myders

Kavram Sözlüğü

14-15. Yüzyıllar Türk Edebiyatı dersindeki 150 kavram, ünite sırasına göre.

OğuzcaÜnite 1

XII-XIII. yüzyıllardan itibaren Anadolu, Azerbaycan ve Irak sahalarında gelişen, XIV. yüzyılda Doğu ve Batı Oğuzcası olarak ayrışmaya başlayan Batı Türkçesinin temel lehçesidir.

HurûfîlikÜnite 1

Fazlullah-ı Hurûfî tarafından kurulan, varlığı, yaratılışı ve Kur'an ayetlerini Arapça ve Farsçadaki harflerin sayısal değerleriyle (ebced) açıklayan bâtınî bir akımdır.

TuyuğÜnite 1

Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı, aruzun fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılan, tek dörtlükten oluşan ve genellikle cinaslı kafiye barındıran milli nazım şeklidir.

Elif-nâmeÜnite 1

Mısra başlarında Arap alfabesindeki harflerin sırasıyla (Elif'ten Ye'ye veya tersi) yer aldığı ve bu harflere tasavvufi anlamlar yüklenen şiir türüdür.

Bir mısra veya beyit içindeki kelimelerin yerlerini simetrik olarak değiştirerek yeni ve anlamlı bir mısra oluşturma sanatıdır; ilk örneğini Nesîmî vermiştir.

ŞathiyeÜnite 1

Dış görünüşü itibariyle saçma, alaycı veya şeriata aykırı gibi görünen ancak tasavvufi açıdan şerh edildiğinde derin hakikatler barındıran manzumelerdir.

Mürettep DivanÜnite 1

Şiirlerin kasideler, tarihler, gazeller, rubailer ve tuyuğlar şeklinde belirli bir klasik alfabetik ve biçimsel sıraya göre düzenlendiği divan tertibidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Kahramanları genellikle hayvanlar arasından seçilen, ders verme amacı güden alegorik hikayelerdir; Anadolu sahasındaki ilk temsilcisi Gülşehrî'dir.

SîmurgÜnite 1

Klasik Doğu edebiyatında Kaf Dağı'nda yaşadığına inanılan, tasavvufta Allah'ı veya vahdet-i vücut makamını sembolize eden efsanevi kuştur.

HüdhüdÜnite 1

Mantıku't-tayr'da kuşlara rehberlik eden, tasavvuf yolculuğunda mürşid-i kâmili (yol gösterici rehberi) temsil eden bilge kuştur.

Sehl-i MümteniÜnite 1

İlk bakışta çok kolayca söylenebilecekmiş gibi görünen ancak taklit edilmeye çalışıldığında benzerinin söylenmesi son derece zor olan sade ve derin üsluptar.

FütüvvetÜnite 1

Ahilik teşkilatının temelini oluşturan, cömertlik, fedakarlık, yiğitlik ve iş ahlakına dayanan dini-tasavvufi esnaflık ve ahlak sistemidir.

İktibasÜnite 1

Şiirlerin içine anlamı güçlendirmek amacıyla Kur'an ayetlerini veya hadis-i şerifleri lafzen ya da kısmen dahil etme sanatıdır.

MersiyeÜnite 1

Önemli bir şahsiyetin ölümünden duyulan acıyı dile getirmek ve onun erdemlerini övmek amacıyla yazılan lirik şiir türüdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Teşbîh-i BelîğÜnite 1

Sadece benzeyen ve kendisine benzetilen ögeleriyle yapılan, benzetme yönü ve edatı bulunmayan en nitelikli ve güzel benzetme sanatıdır.

Açık İstiâreÜnite 1

Benzetme ögelerinden sadece kendisine benzetilenin kullanılmasıyla yapılan, şiirsel imgeyi en çok güçlendiren mecaz sanatıdır.

Kapalı İstiâreÜnite 1

Benzetme ögelerinden sadece benzeyenin ve benzetme yönünün (ipucunun) kullanılmasıyla yapılan edebi sanattır.

TevriyeÜnite 1

Birden çok anlamı olan bir kelimenin, şiirde yakın anlamını değil de uzak anlamını kastederek kullanılması sanatıdır.

Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları tamamen farklı olan kelimelerin bir arada kullanılmasıyla yapılan ses ve kafiye sanatıdır.

MübalağaÜnite 1

Bir durumun, olayın veya özelliğin derecesini mantık sınırlarını zorlayacak derecede büyüterek ya da küçülterek anlatma sanatıdır.

TelmihÜnite 1

Herkesçe bilinen tarihi bir olaya, efsaneye, ayete, hadise veya ünlü bir şahsiyete şiir içinde işaret etme, hatırlatma sanatıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
DîbâceÜnite 1

Özellikle divan ve mesnevi gibi büyük hacimli eserlerin başına konulan, eserin yazılış amacını açıklayan mensur veya manzum önsözdür.

MusammatÜnite 2

Divan şiirinde beyit içindeki ortalarından kafiyeli olan mısra yapısıdır. Şeyyâd Hamza ve Hoca Dehhânî gibi şairlerin şiirlerinde bu özelliği kullanması onları eski Türk edebi zevkine bağlar.

Hz. Muhammed'i övmek ve ona duyulan sevgiyi dile getirmek amacıyla yazılan şiir türüdür. Şeyyâd Hamza, Anadolu'da ilk güzel na't örneklerini veren ve Yûnus'tan sonra bu türü kaside nazım şekliyle yazan ilk şairdir.

MersiyeÜnite 2

Ölen birinin arkasından duyulan üzüntüyü, acıyı ve övgüleri dile getiren ağıt türüdür. Şeyyâd Hamza çocukları için mersiye yazan ilk şairken, Ahmedî Emir Süleyman için yazdığı mersiyelerle bu türün öncüsüdür.

MünazaraÜnite 2

İki zıt unsurun veya kavramın üstünlük iddiasıyla karşılıklı konuşturulduğu edebi türdür. Şeyyâd Hamza'nın Dâstân-ı Sultân Mahmûd'u ve Ahmedî'nin 'Mum ile Buhurdan' münazarası buna örnektir.

MeddahÜnite 2

Halk toplulukları huzurunda hikâyeler anlatan, taklitler yapan sanatçıdır. Yûsuf-ı Meddâh, eserlerini meclisler halinde yazması ve sözü yarıda kesmesi yönüyle bu geleneği yansıtır.

Menâkıb-nâmeÜnite 2

Din büyüklerinin, evliyaların veya tarihi şahsiyetlerin hayatlarını, olağanüstü hallerini ve kerametlerini anlatan eser türüdür. Elvân Çelebi'nin Menâkıbü’l-kudsiyye'si bu türün ilk örneğidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Tercüme MetoduÜnite 2

Hoca Mes'ûd ve Fahrî gibi şairlerin eserleri çevirirken kelime kelime bağlı kalmak yerine, metni okuyup anlayarak kendi kültürel diline uyarlaması ve telif eser havası katması yöntemidir.

Şehir KasidesiÜnite 2

Bir şehrin güzelliklerini övmek veya bazen eleştirmek amacıyla yazılan kaside türüdür. Ahmedî'nin Bursa için yazdığı kaside Türk edebiyatında bu türün ilk örneğidir.

Hz. Muhammed'in hayatını, gazvelerini ve mücadelesini anlatan eser türüdür. Erzurumlu Mustafa Darîr'in Sîretü’n-nebî adlı eseri, Türkçede yazılmış ilk siyer kitabıdır.

Siyaset-nameÜnite 2

Devlet idaresi, hükümdarlık ahlakı ve toplum düzeni hakkında yöneticilere tavsiyelerde bulunan eser türüdür. Şeyhoğlu'nun Kenzü’l-küberâ'sı bu alanda Kutadgu Bilig'den sonra gelen ikinci eserdir.

BahâriyyeÜnite 2

Kasidelerin başında bahar mevsimini, tabiatın uyanışını ve çiçekleri tasvir eden giriş bölümüdür. Ahmedî kasidelerinde bu unsuru işleyen ilk şairlerdendir.

HazâniyyeÜnite 2

Kasidelerin başında sonbahar mevsimini ve tabiatın sararmasını konu alan giriş bölümüdür. Ahmedî bu tasvirleri kasidelerinde başarıyla kullanmıştır.

TercibendÜnite 2

Vasıta beyitlerinin her bendin sonunda aynen tekrarlandığı bir divan şiiri nazım şeklidir. Şeyhoğlu Hurşîd-nâme'de, Ahmedî ise divanında ve mersiyelerinde bu şekli kullanmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
TergibendÜnite 2

Vasıta beyitlerinin her bendin sonunda sadece son kelime veya mısra açısından değişerek ama aynı kafiye düzeniyle tekrarlandığı nazım şeklidir. Ahmedî mersiyelerinde bu formu tercih etmiştir.

Telif EserÜnite 2

Başka bir dilden çevrilmeyip yazarın kendi bilgi, gözlem ve yaratıcılığıyla doğrudan doğruya oluşturduğu orijinal eserdir. Ahmedî İskender-nâme'yi bu konuma getirmiştir.

Gazel veya kasidelerin ilk beyti olup her iki mısrası kendi arasında kafiyelidir. Örnek olarak Dehhânî'nin 'Müşgîn saçunı dir koma...' matlaı verilebilir.

Hüsn-i Ta'lîlÜnite 2

Bir olayın veya varlığın gerçekleşme sebebini gerçek nedeninden başka, daha güzel, edebi ve hayali bir nedene bağlama sanatıdır. Ahmedî'nin gazellerinde sıklıkla görülür.

İktibasÜnite 2

Şiir veya nesir içinde Kur'an ayetlerine ya da hadislere doğrudan yer verme sanatıdır. Şeyhoğlu bu yöntem yerine Türkçe ifadelerle telmih yapmayı tercih etmiştir.

TelmihÜnite 2

Söz arasında herkesçe bilinen tarihi, dini veya mitolojik bir olaya, kişiye veya hikâyeye işaret etme sanatıdır. Ahmedî ve Şeyhoğlu eserlerinde sıkça başvurmuştur.

Matem RengiÜnite 2

Yas ve ölüm durumlarında giysilerde veya tasvirlerde kullanılan renktir. Erzurumlu Mustafa Darîr, Hz. Muhammed'in vefatı üzerine yazdığı ağıtta kara rengin yanı sıra Türklerdeki kadim matem rengi olan gök (mavi) rengini seçmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MesneviÜnite 3

Her beyiti kendi arasında kafiyeli, aruzun kısa kalıplarıyla yazılan ve beyit sayısı sınırsız olan nazım şeklidir. XIV. yüzyılda Anadolu'da dinî, tasavvufi, aşkî ve tarihî konuların işlendiği en önemli nazım biçimidir.

Manzum Dinî DestanlarÜnite 3

Meclislerde halka eğlenceli vakit geçirmek ve dinî terbiye vermek amacıyla yazılmış, estetik kaygıdan uzak şifahî eserlerdir. Örnek olarak Kesikbaş Destanı gösterilebilir.

KassâsÜnite 3

Halkı eğlendirmek, dinî ve ahlaki nasihatler vermek amacıyla camilerde veya meclislerde manzum dinî hikâyeleri anlatan kişilere verilen unvanlardandır.

MeddâhÜnite 3

Genellikle halk topluluklarına hikâyeler anlatan, kıssalar okuyan ve metinleri sesli olarak aktaran sanatçı veya anlatıcı tipidir; aynı zamanda bu tür eserleri anlatanlara verilen sıfatlardandır.

Hz. Muhammed'in hayatını, savaşlarını ve mucizelerini anlatan manzum veya mensur eser türüdür. XIV. yüzyılda Ahmedî bu alanda önemli eserler vermiştir.

Mi’râc-nâmeÜnite 3

Hz. Muhammed'in miraç hadisesini ve gökyüzü yolculuğunu konu alan müstakil eserdir. Anadolu'da bu türün en eski telif örneği Ahmedî'nin Tahkîk-i Mi’râc-ı Resûl'üdür.

Gazavât-nâmeÜnite 3

Din uğruna yapılan savaşları, kahramanlıkları ve gazileri konu edinen manzum veya mensur eser türüdür. Örnek olarak Tursun Fakı'nın Cumhur-nâme'si verilebilir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mahşer-nâmeÜnite 3

Kıyamet gününü, mahşer yerinin durumunu, ayet ve hadisler eşliğinde kıyamet ahvalini anlatan dinî-didaktik mesnevi türüdür.

ŞârihÜnite 3

Bir eseri şerh eden, yani tahlil ederek açıklayan ve manalarını açığa çıkaran bilgin veya yazar kişidir. İbrâhîm Bey Mevlânâ'nın Mesnevî'sini şerhedenler arasındadır.

TecvitÜnite 3

Kur’an-ı Kerîm’in usulüne ve kaidelerine uygun olarak okunmasını öğreten ilim dalı veya bu konuyu işleyen manzum eserdir. Ladikli Mehmed'in Kavâ’id-i Teysîr-i Kur’ân'ı buna örnektir.

Vahdet-i VücûdÜnite 3

Tasavvufta Allah'ın varlığından başka gerçek varlık olmadığını, her şeyin O'nun tecellisi olduğunu savunan felsefi görüştür. Gülşehrî'nin Mantıku’t-tayr'ında işlenmiştir.

Alegorik MesneviÜnite 3

Olayların, kahramanların ve unsurların mecazi ve sembolik anlamlar taşıdığı eser türüdür. Gülşehrî'nin Mantıku’t-tayr eseri kuşların sembolizmi üzerinden bu niteliği taşır.

MaktelÜnite 3

Hz. Hüseyin'in ve Ehl-i Beyt'in Kerbela'da şehit edilişini acıklı bir dille anlatan manzum veya mensur eserdir. Yûsuf-ı Meddâh'ın Maktel-i Hüseyn'i ilk örneklerindendir.

MazmunÜnite 3

Divan edebiyatında şairlerin belirli kavramları ifade etmek için kullandıkları ortak, kalıplaşmış ve sanatlı sözlerdir. Yüksek zümre mesnevilerinde sıklıkla kullanılmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Cenk-nâmeÜnite 3

Dinî kahramanların, özellikle Hz. Ali'nin savaşlarını ve mucizevi mücadelelerini anlatan destanî nitelikteki eserlerdir.

Telif EserÜnite 3

Başka bir dilden çeviri olmayıp, yazarın bizzat kendi hayal gücü, bilgi birikimi ve yaratıcılığıyla ortaya koyduğu özgün eserdir. Âşık Paşa'nın Garîb-nâme'si buna örnektir.

Teşhir / AnatomiÜnite 3

Tıp biliminde insan bedeninin yapısını, organlarını ve iç yapılarını inceleyen daldır. Ahmedî'nin Tervîhu’l-ervâh adlı tıp mesnevisinde yer verilmiştir.

Çağatay HanlığıÜnite 4

Cengiz Han’ın ikinci oğlu Çağatay’a kalan topraklar üzerinde 1242 yılında kurulan Türk-Moğol devleti olup, Duva Han zamanında resmî adını almıştır. Bu hanlık, Maveraünnehir ve Türkistan bölgesinde Türk kültürünün ve Çağatay Türkçesinin gelişiminde zemin hazırlamıştır.

Çağatay TürkçesiÜnite 4

Orta Asya Türk-İslam yazı dilinin Karahanlı ve Harezm-Altın Ordu Türkçesinden sonraki kolu olup, Timurlular döneminde şekillenip Ali Şir Nevâî ile klasik çağına ulaşmış ve XIX. yüzyıla kadar kullanılmış bir edebî dildir.

Klasik Öncesi DönemÜnite 4

Çağatay yazı dilinin başlangıç devresi olup, XV. yüzyıl başlarından Ali Şir Nevâî’nin ilk divanını düzenlediği 1465 yılına kadarki süreyi kapsar; bu dönemde Harezm-Altın Ordu unsurları hâlâ etkindir.

Klasik Çağatayca DevriÜnite 4

Hüseyn-i Baykara'nın iktidarı ve Ali Şir Nevâî'nin öncülüğünde XV. yüzyılın ikinci yarısından XVI. yüzyılın ilk yarısına kadar süren, Çağatay edebiyatının en zengin ve olgun eserlerinin verildiği altın çağdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MünazaraÜnite 4

İki zıt unsur veya kavramın (örneğin afyon ile şarap ya da ok ile yay) birbirine karşı üstünlük iddia ederek karşılıklı konuşturulduğu, şiir veya nazım-nesir karışık yazılan edebî türdür.

Deh-nâmeÜnite 4

Âşık ile maşuk arasındaki on manzum mektuplaşmayı konu alan, genellikle tevhid, na't ve sebeb-i te'lif bölümleriyle süslü mesnevi türündeki eserdir; örneğin Yûsuf Emîrî’nin Deh-nâme’si.

Hazâ’inü’l-me‘ânîÜnite 4

Ali Şir Nevâî’nin şairin dört farklı hayat evresini (çocukluk, gençlik, orta yaş, yaşlılık) kapsayan şiirlerini topladığı dört ciltlik büyük Türkçe divan külliyatıdır.

Mecâlisü’n-nefâisÜnite 4

Ali Şir Nevâî tarafından kaleme alınan, dönemin ve geçmişin şairlerinin hayatlarını ve şiirlerinden örnekleri içeren Türk edebiyatındaki ilk şairler tezkiresidir.

Muhakemetü’l-lugateynÜnite 4

Ali Şir Nevâî’nin Türkçenin Farsçadan üstün ve zengin bir ifade gücüne sahip bir dil olduğunu mukayeseli örneklerle ispat etmek amacıyla yazdığı ünlü eseridir.

Mîzânü’l-evzânÜnite 4

Ali Şir Nevâî’nin Türk şiirinde kullanılan aruz vezinlerini, kalıplarını ve çeşitlerini inceleyerek kurallarını ortaya koyduğu aruz konulu eseridir.

Mahzenü’l-esrârÜnite 4

Genceli Nizâmî’nin aynı adlı Farsça mesnevisinden esinlenerek Haydar Tilbe ve Ali Şir Nevâî gibi şairlerin Türkçe kaleme aldığı tasavvufi ve ahlaki konulu mesnevidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Beng ü ÇagırÜnite 4

Yûsuf Emîrî tarafından yazılan, beng (afyon, esrar) ile çagırın (şarap) üstünlük iddiasıyla tartıştığı, Türk edebiyatında bu konuyu işleyen ilk alegorik münazara örneğidir.

Timuroğulları RönesansıÜnite 4

Hüseyn-i Baykara ve Ali Şir Nevâî'nin himayesinde Herat merkezli olarak sanat, edebiyat, ilim ve mimarlık alanında yaşanan büyük kültürel canlanma ve gelişim dönemidir.

TuyuğÜnite 4

Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı, mani tipine benzeyen, tek bendlik ve arruzun belli bir kalıbıyla yazılan millî nazım şeklidir; Mevlânâ Lütfî bu nazımda başarılı örnekler vermiştir.

Lisânü’t-tayrÜnite 4

Ferîdüddin Attâr’ın Mantıku’ttayr adlı eserinden esinlenerek Ali Şir Nevâî tarafından kaleme alınan, kuşların diliyle tasavvufi seyrüsülûkü anlatan dinî-tasavvufi mesnevidir.

Çağatay EdebiyatıÜnite 5

XV. yüzyılda Horasan ve Maveraünnehir sahasında, Timur'un çocukları ve torunlarının himayesinde Doğu Türkçesiyle meydana getirilen çok parlak edebiyat koludur. Bu dönemde Herat ve Semerkand gibi şehirler ilim ve sanat merkezi olmuştur.

HakîkîÜnite 5

Karakoyunlu hükümdarı Cihânşâh b. Karayusuf'un (öl. 1467) şiirlerinde kullandığı mahlastır. Hem Türkçe hem Farsça şiirler yazan hükümdarın Divan'ının 1487 tarihli bir nüshası British Museum'da bulunmaktadır.

HabîbîÜnite 5

XV. yüzyılda Azerî sahasındaki en önemli şairdir. Akkoyunlu ve Şah İsmail saraylarında yetişmiş, Şah İsmail tarafından 'melikü’ş-şu’arâ' unvanı verilmiş, tasavvufi ve aşkane şiirleriyle tanınmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mecmû’atü’n-nezâ’irÜnite 5

Ömer b. Mezîd tarafından 1436 yılında derlenerek II. Murâd'a sunulan, Anadolu'da yazılan ilk nazire mecmualarından biridir. Döneme kadar yazılmış yüzlerce şairin şiirlerini değerlendirmeyi sağlayan kritik bir kaynaktır.

Emir SüleymanÜnite 5

Yıldırım Bâyezîd'in büyük oğlu olup Osmanlı sarayında şairleri ilk defa etrafında toplayıp meclis kuran şehzadedir. Ahmedî, Ahmed-i Dâ’î ve Süleyman Çelebi gibi isimler onun döneminde himaye görmüştür.

MurâdîÜnite 5

Osmanlı'da şiir yazan ilk padişah olan II. Murâd'ın şiirlerinde kullandığı mahlastır. II. Murâd, Türkçenin gelişmesine ve eserlerin sade bir dille tercüme edilmesine büyük öncülük etmiştir.

Çeng-nâmeÜnite 5

Ahmed-i Dâ’î'nin 1405 yılında Emir Süleyman adına aruzla yazdığı 1446 beyitlik mesnevidir. Çengin 24 teli ve Doğu musikisinin 24 makamından hareketle insanın ve âşığın birliğe (vahdet) ulaşmasını anlatan tasavvufi-sembolik bir eserdir.

Ukûdü’l-cevâhirÜnite 5

Ahmed-i Dâ’î'nin II. Murâd'ın şehzadeliği sırasında onun eğitimi için yazdığı Farsça manzum sözlüktür.

Vasiyyet-i NûşirevânÜnite 5

Ahmed-i Dâ’î'nin Farsçadan tercüme ettiği, adaletiyle meşhur Nûşirevân'ın oğlu Hürmüz'e öğütlerini içeren 115 beyitlik didaktik eserdir. Çocuklar muhatap alınarak yazılmış ilk nasîhat-nâme kabul edilir.

Vesîletü’n-necât (Mevlid)Ünite 5

Süleyman Çelebi'nin 1409 yılında Bursa'da yazdığı, Hz. Peygamber'in hayatını, doğumunu ve mucizelerini konu alan mesnevidir. Halk arasında Mevlid olarak bilinir ve her bahrin sonunda vasıta beyitleri yer alır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Sehl-i MümteniÜnite 5

Söylemesi kolay gibi görünen ancak aynısının başkaları tarafından söylenmesi son derece güç olan, sade, akıcı ama yüksek sanatsal değer taşıyan söz söyleme tarzıdır. Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i ve Har-nâme bu niteliğe sahiptir.

Halîl-nâmeÜnite 5

Abdülvâsi Çelebi'nin 1414 yılında Bâyezîd Paşa aracılığıyla Çelebi Mehmed'e sunduğu, Hz. İbrahim'in hayatını ve iki şehzade mücadelesini anlatan 3693 beyitlik mesnevidir.

Mi’râc-nâmeÜnite 5

Abdülvâsi Çelebi'nin Halîl-nâme'nin sonuna eklediği 548 beyitlik, Hz. Peygamber'in miracını ve Ebu Bekir'in bunu tasdik edişini anlatan mesnevidir.

Har-nâmeÜnite 5

Şeyhî'nin başından geçen talihsiz bir soyulma olayını (veya saraydaki kıskançlıkları) bir eşek hikayesi üzerinden hicvettiği 126 beyitlik mesnevidir. Türk edebiyatının en önemli hiciv örneğidir.

Hüsrev ü ŞîrînÜnite 5

Şeyhî'nin Genceli Nizâmî'den hareketle 1421-1439 yılları arasında II. Murâd adına yazdığı 6944 beyitlik tercüme ve telif özellikli ünlü mesnevidir.

TeressülÜnite 5

Ahmed-i Dâ’î'nin kaleme aldığı, Türk edebiyatında ilk Türkçe nâşirane yazı/inşa örneklerinden biri olan mensur eseridir.

Câmâsb-nâmeÜnite 5

Ahmed-i Dâ’î'nin Nasîrüddîn-i Tûsî'nin yıldıznâme türündeki Farsça eserinden Türkçeye uyarladığı ilk yıldıznâme tercümesi mesnevidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Sahn-ı SemânÜnite 6

Fâtih Sultan Mehmed döneminde İstanbul'da kurulan sekiz büyük yüksek medresedir. Bu medreselerde dönemin en büyük âlimleri ders vermiştir; örneğin Ali Kuşçu ve Molla Hüsrev burada ders verenler arasındadır.

Süslü NesirÜnite 6

Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların yoğun olarak kullanıldığı, secilerle (düzyazıda kafiye) ahenk sağlanan, sanat yapma gayesi güden nesir çığırıdır. Metinde Sinân Paşa'nın Tazarru’-nâme adlı eseri bu türün en önemli örneğidir.

Cem ŞairleriÜnite 6

Şehzade Cem Sultan'ın Konya'da vali olduğu dönemde sarayının etrafında topladığı, gurbette ve esarette bile onu yalnız bırakmayan şairler topluluğudur. Karamanlı Aynî, Sa'dî-i Sirozî, Haydar ve Şâhidî bu topluluğa örnektir.

Sehl-i MümteniÜnite 6

Söylenmesi son derece kolay gibi görünen ancak başkaları tarafından aynen taklit edilmesi veya söylenmesi imkansız olan derin anlamlı sanatlı söyleyiş biçimidir. Metne göre Necâtî Bey'in gazelleri bu özelliğin en güzel örneklerindendir.

Mersiye-i EsterÜnite 6

XV. yüzyıl şairi Necâtî Bey'in ölen katırı için yazdığı mersiyedir. Bu eser, divan edebiyatında hayvan için yazılan ilk mersiye olması bakımından halka ve hayata bağlılığı gösteren ilginç bir örnektir.

DîbâceÜnite 6

Divanların veya kitapların başında yer alan önsöz veya giriş kısmıdır. Batı Türk edebiyatında divanına dîbâce yazan ilk şair Necâtî Bey'dir.

MuammaÜnite 6

Genellikle insan isimlerini buldurmak amacıyla tasarlanmış, kelime oyunları ve bilmece mahiyetinde yazılmış manzumelerdir. Metne göre Karamanlı Aynî ve Cem Sultan bu türde eser veren önemli isimlerdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
TenasüpÜnite 6

Anlamca birbiriyle ilgili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır. Metne göre II. Bâyezîd'in (Adlî) şiirlerindeki en belirgin özelliklerden biri bu sanata ustalıkla yer vermesidir.

Cifr-nâmeÜnite 6

Harflerin gizli anlamları, ebced hesabı ve gelecekten haber verme gibi konularla ilgilenen eser türüdür. Karamanlı Aynî'nin divanının musammatlar kısmında yer almaktadır.

Kıyâfet-nâmeÜnite 6

İnsanın dış görünüşü (fiziksel yapısı) ile iç dünyası (karakteri) arasındaki ilişkiyi inceleyen manzum eser türüdür. Metne göre Hamdullah Hamdî'nin bu türde yazılmış manzum ilk eseri bulunmaktadır.

ŞitâiyyeÜnite 6

Kış mevsimini ve kışın doğadaki etkilerini tasvir eden kaside türüdür. Necâtî Bey Fâtih'e bu türde kasideler sunmuştur.

BahâriyyeÜnite 6

Bahar mevsiminin başlangıcını, doğanın uyanışını ve çiçekleri tasvir eden kaside bölümü veya türüdür. Necâtî Bey Fâtih'e bahâriyye kasideleri sunmuştur.

Hüsn-i TalilÜnite 6

Bir olayın gerçekleşmesini gerçek nedeninin dışında daha güzel, hayali ve sanatlı bir sebebe bağlama sanatıdır. Divan şiirinde sıklıkla kullanılan bu sanat XV. yüzyıl şairlerinin gazellerinde görülür.

TevriyeÜnite 6

Birden fazla gerçek anlamı olan bir sözcüğün, yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetme sanatıdır. Karamanlı Nizâmî bu söz sanatını şiirlerinde sıklıkla kullanmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Orta TürkçeÜnite 6

Türk dilinin XII. ve XV. yüzyıllar arasındaki gelişim evresidir. Fâtih dönemi Türkçesi, Orta Türkçenin son yüzyılını meydana getirmektedir.

Tarih DüşürmeÜnite 6

Önemli bir olayın veya ölümün gerçekleştiği yılı ebced hesabıyla harflerin sayısal değerlerini toplayarak şiir mısrasına veya beyitine yansıtma sanatıdır. Ahmed Paşa ve Cemâlî bu yöntemi uygulayanlardandır.

Musammat GazelÜnite 6

Matrapları veya iç kafiyeleri kendi arasında uyaklı olan, klasik gazel formunun dışına çıkılarak ahengi artırılmış gazel türüdür. Karamanlı Aynî'nin bu tarzda halk söyleyişlerine yer verdiği şiirleri vardır.

Manzum SözlükÜnite 6

Arapça veya Farsça kelimelerin anlamlarının ezberlenmesini kolaylaştırmak amacıyla manzum (şiir) şeklinde kaleme alınmış ders kitabı niteliğindeki sözlüklerdir. Ahmedî'nin Mirkâtü’l-edeb'i buna örnektir.

Sergüzeşt-nâmeÜnite 6

Genellikle kişilerin maceralı hayatını, çektiği sıkıntıları ve gurbet maceralarını konu alan eser türüdür. Cemâlî'nin Arnavutluk seferini anlatan mesnevisi buna yakındır.

İnşa MecmuasıÜnite 6

Resmî yazışma kurallarını, ferman, berat ve mektup örneklerini içeren edebi mecmualardır. Menâhicü’l-inşâ Türk edebiyatındaki ilk inşa mecmualarındandır.

MesneviÜnite 7

Beyitleri kendi arasında kafiyeli, aruzun kısa kalıplarıyla yazılan ve uzun hikâyelerin, dinî veya tasavvufi konuların anlatımına elverişli olan klasik Türk edebiyatı nazım şeklidir. Örnek olarak Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i gösterilebilir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MevlidÜnite 7

Hz. Muhammed’in doğumu, alemlere rahmet olarak gönderilişi ve hayatı etrafında yazılan, türklere has olan ve İslam edebiyatlarında başka örneği bulunmayan manzum mesnevi türüdür. En olgun örneği Süleyman Çelebi'nin Vesîletü’n-necât'ıdır.

Mi'râc-nâmeÜnite 7

Hz. Muhammed’in Miraç olayını, yani göğe yükselişini ve ilahi huzura kabul edilişini konu edinen manzum veya mensur mesnevi türüdür. Bu döneme örnek olarak Arif'in Mi’râcü’n-nebî adlı eseri verilebilir.

Câmâsb-nâmeÜnite 7

Keyâniler’den Şâh Güstâsb’ın kâinat ve yaratılışla ilgili sorularına Vezir Câmâsb’ın verdiği cevapları ve masalsı unsurları içeren dinî-efsanevî nitelikteki mesnevidir. Türkçedeki en önemli tercümesi Mûsâ Abdî'ye aittir.

Ferah-nâmeÜnite 7

Hatîboğlu tarafından Arapçadan serbest tercümeyle oluşturulan, Türk edebiyatının bilinen ilk manzum 'yüz hadis' örneği olan dinî-didaktik mesnevidir. Her hadis tercümesinden sonra konula ilgili ibretlik bir hikâyeye yer verilir.

Gülşen-i RâzÜnite 7

Elvân-ı Şîrâzî tarafından Mahmûd-ı Şebüsterî’nin aynı adlı Farsça eserinden ilavelerle tercüme edilerek yazılan, tasavvufi soru ve cevapları içeren önemli bir tasavvufi mesnevidir.

Fütüvvet-nâmeÜnite 7

Fütüvvet ahlakının, esnaf teşkilatının kurallarının ve tasavvufi esasların işlendiği mesnevi türüdür. XV. yüzyılda Şeyh Eşref b. Ahmed bu türde 444 beyitlik bir eser kaleme almıştır.

Mahzenü’l-esrârÜnite 7

Nizâmî-i Gencevî’nin tasavvufî görüş ve düşüncelerini açıkladığı ünlü Farsça mesnevisidir. XV. yüzyılda Ahmed-i Rıdvân (Hayâtî mahlasıyla) tarafından Türkçe tercüme edilmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mesnevî-i MurâdiyeÜnite 7

Mu’înî tarafından Sultan II. Murâd’ın isteği üzerine Mevlânâ’nın Mesnevî-i Ma’nevî’sinin birinci cildinden seçilen parçaların manzum olarak tercüme ve şerh edilmesiyle oluşturulan 14404 beyitlik dev eserdir.

Hüsrev ü ŞîrînÜnite 7

Sasanî hükümdarı Hüsrev-i Pervîz ile Ermeni prensesi Şîrîn arasındaki büyük aşkı konu alan klasik İran ve Türk edebiyatı mesnevisidir. Anadolu sahasında bu türün ilk örneğini Şeyhî vermiştir.

Leylâ vü MecnûnÜnite 7

Kays adlı gencin çöle düşmesine yol açan ilahi ve beşeri aşkı anlatan klasik mesnevi konusudur. Türk edebiyatında bu konuyu tam olarak nazmeden ilk şair Edirneli Şâhidî'dir.

Cemşîd ü HurşîdÜnite 7

Çin padişahının oğlu Cemşîd’in rüyasında görüp âşık olduğu Rum kızını bulmak için yaşadığı maceraları anlatan, Sultan Cem tarafından Selmân-ı Sâvecî’den tercüme edilen aşk mesnevisidir.

Heft PeykerÜnite 7

Sasanî hükümdarı V. Behrâm’ın (Behrâm-ı Gûr) yedi farklı renkteki kubbede yedi ülke prensesinden dinlediği hikâyeleri ve maceralarını konu alan Nizâmî kökenli mesnevidir. Anadolu'da ilk örneğini Aşkî yazmıştır.

Gazavât-nâmeÜnite 7

Din uğruna yapılan savaşları, fetihleri, kahramanlıkları ve ordu hareketlerini manzum veya mensur olarak anlatan eser türüdür. Anadolu'daki ilk manzum örneği Gelibolulu Za’îfî’nin Gazavât-ı Sultân Murâd’ıdır.

Sergüzeşt-nâmeÜnite 7

Bir kişinin, genellikle şairin başından geçen maceraları, gurbet sıkıntılarını veya aşk hikâyelerini yerli mekân ve unsurlarla anlatan mesnevi türüdür. İlk örneği Halîlî’nin Fürkat-nâme’sidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Şehr-engîzÜnite 7

Bir şehrin doğal güzelliklerini ve özellikle esnaf/sanatkâr genç güzellerini mizahi ve tasviri bir dille anlatan mesnevi türüdür. Bu türün ilk örneklerinden biri Mesîhî’nin Edirne Şehr-engîzi’dir.

Har-nâmeÜnite 7

Şeyhî’nin öküzlere özenip kulak ve kuyruğunu kaybeden zavallı bir eşeğin hikâyesi üzerinden dönemin bozuk düzenini ve haksızlıklarını eleştirdiği Türk edebiyatının başyapıt mizahi mesnevisidir.

MelhameÜnite 7

Kozmik olayları (güneş tutulması, yıldız kayması, deprem vb.), göksel işaretleri inceleyen ve bunların gelecekte getireceği kıtlık, bolluk veya savaşları önceden bildiren ilmi mesnevi türüdür. Örnek olarak Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye’si gösterilebilir.

Kıyafet ilmiÜnite 7

İnsanların dış görünüşlerinden, saç, göz, kulak ve el gibi uzuvlarından hareketle onların ahlak ve karakter özelliklerini tahmin etmeyi amaçlayan ilim dalıdır. Türk edebiyatındaki ilk manzum örneği Hamdullâh Hamdî’nin Kıyâfet-nâme’sidir.

Siyâset-nâmeÜnite 7

Devlet yöneticiliğinin, padişahlık, vezirlik ve subaşılık yapmanın kural ve şartlarını anlatan öğüt verici mesnevi niteliğindeki eserlerdir. Bedr-i Dilşâd’ın Murâd-nâme’si bu niteliği de taşır.

Fâl-ı Reyhân-ı Cem SultanÜnite 7

Cem Sultan tarafından yazılan, çiçekler ile sevgilinin güzellik unsurlarını bir araya getirerek tertip edilmiş olan manzum bir çiçek falı mesnevisidir.

NazireÜnite 8

Bir şairin tanınmış bir şiirine başka bir şair veya bizzat kendisi tarafından aynı vezin, kafiye ve redifle yazılan benzer şiirdir. Genellikle gazel ve kaside nazım şekillerinde görülür; metinde Yûnus Emre'nin Ahmed-i Yesevî şiirlerine yazdığı manzumeler buna örnektir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Zemîn Şiir (Model Şiir)Ünite 8

Nazire yazılırken örnek alınan, ilk defa söylenmiş olan model manzumeye denir. Divan şiirinde sonradan yazılan nazireler bu zemin şiirin kafiye ve redif örgüsüne uyarak şekillenir.

Nazîre-gû / Nazîre-perdâzÜnite 8

Başka şairlerin şiirlerine nazire yazma konusunda maharet sahibi olan, nazire üreten şairler için kullanılan terimdir. Bu şairler usta şairlerin tarzını taklit ederek kendi sanatçı kimliklerini geliştirirler.

Mu’ârazaÜnite 8

Arap edebiyatında nazire terimi yerine kullanılan ve bir şiire aynı biçim ve içerik özellikleriyle karşılık verme, boy ölçüşme anlamlarına gelen terimdir. Edebî yarışma ve atışma ruhunu barındırır.

Müşâ’areÜnite 8

Şairlerin aynı zaman dilimi içerisinde karşılıklı olarak şiir söylemeleri veya yazmaları durumudur. Nazire geleneğinin anlık ve canlı bir uygulaması olarak kabul edilir.

Şi‘r-i Müşterek (Ortak Şiir)Ünite 8

Bir beyit veya mısraının bir şair, diğer beyit veya mısraının ise başka bir şair tarafından söylendiği ortak kaleme alınmış gazel ve benzeri manzumelerdir.

NakîzeÜnite 8

Bir şiir esas alınarak onunla aynı vezin ve kafiyede kaleme alınan, ancak anlamca tamamen zıt bir konu işleyen ve zemin şiire bir nevi reddiye niteliği taşıyan şiir türüdür; metinde Sâgarî’nin Necâtî’ye yazdıkları buna örnektir.

Mecmû’atü’n-nezâ’irÜnite 8

Türk edebiyatında Ömer b. Mezîd tarafından 1436 yılında derlenerek Sultan II. Murad’a sunulan, bilinen ilk nazire mecmuasıdır. Eserde 84 şairden 397 şiir yer almaktadır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Câmi‘ü’n-nezâ’irÜnite 8

Eğirdirli Hacı Kemâl tarafından 1512 yılında derlenen, 266 şairden 2824 şiir içeren ve Anadolu sahasındaki ilk üç yüz yıllık edebî verimleri toplayan önemli bir nazire mecmuasıdır.

Mecma‘ü’n-nezâ’irÜnite 8

Edirneli Nazmî tarafından 1524 yılında derlenen, 360'tan fazla şairin 5527 şiirini barındıran ve nazire mecmuaları arasında en çok şiir içeren dev eserdir.

Pervâne Bey MecmuasıÜnite 8

Kanunî Sultan Süleyman devrinde 1560-1561 yıllarında Pervâne Bey tarafından derlenen, şairlerin kimliklerine dair düşülen açıklayıcı kayıtlarla dikkat çeken ve Topkapı Sarayı'nda nüshası bulunan önemli bir mecmuadır.

Metâli’ü’n-nezâ’irÜnite 8

Budinli Hisâlî tarafından XVII. yüzyılın ortalarında derlenen ve diğer mecmualardan farklı olarak şiirlerin sadece matla beyitlerine yer veren nazire mecmuasıdır.

TazmînÜnite 8

Fars edebiyatında nazire karşılığı kullanılan terimlerden biri olup, genel anlamda başka bir şairin mısra veya beytini kendi şiirine katma veya benzer tarzda şiir üretme sanatıdır.

İstikbâlÜnite 8

Fars edebiyatında bir şairin şiirine karşılık yazmak, onun yolundan gitmek anlamında nazire için kullanılan terimdir.

CevâbÜnite 8

Fars edebiyatında ve Türk edebiyatında, bir şairin şiirine başka bir şairin yazdığı nazire şiiri ifade etmek için kullanılan kelimedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
İhtizâÜnite 8

Arap edebiyatında nazire türünü karşılamak üzere kullanılan terimlerden biri olup, şiir alanındaki karşılıklı tesir ve esinlenme durumunu ifade eder.

MuhâkâtÜnite 8

Arap edebiyatında nazire anlamında kullanılan, bir şiirin üslup ve edasını taklit etme, ona benzer bir eser ortaya koyma durumunu belirten terimdir.

Gazel-i MüşterekÜnite 8

Birden çok şairin ortaklaşa beyitler ekleyerek ya da birlikte oluşturdukları, ortak yazılmış gazel nazım şeklindeki manzumelerdir.