Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Meta-normatif değer teorilerinin cevap aradığı en temel alanlardan biri 'değer türleri sorunu'dur. Bu sorun; değerlerin türlerinin olup olmadığını, varsa neler olduğunu, bu türlerin birbirlerinden nasıl ayrılabileceğini ve aralarındaki ilişkilerin mahiyetini inceler. Konuyu somutlaştırmak adına bir soru-cevap zinciri düşünebiliriz: Başkalarına yardım etmenin neden iyi olduğu sorulduğunda insanların ihtiyaçlarını karşıladığı cevabı alınır; ihtiyaçların karşılanmasının neden iyi olduğu sorulduğunda mutlu ettiği söylenir. Bu zincir 'çünkü mutluluğun kendisi iyidir' ya da 'hazzın kendisi iyidir' şeklinde nihai bir yere dayanır.
Bu soru-cevap zinciri bize kritik bir gerçeği gösterir: Eğer bir şeyin iyiliği ya da değeri başka bir şeyden kaynaklanıyorsa, bu gidişatın bir yerde son bulması gerekir. Bu son durak, değeri başka bir şeyin türevi olmayan, başka bir şeyle ilişkisinden gelmeyen bir değer olmalıdır. Dolayısıyla felsefeciler, bazı şeylerin değerinin kendinden kaynaklandığını, bazılarının ise başka unsurlara bağlı olduğunu tespit etmişlerdir.
Felsefe tarihinde değerler üzerine yapılan en temel ayrımlardan birincisi 'kendinde değer ile dışsal değer' ayrımıdır. Bir nesnenin ya da durumun değeri kendi özünden mi gelmektedir, yoksa başka bir amaca hizmet ettiği için mi değerlidir sorusu bu ayrımın temelini oluşturur. Örneğin paranın değeri kendinde değil, arzuladığımız şeylere ulaşmamıza vesile olduğu (araç olduğu) için dışsal bir değerdir.
Değerler arasındaki ayrımlardan bir diğeri ahlaki değer ile estetik değer arasında yapılır. Bu ayrımı anlamak için sanat ve propagandanın kesiştiği tartışmalı örnekler incelenebilir. Örneğin Nazi Almanyası döneminde çekilen ve Leni Riefenstahl tarafından yönetilen 'İradenin Zaferi' belgeseli Ari ırkın üstünlüğünü savunan bir Nazi propagandasıdır.
Bu belgesel siyasi ve ahlaki açıdan son derece sakıncalı ve düşük ahlaki değere sahipken, film tekniği ve sinematografik özellikleri bakımından değerlendirildiğinde yüksek bir estetik değere (güzel olma niteliğine) sahip olduğu kabul edilir. İşte bu durum, bir nesnenin ya da eserin ahlaki değeri ile estetik değerinin birbirinden tamamen farklı olabileceğini ve bu iki değer kategorisinin karıştırılmaması gerektiğini gösterir.
Estetik değer 'güzel-çirkin' ekseninde değerlendirilirken, ahlaki değer 'iyi-kötü' veya 'doğru-yanlış' ekseninde ele alınır. Bir sanat eseri ya da eylem estetik olarak kusursuz olabilirken ahlaki açıdan kınanabilir veya tam tersi bir durum sergileyebilir.
Felsefecilerin üzerinde durduğu bir diğer önemli ayrım ise ahlaki değer ile faydayla-ilgili (refahla ilgili) değer arasındaki ayrımdır. Bu ayrımı somutlaştırmak için iki zıt örnek düşünülebilir: Birincisi, maddi durumu çok iyi olmadığı halde bir yardım kurumuna yüklü bağış yapıp kendi hayatını maddi zorluğa sokan kişi; ikincisi ise zenginlik ve refah içinde yaşayan ancak ahlaki açıdan kınanacak eylemlerde bulunan mafya babasıdır.
Yardım kurumuna bağış yapıp kendi refahından feragat eden kişinin eylemi ahlaken çok değerli ve iyidir; ancak kendi kişisel faydası ve refahı bakımından hayatını kötüye götürdüğü için faydayla-ilgili değer açısından olumsuz bir durum yaratmaktadır. Benzer şekilde, zengin ve konforlu bir hayat süren mafya babasının durumu kendi kişisel refahı bakımından (faydayla-ilgili olarak) iyi görünse de ahlaki açıdan kötüdür.
Bu örnekler, bir eylemin veya yaşam biçiminin ahlaki açıdan iyi olabile ancak kişinin kendi çıkarları veya refahı bakımından kötü olabileceğini ya da tam tersinin geçerli olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle ahlaki değer ile faydayla-ilgili değer kategorileri dikkatle ayrılmalıdır.
Değer türleri sorunu yalnızca temel ayrımlarla sınırlı kalmamış, tarihteki pek çok filozof ve kuramcı tarafından farklı sınıflandırma biçimleriyle ele alınmıştır. Felsefeciler değerlerin çeşitliliğini açıklamak için kapsamlı şemalar ve listeler öne sürmüşlerdir. Bu görüşlerin incelenmesi, değerler felsefesinin (aksiyolojinin) sınırlarını ve zenginliğini anlamak açısından elzemdir.
Perry ve Taylor, değeri geniş bir anlamda ele alarak 'değer alanları' adı altında sekiz temel alan belirlemiştir: Ahlak, sanat, bilim, din, iktisat, siyaset, hukuk ve âdet. Bu yaklaşım, insan yaşamının farklı veçhelerinin kendine has değer türlerine sahip olduğunu savunur.
Doğan Özlem ve Frankena gibi isimler de değerleri kendi sistematikleri içinde gruplandırmıştır. Doğan Özlem hazcı, bilgisel, ahlâksal, estetik ve dinsel değerler olarak bir sınıflandırma yaparken; Frankena ahlaki ve ahlaki olmayan değerler ayrımına giderek yarara bağlı, dışsal ve özbiçimsel gibi alt kategoriler türetmiştir. Von Wright ise iyileri araçsal, teknik, yararcı, hazcı ve insan için iyi (iyi-durumdalık) olarak kategorize etmiştir.