Toplumsal GerçekçilikSinemada halkın yaşadığı yoksulluk, ekonomik sıkıntılar, göç ve feodal yapı gibi gerçek sorunları belgesel bir dille ve süslemeden uzak biçimde yansıtan akımdır. Metinde Yılmaz Güney'in 'Umut' filmiyle bu akıma yepyeni bir canlılık ve yaşayan gerçeklik boyutu kazandırdığı vurgulanmaktadır.
Çirkin KralYılmaz Güney'in 1960'lı yıllarda halk arasında büyük bir popülarite kazanmasını sağlayan sinemasal tiplemesidir. Sanatçı bu imajla halka kendini sevdirmiş, ilerleyen yıllarda ise bu kalıbı kırarak sürekli ezilen, çaresiz yoksul karakterleri sinemasına taşımıştır.
Televizyonun Yaygınlaşması1970'lerden itibaren ulusal yayınlara geçerek evlere giren ve sinema salonlarının boşalmasında en büyük etkenlerden biri haline gelen kitle iletişim aracıdır. Günde birden çok film sunması ve ekonomik olması nedeniyle kadın ve çocuk izleyicinin sinemadan uzaklaşmasına yol açmıştır.
Otobiyografik FilmYönetmenin veya senaristin kendi yaşamından, çocukluğundan ya da aile bireylerinin başından geçen olaylardan esinlenerek çektiği filmlerdir. Metinde Yılmaz Güney'in 'Umut' filminde babasının özelliklerini ve kendi çocukluğunu yansıtması bu kavramın somut bir örneğidir.
Feodal İlişkilerToplumda ağalık, aşiret ve geleneklerin egemen olduğu, bireyin iradesinin aile ve töre baskısıyla kısıtlandığı geleneksel yapıdır. Zeki Ökten'in yönettiği 'Sürü' filminde bu yapıdan çağdaş kapitalist ilişkilere geçişin yarattığı şaşkınlık ele alınmıştır.
Töre ve Namus BaskısıToplumsal kuralların ve yazılı olmayan geleneklerin bireylerin yaşamını, özellikle de kadınların kaderini tehdit ettiği acımasız baskı mekanizmasıdır. Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filminde mahkûmların eşleriyle ilgili yaşadıkları ikilemlerde bu baskı açıkça görülmektedir.
Alternatif / Bağımsız SinemaBüyük sermayeli yapımcıların finanse etmek istemediği, yönetmenlerin kendi buldukları imkânlarla çektiği ve sert siyasal eleştiriler barındıran film üretim biçimidir. 1970'lerde Genç Sinemacılar bu yolla özgün eserler ortaya koymuştur.
Çizgi Üslü YönetmenKendine özgü sinemasal anlatımı, görsel dili ve belirgin bir yönetmenlik çizgisi olan sinemacıları tanımlamak için kullanılır. Metinde Şerif Gören, Türk sinemasında bu özelliğe sahip yönetmenler arasında gösterilmektedir.
Simgesel / Metaforik AnlatımOlayların ve karakterlerin düz bir mantık yerine derin anlamlar, metaforlar ve simgeler aracılığıyla aktarıldığı sinema dilidir. Yılmaz Güney'in 'Yarın Son Gündür' veya 'Umut' filmlerindeki düzen bozukluğunu simgeleyen öğeler buna örnektir.
Kırsal Alan ÜçlemesiŞerif Gören'in kırsal yaşamı, töreleri ve kırsal dinamikleri ele aldığı 'Kurbağalar', 'Yılanların Öcü' ve 'Kan' adlı filmlerinden oluşan film serisidir.
Altın Palmiye ÖdülüUluslararası alanda sinema dünyasının en prestijli ödüllerinden biridir. Metinde Şerif Gören'in yönettiği, Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı 'Yol' filmi 1982 Cannes Film Festivali'nde bu ödülü kazanmıştır.
Belgesel GerçekçilikKurgusal öykülerin belgesel niteliğinde mekanlar, insanlar ve gerçek yaşam kesitleriyle desteklenerek beyazperdeye aktarılmasıdır. Yılmaz Güney'in Umut filminde Adana sokaklarını ve faytonculuk gerçekliğini yansıtış biçimi buna örnektir.
12 Eylül Dönemi Sineması1980 askeri darbesinin toplumsal yaşam, cezaevleri ve sokaklar üzerindeki baskıcı etkilerini konu edinen sinema eserlerini kapsayan dönemdir. Yılmaz Güney'in 'Duvar' ve Şerif Gören'in 'Sen Türkülerini Söyle' filmleri bu kategoridedir.
Melodramatik Klasik YapıTürk sinemasının uzun süre kurtulamadığı, kalıplaşmış duygusal çatışmalara dayanan anlatım biçimidir. Yılmaz Güney'in 'Arkadaş' filmiyle bu klasik yapının kırıldığı ifade edilmektedir.