Normal şartlar altında bir insanın konuşurken dakikada ortalama 160 kelime söylediği kabul edilmektedir; bu veri ikna edici konuşma planlanırken sürenin ayarlanmasında temel ölçüt alınır.
Kitapta verilen çarpıcı bir örneğe göre, 1992 yılında Türkiye'de ortaokuldan mezun olan 1.400.000 öğrenciden 360.000'inin okuma-yazma bilmediği verisi, şaşırtıcı-ürkütücü giriş türüne örnek olarak sunulmuştur.
Fransız düşünür Albert Camus, insanı insan yapan en temel özelliğin başkaldırmak ve kabul etmemek olduğunu savunarak, iknaya karşı direnmenin etik ve felsefi boyutuna referans oluşturmuştur.
Frederick A. Herzberg tarafından geliştirilen kuram, iş ortamındaki unsurları motivasyonel faktörler (başarı, takdir) ve hijyen faktörler (ücret, çalışma koşulları) olarak ikiye ayırarak motivasyonu açıklar.
David C. McCleland, Maslow'un fizyolojik ihtiyaçlarından farklı olarak, insanların iş yaşamında başarı ihtiyacı, sosyal ilişkilerde bulunma ihtiyacı ve güç ihtiyacı olmak üzere üç temel güdüyle hareket ettiğini savunmuştur.
Clayton Alderfer, insan ihtiyaçlarını Varlık (Existence), Sosyal İlişkiler (Relatedness) ve Gelişme (Growth) ihtiyaçları olmak üzere üç temel kategoriye indirgeyerek Maslow'un kuramını basitleştirmiştir.
Satış kampanyalarında müşteriyi taşımak için kullanılan model; ürünün farkına vardırılması, kabul/tercih, satın almanın kışkırtılması ve satın alma ediminin güçlendirilmesi olmak üzere 4 basamaktan oluşur.
Tüketiciler her gün yüzlerce reklam mesajıyla karşılaşmalarına rağmen, zihinsel filtreleri sayesinde sadece o an ihtiyaç duydukları ve ilgilerini çeken mesajları algılarlar.
İknacılar, tüketicilerde marka bağımlılığı yaratmak için sırasıyla eski alışkanlıkların kırılması, yeni alışkanlıkların kazandırılması ve bu yeni alışkanlığın pekiştirilmesi aşamalarını uygularlar.
Sosyal psikoloji çalışmalarına göre, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında kadınların ikna edilmeye daha açık, erkeklerin ise geleneksel roller nedeniyle ikna çabalarına karşı daha dirençli olduğu gözlenmiştir.
İletişim çalışmalarında, içinde sert kişisel yargı barındıran 'yargısal mesajların', hedef kitlede yargısız mesajlara oranla çok daha az dirençle karşılaştığı veya daha hızlı kabul edildiği saptanmıştır.
Hovland ve Weiss tarafından Yale Üniversitesi'nde gerçekleştirilen deneysel çalışmalar, kaynağın yüksek güvenilirlik ve saygınlığının hedef kitle üzerindeki ikna edici etkisini bilimsel olarak kanıtlamıştır.
Schein, Kore Savaşı'nda esir düşen Amerikalı askerlerin maruz kaldığı yoğun beyin yıkama ve ikna çabalarını incelemiş, esaret bittiğinde bu zoraki ikna sürecinin kalıcı olmadığını ve başarısızlığa uğradığını saptamıştır.
Normal iletişim şartları altında bir insanın dakikada ortalama 160 kelime söylediği kabul edilmektedir. İkna edici konuşma planlanırken konuşma süresi ve metin uzunluğu bu istatistiğe göre ayarlanmalıdır.
Etkili bir ikna edici konuşmada, dinleyicinin zihninde kalıcı etki bırakabilmek için konuşmanın sonuç bölümüne toplam sürenin yaklaşık %5'inin ayrılması ideal oran olarak kabul edilmektedir.
Psikolog McCleland, Maslow'dan farklı olarak insanların temel fizyolojik ihtiyaçlarının ötesinde başarı ihtiyacı, sosyal ilişkilerde bulunma ihtiyacı ve güç ihtiyacı olmak üzere üç temel güdüye yöneldiğini savunmuştur.
Clayton Alderfer, insan ihtiyaçlarını Varlık (Existence), Sosyal İlişkiler (Relatedness) ve Gelişme (Growth) olmak üzere üç temel kategoriye indirgeyerek Maslow'un hiyerarşisini yeniden yapılandırmıştır.
Brehm tarafından ortaya konan bu kuram, bireyin eylem özgürlüğü tehdit edildiğinde ve konu kendisi için önemli olduğunda, ikna çabalarına karşı çok daha yoğun ve sert bir direnç göstereceğini açıklar.
Yüksel (2005) tarafından belirtilen satış kampanyası planlama süreci; ürünün farkına vardırılması, kabul/tercih sağlanması, satın almanın kışkırtılması ve satın almanın güçlendirilmesi aşamalarından oluşur.
Katz, ikna süreçlerinde bireyin egosunu içsel çatışmalardan ve dışsal tehditlerden korumak amacıyla reddetme ve geri çekilme gibi ego savunma mekanizmalarını devreye soktuğunu ileri sürmüştür.
Aristo ve David Hume gibi filozoflar, iknanın duygusal taktikler kullanarak insanlar üzerinde dürüst olmayan bir güç uygulaması olduğunu savunarak ikna çalışmalarına etik yönlerden eleştiriler getirmişlerdir.