Sesli Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Moskova Knezliğinin Yükselişi — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Moskova Knezliğinin Yükselişi. Altın Orda döneminde Rus kilise hayatı, bütünüyle içe dönük bir nitelik taşıyan 'keşiş hareketi' ile şekillenmiştir. Bu hareket, kuzeydeki ormanların en ücra bölgelerinde bile çok sayıda manastır ve kilisenin kurulmasıyla sonuçlanmıştır. 1300’den önce belli başlı manastırlar kasabaların içinde ya da yakınında yer alıyor ve sarayla yakın ilişki içinde bulunuyordu. Bu durum, Rusya’nın başlıca koruyucu azizlerinden biri olan Radonejli Aziz Sergius (1321-1391) ile değişmeye başlamıştır. Sergius tarafından Moskova’nın kuzeyinde kurulan ve Kutsal Üçlü-Aziz Sergius Manastırı olarak bilinen yapı, ülkenin en büyük dini ve kültürel merkezlerinden biri haline gelmiştir. Sergius’un çağdaşı Perm’li Aziz Stefan ise Ortodoksluğu Komi halkına benimsetmiş, onların dili için özel bir alfabe oluşturarak halkın kendi dillerinde ibadet etmesini sağlamıştır. XIV. Yüzyıl boyunca Bizans Patrikanesi; Moskova (Vladimir) ile Kiyev’i sınırlarına katan Litvanya Büyük Dükalığı arasında tercih yapmak zorunda kalmıştır. Litvanya’daki Ortodoks nüfusa rağmen yöneticilerin putperest olması ve sonradan Katolikliği benimsemesi üzerine Konstantinopolis kararını Moskova’dan yana kullanmıştır. Ruslar, Floransa Konseyi'nden 10 yıl sonra, 1448'de kiliselerinin kaderini tamamen ele alarak piskoposlarını Bizans'a danışmadan atamaya başlamıştır. Moskova Knezliğinin yükselişi ve diğer knezlikler üzerindeki galibiyeti; coğrafi konumun elverişliliğine, Altın Orda hakimiyeti sonrası güneyden gelen yerleşimciler için güvenli bir sığınak olmasından kaynaklanan ekonomik zenginleşmeye ve nehirlerin ticaret, ulaşım ve haberleşme ağının merkezinde yer almasına dayanmaktadır. Oka, Dnyepr, Don ve İdil nehirlerinin ana kollarına yakınlığı Moskova'ya büyük bir stratejik üstünlük sağlamıştır. Moskova Knezliği, toprak kazanımında satın alma, askeri işgal, diplomatik yollar, udel knezleriyle hizmet akitleri ve nüfusu İdil’in ötesine yerleştirme usullerinden faydalanmıştır. XIV. yüzyılın başlarında Knez Daniel Aleksandroviç Kolomna ve Mojaisk’i birleştirmiş, İvan Kalita ise Altın Orda'dan yarlık alarak vergileri toplama yetkisini kazanmış ve şehri hem siyasi hem dini bir başkent haline getirmiştir. Moskova’nın karşısında ekonomik gücünün doruğunda olan Novgorod ve Yukarı İdil bölgesindeki Tver gibi güçlü rakipler bulunmaktaydı. Tver ile yapılan uzun mücadeleler sonucunda 1375’te Tver Moskova’ya bağlanmış, bu galibiyet Moskova’yı bütün Rus topraklarının gelecekteki merkezi olarak öne çıkararak knezlikten devlete geçişte dönüm noktası olmuştur. XIV. yüzyılın sonlarında Rus şehirlerinde Altın Orda’ya karşı isyanlar artmış, 1378’de Moskova Knezi Dmitriy İvanoviç Ryazan topraklarına saldıran Altın Orda ordusunu mağlup etmiştir. Bu galibiyet Rusların kendine güvenini artırmış ve umumî düşmanlara karşı birlik olunması gerektiğini göstermiştir. Altın Orda Hanı Mamay; Litvanya Knezi Olgerd ve Ryazan Knezi Dmitriy İvanoviç ile ittifak yaparak büyük bir sefer hazırlığına girişmiştir. Buna karşılık Knez Dmitriy İvanoviç 150 bin kişilik büyük bir ordu kurarak düşman güçlerinin birleşmesini engellemek için Don Nehri’ne doğru hareket etmiştir. 8 Eylül 1380 gecesi Don Nehri’ni geçen Rus ordusu, Kulikovo Pole’de Mamay’ın ordusunu bozguna uğratmıştır. Kulikovo Savaşı’nın ardından Dmitriy, 'Donskoy' unvanını almıştır. Bu zafer, kuvvetlerin bölünmesinin başarısızlık olduğunu, birliğin ise zafer getirdiğini kanıtlamıştır. Her ne kadar 1382’de Han Toktamış Moskova’yı yağmalasa da, silah gücüyle kazanılan bu özgürlük halkın kendine olan güvenini ve ulusal birlik bilincini kalıcı olarak artırmıştır. III. İvan (1462-1505) döneminde Rusya’nın birleştirilmesi hızlanmış ve bağımsız bir merkezi devlet olma yolunda kurumsal adımlar atılmıştır. Altın Orda’ya 250 yıllık bağımlılık bu dönemde sessizce sona ermiş, İvan artık Han’a vergi ödemez hale gelmiştir. İç politikada en büyük hedef, özerk yapısını koruyan Novgorod ve Tver gibi merkezlerin ortadan kaldırılmasıdır. Novgorod, 1471 Şeloni Nehri savaşı ve 1478’deki nihai ilhak ile Moskova’ya bağlanmıştır. Novgorod’un geleneksel 'Veçe' meclisi kaldırılmış, meclis çanı Moskova’ya götürülmüş ve zengin kesim zorla sürgün edilmiştir. Bu fetihle birlikte Hansa Birliği tüccarları ülkeden çıkarılmış, batıya açılan pencereler kapatılmıştır. Sırada olan Tver Knezliği ise 1485’te Moskova topraklarına katılarak en büyük rakip aile ortadan kaldırılmıştır. III. İvan döneminde toprak mülkiyetinde köklü bir değişim yaşanarak 'pomestye' (devlet toprakları) sistemi yaygınlaştırılmıştır. Topraklar köylülere veya soylulara miras bırakılmak üzere değil, yalnızca şartlı askeri hizmet karşılığında tahsis edilmiştir. Böylece Çar, ülkenin mülkiyetinin tek sahibi haline gelmiş ve tüm soylular zorunlu hizmete bağlanmıştır. Moskova Knezliği’nin yükselerek Altın Orda hakimiyetinden kurtulması ve müstakil bir devlet haline gelmesi, hükümdarlık anlayışlarında köklü bir değişim yaratmıştır. 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesi ve Balkanlar'daki Ortodoks devletlerin bağımsızlıklarını kaybetmesiyle, Ortodoks kilisesini savunacak tek güçlü ülke olarak Moskova kalmıştır. Bu süreçte 'Üçüncü Roma' teorisi doğmuştur. Buna göre Moskova, 'Yeni Roma' sayılan Konstantinopolis’in yerini almış ve Hristiyanlığın kıyamete kadar ışık saçacak son buluşma noktası ilan edilmiştir. III. İvan, Bizans İmparatoru Konstantin’in yeğeni Zoya Paleologina (Sofya) ile evlenmiş ve Bizans’ın çift başlı kartal armasını kullanmaya başlamıştır. Sezar kelimesinden türetilen ve daha önce Bizans İmparatorları ile Altın Orda hanları için kullanılan 'Çar' unvanı bu dönemde resmi nitelik kazanmaya başlamış, daha sonra IV. İvan tarafından tam anlamıyla kurumsallaştırılmıştır. Moskova bu teorilerle birlikte sadece siyasi değil, aynı zamanda dini ve ideolojik bir imparatorluk merkezine dönüşmüştür. IV. İvan (1530-1584), üç yaşında tahta çıkmış, çocukluğu boyar ailelerinin iktidar mücadeleleri ve baskıları altında geçmiştir. 1547’de resmi olarak 'Çar' unvanı ile taç giymiştir. Yönetimi boyunca ilk parlamento niteliğindeki 'Zemskiy Sobor' (1549) toplanmış, 1550 kanunları çıkarılmış ve daimi piyade ordusu olan 'streletsi' birimleri kurulmuştur. Dış politikada doğuya yönelen IV. İvan; 1552’de Kazan Hanlığı’nı ve 1557’de Astrahan Hanlığı’nı ele geçirerek İdil nehrinin kontrolünü sağlamış ve Rusya’yı bir imparatorluk haline getirmiştir. Ayrıca Strogonov ailesinin izniyle Yermak komutasındaki Kozaklar aracılığıyla 1580’de Sibir Hanlığı fethedilmiş, İngiliz kaptan Richard Chancellor ile ilişkiler kurularak Arhangelsk Limanı ticarete açılmıştır. Eşi Anastasya’nın 1560’daki şüpheli ölümüyle paranoyası artan IV. İvan, 1564’te ülkeyi ikiye bölerek 'opriçnina' sistemini kurmuştur. Çar’ın kişisel mülkü ve terör mekanizması olan opriçniki birlikleri aracılığıyla boyarlara ve Novgorod halkına karşı büyük bir kıyım ve yıkım gerçekleştirilmiştir. Bu şiddet dönemi ekonomiyi sarsmış ve Livonya Savaşları'ndaki başarısızlıklarla birlikte Rusya’yı büyük bir buhrana sürüklemiştir. IV. İvan’ın soyundan gelen I. Fyodor’un 1598’de varis bırakmadan ölmesiyle Rurik Hanedanı sona ermiş ve 'Güçlükler Dönemi' (Smutnoye Vremya) adı verilen 1603-1613 yılları arasındaki büyük anarşi ve fetret devri başlamıştır. Bu dönemde açlık, kıtlık, taht kavgaları, Düzmece Dmitriy vakaları birbirini izlemiştir. Lehistan ve İsveç kuvvetleri Rusya’nın iç kargaşasından faydalanarak Moskova’yı işgal etmiş, ülke dağılmanın eşiğine gelmiştir. Bu enkaz halinde ve otoritesiz dönemde, saygınlığını koruyan tek kurum olan kilisenin çağrısıyla Nijni Novgorod’da bir kasap olan Kozma Minin halk ordusu toplamış, Dmitriy Pozarskiy’nin komutasındaki direniş güçleri Lehleri 1612’de Moskova’dan çıkararak ülkeyi kurtarmıştır. 1613 yılında toplanan Zemskiy Sobor, 16 yaşındaki Mihail Fyodoroviç Romanov’u Çar seçmiştir. Böylece Rusya’yı 300 yıl yönetecek Romanov Hanedanlığı tesis edilmiş, ulusal birlik bilinci pekişmiş ve otokrasi eskisinden çok daha güçlü bir meşruiyete kavuşmuştur. Aleksey Mihayloviç (1645-1676) döneminde ekonomik sıkıntılar, ağır vergiler, tuz ve bakır ihtilalleri yaşanmış, halkın hoşnutsuzluğunu gidermek amacıyla 1649’da 25 bölüm ve 967 maddeden oluşan 'Sobornoye Ulojeniye' (İmparatorluk Kanunnamesi) yayımlanmıştır. Bu kanunname ile köylüler toprağa kalıcı olarak bağlanmış ve kölelik sistemi hukuki kesinliğe kavuşmuştur. Bu dönemin en büyük toplumsal patlamalarından biri, Don Kozaklarının lideri Stenka Razin’in 1670-1671 yıllarında Volga boyunca başlattığı büyük köylü ve halk ayaklanmasıdır. Simbir yakınlarında yenilen Razin yakalanarak Moskova’da idam edilmiştir. Dış politikada ise Zaporojniye Kozaklarının talebi üzerine 1654’te Ukrayna Pereyaslav Radası ile Rusya’ya bağlanmış ve Andrusovo Antlaşması ile Dnyepr’in sol kıyısı Rus egemenliğine girmiştir. Dini alanda ise Patrik Nikon’un Bizans kilise hukukuna dayanarak din kitaplarında ve ayinlerde yaptığı reformlar büyük bir teolojik bölünmeye ('Büyük Hizip Hareketi' / Raskol) yol açmıştır. Başpapaz Avvakum’un önderlik ettiği gelenekselciler reformlara şiddetle karşı çıkmış, ancak 1666-1667 konsey kararlarıyla Nikon patriklikten alınsa da reformlar onaylanmış ve eski inancı savunanlar ağır takibata uğramıştır. XVII. yüzyılda Rusya’nın sınırları genişlemiş, nüfusu 10,5 milyona ulaşmıştır. Ülkenin uzak bölgelerine göç eden ve merkezi otoriteden kaçan kitleler arasında Kozaklar ön plana çıkmıştır. Don ve Zaporojniye Kozakları kendi askeri teşkilatlarını kurmuş, tarım ve zanaatla uğraşmışlardır. Sibirya’nın fethi tamamlanmış; demir, bakır ve altın yatakları keşfedilerek devlet gelirlerinin dörtte biri Sibirya’dan elde edilmiştir. Ekonomik alanda zanaatkarlık, metal imalatı, gemi yapımı ve tüccar sınıfı gelişme kaydetmiştir. 1653 ve 1667 gümrük kanunlarıyla proteksionist (korumacı) bir politika izlenmiş, iç gümrükler kaldırılıp tek bir ulusal pazarın temelleri atılmıştır. Şehirlerde feodallere ait vergi muafiyeti sağlayan 'ak sloboda'lar 1649 reformuyla lağvedilmiş, tüm şehir halkı devlet denetimine alınmıştır. Kültürel hayatta resmi okullaşma olmasa da bürokrasi gelişmiş, Ukrayna’nın ilhakından sonra felsefe ve sanat eğitimi veren okullar açılmıştır. III. Fyodor döneminde soyluların asalet sırasına göre devlet memuriyeti almasını sağlayan 'mestniçestvo' sistemi 1682’de tamamen kaldırılmış, Batılılaşma eğilimleri ve Alman Mahallesi (Nemetskaya Sloboda) aracılığıyla Avrupa kültürü Rusya’ya gümrük kapılarından girmeye başlamıştır.