Bu Ünitede Neler Öğrendik?myders hazırladı
Bu bölümde, tarihsel süreçte yaşanan teknolojik dönüşümler ve bu dönüşümlerin işletme yapıları ile yönetim teorileri üzerindeki etkileri sırasıyla ele alınmıştır. Süreç, zanaatkarların lonca örgütlenmesinden tüccarların ev işçiliği sistemine geçişiyle başlamış; ardından 1780-1840 yılları arasında İngiltere tekstil sektöründe ortaya çıkan birinci teknolojik dönüşüm evresiyle üretimi fabrikalara taşımıştır. Su gücünün kullanıldığı bu ilk evreyi, 1840'lardan itibaren buhar gücü, demir ve demiryollarının egemen olduğu ikinci teknolojik dönüşüm evresi takip etmiştir. Bu ikinci evre, fabrikaları coğrafi sınırlamalardan kurtararak sanayileşmeyi tüm ekonomiye yaymıştır.
Üçüncü teknolojik dönüşüm evresinde ise elektrik, çelik ve otomotiv endüstrisi ön plana çıkmıştır. Elektriğin fabrikalara girmesiyle esnek enerji sistemine geçilmiş, Bessemer yöntemiyle ucuzlayan çelik altyapıyı dönüştürmüş ve endüstriyel liderlik İngiltere'den Amerika Birleşik Devletleri'ne geçmiştir. Bu dönemde Henry Ford'un hareketli montaj hattı ile başlattığı standartlaştırılmış kitlesel üretime karşılık, Alfred Sloan esnek ve çok modelli bir iş modeli geliştirmiştir. İşletme ölçeklerinin devasa boyutlara ulaşmasıyla birlikte Frederick Taylor, Henri Fayol ve Max Weber'in katkılarıyla, işletmeyi teknik ve idari açıdan en yüksek verimliliğe ulaştırmayı hedefleyen Klasik Yönetim Teorisi doğmuştur.
Son olarak, 1940-1990 yılları arasını kapsayan dördüncü teknolojik dönüşüm evresinde kitlesel üretim tüm dünyada yaygınlaşmış ve çokuluslu işletmeler dikey entegrasyona yönelmiştir. Ancak zamanla artan küresel rekabet, işletmeleri temel yeteneklerine odaklanmaya ve dış kaynak kullanımına yöneltmiştir. Yönetim düşüncesinde ise insan unsurunu sadece rasyonel bir araç olarak gören Klasik Teori'ye tepki olarak, insanın sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını ön plana çıkaran Neo-Klasik Yönetim Teorisi doğmuştur.
