← Ünite 3
Çalışma İlişkileri Tarihi

Ünite 3: Türkiye’de Tek Parti Döneminde Çalışma İlişkileri: 1920-1946, Birinci Kısım: Siyaset, İktisat, Ücretliler, Çalışma İlişkilerinin

1923 Sektörel İstihdam Dağılımı
Cumhuriyetin ilan edildiği yıl toplam istihdamın %89,6'sı tarım, %4,6'sı sanayi ve %5,5'i hizmetler sektöründe yer almaktaydı. Bu veriler Türkiye'nin tam bir tarım ülkesi olduğunu kanıtlamaktadır.
1921 Sanayi Sayımı Sonuçları
Sayım sonuçlarına göre Türkiye genelinde toplam işçi sayısı 76.216'dır. Kuruluş başına düşen ortalama işçi sayısının sadece 2 olması, sanayinin küçük atölye düzeyinde olduğunu göstermektedir.
1927 Sanayi Sayımı ve İşletme Ölçeği
Bu sayımda işletme başına düşen ortalama çalışan sayısı 3,93 olarak saptanmıştır. Motor gücü kullanan kuruluşların oranı ise sadece %4,33 düzeyinde kalmıştır.
Devletçi Dönem Sanayi Büyüme Hızı
1933-1939 yılları arasında devletçi politikalar sayesinde sanayi sektörü yıllık ortalama %10,2 oranında büyümüştür. Bu oran, 1923-1929 liberal dönemindeki %8,5'lik büyümenin üzerindedir.

Anahtar Kavramlar

Dayanışmacılık (Solidarizm)Sınıfların varlığını ve sınıf mücadelesini reddeden, toplumun ortak çıkarlar için bir arada çalışan meslek gruplarından oluşan organik bir bütün olduğunu savunan sosyolojik ve siyasi ideolojidir. Tek parti döneminin halkçılık ilkesinin temelini oluşturmuştur.
Paternalist HalkçılıkDevletin veya işverenin, çalışanları koruyup kollayan bir 'baba' figürü gibi davrandığı, onlara sosyal haklar sağlarken karşılığında itaat ve süreklilik beklediği yönetim anlayışıdır. İDT'lerdeki işgücü sorunlarını çözmek amacıyla yaygın olarak uygulanmıştır.
Köylü-İşçiTarım kesimiyle bağlarını tamamen koparmamış, yılın belirli dönemlerinde fabrikalarda çalışıp ek gelir elde eden, ardından tarımsal faaliyetler için köyüne dönen geçici işçi profilidir. Erken Cumhuriyet döneminde yüksek işçi devrinin temel nedenidir.
İşgücü Devir OranıBir işletmeye belirli bir dönemde giren ve çıkan işçi sayısının toplam işçi sayısına oranını ifade eden sirkülasyon göstergesidir. Tek parti döneminde işçilerin süreklilik arz etmemesi nedeniyle bu oran son derece yüksektir.
Umumi MukaveleTürk iş hukukuna ilk kez 1926 tarihli Borçlar Kanunu ile giren, işverenler veya işveren dernekleri ile işçiler veya işçi dernekleri arasında yapılan toplu iş sözleşmesidir. Dönemin koşulları nedeniyle uygulanamamıştır.
Zorunlu TahkimToplu iş uyuşmazlıklarının tarafların anlaşamaması durumunda devlet tarafından kurulan resmi kurullar (hakemler) aracılığıyla kesin olarak çözüme kavuşturulması sistemidir. 1936 İş Kanunu ile grev yasağının alternatifi olarak getirilmiştir.
Ücretli İş MükellefiyetiDevletin olağanüstü durumlarda veya savaş koşullarında vatandaşları belirli işlerde (özellikle madenlerde) zorunlu olarak çalıştırması uygulamasıdır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Milli Korunma Kanunu kapsamında uygulanmıştır.
Dolaylı DüzenlemeAsıl amacı çalışma ilişkilerini düzenlemek olmayan genel nitelikli yasaların (Borçlar Kanunu, Umumi Hıfzısıhha Kanunu vb.) içine işçi hakları ve çalışma koşullarıyla ilgili hükümler konulması yöntemidir.
Dolaysız DüzenlemeDoğrudan ve sadece çalışma yaşamını, işçi-işveren ilişkilerini ve sosyal politikaları düzenlemek amacıyla çıkarılan özel kanunlardır (151 sayılı Kanun, Hafta Tatili Kanunu, İş Kanunu vb.).
İhtiyat ve Teavün Sandıkları1921 tarihli 151 sayılı Kanun ile Ereğli Kömür Havzası'nda çalışan maden işçilerine sosyal güvenlik, yardım ve güvence sağlamak amacıyla kurulan yardımlaşma ve biriktirme sandıklarıdır.
Amele BirliğiEreğli Kömür Havzası'ndaki maden işçilerinin sosyal ve ekonomik haklarını korumak, yardımlaşmalarını sağlamak amacıyla kurulan ve asgari ücret komisyonunda da temsil edilen Türkiye'nin ilk resmi işçi örgütlenmelerindendir.
Milli İktisatEkonomik bağımsızlığı sağlamak amacıyla yerli sermayeyi, yerli üretimi ve Türk işgücünü korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen, yabancı egemenliğine karşı çıkan iktisat politikasıdır.
Teşvik-i Sanayi Kanunu1927 yılında özel sektörün sanayi yatırımlarını desteklemek, muafiyetler ve kolaylıklar sağlamak amacıyla çıkarılan ancak sermaye yetersizliği nedeniyle beklenen başarıya ulaşamayan kanundur.
İktisadi Devlet Teşekkülleri (İDT)Devletçi dönemde sanayileşmenin motoru olarak kurulan, Sümerbank ve Etibank gibi doğrudan devlet eliyle işletilen ve bünyesinde geniş işçi kitleleri barındıran kamu iktisadi kuruluşlarıdır.
Fikir İşçisiBedensel güçten ziyade zihinsel emeğe dayalı olarak çalışan, büro işleri, yönetim veya teknik hizmetlerde görev yapan ve 1930'lu yıllardaki ilk iş istatistiklerinde kapsam dışı bırakılan çalışan grubudur.
Milli Korunma Kanunu (MKK)1940 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın olağanüstü koşullarında çıkarılan, hükümete ekonomiyi ve çalışma yaşamını doğrudan düzenleme, iş kanunundaki koruyucu hükümleri askıya alma yetkisi veren kanundur.
Cemiyetler Kanunu (1938)Derneklerin kurulmasını ön izin sistemine bağlayan ve sınıf esasına veya adına dayanan cemiyetlerin (sendikaların) kurulmasını açıkça yasaklayan, tek parti döneminin otoriter yasalarındandır.

Diğer Önemli Bilgiler

1946 Yılı Toplam İşçi Sayısı Tahmini

Nail Topçuoğlu'nun resmi verilere yakın tahminine göre toplam işçi sayısı 701.000'dir. Bunun 275.000'ini orta ve büyük sanayi işçileri, 200.000'ini ise tarım işçileri oluşturmaktadır.

İşyeri Ölçeklerinin Büyümesi (1937-1943)

İş Kanunu kapsamındaki işyeri sayısı 1937'de 6.252 iken 1943'te 3.205'e gerilemiş; ancak işçi sayısı 265.341'den 275.083'e yükselmiştir. Böylece işyeri başına düşen işçi sayısı 42'den 86'ya çıkmıştır.

Savaş Döneminde Çocuk İşçiliğinin Artışı

1937 yılında İş Kanunu kapsamında çalışan çocuk işçi sayısı 23.347 (%8,80) iken, seferberlik dönemine denk gelen 1943 yılında bu sayı 51.871'e (%18,86) yükselerek rekor kırmıştır.

Kadın İşçilerin Coğrafi Yoğunlaşması

1943 yılı verilerine göre İş Kanunu kapsamındaki kadın işçilerin %69,89'u sadece İstanbul ve İzmir illerinde çalışmaktaydı. Bu durum sanayinin bölgesel dağılımını yansıtmaktadır.

Kamu Sektörü İstihdamındaki Sıçrama

Kamu kesimindeki toplam memur ve işçi sayısı 1938'de 252.089 iken, devletçi sanayileşmenin etkisiyle 1948'de %71 artarak 430.997'ye ulaşmıştır.

114 Sayılı Kömür Tozu Kanunu (1921)

Kurtuluş Savaşı sürerken çıkarılan bu kanunla, Zonguldak'ta maden ocaklarında biriken kömür tozlarının satılarak gelirinin işçilerin ortak ihtiyaçları için kullanılması yasal güvenceye bağlanmıştır.

151 Sayılı Kanun ve Çalışma Süresi

1921 tarihli bu kanunla maden işçilerinin günlük çalışma süresi 8 saatle sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme, Türkiye tarihinde çalışma süresini kısıtlayan ilk yasal belgedir.

Hafta Tatili Kanunu'nun Nüfus Sınırı

1924 tarihli 394 sayılı Kanun, hafta tatili zorunluluğunu sadece nüfusu 10.000 ve üzerinde olan yerleşim yerleri için geçerli kılmıştır. Bu durum yasanın kapsayıcılığını ciddi ölçüde daraltmıştır.

Sınavda Dikkat Et

  • Halkçılık ve Dayanışmacılık ilişkisine dikkat et: Sınavda sınıf mücadelesinin reddedilmesi ve sendika yasaklarının ideolojik temeli sorulursa cevap her zaman 'Dayanışmacılık' veya 'Halkçılık'tır.
  • İlk İş Kanunu tartışması: Sosyal politika literatüründe 'ilk ve mahdut porteli iş kanunumuz' olarak nitelenen yasa 1921 tarihli 151 sayılı Ereğli Kanunu'dur. Genel ve bütüncül ilk iş kanunu ise 1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanunu'dur.
  • Umumi Mukavele - Borçlar Kanunu eşleşmesi: Toplu iş sözleşmesi kurumunun Türk hukukuna ilk kez 1926 Borçlar Kanunu ile girdiğini unutma. Bu kurumun adı 'umumi mukavele'dir.
  • Hafta Tatili Kanunu'nun nüfus sınırı: 1924 Hafta Tatili Kanunu'nun sadece 10.000 ve üzeri nüfusa sahip yerlerde uygulanması, yasanın etki alanını daraltan en kritik teknik detaydır.
  • Savaş dönemi çocuk işçiliği: İkinci Dünya Savaşı (1937-1943) döneminde çocuk işçi oranının 2,5 kat artmasının yasal dayanağı 1940 tarihli Milli Korunma Kanunu'dur (MKK).
  • 1924 Anayasası'nda sosyal hakların olmaması: 1924 Anayasası'nda sendika, grev, toplu sözleşme ve sosyal güvenlik haklarının yer almadığını, anayasanın 'liberal ve bireyci' karakterde olduğunu mutlaka aklında tut.
  • 1946 Cemiyetler Kanunu değişikliği: Sendika yasağı rejiminden sendika özgürlüğü rejimine geçiş, 1946 yılında Cemiyetler Kanunu'ndaki 'sınıf esasına dayalı dernek kurma yasağının' kaldırılmasıyla gerçekleşmiştir.