1939-1946 yılları arasındaki 8 yıllık dönemde zorunlu tahkim mekanizması çerçevesinde Yüksek Hakem Kurulu'na yansıyan toplam iş ihtilafı sayısı sadece 7'dir. Bu istatistik, tek parti döneminde işçi temsilcilerinin güvencesizliği ve baskılar nedeniyle hak arama mekanizmasının neredeyse hiç çalışmadığını kanıtlar.
1921 tarihli 151 sayılı yasa ve 1923 tarihli talimatname ile kurulan Amele Birliği, Ereğli havzasındaki maden işçileri için zorunlu sigortalılık ve işveren katkısını (%1 prim) getirerek Türkiye'nin ilk yerel sosyal güvenlik modelini oluşturmuştur.
3 Haziran 1930 tarihinde çıkarılan bu kanunla, devlet memurlarının emeklilik hakları tek bir çatı altında toplanmış ve finansmanı doğrudan devlet bütçesinden karşılanan ayrıcalıklı bir emeklilik sistemi kurulmuştur.
Sanayileşme ve işletme ölçeklerinin büyümesiyle İş Kanunu kapsamındaki işçi sayısı 1947'de 289.147 iken; 1950'de 373.961'e, 1955'te 583.134'e ve 1960'ta 765.766'ya yükselerek işçi sınıfının niceliksel olarak büyüdüğünü ortaya koymuştur.
1947 yılı verilerine göre Sümerbank Bakırköy Bez Fabrikası'nda iplik ustaları ayda 180 lira alırken, kadın işçiler 75 lira, çocuk işçiler ise sadece 25 lira alıyordu. Bu somut örnek, dönemdeki derin cinsiyet ve yaş temelli ücret uçurumunu belgeler.
1950 yılında iktidarı kaybeden CHP, 1953 yılındaki Onuncu Kurultayı'nda programını değiştirerek o güne kadar şiddetle reddettiği grev ve lokavt haklarını ilk kez parti programına dahil etmek zorunda kalmıştır.
9 Temmuz 1945 tarihinde kabul edilen ve 1 Ocak 1946'da yürürlüğe giren 4792 sayılı kanunla İşçi Sigortaları Kurumu kurulmuş, böylece İş Kanunu'nun sosyal güvenlik öngörüleri 10 yıllık bir gecikmeyle hayata geçirilmiştir.
1938 yılında çıkarılan 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu, sınıf esasına dayalı cemiyet kurmayı yasaklayarak sendikalaşmayı tamamen yasadışı ilan etmiş ve tek parti rejiminin korporatist yapısını pekiştirmiştir.
1936 tarihli İş Kanunu'nda yer alan asgari ücret hükmü, ancak 15 yıl sonra, 1951 yılında 'Asgari Ücretlerin Tespitine Müteallik Yönetmelik'in çıkarılmasıyla uygulanabilmiştir. Bu durum tek parti döneminde asgari ücretin fiilen hiç uygulanmadığını gösterir.
Çok partili dönemde, 1948-1960 yılları arasında sabit fiyatlarla milli gelir %91 oranında artarken, hızlı nüfus artışı nedeniyle kişi başına düşen gelir artışı %39 düzeyinde kalmıştır.
1952-1960 yılları arasında çıkarılan kararnamelerle İş Kanunu'nun kapsamı 4 işçi çalıştıran yerlere kadar genişletilmiş, bu teşmil uygulaması sayesinde 1960 yılında fazladan 59.115 işçi yasal koruma şemsiyesi altına alınmıştır.