Kamu Gücü Ölçütüİdarenin üstün emretme yetkisini (kamu kudretini) kullanarak tek taraflı irade beyanıyla tesis ettiği işlem ve eylemlerin idare hukukunun konusunu oluşturduğunu ve idari yargıda denetlenmesi gerektiğini savunan kıstastır. Bu ölçüt uyarınca özel hukuk kişileri arasındaki eşitlik ilişkisinden farklı olarak idarenin emretme ve zorla uygulattırma gücü esas alınır. Örneğin bir taşınmazın kamulaştırılması kararı kamu gücü ölçütü kapsamında idari yargıya tabidir.
Kamu Hizmeti Ölçütüİdare hukukunun ve idari yargının görev alanını, idarenin yürüttüğü kamu hizmeti faaliyetlerine dayandıran ölçüttür. Bu anlayışa göre idarenin toplumsal bir ihtiyacı karşılamak üzere kamu hizmeti görmek amacıyla yaptığı tüm işlem ve eylemler idari yargının görev alanına girer. Günümüzde kamu hizmetlerinin özel hukuk hükümleri altında da yürütülmeye başlanması sebebiyle tek başına yetersiz kalmıştır.
Karma ÖlçütKamu gücü ve kamu hizmeti ölçütlerinin birleştirilmesiyle elde edilen, günümüzde idari yargının görev alanını belirlemede esas alınan ana ölçüttür. İdarenin kamu hizmetlerini yürütürken özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayan üstün yetki ve ayrıcalıkları (kamu kudretini) kullandığı işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümleneceğini kabul eder. İdarenin özel hukuk sözleşmeleri veya ticari nitelikli faaliyetleri bu ölçütle idari yargı dışına çıkarılır.
İdare İşleviDevletin yasama, yargı ve yürütmenin siyasi organları dışındaki makamlarınca toplumsal ihtiyaçları karşılamak, kamu hizmetlerini kesintisiz yürütmek ve kamu düzenini sağlamak amacıyla yürütülen sürekli kamusal etkinliklerdir. Olumsuz tanımıyla; yasama, yargı ve yürütme işlevleri dışında kalan tüm kamusal faaliyetleri kapsar. İşlemi yapan organ TBMM veya yargı organı olsa bile işlem fonksiyonel olarak bu nitelikteyse idare işlevine dahildir.
Yasama İşleviYasama organı olan TBMM'nin Anayasa'da belirlenen kanun yapmak, değiştirmek, kaldırmak, bütçeyi onaylamak ve yürütmeyi denetlemek gibi temel ve geleneksel kamusal görevlerini ifade eder. Yasama organının bu işlev kapsamındaki kararları kural olarak Anayasa Mahkemesi denetimine tabidir veya idari yargı dışındadır. Ancak TBMM'nin idari teşkilatına ve personeline ilişkin işlemleri yasama işlevine değil, idare işlevine girer.
Yargı İşleviBağımsız ve tarafsız mahkemelerde görev yapan hakimlerin, hukuki uyuşmazlıkları ve iddiaları yargılama usulü kuralları çerçevesinde kesin hükme bağlama veya çekişmesiz yargı kararı verme faaliyetidir. Yargı işlevinin temel unsurları bağımsız hakimler ve yargısal usullerdir. Mahkemelerin veya hakimlerin yargılama süreci dışındaki özlük haklarına ilişkin kararları bu işlev kapsamında değerlendirilmeyip idare işlevine girer.
Yürütme İşleviYürütme organının (Cumhurbaşkanı ve bakanlar) devletin yüksek siyasetini belirleme, milli güvenliği sağlama, yasama organı ile ilişkileri yürütme ve uluslararası temsil gibi idare işlevinden ayrı olan siyasi nitelikli faaliyetleridir. Yürütme organının idari teşkilatın başı sıfatıyla kamu hizmetlerinin yürütülmesine yönelik kararları idare işlevine girerken, salt devlet yönetimine ilişkin siyasi adımları yürütme işlevi içinde kalır.
Hükümet TasarrufuYürütme organının yasama organıyla ilişkileri (kanunların yayımlanması, Anayasa değişikliği süreci), uluslararası ilişkiler, milli güvenlik siyaseti ve olağanüstü hal ilanı gibi doğrudan siyasi nitelik taşıyan ve idari işlem teorisinin dışında tutulan kararlarıdır. Öğretide bazı yazarlarca idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiği savunulan bu kararlar, idare işlevinin sınırlarını çizmede tartışılan bir kavramdır.
Fiili Yolİdarenin, bireylerin hak ve özgürlüklerine ya da mülkiyet haklarına açık, ağır ve hukuki bir dayanaktan yoksun şekilde müdahale etmesi durumudur. Yapılan eylem veya işlem idarilik niteliğini ve kamu hizmeti bağını tamamen kaybederek haksız fiil niteliğine bürünür. Örneğin idarenin bir kişinin taşınmazına kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el koyması veya kolluk kuvvetlerinin işkence yapması fiili yoldur ve tazminatı adli yargıda dava edilir.
Takdir YetkisiHukuk kurallarının idareye belirli bir olay karşısında harekete geçip geçmeme, işlemin zamanını, yerini, sebebini veya konusunu belirleme hususunda birden fazla hukuka uygun seçenek arasından tercih yapma serbestisi tanımasıdır. İdareye kamu yararını gerçekleştirebilmesi için tanınan bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır. Örneğin idarenin bir kadroya atama yapıp yapmama konusunda serbestliği bu yetki kapsamındadır.
Bağlı YetkiHukuk kuralının belirli bir durum veya şart gerçekleştiğinde idarenin ne şekilde karar alacağını ve nasıl davranacağını kesin ve emredici olarak düzenlemiş olması durumudur. Bağlı yetki hallerinde idarenin takdir hakkı veya seçenek tercih imkanı bulunmaz; kuralda öngörülen şartlar oluştuğunda idare belirtilen işlemi aynen tesis etmek zorundadır. Bu yetkinin denetiminde yargıç doğrudan mevzuat hükmünü olaya uygular.
Yerindelik Denetimiİdari yargı hakimi tarafından, idarenin takdir yetkisini kullanarak tesis ettiği hukuka uygun bir işlemin isabetli, yararlı, uygun veya zamanlama bakımından doğru olup olmadığının denetlenmesidir. Yerindelik denetimi yapan hakim idarenin yerine geçerek tercih kullanmış olur. Anayasa'nın 125. maddesi ve İYUK m. 2 uyarınca idari yargı yerlerinin yerindelik denetimi yapması kesin olarak yasaklanmıştır.
Hukuka Uygunluk Denetimiİdari yargı mercilerinin idari eylem ve işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden pozitif hukuk kurallarına, Anayasa'ya, yargısal içtihatlara ve genel hukuk ilkelerine uygun olup olmadığını incelemesidir. İdari yargının yetki alanının anayasal sınırını oluşturur. Mahkemeler işlemin yararlı olup olmadığını değil, kanunlara ve hukuka uygun tesis edilip edilmediğini denetlerler.
Açık Değerlendirme Hatası (Açık Hata)İdarenin takdir yetkisini kullanırken olayların değerlendirilmesinde veya tercih yapılmasında hemen fark edilebilen, açık, belirgin ve adalet duygusuna alenen ters düşen bir mantık veya takdir hatası yapmasıdır. Özellikle teknik uzmanlık gerektiren alanlarda idari yargı hakimi idarenin açık değerlendirme hatası yapıp yapmadığını denetler. Açık hatanın bulunmadığı durumlarda yapılan müdahale yerindelik denetimi sınırına girer.
Danıştay Paşası1961 Anayasası döneminde Yüksek Askeri Şura kararları yargı denetimine tabi iken, idari kararlarla terfileri engellenen ancak açtıkları iptal davalarını kazanarak yargı kararıyla general veya amiral olan askeri personel için kullanılan tarihsel terimdir. 1982 Anayasası'nın ilk hali ile YAŞ kararları yargı denetimine kapatılarak bu duruma son verilmek istenmiştir.
Yüksek Askeri Şura (YAŞ)Barış zamanında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terfi, kadro ve askeri personelle ilgili konularını değerlendirmek üzere kurulan idari kuruldur. Anayasa m. 125 uyarınca YAŞ'ın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma kararları yargı denetimi dışında bırakılmış; ancak 2010 değişikliği ile meslekten çıkarma (ilişik kesme) kararlarına karşı yargı yolu açılmıştır.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK)Adli ve idari yargı hakim ve savcılarının mesleğe kabul, atama, nakil, yükselme ve disiplin işlemlerini yürüten anayasal idari kuruldur. Anayasa m. 159 gereğince HSK'nın meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararları dışındaki tüm kararları idari yargı denetimi dışında tutulmuştur. Kurul kararlarına karşı sadece kendi içinde 'yeniden inceleme' ve 'itiraz' yolları açıktır.
Tahkim UsulüUyuşmazlıkların devlet mahkemeleri yerine tarafların seçtiği hakemler tarafından çözümlendiği alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur. 1999 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülebilmesine imkan tanınmış ve bu uyuşmazlıklar idari yargının görev alanı dışına çıkarılmıştır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)1972 yılında kurulan ve asker kişileri ilgilendiren askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerin yargısal denetimini yapan özel idari yargı mahkemesidir. 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile tamamen kaldırılmış ve askeri alandaki idari uyuşmazlıkların denetimi genel idari yargı mahkemelerine devredilmiştir.
İdari İşlem Niteliğinde Yargı Kararı Verilememesi Yasağıİdari yargı yerlerinin bir idari davayı karara bağlarken, idarenin yerine geçerek yeni bir idari işlem kurmasını, onay vermesini veya idari bir eylem tesis etmesini yasaklayan anayasal ilkedir (İYUK m. 2/2). Mahkemeler hukuka aykırı işlemi iptal eder veya tazminata karar verir; ancak örneğin idare adına ruhsat veremez veya atama kararnamesi imzalayamaz.
İdarenin Yargı Kararıyla İşlem Yapmaya ZorlanamamasıYargı mercilerinin verdikleri kararlarla idareyi belli bir yönde işlem tesis etmeye veya takdir yetkisini belirli bir kişi lehine kullanmaya zorlayamayacağını ifade eden kuraldır. İdare mahkeme kararını uygulamakla yükümlü olsa da (Anayasa m. 138), mahkeme idarenin takdir alanına girerek 'şu kişiyi şu kadroya ata' veya 'şu taşınmazı kamulaştır' şeklinde emredici kararlar veremez.