← Ünite 4
Türk Sinema Tarihi

Ünite 4: Karşıtlıklar Dönemi (1970-1980)

Karşıtlıklar Dönemi (1970-1980) - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 90
Umut Filminin Uluslararası Başarısı
Yılmaz Güney'in hem yazıp yönettiği hem de başrolünde oynadığı 1970 yapımı Umut filmi, 2. Adana Film Şenliği'nde en başarılı film ödülünü alırken, Fransa'daki Grenoble Film Şenliği'nde jüri özel ödülünü kazanmış ve Cannes ile Berlin şenliklerinde gösterilmiştir.
Sürü Filminin Berlin Başarısı ve Ödülleri
Senaryosunu cezaevindeki Yılmaz Güney'in yazdığı, Zeki Ökten'in yönettiği 1979 yapımı Sürü filmi, 29. Berlin Film Şenliği'nde çeşitli ödüller kazanmış; Türkiye'de Sinema Yazarları Derneği tarafından yılın en iyi filmi seçilirken Güney 'en iyi senaryocu', Ökten ise 'en iyi yönetmen' ödülünü almıştır.
Yol Filminin Cannes Film Festivali Zaferi
Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı, Şerif Gören'in yönettiği 1981 yapımı Yol filmi, 1982 Cannes Film Festivali'nde Costa Gavras'ın Missing filmi ile birlikte büyük ödül olan Altın Palmiye'yi paylaşarak Türk sinema tarihinin en büyük uluslararası başarısına imza atmıştır.
Düşman Filminin Berlin'deki Derecesi
Zeki Ökten'in Yılmaz Güney'in senaryosundan çektiği Düşman filmi, 30. Berlin Film Şenliği'nde (1980) 'En iyi senaryo' ödülü ile 'Jüri Özel Ödülü'nü kazanmış, Sinema Yazarları Derneği'nce de 1981 yılının en iyi on filmi arasında üçüncü sırada yer almıştır.

Anahtar Kavramlar

Toplumsal GerçekçilikSinemada halkın yaşadığı yoksulluk, ekonomik sıkıntılar, göç ve feodal yapı gibi gerçek sorunları belgesel bir dille ve süslemeden uzak biçimde yansıtan akımdır. Metinde Yılmaz Güney'in 'Umut' filmiyle bu akıma yepyeni bir canlılık ve yaşayan gerçeklik boyutu kazandırdığı vurgulanmaktadır.
Çirkin KralYılmaz Güney'in 1960'lı yıllarda halk arasında büyük bir popülarite kazanmasını sağlayan sinemasal tiplemesidir. Sanatçı bu imajla halka kendini sevdirmiş, ilerleyen yıllarda ise bu kalıbı kırarak sürekli ezilen, çaresiz yoksul karakterleri sinemasına taşımıştır.
Televizyonun Yaygınlaşması1970'lerden itibaren ulusal yayınlara geçerek evlere giren ve sinema salonlarının boşalmasında en büyük etkenlerden biri haline gelen kitle iletişim aracıdır. Günde birden çok film sunması ve ekonomik olması nedeniyle kadın ve çocuk izleyicinin sinemadan uzaklaşmasına yol açmıştır.
Otobiyografik FilmYönetmenin veya senaristin kendi yaşamından, çocukluğundan ya da aile bireylerinin başından geçen olaylardan esinlenerek çektiği filmlerdir. Metinde Yılmaz Güney'in 'Umut' filminde babasının özelliklerini ve kendi çocukluğunu yansıtması bu kavramın somut bir örneğidir.
Feodal İlişkilerToplumda ağalık, aşiret ve geleneklerin egemen olduğu, bireyin iradesinin aile ve töre baskısıyla kısıtlandığı geleneksel yapıdır. Zeki Ökten'in yönettiği 'Sürü' filminde bu yapıdan çağdaş kapitalist ilişkilere geçişin yarattığı şaşkınlık ele alınmıştır.
Töre ve Namus BaskısıToplumsal kuralların ve yazılı olmayan geleneklerin bireylerin yaşamını, özellikle de kadınların kaderini tehdit ettiği acımasız baskı mekanizmasıdır. Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filminde mahkûmların eşleriyle ilgili yaşadıkları ikilemlerde bu baskı açıkça görülmektedir.
Alternatif / Bağımsız SinemaBüyük sermayeli yapımcıların finanse etmek istemediği, yönetmenlerin kendi buldukları imkânlarla çektiği ve sert siyasal eleştiriler barındıran film üretim biçimidir. 1970'lerde Genç Sinemacılar bu yolla özgün eserler ortaya koymuştur.
Çizgi Üslü YönetmenKendine özgü sinemasal anlatımı, görsel dili ve belirgin bir yönetmenlik çizgisi olan sinemacıları tanımlamak için kullanılır. Metinde Şerif Gören, Türk sinemasında bu özelliğe sahip yönetmenler arasında gösterilmektedir.
Simgesel / Metaforik AnlatımOlayların ve karakterlerin düz bir mantık yerine derin anlamlar, metaforlar ve simgeler aracılığıyla aktarıldığı sinema dilidir. Yılmaz Güney'in 'Yarın Son Gündür' veya 'Umut' filmlerindeki düzen bozukluğunu simgeleyen öğeler buna örnektir.
Kırsal Alan ÜçlemesiŞerif Gören'in kırsal yaşamı, töreleri ve kırsal dinamikleri ele aldığı 'Kurbağalar', 'Yılanların Öcü' ve 'Kan' adlı filmlerinden oluşan film serisidir.
Altın Palmiye ÖdülüUluslararası alanda sinema dünyasının en prestijli ödüllerinden biridir. Metinde Şerif Gören'in yönettiği, Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı 'Yol' filmi 1982 Cannes Film Festivali'nde bu ödülü kazanmıştır.
Belgesel GerçekçilikKurgusal öykülerin belgesel niteliğinde mekanlar, insanlar ve gerçek yaşam kesitleriyle desteklenerek beyazperdeye aktarılmasıdır. Yılmaz Güney'in Umut filminde Adana sokaklarını ve faytonculuk gerçekliğini yansıtış biçimi buna örnektir.
12 Eylül Dönemi Sineması1980 askeri darbesinin toplumsal yaşam, cezaevleri ve sokaklar üzerindeki baskıcı etkilerini konu edinen sinema eserlerini kapsayan dönemdir. Yılmaz Güney'in 'Duvar' ve Şerif Gören'in 'Sen Türkülerini Söyle' filmleri bu kategoridedir.
Melodramatik Klasik YapıTürk sinemasının uzun süre kurtulamadığı, kalıplaşmış duygusal çatışmalara dayanan anlatım biçimidir. Yılmaz Güney'in 'Arkadaş' filmiyle bu klasik yapının kırıldığı ifade edilmektedir.

Diğer Önemli Bilgiler

Şerif Gören'in Yönetmenliğe Geçişi

Lise öğrenimini terk ederek Erman Film Stüdyolarında kurgucu olarak çalışan Şerif Gören, Yılmaz Güney'in 1974 yılında Adana Yumurtalık'ta Endişe filmini çekerken bir yargıcı öldürmesi sonucu tutuklanması üzerine filmi tamamlayarak yönetmenliğe adım atmıştır.

Duvar Filminin Konusu ve Çekim Yılı

Yılmaz Güney'in son filmi olan Duvar, 1983 yılında Fransa'da çekilmiştir. Film, 1981 yılının Ankara Merkez Cezaevi'nde kadınların, erkeklerin, siyasi tutukluların ve çocukların bulunduğu koğuşlardaki katı uygulamaları konu almaktadır.

1970 Yılında Çekilen Çeşitli Film Türleri

1970 yılında renkli film sayısının iki katına çıkmasıyla birlikte Halit Refiğ'in Adsız Cengaver'i, Atıf Yılmaz'ın Aşktan da Üstün'ü, Ertem Göreç'in Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'i ve Yılmaz Güney'in Umut'u gibi çok farklı türlerde yapımlar sinemalarda yer bulmuştur.

Yol Filminin Türkiye'deki Gösterim Gecikmesi

Uluslararası alanda büyük başarılar elde eden ve Altın Palmiye kazanan Yol filmi, sıkıyönetim ve baskı ortamı nedeniyle uzun yıllar Türkiye'de gösterilememiş, 18 yıl sonra ve Yılmaz Güney'in ölümünün ardından yeni kopyasıyla izleyiciyle buluşabilmiştir.

Zeki Ökten'in Yönetmenlik Kariyeri

1941 doğumlu Zeki Ökten, asistan olarak girdiği sinemada Nişan Hançer, Lütfi Akad ve Atıf Yılmaz gibi isimlerle çalışmış, 1963 yılında ilk filmi 'Ölü Pazarı' ile yönetmenliğe başlamış ve özellikle Sürü filmiyle uluslararası alanda adını duyurmuştur.

Şerif Gören'in Kırsal Alan Üçlemesi

Şerif Gören'in 1985 ve 1986 yıllarında kırsal alanda çektiği Kurbağalar, Yılanların Öcü ve Kan filmleri, sinema eleştirmenleri tarafından yönetmenin 'kırsal alan üçlemesi' olarak değerlendirilmiştir.

Sınavda Dikkat Et

  • Sınavlarda Yılmaz Güney'in 'Umut' filminin özelliklerine dikkat edin; bu film otobiyografiktir, Adanalı faytoncu Cabbar'ı anlatır ve belgesel gerçekçilikle çekilmiştir.
  • Şerif Gören ve Zeki Ökten'in yönettiği Yılmaz Güney senaryolu filmleri (Sürü, Düşman, Yol) karıştırmayın; Sürü ve Düşman'ı Zeki Ökten, Yol ve Endişe'yi Şerif Gören yönetmiştir.
  • 1970'li yıllarda sinema salonlarının boşalmasındaki en büyük teknolojik etkenin televizyonun ulusal yayınlara geçmesi olduğunu unutmayın.
  • Yol filminin 1982 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandığı ve uzun yıllar Türkiye'de yasaklı kaldığı bilgisi sınavda sıkça sorulabilecek kritik bir detaydır.
  • Yılmaz Güney'in ilk yönetmenliğe başladığı filmin 1966 yapımı 'At Avrat Silah' olduğunu, 1968'de ise dikkate değer ilk filmi 'Seyyit Han'ı çektiğini hatırlayın.
  • Şerif Gören'in 'Kurbağalar', 'Yılanların Öcü' ve 'Kan' filmlerinin onun kırsal alan üçlemesini oluşturduğunu mutlaka ezberleyin.
  • Arkadaş film sinemamızda iki önemli kalıbın kırılması (klasik melodram yapısı ve Yılmaz Güney mitosu) açısından dönüm noktasıdır.
  • Yılmaz Güney'in son filmi olan 'Duvar'ın 1981 Ankara Merkez Cezaevi'nde geçmesine rağmen 1983'te Fransa'da çekildiğini unutmayın.