← Ünite 2
14-15. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

Ünite 2: XIV. Yüzyıl Batı Türk Edebiyatı-II: Anadolu Sahası Şair ve Yazarları

Akşehir Veba Salgını (1348)
Şeyyâd Hamza'nın hayatını ve edebi kronolojisini aydınlatan en önemli tarihi olaydır. 1348 yılında Akşehir civarında patlak veren ve kasıp kavuran bu salgında şair iki çocuğunu kaybetmiş, bu acı olay üzerine yazdığı mersiye onun 1350'lerde hayatta olduğunu kanıtlamıştır.
Varka vü Gülşâh'ın Yazılış Tarihi (1342)
Yûsuf-ı Meddâh'ın en tanınmış mesnevisi olan Varka vü Gülşâh, 1342 yılında Sivas'ta kaleme alınmıştır. 1742 beyitten oluşan bu eser, şairin meddahlık kimliğini yansıtan meclisli yapısıyla dikkat çeker.
Menâkıbü’l-kudsiyye'nin Yazılışı (1359)
Elvân Çelebi tarafından 760 (miladi 1359) yılında kaleme alınan eser, Baba İlyas ve Dede Garkın ocağını anlatan ilk menakıbnamedir. Bilinen tek nüshası Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi'nde (nr. 4937) kayıtlıdır.
Süheyl ü Nevbahâr'ın Telifi (1350)
Hoca Mes’ûd tarafından 1350 yılında yeğeni İzzeddîn Ahmed ile ortaklaşa Farsçadan Türkçeye kazandırılmış 5703 beyitlik büyük bir aşk mesnevisidir. İlk bin beytini yeğeni, geri kalanını Hoca Mes'ûd çevirmiştir.

Anahtar Kavramlar

MusammatDivan şiirinde beyit içindeki ortalarından kafiyeli olan mısra yapısıdır. Şeyyâd Hamza ve Hoca Dehhânî gibi şairlerin şiirlerinde bu özelliği kullanması onları eski Türk edebi zevkine bağlar.
Na'tHz. Muhammed'i övmek ve ona duyulan sevgiyi dile getirmek amacıyla yazılan şiir türüdür. Şeyyâd Hamza, Anadolu'da ilk güzel na't örneklerini veren ve Yûnus'tan sonra bu türü kaside nazım şekliyle yazan ilk şairdir.
MersiyeÖlen birinin arkasından duyulan üzüntüyü, acıyı ve övgüleri dile getiren ağıt türüdür. Şeyyâd Hamza çocukları için mersiye yazan ilk şairken, Ahmedî Emir Süleyman için yazdığı mersiyelerle bu türün öncüsüdür.
Münazaraİki zıt unsurun veya kavramın üstünlük iddiasıyla karşılıklı konuşturulduğu edebi türdür. Şeyyâd Hamza'nın Dâstân-ı Sultân Mahmûd'u ve Ahmedî'nin 'Mum ile Buhurdan' münazarası buna örnektir.
MeddahHalk toplulukları huzurunda hikâyeler anlatan, taklitler yapan sanatçıdır. Yûsuf-ı Meddâh, eserlerini meclisler halinde yazması ve sözü yarıda kesmesi yönüyle bu geleneği yansıtır.
Menâkıb-nâmeDin büyüklerinin, evliyaların veya tarihi şahsiyetlerin hayatlarını, olağanüstü hallerini ve kerametlerini anlatan eser türüdür. Elvân Çelebi'nin Menâkıbü’l-kudsiyye'si bu türün ilk örneğidir.
Tercüme MetoduHoca Mes'ûd ve Fahrî gibi şairlerin eserleri çevirirken kelime kelime bağlı kalmak yerine, metni okuyup anlayarak kendi kültürel diline uyarlaması ve telif eser havası katması yöntemidir.
Şehir KasidesiBir şehrin güzelliklerini övmek veya bazen eleştirmek amacıyla yazılan kaside türüdür. Ahmedî'nin Bursa için yazdığı kaside Türk edebiyatında bu türün ilk örneğidir.
SiyerHz. Muhammed'in hayatını, gazvelerini ve mücadelesini anlatan eser türüdür. Erzurumlu Mustafa Darîr'in Sîretü’n-nebî adlı eseri, Türkçede yazılmış ilk siyer kitabıdır.
Siyaset-nameDevlet idaresi, hükümdarlık ahlakı ve toplum düzeni hakkında yöneticilere tavsiyelerde bulunan eser türüdür. Şeyhoğlu'nun Kenzü’l-küberâ'sı bu alanda Kutadgu Bilig'den sonra gelen ikinci eserdir.
BahâriyyeKasidelerin başında bahar mevsimini, tabiatın uyanışını ve çiçekleri tasvir eden giriş bölümüdür. Ahmedî kasidelerinde bu unsuru işleyen ilk şairlerdendir.
HazâniyyeKasidelerin başında sonbahar mevsimini ve tabiatın sararmasını konu alan giriş bölümüdür. Ahmedî bu tasvirleri kasidelerinde başarıyla kullanmıştır.
TercibendVasıta beyitlerinin her bendin sonunda aynen tekrarlandığı bir divan şiiri nazım şeklidir. Şeyhoğlu Hurşîd-nâme'de, Ahmedî ise divanında ve mersiyelerinde bu şekli kullanmıştır.
TergibendVasıta beyitlerinin her bendin sonunda sadece son kelime veya mısra açısından değişerek ama aynı kafiye düzeniyle tekrarlandığı nazım şeklidir. Ahmedî mersiyelerinde bu formu tercih etmiştir.
Telif EserBaşka bir dilden çevrilmeyip yazarın kendi bilgi, gözlem ve yaratıcılığıyla doğrudan doğruya oluşturduğu orijinal eserdir. Ahmedî İskender-nâme'yi bu konuma getirmiştir.
MatlaGazel veya kasidelerin ilk beyti olup her iki mısrası kendi arasında kafiyelidir. Örnek olarak Dehhânî'nin 'Müşgîn saçunı dir koma...' matlaı verilebilir.
Hüsn-i Ta'lîlBir olayın veya varlığın gerçekleşme sebebini gerçek nedeninden başka, daha güzel, edebi ve hayali bir nedene bağlama sanatıdır. Ahmedî'nin gazellerinde sıklıkla görülür.
İktibasŞiir veya nesir içinde Kur'an ayetlerine ya da hadislere doğrudan yer verme sanatıdır. Şeyhoğlu bu yöntem yerine Türkçe ifadelerle telmih yapmayı tercih etmiştir.
TelmihSöz arasında herkesçe bilinen tarihi, dini veya mitolojik bir olaya, kişiye veya hikâyeye işaret etme sanatıdır. Ahmedî ve Şeyhoğlu eserlerinde sıkça başvurmuştur.
Matem RengiYas ve ölüm durumlarında giysilerde veya tasvirlerde kullanılan renktir. Erzurumlu Mustafa Darîr, Hz. Muhammed'in vefatı üzerine yazdığı ağıtta kara rengin yanı sıra Türklerdeki kadim matem rengi olan gök (mavi) rengini seçmiştir.

Diğer Önemli Bilgiler

Fahrî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i (1367)

Aydınoğlu İsa Bey'in isteği üzerine 1367 yılında kaleme alınmış 4683 beyitlik bir tercüme mesnevidir. Nizâmî'nin eserinin Anadolu sahasındaki ilk Türkçe çevirisidir ve Marburg Devlet Kütüphanesi'nde (nr. 1069) kayıtlıdır.

Hoca Dehhânî'nin Divanı'nın Keşfi (2015)

Uzun süre sadece birkaç şiiriyle bilinen Hoca Dehhânî'nin divanı, 2015 yılında Medine Ârif Hikmet Bey Kütüphanesi'ndeki Mecmû’a-i Devâvîn'in kenarında (28a-58b varakları arasında) bulunmuş ve 106 şiiriyle birlikte ilim dünyasına kazandırılmıştır.

Şeyhoğlu'nun Kenzü’l-küberâ'sı (1401)

Şeyhoğlu Mustafa'nın ömrünün sonuna doğru, 803 (miladi 1401) yılında Paşa Ağa bin Hoca Paşa adına kaleme aldığı mensur siyasetnamedir. Kutadgu Bilig'den sonra devlet idaresini konu alan ikinci siyaset kitabı olması bakımından devri için hayati önem taşır.

Ahmedî'nin İskender-nâme'sinin Tamamlanması (1390)

Ahmedî'nin Firdevsî ve Nizâmî kaynaklarından hareketle 1390 yılında bitirdiği, daha sonra Bayezid ve Timur'un ölümleri gibi eklemelerle genişlettiği 8754 beyitlik ansiklopedik mesnevisidir. İçinde ilk mevlid bölümü yer alır.

Erzurumlu Darîr'in Sîretü’n-nebî'si (1388)

Mısır'da Melik el-Mansûr Ali'nin emriyle yazılmaya başlanan ve 1388'de tamamlanan altı ciltlik Türkçe ilk siyer kitabıdır. Eserin üçüncü cildi daha sonra Mısır hükümdarı Berkuk tarafından yazdırılmıştır.

Kul Mes’ûd'un Kelîle ve Dimne Tercümesi

XIV. yüzyılın ilk döneminde Aydınoğlu Umur Bey adına Farsçadan serbest bir şekilde Türkçeye çevrilmiş didaktik hayvan hikâyeleridir. Dönemin sade nesrinin en güzel ve erken örneklerinden biridir.

Kadı Burhaneddin Divanı'nın Nüshası

1456 manzumesiyle XIV. yüzyılın en hacimli divanı olan bu eser, şairin ölümünden beş yıl önce 1393-1394 yıllarında yazılmıştır. Tek nüshası British Library'de Or. 4126 numarada kayıtlıdır.

Dede Korkud Kitâbı'nın Dresden Nüshası

Oğuz Türklerinin mücadelelerini anlatan 12 destani hikâyeden oluşan Dede Korkud Kitâbı'nın tek ve tam nüshası Almanya'daki Dresden Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Eser XIV. yüzyılda son şeklini almıştır.

Edviye-i Müfrede'nin Yazılışı (1390)

İshâk bin Murâd tarafından 1390 yılında Anadolu'da kaleme alınmış olan bu eser, Anadolu'da yazıldığı bilinen ilk telif tıp kitabı olma özelliğini taşır.

Fütûhu’ş-şâm Tercümesi (1393)

Erzurumlu Mustafa Darîr tarafından 1393 yılında Halep naibi Emir Çolpan adına Vâkıdî'nin Arapça eserinden Türkçeye çevrilen, Suriye'nin fethini anlatan üç ciltlik mensur tarih kitabıdır.

Sınavda Dikkat Et

  • Şeyyâd Hamza'nın 1348 veba salgını ile ilişkilendirildiğini ve Anadolu'da ilk mersiye/çocuk ağıtı yazan şair olduğunu unutmayın.
  • Yûsuf-ı Meddâh'ın Varka vü Gülşâh mesnevisindeki 'meclis' tertibinin onun meddahlık kimliğini ele verdiğini karıştırmayın.
  • Elvân Çelebi'nin Menâkıbü’l-kudsiyye adlı eserinin Türk edebiyatındaki ilk menakıbnâme örneği olduğunu, Baba İlyas ocağını anlattığını not edin.
  • Hoca Mes’ûd'un çeviri metodunda kelimesi kelimesine çeviri yapmayıp telif tarzı bir serbestlik benimsediğini ve Türkçeyi öne çıkardığını unutmayın.
  • Ahmedî'nin Bursa için yazdığı kasidenin ilk şehir kasidesi olduğunu ve İskender-nâme içinde mevlid bölümü barındırdığını kesinlikle ezberleyin.
  • Erzurumlu Mustafa Darîr'in kör mahlası olan 'Darîr' ile tanındığını ve Türkçede ilk siyer olan Sîretü’n-nebî'nin yazarı olduğunu unutmayın.
  • Şeyhoğlu Mustafa'nın Kenzü’l-küberâ'sının Kutadgu Bilig'den sonra Batı Türkçesinde yazılan ilk siyasetname olduğunu karıştırmayın.
  • Dede Korkud Kitâbı'nın tek ve tam nüshasının Dresden Kütüphanesi'nde olduğunu ve eserin XIV. yüzyılda son şeklini aldığını asla göz ardı etmeyin.