Kollu şamdan modeli, modern insanın (Homo sapiens) evrimini açıklayan temel teorilerden biridir ve bu modele göre Homo sapiens, dünya genelindeki farklı coğrafyalarda bağımsız olarak evrimleşmiştir. Modelin temel varsayımı, Afrika, Avrupa ve Asya'daki populasyonlar arasında hiçbir gen akışının olmadığı yönündedir; yani bu kıtalardaki insan grupları birbirlerinden tamamen izole bir şekilde gelişim göstermiştir. Bu görüşe göre günümüzdeki Avrupa ve Asya populasyonlarında bulunan tüm genetik materyal, doğrudan o bölgelerdeki lokal arkaik populasyonlardan köken almaktadır ve dışarıdan büyük bir genetik katkı almamıştır. Çok merkezli evrim modeli, modern insanın kökenini açıklarken bölgesel bağımsızlığı savunmakla birlikte populasyonlar arası gen alışverişine de odaklanır. Bu modele göre Homo sapiens, Avrupa, Afrika ve Asya'da eş zamanlı olarak evrimleşmiştir; ancak bu süreçte türün devamlılık gösteren tek bir tür halinde kalmasını sağlayacak ölçüde yeterli bir gen akışı populasyonlar arasında gerçekleşmiştir. Sonuç olarak, günümüz insan populasyonlarının sahip olduğu gen havuzları, dünyanın farklı bölgelerinde bulunan uzak ve lokal arkaik populasyonların bir nevi karışımından meydana gelmiştir. Tek merkezli evrim modeline göre modern Homo sapiens öncelikli olarak tek bir merkezde, yani Afrika kıtasında evrimleşmiş ve daha sonra buradan Avrupa ve Asya bölgelerine doğru göç etmiştir. Göç dalgaları sırasında modern insan, karşılaştığı lokal formların yerini herhangi bir hibritleşme, yani melezleşme olmaksızın tamamen almıştır. Bu modelin en önemli iddialarından biri, fosil kayıtlarında yer alan ilk arkaik formlara ait hiçbir genetik mirasın günümüz modern insan populasyonlarında kesinlikle bulunmadığıdır. Hibritleşme ve asimilasyon modeli, modern Homo sapiens'in Afrika'da evrimleşip sonradan Avrasya'ya göç ettiğini kabul etmekle birlikte, yerli populasyonlarla tamamen bir yabancılaşma olmadığını savunur. Bu modele göre yeni gelen modern insanlar büyük oranda lokal formların yerini almıştır, ancak yeni gelen göçmenler ile yerleşik arkaik gruplar arasında zaman zaman hibritleşmeler (melezleşmeler) meydana gelmiştir. Bu sürecin sonucunda arkaik lokal populasyonlara ait bazı genler yeni nesillere asimile edilmiş ve bu genler günümüzdeki modern insan populasyonlarında hala varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Modern Homo sapiens’lerin atalarının Afrika’dan çıkışları yaklaşık olarak 200 bin yıl öncesine dayanmaktadır ve bu dönemde kuzeyde yer alan elverişli bir geçit, insan kitlelerinin dünyaya yayılmalarına olanak sağlamıştır. Yayılma süreçleri öncelikle kuzeye ve doğuya doğru gerçekleşmiş, çok sonraları ise batı yönüne doğru ilerlemiştir; bu noktada Güneydoğu Afrika’da başlayan Büyük Rift Vadisi kritik bir rol oynamıştır. Doğu Afrika’yı boydan boya geçerek Orta Doğu’daki Levant koridoru boyunca Anadolu’ya kadar uzanan bu jeolojik koridor, kuzeye göç eden hem hayvanlar hem de erken insan toplulukları tarafından sürekli olarak bir göç yolu olarak kullanılmıştır. İnsanların Afrika’dan çıkarak Avrasya’ya yayılmalarındaki en büyük etkenler arasında iklim değişiklikleri, karasal memelilerin göç hareketleri ve populasyonlarda meydana gelen genişlemeler yer almaktadır. Ayrıca akrabalık ilişkilerindeki artışlar, kültürel gelişmeler, dil ve sembolizmin kullanımıyla birlikte ortaya çıkan karmaşık insan davranışları da bu yayılımı hızlandıran sosyal ve bilişsel dinamiklerdir. Arkeolojik buluntular, yayılımların Kuzey Doğu Afrika’dan Arap Yarımadası’na 150-130 bin yıl önce, Güney Batı Asya’ya ilk kez 130-90 bin yıl önce, Güneydoğu Asya’ya 80-60 bin yıl önce ve Güney Batı Asya’ya ikinci kez 50 bin yıl önce gerçekleştirildiğini kanıtlamaktadır.