Ayanlıktan sadarete yükselen Alemdar Mustafa Paşa'nın öncülüğünde 1808 yılında İstanbul'da toplanan ayanlar ile Sultan II. Mahmud arasında devlet ile ayanlar arasındaki münasebetleri düzenleyen Sened-i İttifak imzalanmıştır.
Osmanlı eyaletlerinin sınırlarında ve statülerinde yüzyıllar boyunca yaşanan değişimler neticesinde, 1864 yılında çıkarılan Vilâyet Nizâmnâmesi ile Batı usulü çok farklı bir idari statü benimsenmiştir.
Cezâyir-i Bahr-i Sefîd (Kaptanpaşa) eyaletine bağlı sancaklarda görev yapan ve derya beyi adı verilen yöneticiler, haslarının gelir durumuna göre kadırgalarla deniz seferlerine katılarak sahilleri korsan saldırılarına karşı korumuşlardır.
Fâtih Sultan Mehmed, mîrî toprakların nüfuzlu kimselere ve ulemaya temlik edilmesinin devletin gücünü zayıflattığını fark ederek, bu toprakların mülkiyet ve vakfiyet statülerini lağvedip tekrar mîrî arazi haline getirmiştir.
XVI. asır sonlarına gelindiğinde Osmanlı Devleti'nde yaklaşık 30-32 eyalet ve bu eyaletlere bağlı 500 kadar sancak bulunmaktaydı; XIX. yüzyıl başlarında ise 25 eyalette 290 kadar sancak mevcuttu.
Tanzimat sonrasında Meclis-i Vâlâ tarafından 1840 yılında hazırlanan nizanname ile vergi toplama ve mali idare yetkileri muhassıllara devredilmiş, ancak sistemin başarısız olması nedeniyle sonradan kaldırılmıştır.
Fetret Devri'ni takiben 1413 yılında Amasya ve Sivas merkez olmak üzere Osmanlı Devleti'nin üçüncü beylerbeyliği olan Rumbeylerbeyliği teşkil edilmiştir.