Mozaik tekniği tarihsel olarak ilk kez MÖ 3 bin yılına tarihlendirilmektedir. Tarihte bu tekniği ilk kullanan medeniyetin Sümerler olduğu bilinmektedir.
G. H. Luquet, 1927 yılında çocukların grafik yapıtlarını çözümleyerek çocuk resminde saf karalama, yorumlu karalama, zihinsel gerçekçilik ve görsel gerçekçilik evrelerini tanımlamıştır.
Adorno, 'Bir şeyin değişmesi mümkün olursa, o şey için daha başka olanaklar vardır' diyerek yaratıcılığın kurallara karşı gelip denenmiş şeylere kuşkuyla bakması gerektiğini savunmuştur.
Türk Millî Eğitiminin genel amaçlarını belirleyen bu kanun, bireylerin zihin, ruh ve duygu bakımından dengeli, hür düşünceli, yapıcı ve yaratıcı kişiler olarak yetiştirilmesini hedefler.
Minkowska'ya göre çocuk resmindeki içerik, yaşanmış bir deneyimi yansıtır. Bu yaşanmış deneyimin anısı ya da sembolü resimde açık bir biçimde kendini gösterir.
Marette'e göre çocuk resminde rastlantı yoktur, her çizgi zorunludur. Resim, öznenin duygusal halini ve bilinçdışı tepki verme biçimlerini yansıtan sembolik bir bilmecedir.
K. Aytaç tarafından 1976 yılında Ankara Üniversitesi Basımevi'nden çıkarılan 'Çağdaş Eğitim Akımları' kitabı, Montessori ve diğer alternatif eğitim sistemlerinin sanat pedagojisini inceler.
K. Artut'un 2010 yılında yayımlanan çalışmaları, okul öncesi dönemde resim eğitiminin yöntemlerini, çocuk merkezli yaklaşımları ve malzeme kullanım standartlarını belirler.
U. O. Bode'nin 1979 tarihli 'Yaratıcılık Eğitimi' eseri, çocukların baskı altında olmadıklarında ve çevrelerinde pahalı olmayan malzemeler bulunduğunda daha yaratıcı olduklarını gösterir.