Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Çocuk Gelişimi Lisans Programı » Gelişimsel Tanı ve Değerlendirme Yöntemleri
← Ünite 4

Ünite 4: Standardize Testler — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Standardize Testlerin Tanımı, Kapsamı ve Sınırlılıkları

Standardize testler, bireylerin aldıkları puanları, ait oldukları belirli bir nüfusun puanlarıyla karşılaştırmayı sağlayan, önceden belirlenmiş ve yapılandırılmış bir puanlama sistemine sahip ölçme araçlarıdır. Bu testlerin uygulandığı nüfus, tüm birinci sınıf öğrencilerinden, altı yaşındaki kız çocuklarına veya 4-6 yaş aralığındaki çocuklara kadar oldukça geniş bir yelpazeyi kapsayabilir. Standart testlerden elde edilen sonuçlar analiz edilirken ve raporlaştırılırken temel olarak iki farklı yaklaşım benimsenir: norm referanslı değerlendirme ve ölçüt referanslı değerlendirme. Norm referanslı testlerde çocuğun elde ettiği puan, testin geliştirilme sürecinde kullanılan norm grubunun (nüfusun) puan ortalaması ile karşılaştırılırken; ölçüt referanslı testlerde ise bir grubun ortalaması yerine, önceden belirlenmiş somut ve belirli başarı ölçütleri esas alınır.

Her ölçme ve değerlendirme yönteminde olduğu gibi standardize testlerin de kendi içinde bazı sınırlılıkları ve yetersizlikleri bulunmaktadır. Bu sınırlılıklar genel olarak dört ana başlık altında toplanmaktadır: Teknik ve eğitimsel yetersizlikler, fazla ve yanlış kullanım, uygulanacak nüfus grubuna uygunsuzluk ve eğitime olumsuz etkileri. Teknik ve eğitimsel yetersizlikler bağlamında, American Educational Research Association (AERA), American Psychological Association (APA) ve National Council on Measurement in Education (NCME) gibi kuruluşlar eğitim ve psikolojideki testler için 'Eğitim ve Psikoloji Testlerine Yönelik Standartlar' belirlemiştir. Erken çocukluk dönemi için hazırlanan birçok test, çocukların neyi nasıl öğrendiklerine ilişkin kuramların zamanla geçerliliğini yitirmesi nedeniyle bu teknik standartları tam olarak karşılayamamaktadır.

Fazla ve yanlış kullanım boyutu, bazı kişi ve kurumların çocukları değerlendirirken sadece bu testlere güvenmelerinden ve gözlem, anekdot kayıtları gibi diğer nitel ve informal değerlendirme tekniklerini tamamen göz ardı etmelerinden kaynaklanmaktadır. Uygulanacak nüfus grubuna uygunsuzluk ise dünya çapında kullanılan testlerin büyük kısmının Amerika Birleşik Devletleri'nde geliştirilip diğer ülkelere uyarlanmasıyla ilgilidir. Kültürel farklılıklar nedeniyle bu uyarlamalar her zaman istenen sonucu vermemektedir; ayrıca testlerin uzunluğu çocukların dikkat sürelerini aşabilmekte ve yabancı bir uygulayıcı karşısında kendilerini rahat hissetmemelerine yol açabilmektedir. Eğitime olumsuz etkileri ise öğretmenlerin öğretim programlarını sadece bu testlerin sonuçlarına göre şekillendirmesi ve alternatif değerlendirme yöntemlerini tamamen dışlamasıyla ortaya çıkmaktadır.

2Standart Başarı Testleri ve İnformal Başarı Testlerinin Karşılaştırılması

Standart testler kendi içinde performans testleri, beceri testleri ile tarama ve tanı testleri olmak üzere üç ana gruba ayrılmaktadır. Standart performans testleri ise kendi altında standart yetenek testleri ve standart başarı testleri olarak ikiye ayrılır. İlk kez 20. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanan standart başarı testleri, çocuklar hakkında eğitsel kararlar vermede en sık başvurulan araçlardan biridir. Genellikle norm referanslı olan bu testler, çocukların belirli bir konu veya alan içindeki başarısını akran grubuyla karşılaştırmak amacıyla kullanılır. Bu testlerin en temel özellikleri; konu alanındaki uzmanlar tarafından hazırlanmış olmaları, yönergelerinin açık, net ve standart olması, ulusal veya bölgesel normlarının bulunması ve eş değer (paralel) formlarının mevcut olmasıdır.

Gronlund (1971) tarafından yapılan karşılaştırmaya göre, standart başarı testleri ile öğretmenler tarafından hazırlanan informal başarı testleri arasında çok belirgin farklar vardır. Öğrenme sonuçları ve ölçülen içerik açısından standart başarı testleri ülke genelindeki okullara genellenebilir bir yapıya sahipken, informal başarı testleri yerel müfredata ve sınıf içi dinamiklere çok daha kolay adapte edilebilir. Test maddelerinin kalitesi incelendiğinde, standart testlerin maddeleri uzmanlar tarafından yazıldığı, denendiği ve istatistiksel analizlere göre seçildiği için oldukça yüksektir. İnformal testlerde ise maddelerin kalitesi öğretmenin kişisel becerisine ve hazırlık süresine bağlı olup genellikle daha düşüktür ve test uygulanmadan kalitesi bilinemez.

Güvenirlik ve puanlama boyutunda da iki test türü ayrışmaktadır. Standart başarı testlerinin güvenirliği oldukça yüksektir ve genellikle .80 ile .95 arasında (çoğunlukla .90'ın üzerinde) değerler alır. İnformal testlerin güvenirliği ise genellikle hesaplanmaz ve bilinmez, ancak çok dikkatli hazırlandığında yüksek olabilir. Standart testlerin yönetim ve puanlama prosedürleri tamamen standartlaştırılmış olup spesifik yöntemler el kitabında detaylıca açıklanmıştır; informal testlerde ise prosedürler mevcut olmakla birlikte uygulayıcıya esneklik tanınır. Puanların yorumlanmasında standart testler geniş norm gruplarıyla karşılaştırma imkanı sunarken, informal testlerin yorumlanması sadece yerel düzeyde veya sınıf içinde sınırlı kalmaktadır.

3Dünyada ve Türkiye'de Sıklıkla Kullanılan Standart Başarı ve Yetenek Testleri

Eğitim ve psikoloji alanında çocukların akademik başarılarını ölçmek için geliştirilmiş birçok standart başarı testi bulunmaktadır. Bunların başında 1950'de yayımlanan ve günümüzde okuma, dil, matematik, bilişsel ve sosyal beceriler gibi yedi alt boyutu bulunan California Başarı Testi (CAT) gelmektedir. Bir diğer önemli test olan Iowa Temel Beceriler Testi (ITBS), 1935'ten beri kullanılmakta olup öğretmenlere çocukların öğrenmelerini geliştirmek için bilgi sağlamayı amaçlar. Stanford Başarı Testi ise yılda iki kez uygulanabilen ve okul öncesi çocukları için sesler, harfler ve çevre alt boyutlarını içeren bir diğer yaygın araçtır. Ayrıca Türkiye'de de kullanılan Erken Öğrenme Becerileri Değerlendirme Aracı (48-66 aylık çocuklar için) ile Naglieri ve Das tarafından geliştirilen Bilişsel Değerlendirme Sistemi (CAS) bu grupta yer alır.

Standart yetenek testleri ile başarı testleri arasındaki en temel fark; başarı testlerinin çocuğun geçmişte neyi öğrendiğini ölçmesi, yetenek testlerinin ise çocuğun gelecekte yeni bilgi ve becerileri öğrenme potansiyelini (kabiliyetini) ölçmesidir. Cronbach (1960), ölçülen öğrenmenin türüne göre testleri A'dan E'ye kadar 5 seviyeye ayırmıştır. A ve B seviyeleri içeriğe yönelik başarı testlerini oluştururken; C (okula yönelik yetenek), D (kültüre yönelik sözel yetenek) ve E (kültüre yönelik sözel olmayan yetenek) seviyeleri yetenek testlerinin alanına girmektedir. En sık kullanılan yetenek testleri arasında Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği (WISC-R), Stanford Binet Zekâ Ölçeği, Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3), Bracken Temel Kavram Testi ve Peabody Resim Kelime Testi yer almaktadır.

Bu yetenek testleri çocukların bilişsel, dilsel ve kavramsal gelişimlerini derinlemesine analiz eder. Örneğin, WISC-R sözel ve performans olmak üzere iki ana boyuttan oluşur ve Türkiye'de 6-16 yaş grubu için standardize edilmiştir. Stanford Binet Zekâ Ölçeği ise sözel muhakeme, soyut/görsel muhakeme, sayısal muhakeme ve kısa süreli bellek olmak üzere 4 ana alanı ölçen 15 alt boyuta sahiptir. Dil gelişimini değerlendiren Peabody Resim Kelime Testi, çocukların alıcı dil yaşını belirlerken; Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDIL) ve Türkçe İfade Edici ve Alıcı Dil Testi (TİFALDİ) ülkemizde çocukların dil becerilerini standart ölçütlerle değerlendirmek amacıyla yaygın olarak tercih edilen diğer özgün araçlardır.

4Standart Beceri Testleri ile Tarama ve Tanı Testleri

Standart beceri testleri, çocukların kişilik özellikleri, sosyal uyum düzeyleri, ilgileri ve duyguları hakkında objektif bilgi toplamak amacıyla tasarlanmıştır. Bu testler, çocukların duygusal dünyaları ve değerleri hakkında fikir vermesi ve doğrudan gözlemlerden daha standart veriler sunması açısından kritik öneme sahiptir. Sıklıkla kullanılan beceri testleri arasında Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği, Sosyal Beceri Değerlendirme Sistemi (SSRS), Anasınıfı ve Anaokulu Çocuk Davranış Ölçeği (PKBS-2), 5-6 Yaş Çocukları İçin Sosyal Beceri Formu, Vineland Sosyal Duygusal Erken Çocukluk Ölçeği ve Eyberg Çocuk Davranış Envanteri yer almaktadır. Bu testler genellikle öğretmen, ebeveyn veya çocuk formları aracılığıyla çok yönlü değerlendirme imkanı sunar.

Standart tarama ve tanı testleri ise gelişimsel değerlendirme sürecinin ilk ve en kritik basamaklarını oluşturur. Tarama testleri (örneğin Denver II Gelişimsel Tarama Testi veya Erken Gelişim Evreleri-EGE), sağlıklı görünen çocuklarda olası gelişimsel riskleri, gecikmeleri veya engelleri hızlıca tespit etmek amacıyla kullanılır. Bu testler özel uzmanlık gerektirmediği için öğretmenler ve yardımcı personeller tarafından da uygulanabilir. Tanı testleri (örneğin Bayley III, McCarthy Tarama Testi veya Otizm Davranış Kontrol Listesi-ABC) ise çocuğun sahip olduğu spesifik problemi tam olarak teşhis etmek ve müdahale programı hazırlamak amacıyla kullanılır. Tanı testlerinin uygulanması ve yorumlanması mutlaka özel eğitim almış uzmanlar, psikologlar veya konuşma terapistleri tarafından yapılmalıdır.

Gelişimsel tarama araçlarından Denver II, 0-6 yaş arası çocukların kişisel-sosyal, ince motor, dil ve kaba motor olmak üzere 4 gelişim alanını 116 madde ile değerlendirir. Ülkemizde geliştirilen Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE) ise 0-6 yaş grubunun gelişimini dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal beceri-öz bakım boyutlarında ebeveyn görüşmesine dayalı olarak tarar. Otizm spektrum bozukluğu şüphesi olan çocukların taranması ve tanılanmasında ise Otizm Davranış Kontrol Listesi (ABC), Çocukluk Otizmi Derecelendirme Ölçeği (CARS) ve Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği (GARS) gibi ölçekler dünya genelinde ve Türkiye'de yaygın olarak kullanılan standart ölçme araçları arasında yer almaktadır.

5Aile Değerlendirme Ölçekleri ve Eğitsel Tanılama Süreci

Çocukların gelişiminde aile ortamının, ebeveyn tutumlarının ve aile içi ilişkilerin etkisi yadsınamaz derecede büyüktür. Bu nedenle gelişimsel değerlendirme sürecinde aileleri değerlendirmek amacıyla da çeşitli standart ölçekler geliştirilmiştir. Aile Değerlendirme Ölçeği (FAD), aile işlevlerinin problem çözme, iletişim, roller ve davranış kontrolü gibi 7 alt boyutta nasıl yerine getirildiğini ölçer. Anne Baba Tutum Ölçeği (P.A.R.I.) ve Karabulut Demir ile Şendil tarafından geliştirilen Ebeveyn Tutum Ölçeği ise anne babaların demokratik, otoriter, aşırı koruyucu veya izin verici tutumlarını belirlemeyi amaçlar. Ayrıca ebeveynlerin çocuk yetiştirirken yaşadıkları stresi ölçen Ebeveyn Stres İndeksi de bu alandaki önemli araçlardan biridir.

Özel gereksinimli veya gelişimsel risk altındaki çocukların belirlenmesinden sonra başlayan eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) yürütülür. RAM bünyesinde kurulan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu; RAM müdürü başkanlığında, özel eğitim hizmetleri bölüm başkanı, rehber öğretmen, özel eğitim öğretmenleri, çocuk gelişimi uzmanı ve çocuğun velisinden oluşur. Bu kurul, çocuğun gelişim öyküsünü, tıbbi raporlarını ve standart test sonuçlarını inceleyerek 60 gün içinde 'Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu' ve 'Eğitim Planı' hazırlar. Bu plan doğrultusunda İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu, çocuğu en uygun resmi eğitim ortamına yerleştirir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250