Orhun Türkçesi Grameri-II İsim-Zamir-Zarf-Sontakı-Bağlaç-Edat. Orhun Türkçesinde belirtme (yükleme) durumu, nesnenin Cümledeki konumuna ve kelimenin yapısına göre üç farklı ekle sağlanır: +(X)g, +(I)n ve +nI. Bu eklerden en yaygın olanı +(X)g ekidir ve doğrudan yalın hâldeki isimlerin üzerine getirilerek kullanılır. Örneğin, 'kagan at+ıg bunta birtimiz' ifadesinde 'atıg' sözcüğü bu duruma somut bir örnektir. İkinci belirtme durumu eki olan +(I)n, iyelik ekli gövdelerin üzerine ulanarak kullanılır. Bu ek, birinci tekil kişi iyelik ekinden sonra ('sab+ım+ın edgüti eşid'), ikinci tekil kişi iyelik ekinden sonra ('türük bodun il+iŋ+in törü+g+in') ve üçüncü tekil kişi iyelik ekinden sonra ('ogl+ı+n yutuz+ı+n') sıklıkla görülür. 'törü+g+in' örneğinde görülen ŋ ~ g nöbetleşmesi, +g sesinin ikinci teklik kişi iyelik eki olarak işlev gördüğünü kanıtlar. Çok seyrek kullanılan +nı eki ise yalın durumdaki isimlere doğrudan ulanarak belirli nesne durumu yapar. Örneğin, 'tabgaçgaru ku+nı seŋün+üg ıdmış' cümlesinde bu nadir kullanımın izleri görülebilir. Belirtme durumu, Türkçenin nesne-yüklem ilişkisini kurmada temel yapı taşlarından biridir. Yönelme durumu (verme-bulunma, datif), nesnenin yöneldiği yeri veya yönü belirtir ve çoğunlukla +kA eki ile yapılır ('tabgaç bodun+ka', 'temir kapıg+ka tegi'). Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra ise +ŋA eki tercih edilir ('süçig sab+ı+ŋa'). Teklik birinci ve ikinci kişi iyelik eklerinden sonra ise hem +A hem de +kA şekilleri kullanılabilmektedir ('sekiz yegirmi yaş+ım+a' veya 'tört yegirmi yaşım+ka'). Bulunma-çıkma durumu (kalma-ayrılma, lokatif-ablatif) esas olarak +dA ekiyle karşılanır; ancak sözcük kökü r, l, n harfleriyle bitiyorsa ek sertleşerek +tA şeklini alır. Örneğin, 'köz+de yaş kelser', 'tabgaç kagan+ta bedizçi kelürtüm' ve 'il+te buŋ yok' ifadelerinde bu durumun işleyişi açıkça görülmektedir. Eşitlik durumu (ekvatif) +çA ekiyle sağlanır ('ot+ça bor+ça kelti', 'yüz+çe erin'). Yön gösterme (direktif) ekleri ise +gArU, +ŋArU, +ArU ve +rA şeklindedir; örneğin 'oguz+garu sü taşıkdımız', 'ben eb+gerü tüşeyin' ve dışarı anlamındaki 'taş+ra yorıyur' kullanımları direktif eklerinin çeşitliliğini gösterir. Orhun Türkçesinde sayılar asıl sayılar, sıra sayıları, topluluk sayıları ve katlama sayıları olmak üzere sınıflandırılır. İki haneli asıl sayılar {Sayı Sözü + Onluk Hane} kalıbıyla oluşturulur; örneğin 'sekiz on' (80) veya 'sekiz otuz' (28) yapısı bu kurala dayanır. Ayrıca 30'dan sonraki sayılarda 'artukı' (fazlası, artı) sözcüğünün getirilmesi de yaygın bir yöntemdir ('otuz artukı bir' yani 31). Sıra sayıları 'birinci' anlamı için 'ilki', 'eŋ ilk' veya 'eŋ ilki' kelimeleriyle yapılırken; 'ikinci' anlamı 'iki' sayısı üzerine getirilen +n ve +nti ekleriyle türetilir ('eki+n sü', 'eki+nti kün'). Birinci ve ikinci dışındaki sıra sayıları ise +nç ekiyle kurulur ('üçünç', 'törtünç', 'biş+inç'). Topluluk sayıları +AgU(n) eki ile sağlanır ('ikegü', 'üçegün', 'buçegü'). Katlama sayıları ise asıl sayıya getirilen +yolı ('bir yılka tört yolı süŋüşdüm') veya +kata ('üç kata tegzinti') ekleriyle ya da sayıların tek başlarına tekrarlanmasıyla ifade edilir. İlteriş Hakan'ın savaş sayıları bu duruma en güzel tarihî kanıtları sunmaktadır. Orhun Türkçesinde kişi zamirleri tekil ve çoğul şahıslara göre ben/men, sen, biz, siz olarak çekimlenir. En dikkat çekici özellik 1. tekil kişi zamirindedir; b- ile başlayan sözcüklerde genizsi /n/ veya /ŋ/ sesi varsa söz başındaki b- > m- dönüşümü yaşanır ('ben ~ men'). Tonyukuk yazıtı 'ben' şeklini korurken, Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarında 'men' tercih edilmiştir. İşaret zamirleri 'bu' ve 'ol' sözcükleridir. 'ol' işaret zamirinin ek eylemin 3. tekil kişi geniş zaman çekiminde 'ańıg yablak ol' (kötü felakettir) veya 'bilge tonyukuk ańıg ol' biçiminde özgün kullanımları bulunmaktadır. İşaret zamirlerinin yönelme durumu 'aŋar', yön göstermesi ise 'aŋaru' şeklindedir. Zamirlerin çekim süreçlerinde bazen ek yığılmaları görülebilir; örneğin 1. çoğul şahıs zamiri üzerine gelen yönelme ve çıkma eklerindeki 'biziŋe' ve 'bizinte' biçimleri bu durumun tipik örnekleridir ve Eski Uygur/Karahanlı Türkçesi dönemine zemin hazırlar. Zarflar yer, zaman, tarz ve miktar zarfları olarak incelenir. Yer zarfları +A, +DIn, +gArU, +rA, +rU, +DA ekleriyle türetilir ('üze', 'öŋdün', 'ilgerü', 'taşra'). Zaman zarfları arasında 'kün', 'tün', 'küntüz', 'amtı' ile araç durumu eki almış 'kışın', 'yazın', 'yayın', 'küzün' kelimeleri yer alır. Tarz zarflarında +çA, +DI, +(X)n ekleri etkindir ('ança', 'edgüti', 'yadagın'). Miktar zarfları 'kop', 'unkas', 'bunça', 'sansız', 'üküş', 'kergeksiz' gibi ifadelerle zengindir. Sontakılar (son çekim edatları/ilgeçler) ise isim ve sıfat-fiillerden sonra gelerek yön, zaman, mekan ve benzerlik ilgileri kurar. Yalın durumla kullanılanlar 'ara', 'birle', 'teg', 'üçün', 'üze'; yönelme durumuyla kullanılan 'tegi'; bulunma-çıkma durumuyla kullanılanlar ise 'kisre', 'üze', 'ötrü' sontakılarıdır. Sontakıların cümle içindeki kullanımı, ögeler arası anlam bağlarını güçlendirir. Örneğin 'türük bodun üçün' ifadesinde 'üçün' sontakısı Türk halkı yararına yapılanfedakarlıkları ve sebepleri net bir şekilde ortaya koyar. Orhun Türkçesinde bağlaç olarak 'azu' (veya, yoksa), 'takı' (ve, dahi), 'ulayu' (ve), 'yeme' (ve, dahi, da) sözcükleri kullanılır. Yan cümle bağlacı olarak ise cümlelere sebep veya niyet katan 'tiyin' (diye, için) ve 'tip' (diye) sözleri oldukça işlevseldir. Bu bağlaçlar metinlerin akışını ve yan cümlelerin ana cümleye bağlanmasını sağlar. Edatlar arasında pekiştirme edatı olan 'ok/ök' büyük önem taşır. Zamirleri, zarfları ve eylemleri pekiştirmek için kullanılan bu edat ünlü ile biten bir kelimeye ulandığında başındaki ünlüyü düşürür ('ölürteçi-k tir men'). Üzerine tekrar pekiştirme edatı alabilir ('ölürti-k ök'). Kuvvetli olasılık bildiren olasılık edatı 'erinç' ise Türkçeye 'herhalde, muhakkak, şüphesiz' olarak çevrilir ve çoğunlukla -mIş ekli geçmiş zamanla birlikte kullanılarak geçmişteki olaylar hakkında güçlü bir ihtimal ve kanaat bildirir.