Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Çocukların gelişimsel değerlendirmeleri, tek bir uzmanın kişisel görüşlerine bırakılamayacak kadar hassas ve karmaşık bir süreçtir. Bu sürecin mutlaka alanında uzman kişilerden oluşan multidisipliner bir ekip tarafından yürütülmesi gerekir. Değerlendirme sadece çocuğu değil, onun içinde büyüdüğü aile ortamını ve ebeveyn ilişkilerini de kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Özel gereksinimli bireylerin eğitim ve sağlık olanakları, ancak koordineli bir ekip yaklaşımıyla sürdürüldüğünde başarıya ulaşabilmektedir. Dünya genelinde de özel gereksinimli çocuklara yönelik hizmetlerde bu ekip çalışması modeli en temel standart olarak kabul edilmektedir.
Gelişimsel tanı ve değerlendirme çalışmalarının birincil amacı, çocuğun mevcut gelişimsel durumu hakkında objektif ve detaylı bilgi sahibi olmaktır. Elde edilen bu veriler; doğru tanılamanın yapılmasında, gelişimsel destek hizmetlerinin planlanmasında, çocuğun bireysel özelliklerine uygun yöntem ve tekniklerle desteklenmesinde ve sunulan hizmetlerin çocuk yararına olup olmadığının izlenmesinde (takibinde) aktif olarak kullanılır. Gelişimsel değerlendirme ve tanılama, durağan bir işlem olmayıp, eğitimin her kademesindeki geçişlerde ve çocuğun değişen gereksinimleri doğrultusunda belirli aralıklarla tekrarlanmalıdır.
Değerlendirme süreci sistemli bir döngüyü takip eder. Bu döngü sırasıyla; tarama, tanılama, planlama, uygulama, izleme ve değerlendirme aşamalarından oluşur. Sürecin başarısı için ara değerlendirmelerin göz ardı edilmemesi gerekir; çünkü bu ara değerlendirmeler uzmanları sorunun ya da çözümün kaynağına götüren en önemli ipuçlarını barındırır. Sonuçlar yorumlanırken, çocuğun sadece yapamadığı becerilere odaklanıp onu yetersiz hissettirmek yerine, hangi alanlarda ve nasıl desteklenmesi gerektiğine odaklanılmalıdır. Bu yaklaşım hem çocuğu hem de aileyi psikolojik olarak rahatlatarak destek sürecinin hızlanmasını sağlar.
Gelişimsel değerlendirme sonuçlarının yorumlanmasında dikkat edilmesi gereken en kritik kurallardan biri, her çocuğun gelişim hızının ve bireysel özelliklerinin kendine özgü olduğunu unutmamaktır. Çocuklar evrensel olarak benzer gelişim aşamalarından geçseler de doğuştan getirdikleri genetik yapı ve büyüdükleri çevre farklıdır. Bu nedenle, özellikle birden fazla çocuğa sahip ailelerin yaptığı akran kıyaslamaları doğru bir referans noktası sunmaz; nitekim ikiz kardeşler bile gelişimsel süreçlerde ciddi farklılıklar sergileyebilir. Çocuklar yapamadıkları beceriler için asla yargılanmamalı ve gelişim testlerinin kesinlikle bir zekâ ölçümü (IQ testi) olarak yorumlanmaması gerektiği unutulmamalıdır.
Özel gereksinimli çocukların uygun eğitim ve rehabilitasyon süreçlerine başlayabilmeleri için gelişimsel değerlendirme ve tanılama süreci ilk basamağı oluşturur. Bu süreç tıbbi tanılama ile başlar ve ardından eğitsel tanılama ile devam eder. Ülkemizde tıbbi tanılama, Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü hastanelerde uzman hekimler tarafından gerçekleştirilir. Tıbbi tanılamada bireyin bedensel veya zihinsel bir yetersizliği olup olmadığı, zedelenmenin yeri, derecesi, zedelenmeye yol açan etmenler ve hastalığın süreğen (kronik) olup olmadığı tespit edilir.
Tıbbi tanılamanın tamamlanmasının ardından, eğitsel tanılama süreci başlar. Eğitsel tanılama, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) görev yapan uzmanlar tarafından, tıbbi tanı raporları da göz önünde bulundurularak gerçekleştirilir. RAM'daki uzmanlar çocuğun eğitsel performansını, ihtiyaçlarını ve gelişim özelliklerini belirleyerek en az sınırlandırılmış eğitim ortamına yerleştirilmesi için önerilerde bulunurlar. Tıbbi tanılama sonrasında çocuğun ihtiyaç duyduğu cerrahi müdahale, ilaç tedavisi veya cihazlandırma (işitme cihazı vb.) gibi tıbbi hizmetler de planlanır.
Yönlendirme süreci, özel gereksinimli bireyin gelişimsel değerlendirme sonuçlarına göre en az sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine karar verilerek eğitim planı ve Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu hazırlanmasını içerir. Bu kurul raporu doğrultusunda bireyin devam edeceği okul veya kurumda Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı (BEP) hazırlanır ve uygulanır. Yerleştirme ise RAM'da tanılaması yapılan ve kurul kararıyla yönlendirilen çocuğun, ikametgahına ve ihtiyaçlarına en uygun resmi okula veya özel eğitim kurumuna kaydedilmesi işlemidir.
Erken müdahale, özellikle doğumdan itibaren ilk iki yılı (0-3 yaş dönemini) kapsayan, gelişimi risk altında olan veya özel gereksinimli çocukların bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla uzmanlar ile ailelerin iş birliği içinde yürüttüğü kapsamlı programlardır. Erken müdahale; sağlık hizmetlerini, sosyal servisleri ve eğitim amaçlarını bir arada barındıran bütüncül bir yapıya sahiptir. Hayatın ilk üç yılı beyin gelişiminin en dinamik olduğu dönemdir. Bu dönemde sunulacak nitelikli çevre ve eğitim desteği, beynin nöral yollarını yeniden organize etme yeteneği olan nöral plastisiteyi tetikler.
Erken müdahale çalışmalarında gözlem raporları, standardize testler, gelişimsel tanı araçları, akademik başarı testleri ve performans testleri kullanılır. Bu süreçte ailenin aktif katılımı hayati önem taşır; çünkü bebek veya küçük çocuk en doğal rutinlerini ve öğrenme yaşantılarını birinci derece bakım veren kişilerden (anne-baba veya bakıcı) edinir. ABD'deki yasal düzenlemelerde erken müdahale süreçlerinde ev merkezli ve aile odaklı hizmetleri yürütmek amacıyla Bireyselleştirilmiş Aile Hizmet Planı (BAHP) zorunlu kılınmıştır. BAHP, işlevsel, ölçülebilir ve doğal rutinlerin içine yedirilmiş bir programdır.
Programlar arası geçiş, özel gereksinimli çocukların yaşamındaki dikey geçiş aşamalarını (hastaneden eve, evden erken müdahale programına, erken müdahaleden okul öncesine ve okul öncesinden ilkokula geçiş) kapsar. Bu geçişlerin stressiz ve uyumlu olması için kurumlar arası bilgi aktarımı şarttır. Örneğin, erken müdahale programından okul öncesi programa geçiş yapacak çocuk için, çocuk 3 yaşına girmeden en az 90 gün önce geçiş yapılacak kuruma bilgi aktarımı yapılmalı ve geçiş planı hazırlanmalıdır. Bu sayede çocuk odaklı Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) sürecine sorunsuz geçiş sağlanır.
Ülkemizde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitim alabileceği farklı eğitim ortamları ve modelleri mevcuttur. Bunlar; tam zamanlı kaynaştırma, destek eğitim odası (kaynak oda), yarı zamanlı kaynaştırma, özel eğitim sınıfı, gündüzlü özel eğitim okulu ve yatılı özel eğitim okuludur. En az kısıtlayıcı eğitim ortamı felsefesi gereği, özel gereksinimli çocuğun öncelikle akranlarıyla bir arada olabileceği genel eğitim sınıflarında (kaynaştırma) eğitim alması hedeflenir. Kaynaştırma uygulamalarının başarılı olabilmesi için destek özel eğitim hizmetlerinin sunulması gerekir.
Destek eğitim odası veya kaynak oda uygulamaları, özel gereksinimli öğrencinin genel eğitim sınıfı dışına çıkarılarak özel eğitim öğretmeni tarafından bireysel veya küçük grup halinde desteklenmesini içerir. Kaynak odada verilen eğitim, çocuğun sınıftaki derslerine paralel olmalı ve eksiklerini kapatmaya yönelik planlanmalıdır. Bu uygulamanın etkili olabilmesi için sınıf öğretmeni ile kaynak oda öğretmeninin sürekli iş birliği içinde olması ve program planlamalarını birlikte yapmaları gerekir. Özel eğitim sınıfları ise genel eğitim okullarının bünyesinde yer alan, sadece özel gereksinimli öğrencilerin eğitim gördüğü ayrı sınıflardır.
Öğretmenler, sınıflarındaki özel gereksinimli çocukların ihtiyaçlarına göre öğretimi uyarlamakla yükümlüdürler. Bu uyarlamalar; fiziksel düzenlemeler (sınıf ortamının ışığı, oturma düzeni vb.), sürece ilişkin düzenlemeler, işleyişe ilişkin düzenlemeler ve öğretimsel uyarlamalar (doğal öğretim teknikleri, model olma, genişletme ve uyarlama) olarak sınıflandırılır. Doğal öğretim teknikleri, çocuğun hedeflenen becerileri günlük rutinler ve etkinlikler içerisine yedirilerek doğal yollarla edinmesini sağlar. Bu sayede çocuk için anlamlı ve kalıcı öğrenme fırsatları yaratılmış olur.
Çocuk gelişimciler, üniversitelerin dört yıllık fakültelerinden lisans mezunu olan, 0-18 yaş arasındaki tipik gelişim gösteren, özel gereksinimli, risk grubundaki veya hastanede yatan çocukların gelişimini değerlendiren profesyonellerdir. Çocuk gelişimci; öykü alma, gelişimsel değerlendirme yapma, periyodik gelişim takibi, yönlendirme, sürece dair aileye bilgi verme, gelişim destek programı hazırlama ve izleme çalışmalarını yürütür. Çocuk gelişimciler, gelişimsel taramaları yürüterek normalden sapmaların erken dönemde fark edilmesini sağlarlar.
Çocuk gelişimcinin yaptığı değerlendirmeler, disiplinler arası ekip çalışmasında kilit bir rol oynar. Klinik muayenelerde gelişimsel gecikmelerin sadece %30'u fark edilebilirken, çocuk gelişimcilerin uyguladığı doğru gelişimsel tarama sistemleriyle bu oran %70-80'lere çıkmaktadır. Çocuk gelişimci, elde ettiği sonuçlara göre çocuğu motor koordinasyon sorunları için fizik tedaviye, dil gecikmeleri için dil ve konuşma terapisine yönlendirir. Ayrıca ailelere gelişimsel danışmanlık sunarak ev merkezli destek programları hazırlar.
Süreçte rol alan diğer uzmanlar ise özel eğitim öğretmenleri, sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenlerdir. Özel eğitim öğretmenleri BEP hazırlar, uygular ve veliyle iş birliği yapar. Rehber öğretmenler ise okullarda öğrencilerin psikolojik ve eğitsel yönlendirmelerini yapar, ailelerle resmi ve resmi olmayan görüşmeler (ev ziyaretleri, telefon görüşmeleri vb.) gerçekleştirerek onlara psikolojik destek sunar. Tüm bu uzmanların koordineli çalışması, çocuğun toplumsal yaşama katılımını ve eğitim başarısını doğrudan etkiler.