen miktar azalır, fiyatlar düştüğünde ise artar. Bu durum toplam talep eğrisinin negatif eğimli olmasına yol açar ve fiyatların harcamalar üzerindeki belirleyici gücünü gösterir.
Fiyatlar genel düzeyi ile toplam arz arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Fiyatlar yükseldiğinde firmaların kârlılığı artacağı için üretim miktarını artırırlar, bu da toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasını sağlar.
Marjinal tüketim eğiliminin (c) 0.80 olduğu bir senaryoda, çarpan katsayısı 'k = 1 / (1 - 0.80) = 5' olarak bulunur. Bu katsayıya göre ekonomide yapılacak her 1 birimlik otonom yatırım artışı, milli gelirde tam 5 birimlik artış yaratır.
Çarpan katsayısının 5 olduğu bir ekonomide, otonom yatırım harcamalarında meydana gelen 60 trilyon liralık bir artış, milli gelir düzeyini başlangıç seviyesi olan 500 trilyondan 800 trilyona çıkararak tam 300 trilyon liralık bir genişleme sağlar.
Bir ekonomide elde edilen ek gelirin bir kısmı tüketilirken geri kalanı tasarruf edilir. Bu nedenle marjinal tüketim eğilimi (c) ile marjinal tasarruf eğiliminin (s) toplamı her zaman matematiksel olarak 1'e eşittir (c + s = 1).
Çarpan mekanizması en etkin şekilde gelişmiş ancak durgunluk (resesyon) içinde olan ülkelerde çalışır. Çünkü bu ülkelerde atıl işgücü ve kullanılmayan üretim kapasitesi mevcut olup, harcamalar darboğazlarla karşılaşmadan üretime dönüşebilir.
Az gelişmiş ülkelerde marjinal tüketim eğilimi yüksek olmasına rağmen, tarımsal üretimin mevsimsel yapısı, yüksek ithalat eğilimi ve üretimdeki yapısal darboğazlar nedeniyle çarpan mekanizması reel üretim artışı yerine enflasyona yol açar.
Gelirin elde edildiği bölge ile harcandığı bölgenin farklı olması durumunda, harcamaların yerel ekonomiye geri dönmesi ve çarpan etkisinin tam olarak ortaya çıkması çok daha uzun bir zaman dilimi gerektirmektedir.