Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Sesbilim (fonoloji), dillerin ses düzenini inceleyen, bir dilde hangi seslerin bulunduğunu, bu seslerin dizilişini, gösterdikleri değişimleri ve biçimbirimlerin söyleniş kurallarını belirlemeyi amaçlayan dilbilim dalıdır. Her dil, doğadaki ve insan ses yolundaki sınırsız ses yelpazesinden yalnızca belirli sesleri seçerek kendi ses sistemini inşa eder. Bu durum, bir ressamın renk paletinden sadece kendi tablosuna uygun renkleri seçmesine benzer.
Bir dilde sözcükler arasında doğrudan anlam farkı yaratan en küçük soyut ses birimlerine 'sesbirim' (fonem) adı verilir. Sesbirimler dilbilimsel gösterimde eğik çizgiler / / arasında gösterilir. Örneğin, Türkçede /p/ ve /b/ sesleri 'pul' ve 'bul' sözcüklerinde olduğu gibi anlamı tamamen değiştirdiği için iki ayrı sesbirimdir. Buna karşın, her dilde bulunan bazı sesler başka dillerde bağımsız birer sesbirim olmayıp, sadece bir sesbirimin çevreye göre değişen somut varyasyonlarıdır.
Dillerin ses sistemleri arasındaki farklar, seslerin işlevsel dağılımlarından kaynaklanır. Örneğin, İngilizcedeki dişsil-ötümlü sürtünmeli [ð] (this) ve dişsil-ötümsüz sürtünmeli [θ] (thing) sesleri Türkçede bulunmazken, Türkçedeki bazı sesler de İngilizce konuşurları için yabancıdır. Bir sesin dildeki varlığı ve işlevi, o sesin diğer seslerle girdiği karşıtsal, bütünleyici veya serbest dağılım ilişkileriyle belirlenir.
Bir dilin sesbirimlerini saptamak için kullanılan en temel yöntem 'en küçük çiftler' (minimal pairs) analizidir. Aralarındaki anlam farkı yalnızca tek bir sesin değişmesiyle sağlanan ve diğer tüm sesleri ile ses sıralaması tamamen aynı olan sözcük çiftlerine en küçük çift denir. Türkçedeki 'tel' ve 'sel', 'bil' ve 'kil', 'zil' ve 'nil' gibi sözcükler en küçük çiftlere klasik birer örnektir.
En küçük çiftlerde birbirinin yerine geçerek anlam farkı yaratan seslerin dildeki dağılım ilişkisine 'karşıtsal dağılım' denir. Eğer iki ses aynı ses çevresinde (aynı konumda) birbirinin yerine geçebiliyor ve bu değişim kelimenin anlamını doğrudan etkiliyorsa, bu sesler kesinlikle farklı sesbirimlerdir. Türkçede /r, l, ∫, j, t, Ʒ/ ünsüzleri 'dur', 'dul', 'duş', 'duy', 'dut' ve 'bej', 'bel' örneklerinde görüldüğü gibi karşıtsal dağılımdadır.
Türkçede ünlü sesbirimlerini saptamak için de en küçük çiftlerden yararlanılır. 'iz' ve 'üz', 'iz' ve 'ez', 'iz' ve 'öz', 'in' ve 'on' gibi çiftler, Türkçede 8 temel ünlü sesbirimi (/i, y, e, œ, u, o, a, ɯ/) olduğunu bilimsel olarak kanıtlar. Bu yöntem, hedef dildeki tüm ses envanterinin işlevsel haritasını çıkarmayı sağlar.
Anadili konuşurlarının konuşurken ürettikleri somut, fiziksel seslere 'sesbirimcik' (alonof) denir. Sesbirimcikler köşeli ayraçlar [ ] içinde gösterilir. Sesbirimcik, zihindeki soyut 'sesbirim' kavramının fiziksel dünyadaki gerçek yansımasıdır. Konuşurlar genellikle ürettikleri farklı sesbirimciklerin bilincinde değillerdir; ancak bu sesler yanlış veya olağandışı bir konumda kullanıldığında bir tuhaflık olduğunu hemen fark ederler.
Bir sesbirimin farklı sesbirimcikleri arasındaki en yaygın ilişki 'bütünleyici dağılım' (complementary distribution) ilişkisidir. Eğer iki sesbirimcik dilde asla aynı konumda bulunmuyorsa, yani birinin bittiği yerde diğeri başlıyorsa, aralarında bütünleyici dağılım vardır. Örneğin, Türkçede soluklu [pʰ] sesbirimciği sadece sözcük ve hece başlarında bulunurken, soluksuz [p] sesbirimciği arkasından bir ünsüz geldiğinde üretilir. Bu iki sesbirimcik /p/ sesbiriminin üyeleridir.
Diğer bir dağılım türü ise 'serbest dağılım' (free variation) ilişkisidir. Bir sesbirimin iki farklı sesbirimciğinin aynı konumda, anlam farkı yaratmaksızın birbirinin yerine kullanılabilmesine serbest dağılım denir. Türkçede sözcük sonundaki /p/ sesbirimi hem soluklu [pʰ] hem de soluksuz [p] olarak serbestçe söylenebilir. Bu durum tamamen konuşurun o anki söyleyiş tercihine veya konuşma hızına bağlıdır.
Söyleyişte tekil ses birimlerinin ötesinde, belirli ezgi, vurgu ve ton yapılarıyla oluşan sesletimsel özelliklere 'bürünsel özellikler' (prosodic features) denir. Bu özellikler tek bir ses birimiyle sınırlı kalmayıp öbek, sözcük grubu veya tümce düzeyinde etkili olduğu için 'parçalar üstü sesbilimsel özellikler' olarak da adlandırılır. Bürünsel özelliklerin en temel iki bileşeni vurgu ve ezgidir.
Vurgu (stress), sözcük veya tümce içindeki bir seslemin diğerlerine göre daha kuvvetli, belirgin, yüksek ve yoğun bir tonla söylenmesidir. Türkçede vurgu genellikle son seslemde yer alır ve birincil [Ú] ile zayıf [Ù] olmak üzere iki düzeyde gerçekleşir. Ancak cins adları ile yer adları karşılaştırıldığında vurgunun sesbirimsel (anlam ayırt edici) bir işlevi olduğu görülür. Örneğin, 'bebek' (cins adı, vurgu sonda) ile 'Bebek' (yer adı, vurgu başta) sözcükleri vurgu sayesinde ayırt edilir.
Ezgi (intonation), konuşma sırasında ses perdesinde meydana gelen dalgalanmalardır. Diller ezgi değişimlerini tümcelere soru, istek, şüphe veya bitmişlik gibi farklı anlamlar kazandırmak için kullanır. Türkçede soru eki {mI} kullanılmadan, sadece yükselen ezgi tonuyla soru tümceleri kurulabilir. Örneğin, düz bir tonda söylenen 'Şeker.' (bu şekerdir) ifadesi, yükselen bir ezgiyle 'Şeker?' (şeker ister misiniz?) şeklinde bir soruya dönüşür.
Biçimbirimler (morfemler), cümle içinde veya kelime türetilirken yan yana geldikleri seslerin özelliklerinden etkilenerek değişik söyleniş biçimleri kazanırlar. Bir biçimbirimin ses çevrelerine göre aldığı bu farklı somut biçimlere 'biçimbirimcik' (alomorf) denir. Biçimbirimlerin derin yapıdaki tekil gösterimlerinin yüzey yapıda nasıl biçimbirimciklere dönüştüğünü açıklayan kurallara ise 'biçim-sesbilimsel kurallar' denir.
Türkçedeki çoğul eki bu durumun en somut örneğidir. Derin yapıda tek bir /lAr/ biçimi olarak var olan çoğul eki, eklendiği kelimenin son seslemindeki ünlünün niteliğine göre sesbilimsel olarak koşullanır. Eğer kelimenin son ünlüsü ön ünlü ([i, e, ü, ö]) ise ek [ler] biçimbirimciğine; arka ünlü ([a, ı, o, u]) ise [lar] biçimbirimciğine dönüşür. Bu durum, dillerde sesbilimsel kuralların bireysel seslere değil, doğal ses sınıflarına uygulandığını gösterir.
İngilizcedeki çoğul eki de benzer bir biçim-sesbilimsel kural zincirine tabidir. Yazıda sadece 's' ile gösterilen çoğul eki, kelimenin son sesinin ötümlü, ötümsüz veya hışırtılı olmasına göre [s], [z] veya [əz] biçimbirimcikleri olarak telaffuz edilir. Örneğin, ötümsüz [t] ile biten 'cat' sözcüğü 'cats' [kæts] olurken, ötümlü [r] ile biten 'car' sözcüğü 'cars' [karz] olur. Hışırtılı sesle biten 'box' ise [baksəz] şeklinde telaffuz edilir.