← Ünite 10
Uluslararası İlişkilere Giriş

Ünite 10: Uluslararası Küresel Sorunlar - 2

Uluslararası Küresel Sorunlar - 2 - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 235
Asya Kıtasının Dengesiz Nüfus Dağılımı
Dünya nüfusunun yarısından fazlasına ev sahipliği yapan Asya kıtasında Gobi ve Tibet çölleri, Sibirya buzulları ve Himalaya Dağları gibi yerleşime uygun olmayan geniş alanlar vardır. Bu durum nüfusun Çin, Hindistan, Endonezya ve Japonya'da yoğunlaşmasına yol açmıştır.
ABD'nin Göçü Sınırlandırması (1882)
XIX. yüzyılın sonlarında göç dalgalarından rahatsız olan ABD, topraklarına göçü ilk defa 1882 yılında resmi olarak sınırlandırmıştır. Ardından 1917 yılında ise Güney ve Güneydoğu Asya'dan gelen göçmenleri kesin olarak kabul etmeyeceğini açıklamıştır.
Beyaz Avustralya Politikası (1885)
XIX. yüzyılda göçün odak noktalarından biri olan Avustralya, 1885 yılında 'Beyaz Avustralya' politikasını yürürlüğe koyarak Asyalı göçmenlerin topraklarına girmesini yasaklamış, Kanada ve Yeni Zelanda da benzer önlemler almıştır.
Kuzey Irak'tan Türkiye'ye Göç Dalgası (1991)
Mart 1991'de Irak merkezi hükümetinin ve Halepçe'de kimyasal silah kullanan rejimin baskısından kaçan yüz binlerce Kuzey Iraklı Kürt Türkiye sınırına yığılmıştır. Türkiye bu insanlara kucak açarak mülteci kampları kurmuş ve büyük bir ekonomik külfet üstlenmiştir.

Anahtar Kavramlar

Göçİnsanların ekonomik, siyasal, sosyal veya doğal nedenlerle bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine kalıcı veya geçici olarak yer değiştirmesi hareketidir. Tarih boyunca Asya ve Avrupa gibi nüfus yoğunluğu yüksek bölgelerden yeni kıtalara doğru büyük göç dalgaları yaşanmıştır.
GöçmenKendi iradesiyle, genellikle daha iyi ekonomik koşullar, iş imkanları veya yaşam şartları elde etmek amacıyla vatanını terk ederek başka bir ülkeye yerleşen kimselerdir. Metne göre, Çin, Hindistan ve Endonezya gibi nüfus fazlası olan ülkeler bu yöntemle nüfus baskısını hafifletmeye çalışmıştır.
MülteciIrkı, dini, tabiiyeti, siyasi düşünceleri veya toplumsal bir gruba üyeliği yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve korumasından yararlanamayan kişidir. 1951 BM Sözleşmesi ile hukuki statüsü güvence altına alınmıştır.
SığınmacıÜlkesindeki zulüm, savaş veya baskı gibi nedenlerle başka bir ülkeye sığınan ancak mülteci başvurusu henüz resmi olarak kabul edilmemiş veya hukuki prosedürleri devam eden mülteci adaylarıdır. Türkiye, coğrafi kısıtlama nedeniyle Asya veya Orta Doğu'dan gelenlere sığınmacı statüsü vermektedir.
Küresel IsınmaAtmosfere salınan karbondioksit ve CFC gibi sera gazlarının geri yansıtma etkisi (sera etkisi) yaratması sonucunda dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında yaşanan artış olgusudur. Önlenememesi durumunda kıyı şehirlerinin ve ada devletlerinin sular altında kalma riski bulunmaktadır.
Etno-Dinsel TerörEtnik kimlikler ve dinsel aidiyetler temelinde ortaya çıkan, topluluklar arası çatışmaları ve şiddet eylemlerini körükleyen uluslararası güvenlik sorunlarından biridir. Zorunlu göçlerin ve iç savaşların en önemli tetikleyicileri arasında yer alır.
Küresel TerörizmSınır tanımayan, uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden, siyasi veya ideolojik amaçlar doğrultusunda sivilleri ve devletleri hedef alan organize şiddet eylemleri bütünüdür. Günümüz genişletilmiş güvenlik anlayışında devletlerin öncelikli mücadele alanlarından biridir.
Geri Gönderilmeme İlkesi (Non-Refoulement)Uluslararası mülteci hukukunun en temel kuralı olup, sığındıkları ülkede hayatı veya özgürlüğü tehlikede olan mültecilerin zulüm görecekleri kendi ülkelerine zorla geri gönderilmelerini yasaklayan ilkedir. 1951 Sözleşmesi ile güvence altına alınmıştır.
Coğrafi Kısıtlama (Coğrafi Tahdit)Türkiye'nin 1951 Mülteci Sözleşmesi'ni ve 1967 Protokolü'nü imzalarken koyduğu çekince olup, ülkenin yalnızca Avrupa'dan gelen kişilere mülteci statüsü tanıyacağını, diğer coğrafyalardan gelenlere ise sığınmacı statüsü vereceğini belirten kısıtlamadır.
Genişletilmiş Güvenlik (Comprehensive Security)Klasik askeri ve siyasi güvenlik anlayışının ötesine geçerek nükleer savaş tehlikesi, ekonomik uçurumlar, nüfus baskısı ve çevre sorunlarını da ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak gören modern güvenlik perspektifidir.
Ortak Güvenlik (Common Security)Bir ülkenin güvenliğinin ancak diğer ülkelerin güvenliklerinin artmasına paralel olarak artabileceğini savunan, uluslararası işbirliğini ve ortak sorunlarla mücadeleyi esas alan güvenlik anlayışıdır.
Sürdürülebilir GelişmeEkonomik gelişme ile çevrenin korunması arasındaki uzlaşmayı temsil eden, bugünün ihtiyaçlarını karşılerken gelecekteki nesillerin haklarını ve doğayı tehlikeye atmamayı amaçlayan kalkınma modelidir. Rio Zirvesi ve Gündem 21 bu kavramın somutlaşmış halidir.
Gündem 211992 Rio Zirvesi'nde kabul edilen, 21. yüzyılın çevre ve kalkınma sorunlarını bütünleştirmeyi amaçlayan küresel bir eylem planıdır. Yerel yönetimlerin vatandaşlarıyla birlikte 'Yerel Gündem 21' oluşturmasını zorunlu kılar.
Rio Deklarasyonu1992 BM Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda (Rio Zirvesi) kabul edilen, hükümetlerin çevre ve kalkınma süreçlerindeki hak ve sorumluluklarını düzenleyen temel ilkeler bütünüdür.
Kyoto Protokolü1997 yılında imzalanan ve gelişmiş ülkelerin atmosfere saldıkları sera gazı miktarını 1990 yılındaki düzeylerine düşürmelerini zorunlu kılan uluslararası çevre protokolüdür. Türkiye bu protokole 2009 yılında taraf olmuştur.
CFC Gazları (Kloroflorokarbonlar)Ozon tabakasının delinmesine ve sera etkisine yol açarak küresel ısınmaya büyük oranda katkıda bulunan kimyasal gazlardır. Tüketiminin %80'i gelişmiş ülkelere ait olup, Montreal Protokolü ile denetlenmektedir.
Kopenhag Mutabakatı2009 BM İklim Değişikliği Konferansı'nda onaylanan, küresel sıcaklık artışının 2 °C altında tutulmasını ve yoksul ülkelere 2020'ye kadar 100 milyar dolarlık iklim desteği öngören ancak yasal bağlayıcılığı bulunmayan mutabakattır.
Beyaz Avustralya PolitikasıAvustralya'nın 1885 yılında uygulamaya koyduğu ve Asyalı göçmenlerin ülke topraklarına girmesini yasaklayan göç sınırlama politikasıdır. XIX. yüzyıl sonlarında Batı ülkelerinde artan Asyalı göçmen karşıtlığının tipik bir örneğidir.

Diğer Önemli Bilgiler

UNHCR 2000 Yılı Mülteci İstatistikleri

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre 2000 yılı itibarıyla dünya üzerinde yaklaşık 50 milyon kişi hukuki açıdan zorunlu göç kurbanı olarak tanımlanmış, bunlardan 22 milyonu UNHCR'nin koruma programlarından yararlanmıştır.

Türkiye'nin Coğrafi Kısıtlılık Çekincesi

Türkiye, 1951 Mülteci Sözleşmesi'ni 1961'de ve 1967 Protokolü'nü 1968'de 'coğrafi kısıtlama' çekincesiyle imzalamıştır. Bu kurala göre Türkiye yalnızca Avrupa'dan gelenlere mülteci statüsü tanımakta, diğer bölgelerden gelenlere sığınmacı muamelesi yapmaktadır.

İzlanda ve ABD Arasındaki Balina Krizi (1986)

NATO üyesi ve topraklarında ABD üssü barındıran İzlanda, 1986'da balina avı moratoryumuna uymayacağını açıklamıştır. ABD, balık ithalatını durdurmayı gündeme getirmiş ancak İzlanda'nın üssü kapatma tehdidi üzerine Ronald Reagan yönetimi siyasi-askeri çıkarları önceliklendirmiştir.

Orta Doğu'da Su Kaynakları Gerginliği

Çevre şartlarının bozularak tatlı su kaynaklarının azalması ve nüfus artışı, Orta Doğu'da Nil, Ürdün, Fırat ve Asi nehirlerinin sularının kullanımı konusunda bölge ülkeleri arasında ciddi siyasi anlaşmazlıklara ve gerginliklere neden olmaktadır.

Gelişmiş Ülkelerin Tüketim İsrafı

Tipik bir gelişmiş ülke vatandaşı azgelişmiş bir ülkedeki benzerinden ortalama 15 kat fazla kağıt, 10 kat fazla demir ve 12 kat fazla yakıt tüketmektedir. Ayrıca ABD, eski Sovyet coğrafyası ve AB, küresel ısınmaya yol açan gazların %45'inden sorumludur.

Stockholm Konferansı ve UNEP'in Kuruluşu (1972)

113 ülkenin katılımıyla 1972 yılında gerçekleştirilen BM Stockholm Konferansı, çevre sorunlarının küresel ölçekte ele alındığı ilk dönüm noktasıdır. Bu konferansta Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kurulmuş ve 5 Haziran 'Dünya Çevre Günü' ilan edilmiştir.

Rio Zirvesi ve Çıktıları (1992)

1992 yılında düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı (Rio Zirvesi), kalkınma ve çevre ilişkisinde çığır açmıştır. Zirvenin iki temel çıktısı olan 'Gündem 21' eylem planı ve 'Rio Deklarasyonu' sürdürülebilir kalkınmanın hukuki ve pratik temelini oluşturmuştur.

Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi (2002)

2002 yılında sivil toplum örgütlerinin de katılımıyla yapılan Johannesburg Zirvesi'nde, fakirliğin yok edilmesi için 2015 yılına kadar açlık sınırındaki nüfus oranının yarıya düşürülmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması kararlaştırılmıştır.

Kyoto Protokolü'nün Yürürlüğe Girişi (2005)

1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü, ülkelerin karbon salınımını 1990 düzeyine düşürmesini öngörmüştür. Protokol, 1990'daki toplam salınımın %55'ine ulaşma şartı ve Rusya'nın katılımıyla ancak 2005 yılında resmi olarak yürürlüğe girebilmiştir.

Sınavda Dikkat Et

  • Sınavlarda ABD'nin göçü sınırlandırdığı ilk tarih (1882) ve Avustralya'nın 'Beyaz Avustralya' politikasının yılı (1885) sıkça sorulur; bu tarihleri karıştırmayın.
  • Türkiye'nin mülteci hukukundaki 'coğrafi kısıtlama' (coğrafi tahdit) çekincesiyle sadece Avrupa'dan gelenlere mülteci statüsü tanıdığını, diğerlerinin sığınmacı sayıldığını unutmayın.
  • Mültecilerin güvenli ülkelere geri gönderilmesini yasaklayan temel ilkenin 'geri gönderilmeme' (non-refoulement) ilkesi olduğunu mutlaka ezberleyin.
  • 1972 Stockholm Konferansı'nın UNEP'in kurulması ve Dünya Çevre Günü ile bağlantısını, 1992 Rio Zirvesi'nin ise Gündem 21 ve Rio Deklarasyonu çıktılarını iyi ayırt edin.
  • Kyoto Protokolü'nün karbon salınımını 1990 düzeyine indirmeyi amaçladığını, Rusya'nın katılımıyla 2005'te yürürlüğe girdiğini ve Türkiye'nin 2009'da imzaladığını unutmayın.
  • Genişletilmiş ve ortak güvenlik kavramlarının klasik askeri güvenlik anlayışından farklı olarak nüfus, çevre ve ekonomik uçurumları da kapsadığını not edin.