Özet
← Ünite 1

Ünite 1: Eski Çağ’da Eğitim — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Sümerlerde Eğitim ve Okul Sistemi

Sümer medeniyeti, tarihte yazıyı ilk kullanan toplum olarak bilinmekte ve bu durum eğitim tarihi açısından milat kabul edilmektedir. Yazının bulunmasıyla birlikte Sümerlerde örgün eğitim kurumları olan okullar ortaya çıkmıştır. Bu okullarda sadece okuma yazma değil; geometri, astronomi, astroloji, hekimlik ve din adamlığına yönelik ileri düzey dersler de verilmiştir. Ayrıca müzik, resim ve mimarlık gibi sanat dalları da ders programlarında yer almıştır.

Sümer okullarında günümüz eğitim sistemini andıran son derece organize ve sıkı bir disiplin uygulanmaktaydı. Sabahın erken saatlerinden akşam vaktine kadar süren derslerde yoklama yapılır, ödevler verilir, kontrol edilir ve teneffüsler yapılırdı. Başarılı ve ödevini iyi yapan öğrenciler ödüllendirilirken, başarısız veya kurallara uymayanlar çeşitli şekillerde cezalandırılmaktaydı. Bununla birlikte, nüfuzlu ailelerin çocuklarına öğretmenler tarafından kayırma ve üstün tutma gibi ayrıcalıklar tanındığı da bilinen durumlar arasındadır.

Sümer tabletlerinde bir öğrencinin okul günlüğüne yansıyan detaylar, antik dönemdeki okul yaşamını canlı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Günlüklerde öğrencilerin sabah erken saatte okula gittiği, tabletlerini ezberlediği, sözlü ve yazılı sınavlara girdiği, evde babalarına ödevlerini okuduklarından duydukları memnuniyet detaylıca yer alır. Aynı zamanda ceza korkusu, öğretmenden yörülen azarlar ve yazı yazma kabiliyetinin yetersiz bulunmasından duyulan kaygılar da bu tabletlerde kendine yer bulmuştur.

Sümerler ve diğer Mezopotamya medeniyetleri, tarihin ilk kütüphanelerini ve kataloglama sistemlerini kurmuşlardır. Bu kütüphanelerde çok sayıda kitap bulunmakta ve isteyenler okuyabilmekteydi. Sümer eğitim sistemi, bugünün eğitim, düşünce ve ritüellerinin hemen hemen bütün prototiplerini barındırmaktadır. Geliştirilen öğrenme-öğretme yöntemleri ve ders araç gereçleri bakımından Sümer eğitimi ile modern eğitim arasında temel unsurlar açısından büyük bir fark bulunmamaktadır.

2Antik Mısır'da Eğitim, Bilim ve Din

Antik Mısır, MÖ 3000 yıllarında Nil vadisinde kurulan, dünyanın en ileri ve düzenli medeniyetlerinden biridir. Mimari, hekimlik, edebiyat, askerlik ve sanat alanlarında hayli ileri bir kültür oluşturan Mısırlıların eğitim ve bilim alanındaki en büyük icadı hiyeroglif adı verilen resim yazısıdır. Ayrıca Nil nehrinin ve güneşin hareketlerini izleyebilmek için takvim icat etmişler, bu sayede tarımsal verimliliği artırmış ve taşkınlara karşı önlem almışlardır.

Mısır'da düzenli ve nitelikli eğitimden ağırlıklı olarak soylular, zenginler ve üst düzey din adamlarının çocukları yararlanmaktaydı. Beş yaşına gelen seçkin kesim çocukları okullara gönderilir veya özel eğiticiler tutulurdu. İlkokul benzeri kurumların yanında az sayıda orta ve yükseköğretim kurumu da bulunmaktaydı. Bu yüksekokullarda lirik şiir, dil, edebiyat, hukuk, resmî yazışma, musiki, tarih, coğrafya, tıp, matematik ve mühendislik bilimleri üst seviyede öğretilirdi.

Mısırlılar tıp alanında ameliyat yapılabilecek kadar ilerlemiş, kimya ve fizik alanında büyük icatlar yapmışlardır. Öğretmenler yazı aracı olarak papirüs kullanmışlardır. Vücut sağlığı ve estetiği önem수한 için beden eğitimi dersleri de verilmiştir. Devlet işlerinde çalışabilmek ve memur olabilmek için okuma yazmayı iyi bilmek şarttı. Hocaya büyük bir saygı duyulur ve bu iletişim ömür boyu sürerdi.

Mısır eğitim sisteminde günümüz vakıf sistemine benzer, öğrencilerin maddi ihtiyaçlarının karşılandığı yatılı veya gündüzlü yapılar mevcuttu. Eğitim büyük ölçüde din adamlarının elindeydi ve kutsal metinleri okuma, yorumlama hakkı yalnızca rahiplere aitti. Ptah-Hotep ve Ani gibi önemli isimlerin kaleme aldığı öğüt mektupları, gençlere vazifelerini, ana babaya saygıyı ve kadınlara adil davranmayı öğreten dönemin temel eğitim metinleriydi.

3Eski İran ve Pers Krallığı'nda Eğitim

MÖ 550-334 yılları arasında hüküm süren Pers Krallığı döneminde İran bölgesinde kendine özgü bir sınıf yapısı ve eğitim anlayışı gelişmiştir. Toplum asilzadeler, muğlar ve halk tabakası olarak ayrılsa da Hindistan'daki kadar katı bir kast sistemi bulunmuyordu. Seçkinler zümresinde eğitime büyük önem verilmiş, çocukların fiziksel olarak yetiştirilmesine ve savaşçı bir nesil oluşturulmasına odaklanılmıştır.

Çocuk eğitiminde ilk beş yıl tamamen annenin sorumluluğundaydı. Beş yaşından sonra çocuklara ata binmek, ok atmak, avlanmak ve doğruyu söylemek öğretilirdi. Cesur yetiştirmek ve itaate alıştırmak ailelerin temel görevlerindendi. Yedi yaşından sonra itaatte kusur edenler cezalandırılırdı. Her çocuk genellikle baba mesleği üzerine eğitilirdi. Sarayda okuma yazmanın yanı sıra İran tarihi, edebiyatı ve hukuk öğretilirdi.

Hukuk eğitiminin pratikleşmesi amacıyla çocuklar mahkemelere götürülerek duruşmaları izlemeleri sağlanırdı. İranlıların dinî ve ahlaki eğitiminde Zerdüşt'ün öğretileri merkezi bir rol oynamıştır. Zerdüştlükte temizlik, düzen, hak, adalet, çalışmak ve insanlarla iyi geçinmek temel prensiplerdi. Toplumsal ahlakın korunması için sert tedbirler alınmış, aile kurumuna ve çocuk sahibi olmaya büyük değer verilmiştir.

4Fenikeliler ve İbranilerde Eğitim

Akdeniz kıyısında denizcilikle öne çıkan Fenikeliler, çevre medeniyetlerden öğrendikleri yazıyı geliştirerek 22 harflik alfabeyi icat etmişler ve bunu deniz yoluyla Avrupa'ya yaymışlardır. Astronomi, camcılık, madencilik, boya işleri ve mimaride ileri giden Fenikelilerde yaygın ve kurumsal bir eğitim sistemi gelişmemiştir. Sadece saray seçkinleri ve din adamları çocuklarını dar bir çerçevede eğitmiştir. Para kazanmaya ve dünya hazlarına düşkünlük, ahlaki zaaflara yol açmış ve bu durum medeniyetin kısa sürede silinmesine neden olmuştur.

İbranilerde ise eğitimin temelini anne babaya, dinî ve toplumsal önderlere saygı ve itaat oluşturmuştur. Ataerkil bir yapının hakim olduğu toplumda dinî bilgi ve kutsal metinlerin ezberletilmesi esastı. Yahudi şeriatının merkezi olan Tevrat'ın okunduğu ve yorumlandığı Haham okulları en önemli kurumlar idi. 15-16 yaşını bitiren gençler bu okullarda sıkı bir dinî eğitime tabi tutulurdu.

Haham okullarında İbranice dil eğitimi, güzel konuşma, tartışma sanatı, geometri, kozmografya ve tarih okutulurdu. Skolastik yöntemin uygulandığı İbrani eğitiminde ezber ve hocaya mutlak itaat ön plandaydı. Fiziksel ceza sıradan bir uygulamaydı ancak zamanla yumuşayarak "çocuklar bir elle cezalandırılmalı, iki elle okşanmalı" düsturu eğitim ilkesi haline gelmiştir.

5Eski Türklerde (Hunlar) Eğitim

Bozkır hayatı yaşayan ve temel geçim kaynağı hayvancılık olan Hunlar, zorlu coğrafya şartları nedeniyle avcılık ve savaşçılık yeteneklerini geliştirmek zorundaydı. Yerleşik kültüre sahip olmamalarına rağmen, törelerini ve yaşam biçimlerini yeni nesillere aktaran güçlü bir eğitim anlayışına sahiptiler. Hunlarda çocukların cesur bir savaşçı (alp) olarak yetişmesine son derece büyük bir önem verilirdi.

Çocukların savaşçı yeteneklerini geliştirmeye yönelik eğitim doğumla başlardı. Ad verme töreni bile bu eğitimin bir parçasıydı; çocuklar ancak bir kahramanlık gösterdikten sonra ad alabilirdi (Örn: Boğaç Han destanı). Hunlar, maden işleme sanatında ileri gitmiş ve "step sanatı" adı verilen özgün sanat eserleri meydana getirmişlerdir.

Hunlarda inanç sistemi halk dini (Şamanizm) ve devlet dini olarak ikiye ayrılırdı. Şamanizm günlük ihtiyaçlara ve fal/hastalık gibi durumlara cevap verirken, devlet dini hükümdarın iradesine meşruiyet kazandırıyordu. Halk dilinde Şaman aracı iken, devlet dininde başrahip bizzat hükümdardı.

6Anadolu Medeniyetlerinde Eğitim (Hititler, Urartular, Frigler, İonyalılar)

Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden biri olan Hititler, Sümer ve Mısır'dan etkilenerek çivi yazısı ve hiyeroglif olmak üzere iki farklı yazı sistemi geliştirmişlerdir. Kraliyet ailesi ve seçkinlerin çocukları için okul benzeri kurumlar bulunuyordu. Yazıcı memurlara ve bürokrasiye büyük önem verilmiş, gelişkin devlet arşivleri ve kataloglanmış kütüphaneler kurulmuştur.

Doğu Anadolu'da kurulan Urartular, taş oymacılığı, mimari, su bentleri ve göletler gibi mühendislik alanlarında ilerlemişlerdir. Bu teknik becerilerin aktarılması sınırlı da olsa düzenli bir eğitime dayanmaktaydı. Frigler ve Lidyalılar ise alfabe geliştirme ve oyuncakları eğitim aracı olarak kullanma konusunda dünya mirasına katkı sunmuşlardır.

İonya medeniyeti, ticaretin desteğiyle akla ve rasyonel düşünceye dayanan yüksek bir bilim ve kültür ortamı yaratmıştır. Dinî tapınakların dışında bağımsız bir bilgi ortamının oluştuğu İonya'da yetişen düşünürler ve şairler, Antik Yunan felsefesinin ve Atina'daki entelektüel hayatın temelini oluşturmuşlardır.

7Eski Çağ'da Çin'de Eğitim

Çin medeniyeti, köklü aile yapısı ve erken dönemlerden itibaren gelişmiş yaygın eğitim sistemiyle dikkat çeker. Aile son derece kutsal sayılmış, evlenme sıkı kurallara bağlanmıştır. Çocukların eğitsel gelişimi için eğitmenler tutulmuş, erkek çocukların okumasına ve meslek sahibi olmasına öncelik verilmiştir.

MÖ 2200 dolaylarında yazıldığı kabul edilen Şoking adlı eser, dünyanın ilk pedagojik kitaplarından biridir ve bu eserde bir eğitim bakanlığından bahsedilmektedir. Çin okullarında son derece zor olan Çin alfabesinin yanı sıra matematik, hitabet, müzik, şarkı, danslı oyunlar, porselen ve çini sanatları öğretilmiştir. Ancak eğitimin merkezinde ahlak dersleri yer almaktaydı.

Çin'de cemaat okulları, kanton okulları, kasaba ve büyük şehir okulları olmak üzere farklı kademelerde kurumlar vardı. Şehir okulları yüksekokul statüsündeydi. Çin eğitim ve ahlak anlayışı büyük ölçüde Lao-tse ve Konfüçyüs'ün felsefi öğretileri doğrultusunda şekillenmiştir. Konfüçyüs'ün doğruluk, hak ve adalet, dürüstlük ve başkalarına kin beslememe ilkeleri nesiller boyu etkili olmuştur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

8Eski Çağ'da Hindistan'da Eğitim ve Kast Sistemi

İndus ve Ganj nehirleri çevresinde gelişen Hint medeniyetinde eğitimin temeli ailede atılmaktaydı. Evlenmek kutsal bir görev ve çocuk yetiştirme vasıtası olarak görülmüştü. Ganj Nehri çevresine yerleşildikten sonra dinî öğretilerin etkisiyle dünyanın en keskin sınıf yapısı olan kast sistemi ortaya çıkmıştır.

Kast sistemi dört ana tabakadan oluşmaktaydı: En üstte din adamları (Brahmanlar), ikinci sırada askerler (Kşatriyalar), üçüncü sırada esnaf ve ziraatçılar (Vaysiyalar) ve en altta köleler/esirler (Südralar) yer alıyordu. Sınıflar arası geçiş kesinlikle yasaktı ve herkes kendi sınıfının özelliklerini korumak için kapalı devre sıkı bir eğitim almaktaydı.

Hint eğitiminde öğretmen babadan üstün tutulmuş, ahlak öğretiminde saygı esas alınmıştır. Okullarda dayak bir eğitim aracı olarak kullanılmış, yazı kumlar ve yapraklar üzerine yazarak öğretilmiştir. Hint krallarından Rama'nın yazdığı çocuk eğitimi kitabı pedagoji tarihinin ilk çocuk psikolojisi eseri sayılır. Buda felsefesinin temelini ise canlıyı öldürmemek, başkasının malına/eşine dokunmamak, yalan söylememek ve içkiden sakınmak oluşturur.

9Antik Yunan'da Eğitim ve Temel Amaçlar

Antik Yunan medeniyeti, MÖ 1100'den itibaren felsefe, sanat, bilim ve siyaset alanlarında altın çağını yaşamıştır. Toplum hürler ve köleler olarak ikiye ayrıldığından, eğitim yalnızca hür insanların ve erkeklerin yararlandığı bir hak olarak görülmüştür. Eğitimin temel amacı, "bedenin ve ruhun güzel ve uyumlu bir tarzda geliştirilmesi" yani kalokagathie (temiz bir ruh ve ahlak ile güzel bir bedenin birlikteliği) idi.

Yunan eğitiminin iki temel direği jimnastik ve müzikti. Jimnastik vücudu güçlendirip savaşçı ruh kazandırırken, müzik ruhun jimnastiği kabul edilerek ahlakın ve tutkuların temizleyicisi olarak görülmüştür. Zengin aileler çocukları için esirlerden temin edilen ve çocukları koruyup gezdiren "pedagog" adı verilen eğiticiler tutarlardı.

Okullarda okuma yazma, müzik, dans, matematik ve tabiat bilimleri öğretilirdi. Felsefe eğitimin en üst kademesi kabul edilirdi. Platon kurduğu Academia'nın kapısına "matematik bilmeyen giremez" yazdırırken, Aristo'nun kurduğu Lykeion'da tabiat bilimleri ön plandaydı. Isparta'da fiziksel sağlamlık ve askerî güç öncelikliyken, Atina'da felsefe ve zihinsel aktiviteler ön plandaydı.

10Sofistler ve Sokrates'in Eğitim Anlayışı

MÖ 5. yüzyılda Atina'da yaşanan kriz ortamında ortaya çıkan Sofistler, para karşılığında ders veren gezgin öğretmenlerdi. En önemli temsilcisi Protagoras olan sofistler, "her şeyin ölçüsü insandır" ilkesini savunmuş, mutlak hakikatin olmadığını öne sürmüşlerdir. Günü kurtarmaya yönelik retorik, gramer ve diyalektik gibi ikna sanatlarını öğreterek tarihteki "trivium" eğitim hiyerarşisinin ilk temellerini atmışlardır.

Sokrates ise sofistlerin aksine ücretsiz dersler vermiş, aristokratlar dahil dileyen herkese felsefe öğretmiştir. Gerçeğe bağlılığı ve samimiyetiyle bilinen Sokrates, insanların bildiklerini sandıkları ama aslında bilmedikleri temelsiz bilgileri yıkarak hakikati kendilerinin bulmasını sağlayan iki aşamalı bir metot geliştirmiştir.

Bu metodun ilk aşaması olan "İroni", karşısındakine hiçbir şey bilmez görünerek onun çelişkilerini ve bilgisizliğini kibarca ortaya koyma sanatıdır. İkinci aşama olan "Doğurtmaca (Maeutik)" ise annesinin ebelik mesleğinden esinlenerek, insanın ruhundaki gizli hakikatleri soru-cevap yoluyla gün yüzüne çıkarma, kişiye kendi kendine bulma yeteneği kazandırma sürecidir.

11Platon ve Aristo'nun Eğitim Felsefeleri

Sokrat'ın öğrencisi olan Platon, Atina'da Academia'yı kurmuş ve eğitim, toplum ve devlet görüşlerini ünlü eseri Politea (Devlet)'da kaleme almıştır. Platon'un felsefesinin özünü "ideler dünyası" metaforu oluşturur; görünen nesneler gerçek varlıklar olmayıp, asıl öz olan ideler âleminden aldıkları pay ölçüsünde var olurlar. En yüksek ide Tanrı'yı temsil eden "iyi'nin idesi"dir.

Platon ideal devletinde toplumu idareciler, savaşçılar ve köylüler olarak ayırmış, eğitimin ilk iki sınıfa verilmesi gerektiğini savunmuştur. Yeni nesillerin devlet eliyle ortak merkezlerde eğitilmesini, karakter eğitimi, estetik eğitim, beden eğitimi, mesleki eğitim ve en üst düzeyde felsefi eğitim verilmesini şart koşmuştur. Köylülere ise formal eğitim öngörmemiştir.

Platon'un öğrencisi Aristo ise ideler dünyasını reddederek realist felsefenin temellerini atmıştır. Ona göre varlığın özü bizzat kendisindedir ve maddeye biçim kazandıran bu öze "form" denir. Formun eşyaya canlılık kazandırmasına "entelechia (canlılık ilkesi)" adını vermiştir. Nikomakhos Ahlakı ve Politika eserlerinde eğitimi işleyen Aristo, amacın insanı devletin erdemli bir üyesi kılmak olduğunu belirtmiş; hür insanlara müzik, gramer, retorik, aritmetik, geometri, felsefe ve politika gibi entelektüel disiplinlerin verilmesini istemiştir.

12Helenistik Dönem ve Antik Hristiyanlıkta Eğitim

MÖ 323 ile MS 30 yılları arasındaki Helenistik Dönem'de Atina, İskenderiye, Bergama, Antakya ve Tarsus gibi merkezlerde bilim ve kültür hayatı büyük gelişme kaydetmiştir. Bu dönemde Antik Yunan'dan devralınan üçlü dil dersleri olan "Trivium"a (gramer, retorik, diyalektik) dört yeni disiplin eklenerek "Quadrivium" (aritmetik, geometri, astronomi, müzik) oluşturulmuştur.

Helenistik Dönem'de Zenon tarafından kurulan Stoacı okul, akla ve tabiata uygun yaşamayı, hiddet ve heyecanlara hakim olarak iç özgürlüğe ulaşmayı (Stoacı sükûnet) savunmuştur. Epiküros tarafından kurulan Epikürcü okul ise bilgiyi duyuma indirgemiş, devlet hayatından kaçarak bilge kişinin kendi iç huzuruna çekilmesi gerektiğini öne sürmüştür.

Antik Hristiyanlık Döneminde (MS 500'e kadar) eğitim, Hristiyanlık teolojisi ve inanç esasları doğrultusunda yeniden şekillenmiştir. İmparator Konstantin'in 313'teki tolerans bildirgesiyle özgürleşen Hristiyanlık, Antik Yunan'ın hür sanatlarını kendi amaçları doğrultusunda benimsemiştir. St. Augustinus gibi figürlerle eğitim, dünyevi ve siyasi amaçlardan uzaklaşarak tamamen ilahi ve dinî bir içerik kazanmıştır.

13İlk Çağ Roma Dönemi'nde Eğitim ve Önemli Eğitimciler

Roma medeniyetinde eğitimin temel amacı "iyi vatandaş" yani becerikli ve sağlam karakterli bireyler yetiştirmekti. MÖ 200'lerden sonra Yunan kültürünün etkisiyle Roma'da gramer ve hukuk eğitimi öne çıkmıştır. Kurulan ilkokullarda okuma yazma, Gramer okullarında Yunanca-Latince ve felsefe, Retorik okullarında ise Yedi Özgür Sanat (Trivium ve Quadrivium) okutulmuştur.

Cicero, dil eğitimi yoluyla insanların bilinçlenmesini ve ahlakileşmesini savunan büyük bir retorik ustası ve hatiptir. Seneca ise eğitimin hayat için olduğunu ("insan okul için değil, hayat için öğrenmelidir"), sürekli zihinsel çalışmanın zihni güçlendirdiğini savunmuş, eğiticilerin örnek olma zorunluluğuna dikkat çekmiştir.

Quintilianus, çocuk psikolojisinin bilinmesini istemiş, ezber ve konferans metotlarını savunmuş, fiziksel cezaya karşı çıkarak oyunun eğitimdeki önemini vurgulamıştır. Plutarch ise çocukların ruhunu balmumuna benzetmiş, eğitimin amacının çocuklara güzelden hoşlanmayı çirkinden kaçınmayı öğretmek olduğunu, tabiat, öğretim ve alışkanlığın temel unsurlar olduğunu belirtmiştir.