Özet
← Ünite 8

Ünite 8: Kendinde Değer — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

18.1. Kendinde Değer Kavramına Giriş ve Temel Tanım

Günlük hayatta birçok şeyin değerinden bahsettiğimizde, aslında bu değerin bizi başka şeylere ulaştırmalarından kaynaklandığını görürüz. Örneğin, paranın kendiliğinden bir amacı yoktur; bizi isteklerimize ulaştıran bir araç olduğu için değerlidir. Ancak paranın sağladığı istekler de bizi mutsuz edecekse kıymetsizleşebilir. Bu durum bizi mutlu etme potansiyeliyle değer kazanır. Eğer her şey başka bir şey için değerli olmaya devam ederse, zincirleme bir gerilemeyle hiçbir şeyin asıl değerinden bahsedemeyiz.

Bu sonsuz gerilemenin bir yerde son bulması gerekir. Felsefi açıdan bu son nokta, değeri başka bir şeyden kaynaklanmayan veya başka bir şeyle ilişkisinden gelmeyen şeydir. Örneğin boş vakit spor yapmaya, spor ise sağlıklı olmaya yol açtığı için değerlidir; fakat sağlıklı olmak başka bir şeye hizmet ettiği için değil, bizzat kendisi bakımından değerlidir.

İşte felsefeciler, değeri kendinden kaynaklanan ve kendisi bakımından değerli olan bu olguyu 'Kendinde Değer' olarak adlandırırlar. Bu kavramı ifade etmek için içsel değer, araçsal-olmayan değer, amaç değer, kendinde iyi, amaçsal iyi veya nihai iyi gibi farklı terimler de kullanılmaktadır. Değer felsefesinin en temel taşlarından biri olan bu kavram, şeylerin özündeki nihai önemi anlamamızı sağlar.

2Kendinde Değer Hakkındaki Şüpheler ve Eleştiriler

Felsefe tarihinde her ne kadar yaygın kabul görse de, kendinde değer kavramına karşı bazı önemli şüpheler ve eleştiriler yöneltilmiştir. Bunların başında 20. yüzyıla kadar savunulan doğalcı ve doğalcı-olmayan teorilerin 'şeylerin içsel veya ilişkisel bir niteliğinden değer kazandığı' kabulüne karşı çıkan akımlar gelir. Bu eleştirilerin ilk güçlü seslerinden biri Axel Hägerström tarafından dile getirilmiştir.

Hägerström'ün başını çektiği ve sonradan 'Bilişselci-Olmayan Teoriler' olarak adlandırılan akım, kendinde değerin nesnenin kendisinden kaynaklandığı fikrini reddeder. Onlara göre değer, nesnenin nesnel bir niteliği değil, bizzat özneden kaynaklanan bir atfettirmedir; dolayısıyla herkes için geçerli nesnel bir kendinde değer düşüncesi geçersizdir.

Bir diğer önemli eleştiri ise Pragmatist felsefeden, özellikle John Dewey'in görüşlerinden beslenir. Dewey, amaç olarak iyi ile araç olarak iyi arasındaki keskin sınırları reddeder. Ona göre amaçlar ve araçlar durumsal olarak değişir; bir bağlamda amaç olan şey, başka bir bağlamda araç haline gelebilir. Bu nedenle zamansız ve genel geçer bir kendinde değerler listesi aramak felsefi bir hatadır.

3Kendinde Değerin Mahiyeti: Moore ve Brentano'nun Yaklaşımları

Felsefe tarihinde kendinde değerin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar mevcuttur. G. E. Moore, kendinde iyinin ne olduğunu anlamak ve ortaya koymak için 'Yalıtma Yöntemi' adlı zihinsel bir test önermiştir. Bu teste göre, bir şeyin kendinde iyi olup olmadığını anlamak için onu evrendeki diğer her şeyden yalıtıp, sadece onun var olduğu bir evren hayal etmemiz gerekir.

Moore’un bu yöntemine göre, eğer sadece hazzın olduğu bir evren ile bilgi, erdem ve estetik güzelliklerin olduğu ama daha az hazzın bulunduğu başka bir evren kıyaslandığında ilki tercih edilmiyorsa, haz tek başına bir kendinde iyi olarak kabul edilemez. Moore, kendinde değerin yalnızca nesnenin kendi içsel niteliklerinden türediğini savunur.

Buna karşın Franz Brentano, C. D. Broad, W. D. Ross ve A. C. Ewing gibi filozoflar kendinde değerin sadece içsel özelliklerle değil, belirli duygulara ve arzulara uygunlukla tanımlanması gerektiğini savunurlar. Onlara göre bir şey, kendi uğruna arzulanmaya değerse veya onu kendisi için tercih eden bir özneye uygunsa kendinde değer taşır. Bu bağlamda Christine Korsgaard, içsel niteliklere sahip olanı 'kendinde değer', kendi uğruna amaçlananı ise 'nihai değer' olarak ayırmanın daha doğru olacağını belirtir.

4Birden Fazla Kendinde Değer Var mıdır? Tekçilik ve Çokçuluk

Kendinde değer teorisindeki bir diğer kritik tartışma, bu değerlerin tek mi yoksa çoğul mu olduğu üzerinedir. 'Değer Tekçiliği'ni savunanlar, evrende yalnızca tek bir kendinde değerin bulunduğunu, diğer tüm değerlerin bu tek değere indirgenebileceğini savunurlar. Tekçilik, değerlerin kökenini tek bir ilkeye bağlama iddiasındadır.

Karşı cephede yer alan 'Değer Çokçuluğu' ise birden fazla kendinde değerin var olduğunu öne sürer. Örneğin hem hazzın hem de bilginin ayrı ayrı birer kendinde değer olduğunu savunurlar. Ancak Çokçuluk görüşü de bazı eleştirilere maruz kalmaktadır; bunlardan biri, çoklu bir listenin açıklayıcılıktan uzak olması ve 'Neden bu ikisi?' sorusuna tatmin edici bir yanıt verememesidir.

Çokçuluğa yöneltilen bir diğer büyük eleştiri ise değerlerin kıyaslanamazlığı sorunudur. Eğer haz ve bilgi gibi birden fazla kendinde değer varsa, örneğin 2 birim haz ve 1 birim bilgi içeren bir durum ile 1 birim haz ve 2 birim bilgi içeren bir durumu nesnel olarak nasıl tartıp kıyaslayabiliriz? Çokçuluk bu kıyaslanamazlık açmazına yol açtığı için eleştirilmektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250