İnfografik
← Ünite 3
16. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Ünite 3: Türk Edebiyatının İki Zirve Şairi: Fuzulî ve Bakî

Fuzulî’nin Doğum Yeri ve Tarihi
Akkoyunlu Türkmenlerinden olan Fuzulî, 1483 yılında Kerbela veya Kerkük’te dünyaya gelmiştir. Hayatı boyunca Bağdat ve Kerbela çevresinden hiç ayrılmamış, İstanbul’a gelme fırsatı bulamamıştır.
Bakî’nin Doğumu ve Ailesi
Asıl adı Mahmut Abdulbaki olan Bakî, 1526-1527 yıllarında İstanbul’da doğmuştur. Babası Fatih Camii müezzinlerinden Mehmet Efendi’dir ve çocukluğu Fatih çevresinde geçmiştir.
Zatî’nin Remilci Dükkanı
Balıkesirli Zatî, Beyazıt Camii avlusundaki dükkanında kırtasiye satıp remil (fal) bakarak geçinmiştir. Bu dükkan, aralarında Bakî’nin de bulunduğu devrin genç yeteneklerinin buluşup şiirlerini denediği bir akademi işlevi görmüştür.
Kanunî ve Bakî İlişkisi
Kanunî Sultan Süleyman, Bakî’deki şairlik yeteneğini çok takdir etmiş, hatta ona nazireler yazması için kendi gazellerini göndermiştir. Bakî, kırk yaşından önce padişahın isteğiyle divanını tertip etmiştir.

Anahtar Kavramlar

CönkHalk şairlerine ait şiirlerin toplanıldığı, genellikle ince ve uzun dikdörtgen biçiminde olduğu için 'dana dili' de denilen el yazması defterlerdir. Fuzulî'nin şiirlerine bu defterlerde sıklıkla rastlanması halk tarafından da benimsendiğini gösterir.
MaktelGenellikle Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini ve yaşanan acı olayları anlatan eserlere verilen genel addır. Fuzulî’nin 'Hadikatü’s-Süeda' adlı eseri bu türün en önemli örneklerindendir.
TazminBir şairin, başkasına ait bir mısra yahut beyti alıp kendi şiirinde değiştirmeden veya uyarlayarak aynen kullanması sanatıdır. Zatî'nin genç Bakî'nin bir beytini tazmin etmesi divan edebiyatında şaşkınlık uyandırmıştır.
CülusiyeDivan şairlerinin yeni bir padişahın tahta çıkışı dolayısıyla yazdıkları tebrik ve övgü şiirleridir. Bakî, II. Selim’in tahta çıkışını tebrik etmek amacıyla cülusiye kaleme almıştır.
CaizeŞairlerin devlet ileri gelenlerine, vezirlere veya padişahlara sundukları övgü ve kasidelere karşılık olarak aldıkları para veya değerli hediyelere verilen isimdir.
Sahn MüderrisiFatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Sahn-ı Seman medreselerinde görev yapan müderrislere verilen yüksek unvandır. Sahn medreseleri dönemin en yüksek dereceli eğitim kurumlarındandır.
RemilKum taneleri, sayılar veya birtakım özel işaretler kullanarak gaiptten haber verme, fal bakma ve geleceği yorumlama işidir. Zatî, İstanbul’daki dükkanında remilcilik yaparak geçimini sağlamıştır.
SalyâneOsmanlı devlet teşkilatında bazı görevlilere ve şairlere yıllık olarak ödenen düzenli ücrettir. Zatî, padişahın şairlere dağıttığı salyâne ile geçinmiştir.
TevliyetOsmanlı'da vakıfların idaresi, işlerinin yürütülmesi ve gözetilmesi görevine verilen ad olup, padişahlar tarafından bazı şairlere tevcih edilmiştir.
SurnameŞehzadelerin sünnet düğünleri veya sultanların evlilik törenleri gibi büyük saray şenliklerini ve merasimlerini tasvir eden divan edebiyatı nazım türüdür.
İmaleAruz vezniyle şiir yazarken kısa okunan bir ünlü harfi uzun okutarak vezne uydurma kusurudur. Fuzulî ve Bakî gibi büyük ustaların şiirlerinde imale ve zihaf yok denecek kadar azdır.
ZihafAruz kalıplarını tutturmak amacıyla uzun okunan bir ünlü harfi kısa okuma hatasıdır. Başarılı divan şairleri bu kusurdan kaçınmışlardır.
Sehl-i Mümteniİlk bakışta çok kolay söylenmiş gibi görünen ancak başkaları tarafından aynısının söylenmesi (taklit edilmesi) son derece güç olan, derin anlam barındıran sanatlı söyleyiş biçimidir.
TevriyeBirden fazla gerçeğe yakın anlamı olan bir sözcüğün, yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetme sanatıdır. Bakî şiirlerinde bu sanatı ustalıkla kullanmıştır.
Hüsn-i TalilGerçekte var olan doğal bir olayı, olağan dışı, güzel ve hayali bir sebebe bağlayarak açıklama sanatıdır. Fuzulî ve Bakî gazellerinde bu sanata sıkça yer vermiştir.
Leff ü NeşrSöz arasında daha önce söylenen birkaç kavramla ilgili benzerlikleri veya zıtlıkları uyumlu bir sırayla sonraki mısralarda sıralama sanatıdır.
TecritŞairin kendi şahsını, sanki dışarıda başka bir kişiden bahsediyormuş gibi soyutlayarak şiirinde anması veya konuşturması sanatıdır.
ŞehrengizOsmanlı şehirlerinin güzelliklerini, mabetlerini, doğasını ve özellikle o şehirde yaşayan güzel insanları anlatan manzum mesnevi türüdür. Zatî’nin Edirne Şehrengiz'i bu türün ilklerindendir.

Diğer Önemli Bilgiler

Sultanu’ş-Şuara Unvanı

Kanunî’nin iltifatına mazhar olan ve kusursuz söyleyişiyle dikkat çeken Bakî, Osmanlı sahasında 'Şairler Sultanı' anlamına gelen 'sultanu’ş-şuara' unvanıyla anılmıştır.

Kanunî Mersiyesi

Kanunî Sultan Süleyman’ın 1566 yılında Zigetvar seferinde vefat etmesi üzerine Bakî tarafından yazılan mersiye, duyulan acının yanında devrin ihtişamını yansıtan Türk edebiyatının en ünlü şiirlerindendir.

Zatî Divanı Gazel Sayısı

Tezkire yazarlarının abartarak üç bin gazel yazdığını iddia ettiği Zatî’nin, bilimsel metin olarak yayımlanan divanında tam 1825 adet gazeli bulunmaktadır.

Fuzulî’nin Bestelenen Eserleri

Fuzulî’nin şiirleri Hüseyin Sadettin Arel, Bekir Sıtkı Sezgin ve Cinuçen Tanrıkorur gibi modern sanatkarlar tarafından çeşitli makamlarda bestelenmiş; Leyla ve Mecnun eseri Azerbaycan'da opera olarak sahnelenmiştir.

Bakî’nin Kadılık ve Kazaskerlik Görevleri

Medrese eğitimini tamamlayan Bakî; Mekke kadılığı, İstanbul kadılığı yapmış, ardından Anadolu kazaskerliği görevine getirilmiş ancak en büyük hedefi olan şeyhülislamlığa rakipleri yüzünden ulaşamamıştır.

Leyla vü Mecnun Mesnevisi

Fuzulî’nin aşkı evrensel bir boyutta ele aldığı, beşeri aşktan ilahi aşka geçişi işlediği en önemli mesnevisidir. Eserde aşk, acı çekerek olgunlaşma aracı olarak gösterilmiştir.

Hadikatü’s-Süeda

Fuzulî’nin Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini akıcı bir nesir ve şiir karışımıyla anlattığı, Türk edebiyatındaki maktel türünün en beğenilen ve okunan eseridir.

Bakî Divanı Nüshaları

Bakî Divanı’nın günümüze ulaşan 200’den fazla yazma nüshası bulunmaktadır. Bu durum, dönemin kâtiplerinin sadece bu divanı çoğaltarak geçimlerini sağlayacak kadar esere ilgi duyduğunu gösterir.

Sunullah Efendi’nin Musalla Taşı Beyti

7 Nisan 1600’de ölen Bakî’nin cenaze namazını kıldıran Sunullah Efendi, musalla taşındaki şairin huzurunda 'Kadrini seng-i musallâda bilüp ey Bâkî / Turup el bağlayalar karşuna yârân saf saf' beytini okumuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Fuzulî’nin hayatı boyunca İstanbul’a hiç gelmediğini ve Bağdat-Kerbela çevresinde yaşadığını kesinlikle unutmayın; sınavda biyografi sorularında bu detay çeldirici olarak kullanılır.
  • Fuzulî’nin şiirlerinde imale ve zihaf arızalarının yok denecek kadar az olduğunu, bunun Türkçenin aruza uyumunda büyük bir başarı olduğunu aklınızda tutun.
  • Bakî’nin divanında tevhit, münacat ve naat gibi dinî içerikli kasidelerin BULUNMADIĞINI, bu konuları mensur eserlerine sakladığını unutmayın (Sınavda sık sorulur).
  • Bakî’nin 'sultanu’ş-şuara' (şairler sultanı) unvanıyla anıldığını ve Kanunî ile olan yakın dostluğunu/ilişkisini iyi kavrayın.
  • Zatî’nin Beyazıt Camii avlusundaki dükkanında remilcilik yaptığını ve genç Bakî’ye yol gösteren usta olduğunu karıştırmayın.
  • Fuzulî’nin aşkı sadece beşeri değil, evrensel ve ilahileşen bir varlık sebebi olarak gördüğünü; Bakî’nin ise daha çok zevk, eğlence ve dünya zevklerini işlediğini unutmayın.
  • Bakî’nin kazaskerliğe kadar yükselmesine rağmen hırslı ve politik çekişmeler yüzünden en büyük hedefi olan 'şeyhülislamlık' makamına ulaşamadığı bilgisini daima akılda tutun.