
Mihail Gorbaçov ve Ronald Reagan arasında 8 Aralık 1987'de Washington'da imzalanan Orta Menzilli Nükleer Güçler (INF) Antlaşması, 500 ila 5500 km menzilli tüm yer konuşlu nükleer füzelerin tamamen imha edilmesini sağlamıştır.
Temmuz 1991'de Moskova'da George Bush ve Mihail Gorbaçov tarafından imzalanan START I, tarafların nükleer bomba ve başlık sayısını en fazla 6000, taşıma araçlarını ise 1600 ile sınırlandırarak tarihin en büyük nükleer indirim süreçlerinden birini başlatmıştır.
1 Temmuz 1968'de imzaya açılan ve 1970'te yürürlüğe giren NPT, 1 Ocak 1967'ye kadar nükleer silah üreten ABD, SSCB, İngiltere, Fransa ve Çin'i nükleer güç olarak tanırken, bu teknolojinin diğer ülkelere yayılmasını kesin olarak yasaklamıştır.
Soğuk Savaş'ın sonunda, 19 Kasım 1990'da 22 NATO ve Varşova Paktı üyesi tarafından imzalanan AKKA, Avrupa kıtasındaki konvansiyonel silahlı güçleri ve donanım sistemlerini tavan kotalarına bağlamıştır.
28 Mayıs 1992 tarihli Lizbon Protokolü, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Beyaz Rusya, Ukrayna ve Kazakistan'ın elindeki nükleer silahlarla ilgili Sovyet yükümlülüklerini devralmasını ve bu ülkelerin NPT'ye nükleer silahsız devletler olarak katılmasını öngörmüştür.
George W. Bush ve Vladimir Putin tarafından 24 Mayıs 2002'de imzalanan SORT (Stratejik Saldırı Silahlarının İndirimi Antlaşması), tarafların nükleer başlık miktarını on yıl içinde 1700-2200 seviyesine düşürmelerini kararlaştırmıştır.
ABD Başkanı George W. Bush yönetimi, 'haydut devletlere' karşı füze savunma kalkanı geliştirmek amacıyla 1972 tarihli ABM Antlaşması'ndan tek taraflı olarak çekileceğini beyan etmiş, bunun üzerine Rusya da misilleme olarak START II'den çekilmiştir.
Uluslararası alanda Bosnalı Sırpların Yugoslavya, Hırvatların Hırvatistan, Abhazların Rusya, Taliban'ın ise Pakistan tarafından desteklenmesi, devletlerin şiddeti bir dış politika aracı olarak kullandığının somut örneklerindendir.
1980'li ve 1990'lı yıllarda bazı komşu ülkelerin ve müttefiklerin PKK terör örgütüne sınır bölgelerinde barınma imkanı sağlaması ve Batı Avrupa'da mali-siyasi hareket alanı tanıması, devlet destekli terörün Türkiye bağlamındaki somut tezahürüdür.
1980'li yıllarda ABD, Nikaragua'daki Sandinist yönetime karşı mücadele eden Kontra gerillalarını ve Afganistan'da Sovyet yanlısı hükümete karşı savaşan Müslüman gerillaları destekleyerek dolaylı müdahalelerde bulunmuştur.
Kolombiya başta olmak üzere bazı ülkelerde uyuşturucu ticareti, devlet bürokrasisinde ortaklar bulan mafya örgütleri ve terör grupları tarafından yürütülmekte, elde edilen devasa gelirler silah alımı için finansman kaynağı olmaktadır.