Altın Orda’da Tatarların Hayatı
Bu bölgede (İdil boyu) atlar çok ve fiyatları düşüktü. Çok iyi bir at elli ile altmış yerli dirhem değerindeydi. Bu ise takriben Kuzey Afrika para birimine göre bir dinara gelmekteydi. (Bir dirhem 3,2 gr. civarında idi. Dinar ise bugün bir hayli ülkede para birimi olarak kullanılmaktadır. Yazarın ifadesine göre 50-60 dirhem bir dinar ettiğine göre, bugünkü para birimi ile 16 ile 17 bin T eder). Bu atlar Mısır’da iğdiş at denilen cinse benzer. Halk geçimini bunlardan sağlar. Bu atlar bizde (Kuzey Afrika’da) koyunlar gibi çok, hatta daha fazla miktardadırlar. Bir Türk bu atların binlercesine sahiptir. Burada yaşayan Türklerin kendilerine göre bu konuda bir âdeti vardır.
Hanımlarının bindikleri arabaların üzerine uzunlamasına konulmuş ve bir kulaç (170 cm. civarında) uzunluğunda tahta ile bağlanmış ve arabanın aksine tutturulmuş (sıkıştırılmış) bir sopa koyarak üzerine keçeden örtüler sererlerdi. Hatta bazılarının üzerinde on veya daha fazla örtü görmüştüm. Bu atlar (genellikle) Hindistan’a götürülürdü. Kervanlarda takriben altı bin hayvan bulunurdu. Her tüccar yüz ile iki yüz arasında ata sahipti. Tüccarlar her elli at için bir çoban tutarlardı. Bu çobanlar atların yanında kalır ve koyunlar gibi otlamaya salarlardı. Çobanın kendisi bir atın üzerinde, bir elinde kement ile kamçı bulunurdu. Şayet bir tanesini yakalamak isterse, atını o hayvanın yanına sürer, kemendi boynuna savurur, hayvanı kendine doğru çeker, yakaladığı hayvanın üstüne biner ve diğerini otlamaya bırakırdı.
Tüccarlar Hint Vadisi’ne (Sind) gelince, atları kuru otla beslerler, çünkü Hindistan’ın bitkileri (ot veya) arpanın yerini tutmazdı. Üstelik birçok hayvan da yolculuk sırasında ya ölür ya da çalınırdı. Hindistan’da Şeşnagar denilen yerde, bit ata yedi gümüş dinar ödenir, ülkenin merkezinde bulunan Multan’da da bu miktarda ücret verilirdi. Eskiden soktukları malın dörtte birini (gümrük vergisi olarak) ödemek zorundaydılar. Fakat Hindistan’ın (Müslüman bölgesinin) hakimi Muhammed, bu usulü kaldırmış ve Müslüman tüccarlardan ancak sadaka, kafir tüccarlardan ise onda bir vergi alma usulü getirmişti. Buna rağmen tüccarlar, bir atı en azından altı yüz (gümüş) dinara sattıkları için Hindistan’da büyük kazançlar elde ediyorlardı. Bu miktar Kuzey Afrika’daki yirmi beş altın dinara gelmektedir. Genellikle tüccarlar, bu miktarın iki veya üç mislini elde ediyorlardı. Gerçekten de iyi cins atlar beş yüz veya daha yüksek fiyatlara satılıyordu. Hintliler, bu atları sadece yarış için satın alıyorlardı. Savaşlarda zırh taşıdıkları için, atlara da zırh takıyorlardı. Onlar atın güçlü ve süratli olmasına önem veriyorlardı. Yarış için kullanılan atlar Yemen, Uman ve Fars (İran)’tan temin edilirdi. Bu nevi atlar bin ile dört bin dinar arasında satılıyordu.
Bu ülkedeki Tatarların kadınlara hürmeti dikkate şayandır. Kadınlar erkeklerden üstün durumdadırlar. Soylu birinin hanımını ben ilk defa Eski Kırım’dan (Kırım Yarımadası’nda) hareket ederken gördüm. Emir Saltiya’nın eşi çok değerli mavi bir örtü ile döşenmiş bir arabada idi ve (arabanın üstündeki) çadırın penceresi ile kapısı açıktı. Hatun’un çevresinde seçkin güzellikte dört nedimesi (itibarlı bir kadının arkadaşı) bulunuyordu. Emirin kapısına yaklaşınca kendisi ve otuz kadar nedimesi arabalardan indiler. Nedimeler prensesin elbisesinin uçlarından tutarak bunun yerde sürünmemesini sağlıyorlardı. Böylece hatun da rahatça hareket edebiliyordu.
Emirin yanına geldiğinde (emir) yerinden kalktı, onu selamladı ve yanına oturttu; nedimeler de onun çev...
