Bir varlığı, kavramı veya durumu karşılamak üzere kurallı biçimde yan yana dizilmiş, tek başlarına yargı bildirmeyen dil birimidir. Metinden örnek olarak "iki saatten beri" veya "lâmbanın ışığı" birer kelime grubudur.
İki ad unsurunun veya ad soylu kelimenin bir araya gelerek nesneler arası aitlik, tür veya özellik ilişkisini kurduğu kelime grubudur. Örnek: "Konak halkı" veya "gecenin içi" birer ad tamlamasıdır.
Ad tamlamalarında ana unsurdan önce gelen ve genellikle yardımcı öge konumunda olan unsurdur. Belirtili ad tamlamalarında ilgi hâl eki alır. Örnek: "Okulun" kapısı kelimesindeki "okulun" sözcüğü tamlayandır.
Ad tamlamalarında sonda yer alan, asıl ve temel (ana) öge olan unsurdur. Genellikle iyelik eki alır. Örnek: Okulun "kapısı" sözcüğündeki "kapısı" kelimesi tamlanandır.
Tamlayanın ilgi hâl eki (-ın/-in), tamlananın ise iyelik eki (-ı/-i) aldığı ad tamlaması türüdür. Örnek: "Apartmanın girişi" veya "çocuğun kabanı" belirtili ad tamlamasıdır.
Tamlayanın ek almadığı, yalnızca tamlananın iyelik eki aldığı ad tamlaması türüdür. Aralarındaki ilişki belirtili tamlamaya göre daha geneldir. Örnek: "Duvar saati" veya "kadın gömleği".
Tamlayan ve tamlananın hiçbir ek almadan bir araya geldiği, genellikle maddesel veya benzetme ilişkisi kuran tamlama türüdür. Örnek: "Kurşun kalem" veya "tahta masa".
Tamlayanı kişi zamiri olan veya iyelik ekinin kişi anlamı içerdiği, genellikle tamlayanı düşebilen özel tamlama yapılarıdır. Örnek: "Benim çantam" veya düşmüş haliyle "çantam".
Belirtisiz ad tamlaması yapısındaki kelimelerin zamanla kaynaşarak yeni bir anlam veya özel ad oluşturmasıdır. Örnek: "Beypazarı" yer adı, "milletvekili" veya "kuşburnu" bitki adı.
Kelime ve kelime gruplarından yola çıkarak bir cümlenin ilke ve kurallarını, diller arası yapısal farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan bilim dalıdır.
Birden fazla kelimenin bağlama edatları veya noktalama işaretleriyle birbirine bağlanarak oluşturduğu ortak yapıdır. Tamlamaların içinde tamlayan veya tamlanan olarak yer alabilir.
Bir ismin bir başka kelime veya kelime grubu tarafından nitelenmesi veya belirtilmesiyle oluşan, sıfatın tamlayan, ismin ise tamlanan konumunda bulunduğu kelime grubudur. Örnek: 'bitmeyen gece'.
Varlıkların durumlarını, biçimlerini, renklerini ve nasıllıklarını bildiren; isimlere sorulan 'nasıl?' sorusunun yanıtı olan sıfat türüdür. Örnek: 'güzel ses', 'uzun geceler'.
İsimleri işaret, soru, belli belirsizlik ve sayı bakımından belirten; kendi içinde işaret, soru, belgisiz ve sayı sıfatları olarak dörde ayrılan sıfat grubudur.
İsimlerin kesin sayılarını ve miktarını belirten sayı sıfatı türüdür. Örnek: 'yedi öğrenci', 'bin bir gece'.
Önüne geldikleri isimleri sayı bakımından paylaştırma, dağıtma ve bölük bölük gösterme yönlerinden açıklayan sıfatlardır. Örnek: 'birer elma', 'ikişer ağaç'.
Belirttiği isimlerin sayısını kesirli ve oranlı olarak gösteren sıfat türüdür. Örnek: 'yüzde üç zam', 'yarım elma'.
Asıl sayı sıfatlarına gelerek belirttikleri nesneler arasında yakınlık ve birlik olduğunu gösteren, nesne topluluğu bildiren sıfatlardır. Örnek: 'ikiz çocuk', 'üçüz bebek'.
Sıfat tamlamasında sıfat kısmının, bir unsurun niteliğini dayandırma veya yükleme amacıyla oluşturduğu özel yapı grubudur. Örnek: 'başı dumanlı dağlar'.
Basamak sistemine göre büyük sayının önce, küçük sayının sonra geldiği, aralarında ek bulunmayan ve değerleri toplamına eşit olan sayı kelimeleri topluluğudur. Örnek: 'otuz sekiz', 'bin dokuz yüz on dokuz'.
Sıfat tamlaması ile isim tamlamasının iç içe geçmesi suretiyle oluşan, birden fazla tamlama türünün birlikte kullanıldığı yapı biçimidir. Örnek: 'baharın ilk ışıkları'.
İsim olarak bilinen bazı kelimelerin veya nesne adlarının (renk, maden vb.) bir başka ismin önünde yer alarak onun niteliğini belirtmesi ve sıfat görevini üstlenmesi olaydır. Örnek: 'altın hızma', 'gümüş yüzük'.
Aynen tekrarlamak, eş, yakın veya zıt anlamlılık ya da ses/hece ilavesi gibi ilişkilerle, genellikle iki veya daha çok kelimenin başta pekiştirme olmak üzere değişik amaçlarla yinelenmesiyle oluşan yapıdır. Metinden örnek: 'ağış barım' veya 'akıllı uslu'.
Yunanca 'iki ile, iki aracıyla bir' anlamına gelen ve alan yazında tekrar grupları, ikilemeler veya yinelemeler için kullanılan terimdir. Dünya dillerinden Türkçeye en yakın oranda Korece ve Japoncada görülür.
Aynı kelimenin, kelime grubunun veya cümlenin hiçbir ses değişikliğine uğramadan doğrudan yinelenmesiyle oluşan tekrar grubudur. Metinden örnek: 'Kasaba kasaba, vilayet vilayet dolaşmaktan yorulduk doğrusu.'
Dilimizdeki eş anlamlı kelimelerin bir araya gelmesiyle oluşan yapılardır; tamamen Türkçe, tamamen alıntı veya Türkçe ile alıntı kelimelerin karışımıyla kurulabilir. Metinden örnek: 'yol yordam' veya 'iman itikat'.
Grubu oluşturan kelimeler arasında tam bir eş anlamlılık olmasa da anlam yakınlığı bulunan tekrar gruplarıdır. Metinden örnek: 'boylu boslu ağaçlar' veya 'ak pak serin çarşaflar'.
Yapıyı oluşturan ögelerin anlamca birbirinin zıddı olduğu tekrar gruplarıdır. Metinden örnek: 'irili ufaklı tüm saatler' veya geçmişte gelip geçmiş anlamındaki ifadeler.
İlkinin anlamlı ikincisinin anlamsız ya da ilkinin anlamsız ikincisinin anlamlı olduğu tekrar gruplarıdır. Metinden örnek: İlki anlamlı ikincisi anlamsız olan 'tüyü tüsü yerinde' veya 'yarım yamalak'.
Yapıyı oluşturan her iki ögrenin de tek başına güncel dilde anlam taşımadığı tekrar gruplarıdır. Metinden örnek: 'süklüm püklüm belirdi' veya 'falan filan'.
Yalnızca kelimelerde görülen; ses değişikliği, ilk ünsüzün değiştirilmesi veya kelimenin başına hece eklenmesi suretiyle kurulan pekiştirme yapısıdır. Metinden örnek: 'gömgök', 'sapsarı', 'düpedüz'.
İsim kök veya gövdelerine bulunma, ayrılma, yönelme veya belirtme hâli eklerinin getirilmesiyle kurulan, genellikle her iki ögeye de ek alan tekrar gruplarıdır. Metinden örnek: 'ucundan ucundan' veya 'şuraya buraya'.
Tekrar gruplarının tıpkı basit bir kelime gibi cümle içinde doğrudan isim görevini üstlenmesi durumudur. Metinden örnek: 'Zengin fakir, çoluk çocuk, yan yana, diz dize yemek yedi' cümlesindeki özne veya isim unsurları.
Tekrar gruplarının isimleri niteleme veya belirtme işleviyle sıfat görevinde kullanılmasıdır. Metinden örnek: 'Gelgeç bir hayat başlar' ifadesindeki 'gelgeç' sözcüğü.
Tekrar gruplarının fiilleri veya fiilimsileri durum, zaman ya da ölçü yönünden niteleyerek zarf görevi üstlenmesidir. Metinden örnek: 'Kaplumbağa paytak paytak yürümeye başladı.'
İkilemelerin veya tekrar gruplarının yapım ekleri (+suz, +li) alarak yeni türemiş isimler meydana getirmesidir. Metinden örnek: 'tatsız tuzsuz' veya 'senli benli'.
Tekrar gruplarının pekiştirme işlevini yitirerek tamamen yeni ve kalıcı bir kavram/anlam kazanmasıyla oluşan birleşik isimlerdir. Metinden örnek: 'alışveriş' ve 'gelgeç'.
Tekrar gruplarının 'et-', 'ol-' gibi yardımcı fiillerle veya fiil çekimleriyle birleşerek fiil öbeği oluşturmasıdır. Metinden örnek: 'gölü allak bullak etti' veya 'didik didik etmek'.
Nermi Uygur'un denemelerinde ele aldığı, her dilin kendine özgü bir dünya yorumunu, algılayışını ve değerlendirme biçimini barındırdığını savunan dilbilimsel ve felsefi yaklaşımdır.
Fiillerin cümlede eksiz kalamamasından ötürü birtakım ekler alarak isim, sıfat veya zarf olarak kullanılabilmesini sağlayan sözcük türleridir. Örnek: 'Gülmek' fiilinin -mek ekiyle isimleşmesi.
İsim-fiillerin tek başına veya kendilerine bağlı diğer unsurlarla (özne, nesne, zarf tamlayıcısı) birleşerek cümlede isim soyu ödevler üstlendiği kelime öbeğidir. Örnek: 'Bir fikri telkin etmenin bin türlü şekli vardır.'
Sıfat-fiil ekleriyle türetilmiş fiilimsinin, yanına aldığı kelimelerle birlikte bir ismi nitelediği veya adlaşmış sıfat olarak kullanıldığı kelime öbeğidir. Örnek: 'okunur kılan, işlediği konular'.
Sıfat-fiirin niteleyeceği isim düşerek, sıfat-fiil ekinin doğrudan isim gibi çekim ekleri alarak kullanıldığı yapıdır. Örnek: 'uzaklaşanların niye uzaklaştıklarını'.
İsim-fiil ekleri arasında en işlek olan, salt fiil ismi yapımında ve cümle içinde isim-fiil grubu kurmada kullanılan temel ektir. Örnek: 'Söz verme, geleceğe söz geçirmek ister.'
Fiilimsi eklerini alarak eylem anlamını tamamen yitiren ve bir nesnenin, durumun kalıcı adı haline gelen sözcüklerdir. Örnek: 'dolmuş, dolma kalem, yazma.'
Sıfat-fiil teriminin alan yazınındaki eş anlamlısı olup, fiillerin sıfat görevinde kullanılmasını sağlayan yapılara verilen geleneksel addır. Örnek: 'Giden geminin arkasından bakakaldı.'
İsim-fiil veya sıfat-fiillerin edatlarla birleşerek oluşturduğu, genellikle cümlede zarf tümleci görevinde kullanılan öbeklerdir. Örnek: 'Anmak üzere Tokat’ta düzenlenen toplantılar.'
İsim-fiil veya sıfat-fiillerin çeşitli hâl eklerini (+DA, +DAn, +nA) alarak zarf işlevi kazanmasıyla oluşan yapılardır. Örnek: 'İşlenmek suretiyle insanı saadete ulaştırır.'
Günümüzde işlekliğini yitiren -AsI sıfat-fiil ekinin, daha çok beddua ve ilenme bildiren kalıplaşmış yapılarda kullanılmasıdır. Örnek: 'Boyu devrilesi, adı batasıca.'
İsim soylu yüklemlerin ve isim-fiil/sıfat-fiil gruplarının yüklem olabilmesini sağlayan (idi, imiş, ise, dir) yardımcı unsurdur. Örnek: 'Geliştirmektir' yükleminin ek fiil alması.
Girift birleşik cümlelerde fiilimsi gruplarının oluşturduğu ve temel cümlenin bir ögesini tamamlayan yapısal birimdir. Örnek: 'Doktor gelmeden önce ortalığı sildi.'
En az iki isim tamlamasının birbirine bağlandığı ve içerisinde isim-fiil gruplarının da yer alabildiği tamlama türüdür. Örnek: 'Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıldönümü kutlamaları.'
Fiillerin anlık olarak zarf işlevinde kullanılması için getirilen, yan cümleler kurarak cümlede zaman, durum, neden gibi zarf görevleri üstlenen fiilimsi türüdür. Örnek: 'Adam ona gülümseyerek baktı' cümlesindeki '-erek' eki zarf-fiil görevi üstlenmiştir.
Yapıları eş zamanlı olarak kök ve eklerine ayrılarak tam olarak açıklanamayan, sayıları sınırlı olan zarf-fiil ekleriyle kurulan yapılardır. -Xp, -X, -A, -AlI, -ArAk, -XncA, -mAdAn ve -ken ekleri bu gruba girer. Örnek: 'Gülümseyerek' sözcüğündeki -erek eki basit zarf-fiil ekidir.
İsim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil kök veya gövdelerine çeşitli yapım veya hâl eklerinin getirilmesiyle oluşturulan, yapısal tahlili yapılabilen zarf-fiil gruplarıdır. Örnek: 'Soyut-somut kaygılardan hiçbiriyle sınırlanmaksızın...' cümlesindeki '-maksızın' türemiş zarf-fiildir.
İsim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiillerin edatlar veya edat görevli kelimelerle bir araya gelmesiyle oluşan kalıcı zarf gruplarıdır. Örnek: 'Zeynep doktor gelmeden önce ortalığı siler...' cümlesindeki '-madan önce' birleşik zarf-fiildir.
Genellikle -Xp eki için kullanılan, ünsüzle biten zarf-fiil köklerine gelerek asıl fiili yardımcı fiile bağlayan veya durum bildiren ünsüz esaslı zarf-fiil terimidir. Örnek: '...sağ elini kalbinin üstüne götürüp, selâm verdi.'
Genellikle -X ve -A ekleri için kullanılan, ünlüyle kurulan ve tasvir birleşik fiillerde, ikilemelerde ya da kalıplaşmış yapılarda görülen ünlü esaslı zarf-fiil terimidir. Örnek: '...döne dolaşa geçiyor, sarsıla sarsıla ilerliyordu.'
Türkçede ek-fiil olarak bilinen ve -ken zarf-fiil ekinin doğrudan birleştiği temel fiil köküdür (i-ken > iken). Örnek: '...sesli düşünürken dahi aynı üslup zevkiyle konuştuğu müşahede edilecektir.'
Asıl fiilin anlamını zenginleştirmek veya çeşitlendirmek amacıyla bir zarf-fiil eki (-Xp, -X, -A) yardımıyla yardımcı fiile bağlanmasıyla oluşan birleşik eylemlerdir. Örnek: '...kocaman bir kutu gürültüyle duruverdi yanımda.'
Zarf-fiil eklerinin zamanla kalıplaşarak zarf, bağlaç ve edat gibi yeni sözcük türleri türetmesi olayıdır. Örnek: 'Üçe beş kala, üçü beş geçe, bana göre iş' kalıplaşmış zarf-fiil kullanımlarıdır.
Fiil kök veya gövdelerine -ar ve -maz eklerinin getirilmesiyle kurulan, eylemin hemen arkasından başka bir eylemin gerçekleştiğini bildiren zarf-fiil grubudur. Örnek: 'Odaya girer girmez, orada bulunanlardan bir kadın... işaret ederek konuştu.'
Görülen geçmiş zaman ekinden sonra soru ekinin gelmesiyle oluşan, fiilimsi eki içermemesine rağmen işlevsel olarak bir zarf-fiil grubu gibi cümleleri birbirine bağlayan yapıdır. Örnek: 'Söz denemecilere dayandı mı, yaygın bir inanışla edebiyata başvurmasını salık verirler.'
Bir ünlem edatı ile bir isim unsurunun birleşerek duygu, heyecan veya sesleniş bildirdiği eksiz kelime grubudur. Metinden örnek: 'Ey şehit', 'Hey arkadaşlar'.
Yalın, yaklaşma, uzaklaşma veya ilgi durumundaki bir ismin son çekim edatıyla birleşmesiyle oluşan yardımcı kelime grubudur. Metinden örnek: 'Sonsuza kadar', 'düne kadar'.
İki veya daha fazla isim unsurunun bağlama edatlarıyla şekil ve anlam bakımından birbirine bağlanarak sıralandığı kelime grubudur. Metinden örnek: 'Ahmet ve Fatma'.
Türkçede ad çekiminde seslenme ve hitap durumu bulunmadığından, seslenmelerin ünlem kullanılmaksızın ses titremesiyle yapılmasıdır. Metinden örnek: 'Arkadaş!', 'Murat!'.
İsim unsurlarıyla bir araya gelerek edat grubunu oluşturan, ek almayan ve isimleri anlam bakımından destekleyen edat türüdür. Metinden örnek: 'için', 'gibi', 'kadar'.
Bağlama grubunu oluşturan, öğeleri şekil veya anlam bakımından sıralayan edatlardır. Metinden örnek: 've', 'ile', 'ilâ'.
Bağlama grubunun oluşumunda kullanılan, iki unsuru karşılaştıran tekrarlı bağlama edatlarıdır. Metinden örnek: 'ya... ya...', 'hem... hem...'.
Seçenek veya denkleştirme bildiren bağlama edatlarıdır. Metinden örnek: 'veya', 'yahut', 'ya da'.
Cümlede veya kelime grubunda pekiştirme ve kuvvetlendirme işlevi gören bağlama unsurlarıdır. Metinden örnek: '...dA', 'değil'.
Cümlenin temel yargısına doğrudan katılmayan, yükleme soru sormak suretiyle bulunmayan ve cümlede duygu/duruş bildiren birimlerdir. Ünlem grubu bu gruba girer.
Başkasının sözünün veya düşüncesinin doğrudan cümle içinde yansıtıldığı yapılardır. Ünlem grubu aktarma cümlesi olduğunda nesne veya zarf görevinde kullanılabilir.
Nurettin Demir ve Emine Yılmaz'ın terminolojisinde, tamlayan-tamlanan ilişkisi bulunmayan kelime grupları altında edat grubuna verilen adlandırılmadır.
Bağlama grubunun ilk isim ögesi olabilen, kişilerin unvan ve adlarını barındıran yapıdır. Metinden örnek: 'Kızılay Kadınlar Kolunun Başkanı Zehra Müfit Hanım'.
İki veya daha fazla kelimenin bir araya gelerek oluşturduğu, tek kelimeye denk olan ve yargı bildirmeyen gramer birimidir. Sözlük unsurunun tek başına yetersiz kaldığı durumlarda anlam netliğini sağlamak için kurulur.
İki veya daha fazla ismin yan yana gelerek bir varlığa ya da nesneye özel ad olması durumudur. Tamlama özelliği taşımaz ve ad-soyadından oluşan kişi isimlerinin tamamı bu gruba girer; örneğin 'Mehmet Akif Ersoy'.
Bir kişi ismiyle birlikte kullanılan akrabalık, meslek, rütbe veya yakınlık belirten kelimelerin oluşturduğu özel ad öbeğidir. Unvan sonda yer alır ve vurgu birinci unsur üzerindedir; örneğin 'Süleyman Efendi'.
Wittgenstein’ın düşünmeyi olanaklı kılan resimlerin olgusal ilişkileri yansıtan kelimelerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu savunan yaklaşımıdır. Dil ile temsil ettiği şey arasındaki aynılığa dayanır.
Jean Deny’nin tamamlama ilişkisi bulunmayan, kelimelerin sadece yan yana gelmesi esasına dayanan birleşik isim grupları için kullandığı nitelendirmedir.
Wilhelm von Humboldt’un dilbilime kazandırdığı, her dilin kendine özgü bir anlama ve düşünme yolu bulunduğunu, dolayısıyla dillerin sözcüklerinin tam eşanlamlı olmadığını savunan kavramdır.
Leo Weisgerber okulunun benimsediği, insanların dış dünyayı doğrudan değil, zihinlerinden ve dilin süzgecinden geçirerek algıladıkları alanı ifade eden kavramdır.
İnsanoğlunun herhangi bir şeyi kendi dilinin yapısının yerleşik olduğu temel şemaya göre anladığını ve anlattığını savunan, dille gerçeklik arasındaki ilişkiyi inceleyen dilbilim varsayımıdır.
Weisgerber okuluna göre zihnin dış dünyadan kavrayıp aldığı ve birbiriyle sınırlanmış ögelerden oluşan dilsel birimlerdir.
1930'larda Korzybski ile başlayan, dillerin yapısının insanoğlunun bilgi dünyasını etkilediğini ve insanın gerçeği ancak dil aracıyla tanıyabileceğini savunan akımdır.
Karaağaç'ın sınıflandırmasında hem birleşik isim grubunu hem de unvan grubunu kapsayan, özel adları oluşturan üst çatı terimidir.
Bir isim ile yardımcı fiilin veya iki ayrı fiil şeklinin birleşerek tek bir kavramı karşıladığı fiil türüdür. Ögeler asıl anlamlarından uzaklaşarak yeni bir anlam ifade eder, örneğin 'mutlu et-' veya 'kabul etmek'.
İsim soydu kelimeleri fiilleştirmek veya esas fiile anlam inceliği katmak için kullanılan 'et-, eyle-, ol-, kıl-, yap-' gibi kelimelerdir. Örneğin 'dost olmak' birleşik fiilinde 'olmak' kelimesi yardımcı fiil görevi üstlenmiştir.
İki ayrı fiilin zarf-fiil ekleri yardımıyla kaynaşmasıyla oluşan, ilk fiilin esas anlamı koruduğu, ikinci fiilin ise ilk fiile biçim ve anlam inceliği kattığı birleşik fiillerdir. Örnek: 'bakıver-', 'şaşakal-'.
Esas fiile -(y)A zarf-fiil eki ve 'bil-' yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan, işi yapmaya gücü yettiğini bildiren tasvir fiilidir. Örnek: 'yazabil-', 'görebil-'.
Esas fiile -(y)I, -(y)U zarf-fiil ekleri ve 'ver-' yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan, işin çabucak ve ansızın yapıldığını bildiren tasvir fiilidir. Örnek: 'bakıver-', 'dolduruver-'.
Esas fiile uygun zarf-fiil ekleri ve gel-, git-, dur-, kal-, koy- yardımcı fiillerinin getirilmesiyle kurulan, işin kesintisiz sürdüğünü bildiren tasvir fiilidir. Örnek: 'süreget-', 'durakal-'.
Esas fiile -(y)A zarf-fiil eki ve 'yaz-' yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan, oluş veya kılışın 'az kalsın, neredeyse' gerçekleşeceği anlamını veren fiildir. Örnek: 'öleyaz-', 'düşeyaz-'.
Bir isim unsuru ile bir fiil unsurunun birleştiği, unsurların ya da bir kısmının sözlük anlamı dışında kullanıldığı deyimleşmiş birleşik fiillerdir. Örnek: 'göz koy-', 'kulak kesil-'.
Kelime grupları ve cümlelerden yıpranma ve kalıplaşma yoluyla ortaya çıkan, iki isim unsurundan oluşan ve vurgunun ikinci unsurda olduğu kelime grubudur. Örnek: 'gözü aydın', 'yüreği buruk'.
İlgi hâli eki almış bir isimle, iyelik eki düşmüş diğer bir ismin bir araya gelmesiyle oluşan kısaltma grubudur. Örnek: 'senin kitap'.
Yükleme (belirtme) hâli eki getirilmiş bir isimle başka bir ismin oluşturduğu, genellikle çekimsiz fiillerden kısalmış kısaltma grubudur. Örnek: 'ticareti teşvik'.
Bulunma hâli eki getirilmiş bir isimle bir başka ismin birleşmesiyle oluşan, sayı ifadelerinde ve şiirsel imgelerde sıklıkla görülen kısaltma grubudur. Örnek: 'gökte yıldız', 'elde yalın kılıç'.
Sıfat tamlamasının ters çevrilmiş hâli görünümünde olan, bir nitelik isminin kendisinden önce gelen isme dayandırılmasıyla oluşan kelime grubudur. Örnek: 'boynu uzun', 'başı bozuk'.