Martin Refah Enstitüsü'nün 82 ülkeyi kapsayan araştırmasında Türkiye; yetenekte 59, yaratıcılıkta ise 68. sırada yer alarak potansiyelini yeterince değerlendiremediğini ortaya koymuştur.
Martin Prosperity Institute tarafından ülkelerin yaratıcılık düzeyini ölçmek için kullanılan üç temel endeks; Yetenek (Talent), Teknoloji (Technology) ve Tolerans (Tolerance) olarak belirlenmiştir.
2013 yılı verilerine göre Türkiye'de yaratıcı işkollarında çalışan nüfusun oranı sadece yüzde 20.9'dur. Bu durum, eğitim sistemimizin AR-GE ve yaratıcı alanlara yönelmesi gerektiğini göstermektedir.
Graham Wallas tarafından geliştirilen model; hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve doğrulama aşamalarıyla yaratıcı düşüncenin zihinsel evrelerini açıklayan en klasik ve kabul görmüş yaklaşımdır.
Poole, 1980 yılında yaptığı araştırmada yaratıcı öğretmenlerin en belirgin özelliklerini; yeni fikirleri denemeye isteklilik, esneklik, mizah duygusu ve inatçılık/ısrarcılık olarak tanımlamıştır.
1982 yılında Trostle ve Yawkey, öğretmenlerin sınıftaki araç gereçlerin fiziksel özelliklerini değiştirerek çocukların nesneleri farklılaştırmasını ve keşfetmesini önermiştir.
Uluslararası okul öncesi kalite standartlarına göre, sınıflarda çocukların kendileriyle baş başa kalabilecekleri ve öğretmenin uzaktan izleyebileceği örtü, paravan veya kutulardan yapılmış özel alanlar bulunmalıdır.