Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı » 2. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı
← Ünite 1

Ünite 1: Meş ru ti yet Dev ri Top lum ve Kül tür Haya tı nın Özel lik le ri — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Meşrutiyet Devri Toplum ve Kültür Hayatının Genel Özellikleri

II. Meşrutiyet dönemi, Osmanlı toplum ve kültür hayatında hürriyetin ilanıyla birlikte eşi benzeri görülmemiş bir hareketlilik ve örgütlenme patlamasına sahne olmuştur. Bu dönemde kamu yararına çalışan derneklerden (Hilâl-i Ahmer), orduya destek verenlere (Donanma-yı Osmanî), cephe gerisinde halkın bilinçlenmesini sağlayan köylü bilgi derneklerinden morali yüksek tutan müdâfaa-i milliye cemiyetlerine, hatta yarış atlarının cinsini iyileştiren ıslahat derneklerine kadar akla gelebilecek her alanda sivil toplum kuruluşları kurulmuştur.

Örgütlü toplum olma özelliği sayesinde II. Meşrutiyet yıllarında yürütme gücü (padişah, sadrazam ve bakanlar) toplumu yönlendiren yegane güç olmaktan çıkmıştır. Artık yasama organı Meclis-i Mebusan, danışma kurulu niteliğindeki Meclis-i Ayan, muhalefet partileri ve basındaki muhalefet hareketleri de kamuoyunu yönlendirmede son derece etkili konuma gelmiştir. Bu durum, dönemin genel görünüşünü şekillendiren en temel dinamiklerden biridir.

Dönemin bir diğer belirgin özelliği ise hemen her şeyi tayin eden kesintisiz bir savaş ortamı olmasıdır. 1908'deki Bulgaristan'ın bağımsızlığı ve Şarkî Rumeli'nin bırakılması süreciyle başlayan düşük yoğunluklu çatışmalar, Trablusgarp ve Balkan savaşlarıyla derinleşmiş ve 1922 yılına kadar süren zorlu bir dönemi tetiklemiştir.

2II. Meşrutiyet Dönemi Fikir Akımları

II. Meşrutiyet yılları siyasi ve ideolojik açıdan son derece zengin ve çeşitli fikir akımlarına ev sahipliği yapmıştır. Bunlar Batıcılık, Osmanlıcılık, İslâmcılık, Türkçülük, Sosyalizm ve Meslek-i İçtimaî olarak sıralanmaktadır. Bu akımlar, devlet ve toplum düzeninin yeniden yapılandırılmasında öncelik verilen belirleyici vizyonlar olarak değerlendirilmelidir.

Osmanlıcılık, devletin dağılma tehlikesine karşı din, ırk ve dil farkı gözetmeksizin Osmanlı vatandaşlığı ortak paydasında siyasi birlik sağlama gayretiyken, Balkan Savaşları sonrasında fiilen hükümsüz kalmıştır. İslâmcılık ise İslam hukukunu uygulamak ve tüm Müslümanları birlik içinde tutmak amacını güden, edebiyatta Mehmet Akif'in Safahat eseri ve Sırat-ı Müstakim dergisiyle kültürel boyut kazanan bir diğer önemli akımdır.

Türkçülük, diğer akımlardan farklı olarak önce siyasi bir görüşten ziyade bir bilim faaliyeti olarak (Türk Derneği, Türk Yurdu) gelişmiş, daha sonra siyasi şartların etkisiyle Turancılık ve millî kimlik arayışlarına evrilmiştir. Prens Sabahattin'in formüle ettiği Meslek-i İçtimaî (teşebbüs-i şahsî ve adem-i merkeziyet) ise iktisatta özel teşebbüsü ve yönetimde yerinden yönetim esasına dayalı federatif bir yapıyı savunmuştur.

3Azınlık Irkçılığı ve Türklerde Millî Kimlik Arayışı

Aydınlar II. Meşrutiyet'i bir kaynaştırma projesi olarak görmesine rağmen, bu dönem Osmanlı toplumunda tam bir ayrışma süreci getirmiştir. Batılı devletlerin 'Şark Meselesi' olarak adlandırdığı süreçte, Bulgar, Yunan, Sırp, Makedon, Ermeni, Rum, Arnavut, Musevi, Arap ve Kürt ayrılıkçı örgütleri yasallık kazanmış ve bu ırkçı faaliyetler I. Dünya Savaşı sonunda imparatorluğun parçalanmasıyla sonuçlanmıştır.

Bu hengâme ortamında Osmanlı'nın kurucu unsuru olan Türklerde de millî kimlik arayışı başlamıştır. Adında 'Türk' kelimesi bulunan ilk kuruluş Kıbrıs'ta kurulan Türk Teâvün Cemiyeti'dir. Bilimsel temelde kurulan Türk Derneği'nin ardından Türk Ocağı (1912) kurulmuş; bu ocak bir Türklük bilimi enstitüsü gibi çalışarak Rusya, Avrupa ve Kafkasya'daki Türk aydınlarını da harekete geçirmiştir.

Siyaset merakı dönemin aydınlarının ortak yönlerinden biri olmuş, Kasım-Aralık 1908 seçimlerinden Mütareke dönemine kadar toplam 28 siyasi parti kurulmuştur. Siyasetin orduya sirayet etmesi ise Halâskâr Zabitan Hareketi ve Babıâli Baskını gibi askerlerin politikaya el koyması olaylarıyla sonuçlanmıştır.

4Sultan II. Abdülhamit Aleyhtarlığı ve Edebiyattaki Yansıması

II. Meşrutiyet dönemi aydınlarının en büyük ortak paydalarından biri hiç şüphesiz Sultan II. Abdülhamit aleyhtarlığıdır. 27 Nisan 1909'da tahttan indirilen padişah aleyhine basın, mizah ve edebiyatta büyük bir suçlama ve 'devr-i sabık' edebiyatı furyası başlatılmıştır.

İslamcıdan Türkçüye, liberalden sosyaliste kadar farklı kanatlardan bütün kanaat önderleri ve yazarlar bu aleyhtarlıkta birleşmiştir. Birçok edebi eserde o dönemde yaşanan veya yaşanabilecek tüm olumsuzlukların sebebi İstibdat yönetimi olarak gösterilmiş, kahramanların sürgünden İstanbul'a dönüşü veya istibdadın zulümleri tema olarak işlenmiştir.

Dönemin bu tek tip muhalif ruh hali, edebî eserlerin kurgularından mizah dergilerinin kapaklarına kadar her alanda kendini hissettirmiş, daha sonraki yıllarda bazı aydınlar bu tutumlarını sorgulayıp pişmanlık belirten beyanlarda bulunmuşlardır.

5Toplumsal Hayat: Dernekçilik, Feminizm ve Savaş Ortamı

II. Meşrutiyet dönemi, dernekçilik faaliyetlerinin en bereketli olduğu (1908-1914) dönemdir. Siyaset merakı o kadar ileri gitmiştir ki, tamamen sivil amaçla kurulan Çiftçiler Derneği bile zamanla partileşmiştir. Ayrıca Matbuat-ı Osmaniye Cemiyeti gibi meslek teşekkülleri de güçlü birer sivil toplum örgütü olarak yerini almıştır.

Dönemin sosyal hayatının en dikkat çekici yönlerinden biri de 'Feminizm' olarak değerlendirilebilecek kadın derneklerinin ve süreli yayınlarının olağanüstü artışıdır. Kadınları sosyal hayatta erkekle aynı seviyeye taşıma gayreti, özellikle I. Dünya Savaşı'nda erkek iş gücünün azalmasıyla Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslâmiyesi gibi yapılarla desteklenmiş, hanımlar şubeleri açılmıştır.

Dönemin her şeyi tayin eden en baskın arka planı ise kesintisiz savaş ortamıdır. Tırnova'nın bağımsızlığı, Trablusgarp ve Balkan Savaşları, ardından I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na giden süreç, toplumun ve edebiyatın ruh halini doğrudan şekillendirmiştir.

6İktisadi Hayat ve Basın-Yayın Faaliyetleri

Osmanlı iktisat yapısında XIX. asrın sonlarında durgunluk hakimken, II. Meşrutiyet yıllarında harplerin getirdiği tüm zorluklara rağmen yerli sermayeye dayalı şirket kuruluşlarında patlama yaşanmıştır. 1908-1919 arasında kurulan şirket sayısı önceki yarım asırda kurulanların katbekat üstüne çıkmıştır.

Buna karşın dış borçlanmanın artması, dış ticaret açıkları ve mali buhran derinleşmiştir. Tarımda uzmanlaşma ve dünya pazarları için üretim yaygınlaşırken, ekonomi dışa açık ve dalgalanmalardan etkilenen bir yapıya bürünmüştür.

Basın hayatı açısından II. Meşrutiyet, hem en serbest hem de kısıtlayıcı kanunların çıktığı çelişkili bir dönemdir. Süreli yayınların, mizah dergilerinin, kadın ve çocuk dergilerinin sayısı rekor düzeyde artmış, resimli dergiler (Şehbal gibi) uluslararası ödüller alırken savaş sonlarında ekonomik sıkıntılar ve kâğıt kıtlığı baş göstermiştir.

7II. Meşrutiyet Dönemi Türk Edebiyatı ve Gruplaşmalar

II. Meşrutiyet dönemi edebiyatı, çöküşü gören aydınların ruhunda oluşan zıt duyguların etkisiyle şekillenmiştir. Edebi manzara temelde iki büyük mihver etrafında, ferdiyetçi Fecr-i Âtî ile toplumcu Millî Edebiyat Hareketi şeklinde kümelenmiştir.

Fecr-i Âtî (1909), sanatın şahsi ve muhterem olduğu görüşüyle yola çıkmış ancak savaş ortamının yarattığı toplumsal sarsıntılar ve Çatalca'ya dayanan topların sesi karşısında üyelerinin birçoğu milli edebiyata yönelmiştir. Fecr-i Âtî dışında Nesl-i Âtî (Nâyîler), Şairler Derneği gibi oluşumlar da kısa süreli varlık göstermiştir.

Tiyatro bu dönemde en çok ilgi gören edebi türlerin başında gelirken, eser bolluğuna karşın kalıcı eser azlığı dikkat çekmiştir. Mensur şiir ve hikaye türleri, Natüralizm ve Sembolizm akımlarının etkisiyle coşkuyla benimsenmiş, edebi tartışmalar ve polemikler hiç kesilmemiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250