Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Doğalcı-Olmayan Teoriler, felsefe tarihinde değer ve değer yargılarının doğasını açıklamaya çalışan bilişselci bir teoriler grubudur. Bu yaklaşım, Doğalcı Teorilerin ileri sürdüğü görüşlerin tam karşısında yer alır ve değerin, nesnelerin özneye bağlı olmadan sahip olduğu kendine ait ya da içsel bir nitelik olduğunu savunur. Örneğin, 'Yardımseverlik iyidir' gibi bir değer yargısı, yardımseverliğin insan ilgisinden, arzularından veya tercihlerinden bağımsız bir biçimde iyilik niteliğine sahip olduğunu ifade eder. Benzer şekilde, bir sanat eseri insanlar tarafından beğenilmese ya da arzu edilmese bile kendi başına güzellik niteliğini taşıyabilir.
Bu teorilere göre değer, bizim o şeyi istememizden, arzulamamızdan veya onlardan haz almamızdan tamamen bağımsızdır; bir şey biz onu istemesek dahi değerli, istesek dahi değersiz olabilmektedir. Doğalcı-Olmayan Teorilerin en temel iddialarından biri de değerle ilgili niteliklerin (iyi, güzel, ahlaken doğru vb.), doğalcı teorilerin iddia ettiği gibi doğrudan ya da dolaylı olarak deneyimlenebilen olgusal nitelikler olmadığı, aksine 'doğal-olmayan nitelikler' olduğudur. Bu durum, değer yargılarının hiçbir şekilde olgu yargılarına dönüştürülemeyeceği anlamına gelir; dolayısıyla 'Sözlerimizi tutmak haz verir' veya 'En çok kişiye mutluluk sağlar' gibi olgusal ifadeler, 'Sözlerimizi tutmamız iyidir' değer yargısının tam karşılığı ya da dönüştürülmüş hali olamaz.
Doğalcı-Olmayan Teoriler, değer yargılarının doğru ya da yanlış olabilen bilişsel ifadeler olduğunu kabul ederler. Ancak bu yargılar olgu yargılarına indirsterilemediği için, onların doğruluğu veya yanlışlığı bilimsel, deneysel ya da ampirik yöntemlerle tespit edilemez. Örneğin, ölüm cezasının ahlaken doğru olup olmadığını gözlem yoluyla ya da bilimsel araçlarla kanıtlamak imkansızdır. O halde bu yargıların doğruluğu nasıl bilinir? Bu teorilere göre değer yargılarının doğruluğu ya da yanlışlığı sezgisel olarak bilinir; başka bir deyişle bu yargılar kendiliğinden apaçık oldukları için herhangi bir kanıtlamaya veya dışsal desteğe ihtiyaç duymazlar.
Doğalcı-Olmayan Teoriler arasında felsefe tarihinde en tanınmış ve en çok tartışılan yaklaşım G. E. Moore'un teorisidir. Moore, çığır açan eseri 'Etiğin İlkeleri' (Principia Ethica) adlı kitabında bu teorinin çatısını oluşturan iki temel iddia öne sürmüştür. İlk olarak, 'iyi' kavramının herhangi bir doğal ifadeyle eşanlamlı olmadığını savunur. Doğalcı teorilerin aksine 'iyi', haz verici olma, arzu edilebilir olma gibi doğal bir niteliği gösteren terimlerden tamamen farklı, kendine has ve biricik bir terimdir.
Moore'un ikinci ve belki de en radikal iddiası ise 'iyi'nin tanımlanamaz olduğu yönündedir. Ona göre iyi, sadece doğal ifadelerle değil, hiçbir şekilde başka kavramlar aracılığıyla tanımlanamaz. Dilin, kendiliğinden açık olan ve bu yüzden tanımlanamayan birkım nihai (temel) terimleri bulunmaktadır ve 'iyi' de bu basit, indirsterilemez terimlerin başında gelmektedir. Bu bağlamda, iyi kavramını başka özelliklerle açıklamaya çalışmak bir yanılgıdır (natüralist yanılgı).
Doğalcı-Olmayan Teoriler felsefe dünyasında pek çok eleştiriye maruz kalmıştır. Bunlardan ilki, bu teorilerin 'doğal-olmayan nitelikler' adını verdikleri varlık alanı dışı niteliklerin var olduğunu iddia etmeleridir. Bilişselci-olmayan (duygucu/ifadecisi) filozoflar, iyilik ve güzellik gibi niteliklerin nesnelerde fiilen bulunmadığını, değer yargılarının sadece duyguları dışa vurmak, emirler vermek veya başkalarına kılavuzluk etmek için kullanılan bilişsel-olmayan dilsel araçlar olduğunu savunarak bu yaklaşımı temelden reddederler.
Bir diğer önemli eleştiri, bu teorilerin değer yargılarının doğruluğunun tespitini yapamıyor oluşuyla ilgilidir. Eğer iyilik ve güzellik gibi nitelikler görünmez, ampirik olarak tespit edilemez niteliklerse, bir şeyde bunların var olup olmadığını nasıl bilebiliriz? İki insan bir şeyin iyi olup olmadığı konusunda anlaşmazlığa düştüğünde, hangisinin haklı olduğunu anlamanın hiçbir nesnel yolu yoktur. Bu durum şu mantıksal argümanla ifade edilir: Eğer Doğalcı-Olmayan Teoriler doğruysa bir şeyin değeri asla bilinemez; ancak bazı şeylerin değerli olduğu bilinmektedir; o halde bu teoriler doğru olamaz.
Son olarak, değerlendirici terimleri kullanan kişilerin aslında aynı şeyi kastettiklerinin bilinemeyeceği sorunu eleştirmenler tarafından dile getirilmiştir. Varlığı ampirik olarak hiçbir şekilde tespit edilemeyen nitelikler söz konusu olduğunda, iki farklı insan 'Bu iyidir' dediğinde aynı şeyi mi kastediyor, yoksa tamamen farklı sezgisel tasarımlardan mı bahsediyor, bunu kesin olarak saptamak imkansızdır. Bu durum, teorinin iletişimsel ve nesnel temelini zayıflatmaktadır.