Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Felsefe Lisans Programı » Yurttaşlık ve Çevre Bilgisi
← Ünite 1

Ünite 1: Devletin Oluşumu: Toplum ve Topluluk — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Topluluktan Topluma Geçiş Süreci ve Sosyal Yapının Oluşumu

İnsanoğlu, tarihsel süreç içerisinde biyolojik ve sosyal ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağını fark ederek bir arada yaşama eğilimi göstermiştir. En küçük sosyal birim olan aile ile başlayan bu birliktelik, zamanla nüfusun artması, iş bölümünün gelişmesi ve yardımlaşma ihtiyacının derinleşmesiyle cemaat, grup, kabile, topluluk, köy ve şehir gibi daha karmaşık yapılara dönüşmüştür. Bu dönüşüm, insanların tesadüfi birlikteliklerden belirli ortak amaçlar etrafında kenetlenen örgütlü yapılara geçişini simgeler.

Topluluk ile toplum arasındaki en temel fark, bir araya geliş amacında ve ilişkilerin niteliğinde yatmaktadır. Topluluklar genellikle tesadüfi veya geçici nedenlerle bir arada bulunan insan yığınlarını ifade ederken; toplumlar ortak bir dil, paylaşılan değerler, köklü bir kültür, tarihsel birliktelik ve belirli bir amaç doğrultusunda şekillenmiş gelişmiş sosyal ve idari yapılara sahiptir. Nüfusun artışı ve üretim biçimlerinin çeşitlenmesi, aile bağlarının ötesinde yeni sosyal ilişkilerin ve kurumsallaşmanın doğmasını zorunlu kılmıştır.

Sosyal yapının evriminde bilim, kültür ve sanat alanındaki ilerlemeler halkların sosyal devlet olma yolundaki adımlarını hızlandırmıştır. Devlet; yasalar, anayasalar ve yöneticiler vasıtasıyla bu sosyal yapının ve toplumun varlığını korumayı, sürdürülebilir kılmayı hedefler. Dolayısıyla, basit kabile ve topluluk yapılarından karmaşık toplumsal yapılara geçiş, aynı zamanda kurumsallaşmış bir siyasi otorite olan devletin doğuşuna zemin hazırlamıştır.

2Platon'un Devlet Kuramı ve Yönetim Biçimleri Sınıflandırması

Klasik felsefenin en önemli temsilcilerinden Platon, ideal devletin yapısını ve yönetim biçimlerinin yozlaşma süreçlerini derinlemesine incelemiştir. Platon'a göre bilimden ve bilgiden yoksun olan her yönetim biçimi kötü, gayrimeşru ve gerçek yönetimin kusurlu birer taklididir. Filozof, ideal devletin bozulmasıyla birlikte ortaya çıkan yönetim biçimlerini mutluluktan mutsuzluğa (en iyiden en kötüye) doğru şu şekilde sıralar: Patriarşi, Monarşi, Timokrasi, Oligarşi, Demokrasi ve Tiranlık.

Patriarşi, insanlık tarihinin ilk yönetim şekli olup insanların erdemli, yalın bir yaşam sürdükleri ve yazılı yasalara ihtiyaç duymadıkları bir dönemi temsil eder. Platon'a göre yüksek ahlaki düzeyi nedeniyle ideal devlete en çok benzeyen bu yapı, nüfusun artmasıyla zorunlu olarak ortadan kalkar. Ardından gelen Monarşi, ailelerin farklı geleneklere sahip olmasıyla genel kuralların çıkarıldığı ve yönetimin tek bir aile şefine verildiği sistemdir. Eğer yönetim aile şeflerinin ortaklığında yürütülürse Aristokrasi ortaya çıkar.

İdeal devletin bozulmasıyla kurulan Timokrasi, bilgenin dışlandığı, şan ve şöhrete önem veren askerlerin iktidarı ele geçirdiği Sparta modeline benzer bir yapıdır. Oligarşi ise gelir üstünlüğüne dayanan, sadece zenginlerin yönettiği ve yoksulların dışlandığı bir düzendir. Platon'un en çok üzerinde durduğu Demokrasi, oligarşinin yol açtığı iç savaşta yoksulların zenginleri yenmesiyle kurulur. Ancak demokrasi, aşırı özgürlükçü ve yasasız yapısıyla kısa sürede bir kargaşa ortamına dönüşür. Bu kargaşadan yararlanan demagogların kışkırtmasıyla en kötü yönetim olan, şiddet ve korku üzerine kurulu Tiranlık doğar.

3Modern Devlet Türleri ve Hukuki Yapılarına Göre Sınıflandırma

Günümüzde devletler, egemenliğin kaynağına ve hukuki yapılarına göre farklı kategorilere ayrılarak incelenmektedir. Egemenliğin kaynağına göre devletler; yönetimin tek kişide toplandığı Monarşi, egemenliğin bir grup veya zümre tarafından kullanıldığı Oligarşi, halkın dini kurallara göre yönetildiği Teokratik devlet, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı Laik devlet ve halkın seçimler yoluyla yönetimde söz sahibi olduğu Demokratik devlet olarak sınıflandırılır.

Hukuki yapılarına göre devletler ise temel olarak Üniter devlet ve Karma devlet olmak üzere ikiye ayrılır. Üniter devlette tek bir yönetim merkezi, tek bir yasama, yürütme ve yargı organı bulunur; merkezi yönetim alt idari birimlere (belediye, ilçe, köy) bölünerek hizmet verir. Karma devlet ise birden fazla devletin bir araya gelerek oluşturduğu Federasyon veya Konfederasyon şeklindeki yapıları ifade eder.

Modern devletlerin temel sorumluluğu, bireylerin can ve mal güvenliğini korumak, haberleşme, eğitim ve sağlık haklarından faydalanmalarını sağlamak, toplumsal huzur, refah ve mutluluğu tesis etmektir. Günümüzde Birleşmiş Milletler'e üye olan 193 kayıtlı devlet bulunmakta, bağımsızlığı tartışmalı veya kayıtlı olmayanlarla birlikte bu sayı 206'ya ulaşmaktadır. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve uluslararası örgütlerin artmasıyla birlikte modern devletler benzer yönetim ve yaşam şekilleri sergilemektedir.

4Osmanlı Toplum Düzeni ve Millet Sistemi

Osmanlı İmparatorluğu'nun toplumsal yapısı, iktisadi ve siyasi denetimi elinde tutan patrimonyal bir merkezi bürokrasinin en tepede konumlandığı kozmopolit bir coğrafyada şekillenmiştir. Bu yapının temelinde geniş köylü yığınları bulunmakta ve sistem köylünün ürettiği tarımsal üründen elde edilen ayni ve nakdi gelirlere dayanmaktaydı. Bu düzen, Osmanlı'ya üzerinde yükseldiği coğrafyanın tarihselliğinden ve orta çağ İslam zihniyetinin geleneğinden miras kalmıştır.

Yönetici seçkinler, toplumsal dengenin korunmasına büyük önem vermişlerdir. Şehirlerde ahilik geleneğini izleyen lonca sisteminin iktisadi yaşamda rekabeti ve sermaye birikimini kısıtlaması gibi, herkesin bulunduğu konum içinde istikrara ve genel uyuma uygun davranması bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. Bu durum, toplumsal tabakalaşmanın katılaşmasını önlerken sistemin sürekliliğini garanti altına almıştır.

Anadolu ve Balkanlar'da gayrimüslimlerin İslamlaşması ve Türk kültürü etkisine girmesi devlet baskısıyla değil, iktisadi ve siyasi hayatın doğal dinamikleriyle gerçekleşmiştir. İmparatorluğun uyguladığı 'millet sistemi' ise dikey olarak yan yana konumlanmış farklı dini ve toplumsal grupların varlığını kalıcı hale getirerek imparatorluğun pragmatik denge siyasetine ve barış ortamına hizmet etmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250