Bu Ünitede Neler Öğrendik?myders hazırladı
Bu bölümde, sosyal bilimlerdeki tek sebepli (monist) ve çok sebepli (pluralist) yöntemlerin temel ayrımı, metodolojik sınırları ve bu yaklaşımların sosyoloji tarihindeki öncü temsilcileri ele alınmıştır. Tek sebepli yöntem, sosyal olayları iktisat veya coğrafya gibi tek bir baskın değişkenle açıklayarak dogmatik bir çerçeve çizerken; çok sebepli yöntem, toplumsal değişimi çok boyutlu ve karmaşık bir süreç olarak kabul eder. Bilimsel ilerleme, araştırmacıların tek sebepli açıklamalardan uzaklaşıp düşünce ve tecrübelerin sentezine dayanan çok sebepli analizlere yönelmesiyle ivme kazanmıştır.
Bölümde ayrıca Karl Marx'ın tek sebepli metodolojisi ve bu yaklaşımın sınırlılıkları incelenmiştir. Marx, sanayi devrimine yönelik ampirik gözlemlerinden yola çıkarak kurduğu teoriyi geleceğe genelleştirirken rasyonalist bir yönteme kaymış, insan doğasını sadece maddi dürtülerle hareket eden bir yapı olarak kurgulamıştır. Marx'ın yöntemi, tarihsel süreçlerin kaçınılmazlığını savunurken işçileri ihtilale çağırması ve komünizm aşamasında diyalektik çelişkilerin son bulacağını iddia etmesi yönüyle kendi içinde yöntemsel çelişkiler barındırır.
Son olarak, Émile Durkheim'ın çok sebepli yöntemi sistemleştirerek sosyolojiyi bağımsız bir bilim haline getirme çabaları aktarılmıştır. Durkheim, sosyal olayların nedenlerinin yine sosyal olaylarda aranması gerektiğini savunmuş ve araştırmacının peşin hükümlerden sıyrılmasının önemini vurgulamıştır. Durkheim'ın "İntihar" çalışmasında uyguladığı çok değişkenli analizler, bağıntı analizleri ve yansıma tabloları, metodolojide çığır açarak toplumsal gerçekliğin bilimsel olarak açıklanmasına öncülük etmiştir.
