Doorley ve Garcia (2007) tarafından ortaya konan bu kurallar, kurumun kimliğini tanımasından CEO hastalıklarından kaçınmaya ve yalan söylememeye kadar uzanan stratejik bir rehberdir. İtibarın bir varlık olarak yönetilmesi gerektiğini vurgular.
Barnett ve diğerlerine göre kurumsal itibar; bir farkındalık durumu, bir değerlendirme ve bir değer olarak üç ana boyutta şekillenir. Bu boyutlar, itibarın hem soyut hem de ekonomik bir kaynak olduğunu kanıtlar.
Fombrun, kurumsal itibarı duygusal bağ, ürün ve hizmetler, vizyon ve liderlik, çalışma ortamı, finansal performans ve sosyal sorumluluk olarak 6 temel bileşene ayırmıştır. Bu bileşenler, itibarın pozitif veya negatif etkilenmesini belirler.
Munro ve Richards (2011), online medyayı sahip olunan (kendi web sayfaları), kazanılan (topluluklar ve sohbetler) ve satın alınan (reklamlar) medya olarak üç kategoriye ayırır. Bu ayrım, medya planlaması için kritiktir.
Ülgen ve Mirze'ye göre kurum kültürü; soyut gerçekler, hissedilen değerler (normlar) ve görünen maddi objeler (slogan, dekorasyon) olmak üzere üç düzeyde incelenir. Bu düzeyler, kurumun iç işleyişini anlamayı sağlar.
Metinde itibarın formülü 'İtibar = İmajlar toplamı = Performans + Davranış + İletişim' olarak ifade edilmiştir. Bu, tek bir bileşenin yeterli olmadığını, bütünsel bir yaklaşım gerektiğini gösterir.
Doorley ve Garcia, yeni medyanın geleneksel medyadan interaktiflik, ölçüm ve değişiklik imkanları ile ayrıldığını belirtir. Bu özellikler, pazarlamacılara daha kreatif kampanyalar planlama şansı verir.
Yarar (2016), itibarın maddi olmayan özelliklerinin sosyal sermaye başlığı altında toplanması gerektiğini belirtir. İyilik, tanıma ve iletişim, bu sermayenin temel faktörleridir.